Krasnaya Polyana yer adı nasıl ortaya çıktı?

0
205

Bu yazı, “Kafkasya Milli Parkının Yer Adları” başlıklı kitabı oluşturan yaklaşık 500 makaleden biridir. Sözlüğün yazarı olan Dmitriy Andreyev -kendisi hem gönüllülük ve hem de bilimsel çalışma temelinde Kafkasya milli parkıyla sıkı ilişki içinde olan biriydi- tüm mevcut versiyonları saptamak ve doğru bir sonuca ulaşmak amacıyla üç yıl süreyle eski haritaları, yörenin ilk araştırmacılarının tanıklıklarını, arşiv belgelerini, ziyaretçilerin raporlarını, milli park görevlilerinin anıları ve notlarını elden geçirmiştir. Söz konusu kitap “Путешествие по Западному Кавказу» (Batı Kafkasya’da Seyahat ç.n.) sitesinden temin edilebilir.

Bu yöreye dair en erken bilgiye 18. yy. ortalarında yaşamış olan Türk gezgini Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”sinde rastlıyoruz. Yazar o tarihlerde Ahçıpsıların sayısının yaklaşık 10.000 kişi olduğunu söyler. 18. yy. sonlarında İ. Gildenşted gibi Rus kaynaklarında da Ahçıpsılara atıf yapılmaya başlanır.

Kafkasya’nın bu ücra köşesine 1835 yılında ilk ayak basan Rus, çarlık ordusu subayı, istihbaratçı kont F.F. Tornau olmuştur. Ahçıpsı topluluğunu ilk inceleyen odur: “Ahçıpsılar, Mzımta Irmağı’nın yukarı kaynaklarında, … yamaçlarda ve sözü edilen ırmakların vadilerini oluşturan dağların eteklerinde oluşan küçük orman açıklıklarında yaşarlar. Evler (topu topu 200 civarında) birbirinden oldukça uzak mesafelerde, neredeyse 5 verst boyunca dağınık olarak serpiştirilmiştir ve her hane, evin yanında bir bahçe ve mısır ekili ufak bir tarlaya sahiptir. Köy içi ulaşım son derece zor olup yer yer Mzımta’nın sarp kıyıları üzerinde aniden gözden kaybolan kocaman kaya kütleleri tarafından kapatılmış dar bir taşlı patikadan ibarettir… Mzımta üzerinde iki adet asma köprü mevcut olup bunların yakınlarında atlar için geçit yerleri de vardır. Burada egemen olan Marşaniya ailesi son derece kalabalıktır. Ailenin büyüğü Dudaruka Barakan-İpa halk tarafından saygı gören biridir. Kafkasya’nın Rusya tarafından fethinden ve yerli halkın Türkiye’ye ve kısmen de Kuban’a sürülmesinden önce Kbaada mevkiinin güney kısmında, Kbaada’yı çevreleyen sırtın eteğinde Gubaa-dvı adlı büyük bir dağlı köyü vardı.” “Gubaa-dvı” adına ilk olarak A. İ. Mend tarafından 1830’lu yıllarda çizilen Çerkesya kıyıları haritasında rastlanır. “Kbaada” ismi, Abhazca “Gubaa-dvı” isminin Rusça telaffuza uydurulmuş halinden ibarettir. Bu toponimi (yer ismi), bir Abhaz sülalesi olan Gubaa (stil ve diyalekt varyantlarında Gubaz/Gıbaz, Agubaa, Kbaa) adından hareketle anlamlandırmak mümkündür. Gubaz soyadına hem Abhazya Cumhuriyetinde ve hem de Türkiye’deki Abhaz diasporasında bugün de rastlanabilir. İkinci kelime olan advı (dvı) “orman açıklığı” olarak tercüme edilir ve tarihi Abhazya’nın maruf mevkilerinin isimlerinde yer alır. G. Z. Şakirbay’ın görüşüne göre bu yer adının etimolojisini şu hecelerden hareketle yapmak mümkündür; gu-“merkez, kalp”, baa-“kale” ve advı-“orman açıklığı”, yani merkezi kale orman açıklığı. G. Z. Şakirbay, köy arazisi üzerinde kadim bir Abhaz kalesinin yıkıntıları bulunduğunu söylüyor (Çok muhtemelen Ahcıpsı Kalesi’ni kastediyor).

