Tüm sokaklarının ismi Adigece olan tek yer Kfar Kama

0
247

İsrail Kfar Kama’da doğan 43 yaşındaki Aibek (Aybek) Napso, 1878’de Kfar Kama’ya yerleşen büyük büyük dedelerinin 5. kuşak torunu… Kamu yönetimi tahsili alan Napso, İsrail Çalışma Bakanlığı’nda başmüfettiş olarak 7 sene çalışmış.

Çocukluğunda yaz kamplarına katılan ve birçok ödül kazanan Napso’nun futbol antrenörlüğü belgesi var. Babasının Çerkes tarihine ve kültürüne olan ilgisi nedeniyle Napso da son 25 yıldır bu konuda araştırmalar yapıyor. Çalışma Bakanlığı’ndaki görevine başlamadan önce Çerkes Mirası Merkezi’nde turist rehberliği yapan Napso son bir yıldır merkezin müdürlük görevini üstlenmiş.

Kfar Kama’daki sokakların tümüne Çerkesçe isimler verilmesi fikrinin öncülüğünü yapan Napso’nun hayali gerçekleşmiş. Napso bu konuyla ilgili olarak, “Kfar Kama, tüm sokaklarının ismi Adigece olan tek yer” diyor.

Kfar Kama’da spor ve kültürle ilgili iki vakfın denetmenliğini de yapan Napso ile İsrail Çerkeslerini, Çerkes Mirası Merkezi’ni ve anavatana dair duygularını konuştuk.

-Kfar Kama’daki Çerkes Mirası Merkezi’nin müdürü olarak müzenin tarihçesinden bahsetseniz… Ne zaman ve kimler tarafından kuruldu?

-Kfar Kama sakinleri tarafından 2010 yılında Çerkes Mirası Merkezi kuruldu. Çerkes Müzesi ise aynı kişiler tarafından 2007 yılında kurulmuştu. Çerkes Mirası Merkezi kurulunca Kfar Kama Belediyesi’ne ait müze binası kendilerine tahsis edildi.

Özel sektör kurumu olan Çerkes Mirası Merkezi 2019 yılında belediyeye devredildi ve artık belediye tarafından yönetiliyor. Merkezimiz aynı anda 100 ziyaretçinin ağırlanabileceği büyük bir salona, 4 odadan oluşan Çerkes Müzesi’ne ve halk dansları gösterilerinin sergilendiği geniş bir bahçeye sahip.

-Müzede sergilenen objelerle ilgili neler söylersiniz?

-Müzede onlarca obje var: Çerkes erkek ve kadın kostümleri, müzik enstrümanları, mutfak gereçleri, demircilik ve marangozlukla ilgili malzemeler, silahlar ve ev gereçleri… En önemli objelerden biri ise yaklaşık 160 yıllık olduğu tahmin edilen Çerkes kaması.

41 yıllık isli Çerkes peyniri

Müzedeki en ilginç obje ise 1980’de geleneksel metotlarla imal edilmiş olan ve 41 yıldır müzede sergilenen isli Çerkes peyniri… Peynire kama şekli verilmiş ve bu da onu daha ilginç ve değerli kılıyor.

-Müzeyi yılda yaklaşık kaç kişi ziyaret ediyor?

-Pandemi gibi olağanüstü şartlar dışında ziyaretçi sayısı 10 bin ve 40 bin arasında değişiyor.

-Çerkes olmayan ziyaretçilerin reaksiyonları nasıl oluyor?

-İlk sözleri “Vay canına! Bunları hiç bilmiyordum” oluyor genellikle. Bir de şunları söylüyorlar: “Harika bir kültür mirasınız var. Ayrıca çok temiz ve düzenlisiniz. Sanki yabancı bir ülkeyi ziyaret ediyormuşuz gibi. Temiz ve sakin köyler, tablo gibi patikalar ve cennet gibi manzaralar görmek için zaman zaman Avrupa ülkelerine gidiyoruz. Sonra aniden Kfar Kama’ya geliyoruz ve aradığımız birçok şeyin yıllardır burada olduğunu keşfediyoruz. Köyün yanından sık sık geçiyorduk ama bu kez ziyaret etmeye karar verdik ve yıllardır bunu yapmamış olduğumuz için neler kaçırdığımızı fark ettik.”

“İsrail’de yaklaşık 4.500 Çerkes yaşıyor”

-İsrail’deki Çerkes nüfusu ve eğitim şartlarıyla ilgili neler söylersiniz?

-2021 itibarıyla İsrail’de yaklaşık 4.500 Çerkes yaşıyor. İki Çerkes köyü var: Kfar Kama ve Reyhaniye. Kfar Kama daha büyük bir köy ve nüfusu 3.500…

Kfar Kama’da bir ilkokul ve bir de ortaokul var. Reyhaniye’de ise sadece bir ilkokul var. Bu okullardan mezun olanlar eğitimlerine bölge okullarında devam ediyor. Çerkes yerleşimlerindeki öğretmenlerin çoğu Çerkes, Çerkes olmayan öğretmenler de var tabii ki.

