Arkeoloji günlükleri – 2

0
343

Popüler yaşamda her ne kadar eğlenceli yönleri (Indiana Jones, Lara Croft benzetmeleri, kazılarda komün yaşam, kamp hayatı benzetmeleri) cilalanarak sunulsa da göz ardı edilen bir konu var ki o da arkeolojinin bir bilim olduğu ve belli bir disipline sahip olunması gerektiğidir.

Okul sezonunda çok da yoğun olmayıp haytalığa serbest zaman bırakan derslerin yerini alan; kazılardaki tatlı sert hiyerarşiler, fiziksel ve zihinsel çalışma tempoları, kısıtlı bir zaman içinde bir projenin yürütülmesi gerekliliği, bir işin yapılması zorunluluğu vb. sorumluluklar çoğu öğrenciye genellikle zor gelir. Belki de bu nedenle yıllarca okumasına rağmen hiç bu işlere bulaşmamış ya da bir iki denemeden sonra beklentilerini bulamayıp uzaklaşmış nice mezun mevcuttur. Sonuçta diğer insanlar deniz, güneş, kum, tatil, yaz aşkı planları yaparken; sen arkada çoğu zaman birilerini ya da bir şeylerini bırakıp toza toprağa bulanmaya gidersin.

Ve bazen bazılarımız öyle bir gider ki; ellerin yumuşamış, nasırların düzelmiştir, havalar ısınır, kuru toprak kokusu burnunda tüter, bozkır çağırır, can atarak gidersin.

Evet, kazılar gerçekten de aidiyet duygunuza hitap edip güzel birer yuva olabilir ama sorumlu davranmak şartıyla; aksi halde akşamına kesilen biletler ile birçok kişinin uğurlandığı günler de görülmüştür.

Bu arada her kazı bozkırda olacak diye bir kaide yok tabii ki. Zümremizin bir kısmı ise kendini yazlık ören yerlerinde bulur. Çalışma temposu üç aşağı beş yukarı aynı kalsa da gün içinde ziyarete gelen inek, koyun sürülerinin yerini yerli yabancı turistlerin alması hiç de azımsanmayacak bir değişiklik olsa gerek.

Tam da burada arkeolojideki anabilim dalları ayrımına söz geliyor. Kabaca açıklamak gerekirse; Efes, Perge, Aspendos gibi Yunan ve Roma dönemlerine ait yerleri ve kültürleri araştırma konusu edinen alanı klasik arkeoloji, yazının bulunması ve büyük devletlerin (Sümer, Hitit) ortaya çıkması ile temel olarak tunç ve demir çağlarını kapsayan zaman aralığını proto-historya, ilk insansılardan yazının keşfine kadar olan zamanları ise prehistorya olarak adlandırıyoruz. Bu üç anabilim dalı da kendi içerisinde dönemlere, alanlara ve birçok uzmanlığa ayrılıyor. Bu nedenle de temelde aynı olmasına rağmen pratikte birçok farklı disiplin ve çalışma tekniği; birçok farklı anı, duygu ve yaşanmışlık ortaya çıkıyor.

Tüm bu disiplinlerarası çalışmalar sırasında kurulan gönül bağları, adanmışlıklar ve amatör ruhlu yıllar… Sonrası biraz özveri, biraz da şans ile çalışma hayatı.

Hoş geldin, burası Kentsel Dönüşüm…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here