Kbaada mevkiinin Çerkesçe varyantı da vardır. Çerkesya uzmanı L.Y. Lyulye’nin 1857’de çizdiği Kubanötesi dağlı halklar haritasında ve keza 1847 yılında çizilen Kafkasya haritasında, Mzımta’nın yukarı akıntısı üzerinde, sağ kıyısında, şimdiki Krasnaya Polyana’nın bulunduğu yerde Gubgoy-Abguzu Köyü gösterilmiştir. Toponimin ilk kısmı şekil bakımından “kırlık yer, tarla” anlamına gelen Adigece gubğ kelimesine yakındır. Toponimin ikinci kısmı Adigece “dar” anlamına gelen bğuze kelimesine karşılık gelmektedir. Toponimin nihai tercümesi “dar orman açıklığı” şeklinde olacaktır.

L.Y. Lyulye’nin haritanın çizilmesi sırasında faydalandığı kaynak kişiler Çerkes idiler, dolayısıyla bazı Abazin ve Abhaz yer adları haritaya Çerkes transkripsiyonuyla işlenmiştir. Yeri gelmişken, Ş.D. İnal-İpa’ daki bilgilere göre, bazı Abazinler Krasnaya Polyana’yı Hujvü (Хужвы) olarak adlandırıyorlardı. Toponimin başka bir ilginç varyantı da 1864 yılında Kubanötesi bölgesinde sıradağların kuzey yüzünden güney yüzüne götüren yollarda tümgeneral İ.İ. Hodzko tarafından tespit edilen yükseltiler listesinde verilmiştir; bu listede Kvanda (Kbaada) orman açıklığından bahsedilmektedir.

Kbaada mevkii, 21 Mayıs 1864 tarihinde Kafkasya savaşının sonra erdiği yerdir. Rus ordusunun dört müfrezesi o tarihte bu mevkide buluşmuştu: Tuğgeneral N.P. Grabbe’nin Malo-Labinsk müfrezesi, Tuğgeneral P.N. Şatilov’un Pshu müfrezesi, Tuğgeneral V.A. Heyman’ın Daho müfrezesi ve Tümgeneral D.İ. Svyatopolk Mirskiy’in Ahçıpsı müfrezesi. Başkomutan büyük prens Mihail Nikolayeviç’in huzurunda geçit resmi ve Kafkasya savaşının sona ermesi dolayısıyla şükran ayini yapıldı. Kbaada yöresini 1870-80 yıllarında gezmiş olan A.A. Stark “Bu mutlu hadisenin anısına, Kbaada’da toplanan tüm kumandanların ricasıyla büyük prens Mihail Nikolayeviç’in ayin yerinde oluşmuş olan küçük köye Romanovsk adını verdiğini” söyler. Düşüncelerini “Kavkaz” gazetesinde yayımlayan Karadeniz bölgesinin en eski yörebilimcilerinden biri olan Pantyukhov’un elindeki bilgilere göre, aynı tarihte Ruslar Kbaada mevkiini Tsarskaya Polyana olarak adlandırmışlardı. Bu yerleşim bir askeri karakol görevi görüyordu ve Pshu ve Malo-Labinsk müfrezelerinin askerlerinden müteşekkil idi. Askerlerin asıl görevi dağlı kabilelerin Türkiye’ye sürülmesini kontrol etmek ve aynı zamanda dağlık arazide teslim olmayı reddeden ve birbirinden kopuk olarak etrafa dağılmış bulunan dağlı savaşçıların takibi idi, ayrıca Malo-Labinsk müfrezesinin bir başka görevi de Pseaşkha Geçidi yönüne doğru bir yol inşası idi. Bu yerleşim yüksek bir düzlükte bulunuyor ve Rus kaynaklarınca mevki veya orman açıklığı olarak adlandırılıyordu. 1866 yılı komisyonunun tespitine göre bu düzlüğün alanı 160 desyatini (yaklaşık 170 hektar) buluyordu, orman açıklığı ise her yönden yüksek dağlarla çevrili idi.