Tarımla başlayan tutunma mücadelesi

-İsrail Çerkeslerinin ekonomik ve sosyal durumunu sorsam…

-Çerkeslerin Ortadoğu’ya adaptasyonu hiç kolay olmadı. Özellikle de bölgedeki hassas durumun ardından Kfar Kama’ya gelenler için kolay olmadı. Yaşamlarını ve geçim kaynaklarını yaşadıkları bölgeye göre değiştirmek zorunda kaldılar. Önce tarımla uğraştılar, daha sonra da savaşçılıktaki ünlerinden dolayı muhafızlık da yapmaya başladılar. Yıllar geçtikçe ortama uyum sağlayarak özel sektöre de girdiler.

Özellikle son 20 yılda üniversite tahsili konusunda büyük bir artış yaşandı ve yönetim kademelerinde ya da farklı mevkilerde çalışanlar sayesinde ailelerin bütçelerine katkılar sağlandı. Kfar Kama Belediyesi de köy sakinlerinin refahıyla ilgileniyor. Kfar Kama, İsrail’in yaşam kalitesi en yüksek köylerinden biri haline geldi.

Tüm bunların yanı sıra köy çevresinde açılan işyerleri sayesinde son 10 yıldır turizm sektörü de hızlı bir yükselişe geçti.

“Devlet her konuda destek sunuyor”

-Kültür konusuna gelirsek, Çerkeslerin İsrail’deki durumu nasıl?

-Kfar Kama ve çevresindeki yerleşimlerle ilgili şunu söyleyebilirim: Coğrafi olarak küçük olan bu ülkenin demokratik yapısı, Çerkes kültürünü korumamıza yardımcı oluyor. Her şeyden önce, tüm bireylerinin Adigece konuştuğu bir toplumda yaşamak büyük bir avantaj. İkinci olarak, ülkedeki yerleşim alanlarının arasındaki mesafeler kısa. Bu da köyünüzde yaşayarak büyük şehirlerde çalışmanıza olanak sağlıyor, yani köyde işsiz kalma korkunuz olmuyor.

Devlet eğitimden altyapıya kadar yayılan bir yelpazede her konuda herkese eşit destek sunuyor. Dolayısıyla da kültürel kimliğimizi korumayı başarabiliyoruz. Kfar Kama sakinleri kültürel kimliklerini muhafaza etmek istediği sürece durum böyle devam edecek. Okullarda Adigece dersi saatlerinin artırılması için çalışmalar yapıyoruz. Kültürümüzü korumaya devam edersek asimilasyon kılıcı yok olacaktır. Dünyanın her yerindeki Çerkes kurumlarıyla işbirliği içindeyiz ve kültürel mirasımızın korunması için tam destek sözü veriyoruz.

Konu anavatan olunca…

-Anavatanınıza hiç gittiniz mi?

-Konu anavatana gelince karmaşık duygular içindeyim. Daha önce iki kez seyahat planı yapmıştım ama son anda iptal ettim. Çocukluğum, büyüklerin Kafkasya hakkında anlattıklarını dinleyerek geçti, mükemmel insanlar ve dünyadaki cennet gibi tanımlamalarla dolu öykülerdi bunlar.

Sovyetler Birliği dağılınca birçok Kfar Kamalı anavatanlarını görmek için Kafkasya’ya akın etti. Döndüklerinde gözlemlerini anlattılar. Anlatılanların bir kısmı hoş ve büyüleyici idi ama olumsuz yorumlar da var. Yani bize anlatılanlarla insanların gördüğü gerçekler arasında farklılıklar vardı.

Anavatanı ziyaret edenler, coğrafyanın güzelliğinden bahsederken konu kültüre gelince dil ve geleneklerin kayba uğradığını söyleyince yüreğim ikiye bölündü. Bir yanım atalarımın yaşadığı toprakları görmemi söylerken, diğer yanım oraya gittiğimde hayal kırıklığı yaşayacağımı söylüyor.

41 yıllık, kama şeklinde isli Çerkes peyniri

Rusya hâkimiyetinin ve Rus atmosferinin yayıldığı sokaklarda gezerken neler hissedeceğim? Kafkasya’daki savaşların kahramanları gösterilen Rus subayların anıtlarını görünce nasıl tepki vereceğim? Nasıl hiçbir şey olmamış gibi davranacağım?

Ya da belki de bize anlatılan ve hayallerimde canlandırdığım Kafkasya’ya sarılıp burada kalmak ve gerçeklerin hayal kırıklığı yaşatmasına izin vermemek benim için daha iyi…

-İçten cevaplarınız için çok teşekkür ederim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here