Aktif askeri harekât bittikten sonra, 1867 yılında Kbaada mevkiine 21. Kafkas Hat taburunun birinci bölüğünün birinci takımı konuşlandırıldı. Kafkasya komitesinin İmparator 2. Aleksandr tarafından 25 Haziran ve 1 Eylül’de tasdik edilen kararnamelere uygun olarak, askeri memurların ve din adamlarının ve keza evli küçük rütbelilerin, kendi birliklerinin konuşlandığı yerlerde yerleşmelerine ve sabit işletmeler kurmalarına izin verildi. Yerleşimcilere arazi tahsis ediliyor ve parasal destek veriliyordu. Her işletmeye (aileye) muafiyet ihsanıyla beraber mülkiyet hakkıyla 30 desyatin tahsis ediliyordu… Daha düşük rütbelilerin ailelerine bir defaya mahsus olmak üzere 25 rublelik bir destek veriliyordu. Ve yıl boyunca yiyecek ve 17 ruble 45 kapiklik müteaddit parasal yardım yapılıyordu. Eğer üç yıl içerisinde bu askeri yerleşimciler bir işletme kurmamışlarsa, arazi hazineye devrediliyordu. Bu yolla 1867-1869 yılları arasında Kuban oblastında, Karadeniz okrugunda ve Sohum şubesinde 36 adet yarı askeri yerleşim kurulmuştu.

Bu politikanın devamı olarak, 4 Aralık 1869 tarihli çarlık iradesiyle bu 36 yerleşime resmi isimler verilmişti, bu meyanda olarak Kbaada mevkiindeki yarı askeri yerleşim de “Romanovskoye Köyü” adını aldı. Lakin daha 1870 yılında destek ödemesine son verildi, bunun sonucu olarak nüfus hızlı bir şekilde sahildeki şehirlere akmaya, köyler boşalmaya başladı. 1 Ocak 1871 tarihinden itibaren bu köyler sivil statü kazandı, askeri birlikler de 1874 yılından önce sahildeki metrislere nakledildi.


Rus-Kafkas Savaşı sırasında yok edilen bazı Abazin köyleri

Gubaada – Rusça adı Kbaada, şimdiki Krasnaya Polyana;
Abazi – Adler burnunda;
Banşeripş – Adler burnunda;
Canhota aul – Adler burnunda;
Kireka – Adler burnunda;
Kota – Adler burnunda;
Uçuga – Adler burnunda;
Hışhoripş – Adler burnunda;
Agipsou – Mzımta Nehri’nin yukarı kaynakları üzerinde;
Art-kuac – Mzımta Nehri üzerinde;
Ayboga – Psou Nehri üzerinde;
Psou – Psou Nehri üzerinde;
Geçripş – Karadeniz kıyısında;
Tsandripş – Karadeniz kıyısında;
Anuhva;
Jigir-Bluko;
Kunak-Tav;
Mtsı;
Çujguça – Çujıpsı Nehri üzerinde;
Çuji – Hudapsı Nehri üzerinde;
Çua – Mtse Nehri üzerinde;
Mistirkoy – Andryuk Nehri üzerinde;
Kodg – Andryuk Nehri üzerinde;
Çhagilda – Andryuk Nehri üzerinde;
Dokşuko Dagujieva – Andryuk Nehri üzerinde;
Efendi – Andryuk Nehri üzerinde;
Beskaçuk – Andryuk Nehri üzerinde;
Saşalık – Andryuk Nehri üzerinde;
Mamat-Girey Sid-İpa’nın köyü – Urup Nehri’nin yukarı bölgesinde;
Hudakirov’un köyü – Urup Nehri’nin yukarı bölgesinde;
İsmailov’un köyü – Urup Nehri’nin yukarı bölgesinde;
Jetkerov’un köyü – Urup Nehri’nin yukarı bölgesinde;
Arıs Geldi Agabekov’un iki köyü – Urup Nehri’nin yukarı bölgesinde;
Zaurumov’un köyü – Bolşoye Laba Nehri’nin yukarı bölgesinde;
Tokum Blyanau’un köyü – Bolşoye Laba Nehri’nin yukarı bölgesinde;
Cebokay köyü – Bolşoye Laba Nehri’nin yukarı bölgesinde;
Kyusan Kabarduv köyü – Bolşoye Laba Nehri’nin yukarı bölgesinde;
Kubatov Magomet’in köyü – Malaya Laba Nehri üzerinde;
Efendi Şatorov’un köyü – Malaya Laba Nehri üzerinde;
Kel Murziyev’in köyü – Malaya Laba Nehri üzerinde;
Tsekişev’in köyü – Malaya Laba Nehri üzerinde;
Kazbekov Siralık’ın köyü – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Kızılbekov Salimgirey’in köyü – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Kumninalo köyü – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Sagat Girey köyü – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Samalha köy – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Tamov Aslanbeka’nın köyü – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Zaurumov Saleyman’ın köyü – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Zaurumov Cantemir’in köyü – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Sid Zaurumov’un köyü – Bolşaya Laba Nehri üzerinde;
Lahov Baroka’nın köyü (yukarı) – Gups Nehri üzerinde;
Lahov Baroka’nın köyü (orta) – Gups Nehri üzerinde;
Magomet Bagoşev’in köyü – Hodz Nehri vadisinde;
Mamşev’in köyü – Hodz Nehri vadisinde;
Kyaçev köyleri – Bugünkü Karaçayevsk şehri civarı;
Tram köyleri – Pyatigorsk civarı ve Teberda Boğazı’nda;
Biberd köyleri;
Dudarıko köyleri;
Loo köyleri;
Cantemir köyleri;
Abuk köyleri.


1873 yılında burayı görmüş birisi, tüm arazide, şurada burada “fındık ve diğer yemiş ağaçları” yetiştiğini, mevkinin ortasında “yalnız ve asık suratlı, yaşlı bir ladin ağacının” durduğunu söyler. Yakındaki terasların biri üzerinde “dağınık halde dağlı mezarları” vardır. 19 yy. sonuna doğru, hususi devlet komisyonlarından birinin raporunda işaret edildiği üzere, “açıklığın boyutları küçülmüştür” çünkü “daha önce işlenen birçok yeri orman geri almıştır”.

Krasnaya Polyana’nın bundan sonraki serencamı, Türkiye’nin Karadeniz kıyılarından Rusya’ya, Stavropol vilayetinin Aleksandrovskiy kazasına göç eden Rumlarla alakalıdır. Türkiye’deki akrabalarından (Onlar da bu bilgiyi Türkiye’ye göç eden Ubıhlardan öğrenmişlerdi) Kafkasyalı sürgünlerin terk ettiği Kbaada adlı bir yerde verimli topraklar olduğunu duyan Stavropol Rumları, bu haberi yerinde araştırmak için buraya adam gönderdiler.

Söylentilerin gerçek olduğuna kanaat getirdikten sonra, Rum ailelerin ilk grubu (F. Fanailov, A. Şapran, D. Karibov vb.), daha önce burada askeri yerleşimci olarak bulunmuş olan bir Rus rehberin öncülüğünde Pseaşha dağ geçidini aşarak Kbaada mevkiine ulaşmışlar ve burada bir köy kurmuşlardır. Rumların ikinci grubu Krasnaya Polyana’ya 1876 yılında yerleşmiştir. 19 yy. sonlarında özel görevli bir memur olan M.A. Krayevskiy, raporlarının birinde Krasnaya Polyana’ya dair şunları yazıyordu: “Bu köyün tamamen kendiliğinden kurulduğunu söylemeden geçemeyeceğim; daha önce Stavropol vilayetinde yaşamakta olan Rumlar, kendi inisiyatifleriyle Kafkas Sıradağları’nın bir geçidini aşarak, Mzımta Nehri havzasının bu en güzel ve en verimli vadisine yerleştiler. Birkaç yıl sonra bu köyün mevcudiyetinden haberdar olan yetkili makamlar, yeni gelenleri nüfusa kaydettiler ve böylelikle onların bu okrugda ikamet etmelerine müsaade etmiş oldular.” Gerçekten de Rumların bu topraklara izinsiz yerleşmeleri pek uzun sürmedi: Karadeniz sahil yerleşimlerinin hamisi ve Karadeniz okrugu başkanı, kendisi de Rum kökenli olan Nikolay Yegoroviç Nikiforaki iskân ve arazi mülkiyetinin yasal hale getirilmesine yardımcı oldu. Fakat Krasnaya Polyana sakinleriyle 20 yy. ortalarında sık sık görüşen Y.K. Yefremov’un elindeki bilgilere göre Rum öncüler Krasnaya Polyana’ya daha sürgünden çok önce gelmişlerdi: “Öğretmen Tahçidi, üç kişilik Rum öncü grubunun (başkaları da bunların yedi kişi olduğunu iddia ediyordu) burayı daha 1867 yılında incelediğini söylüyor. Bu öncülerin Rus askerleri ile dağlıların kalıntıları arasında yaşanan silahlı çatışmalara şahit olduklarını hatırlatıyor. (İnandırıcı bir kanıt. Gerçekten de Batı Kafkasya’da Hakuç kabilesinden dağlıların gerilla direnişi 1867 yılına kadar devam etmişti.)” Muhtemeldir ki, bu çatışmalar olmasaydı, yerleşimciler Polyana’ya 1875’ten çok daha önce gelirlerdi.

Hangi ailenin hangi yılda Kuzey Kafkasya’dan dağ geçitlerini aşarak buraya ulaştığına dair tartışmalar bu köyde halen devam etmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Rumların Krasnaya Polyana’ya yerleştikleri en geç tarihin 1876 yılı olduğunu kanıtlayan bazı belgelerin tanıklığına başvurmak yerinde olacaktır.

“Kavkaz” (19 Ekim 1875 tarihli, 122 numara) gazetesinde şunları okuyoruz: “…çok yakında Pyatigorsklu 100 hane Rumun Psaho mevkiinden 40 verst, deniz kıyısından da 60 verst mesafede bulunan muazzam Kbaada mevkiindeki hazine arazisine iskân edileceği de söyleniyor…”

İki yıl sonra aynı “Kavkaz” (13 Ekim 1879 tarihli, 224 numara) gazetesinde yayımlanan “Savaşın sonuçları ve değerlendirme komisyonunun Karadeniz okrugunda yaptığı çalışmalar” başlıklı makalede, “henüz savaşın bitiminden önce, 1877 güzünde, düşmanın Karadeniz okrugundan uzaklaştırılmasından sonra yerleşimcilerin köylerine dönmeye davet edildikleri…

…Köylerine dönen yerleşimcilerimizin hayal kırıklığının çok büyük olduğu, Romanovskaya mevkiindeki yerleşimler, Lesnoye, Kbaado ve Mehadır köylerindeki yapıların tamamen yakıldıkları…” yazıyordu. Anlaşılan, 1877 yılına gelindiğinde, yerleşimciler artık Polyana’da meskûn idiler.

1903 yılında Krasnaya Polyana’ya gelmiş olan Fransız gezgin ve mağara araştırmacısı Eduard Martel’in verdiği bilgiye göre yeni yerleşimciler köylerini Greçeskiy (Rum) adıyla adlandırıyorlardı. “Diğerleri de -diye devam ediyordu- burayı Geçit olarak da adlandırıyorlardı, zira Mzımta’yı buradan geçmek mümkün idi.” (O dönem haritalarında Krasnaya Polyana’dan birkaç kilometre güneyde bulunan bir köyün adı “Su Geçit Yeri” olarak gösterilmekte idi.) E. Martel “Krasnaya Polyana buranın Rusça adıdır ve ‘güzel, cazip’ anlamına gelmektedir ki, yörenin genel görünüşüne tamamen uymaktadır” diye devam ediyordu.

Hâlâ “Krasnaya Polyana” adının ilk defa ne zaman yerleştiği tespit edilebilmiş değildir. Mesela Polyana’yı ilk defa daha 1873 yılında ziyaret edip burada evli askerlerin yerleşimine rastlayan A.A. Stark, henüz Romanovsk adının “kirletilmesinden” şikâyet etmiyordu; oysa 11 yıl sonra, 1882 tarihinde geldiğinde “Krasnaya Polyana” adı artık dolaşımda idi. Yerleşimin adının uğradığı değişimi Kafkas savaşının sona ermesinden sonra farklı ölçekler ve farklı basım tarihleriyle piyasaya çıkan devrim öncesi eski haritalar yardımıyla izlemek mümkündür. Mesela 1868 tarihli Kavkazskiy Kray haritasında Krasnaya Polyana’nın yerinde Romanovskoe yerleşiminin adı geçer. Daha sonraları 1874 tarihli Çernomorskiy okrug haritasında da aynı şekilde Romanovskoe yerleşimi denmiştir. Kafkasya’nın beş verstlik 1877 tarihli haritasında da gene Romanovskoe yerleşimidir.

Yeni isim, haritalarda ancak 19 yy. sonlarında yer almaya başlar. Mesela Soçi okrugunun 1898 tarihli beş verstlik haritasında Greçeskoe (Rum-ç.n.) (Krasnaya Polyana) adı vardır. L. Apostolov’un 1897 tarihli Kuban oblastı haritasında da bu yerleşim iki isimle geçmektedir: “Krasnaya Polyana-Greçeskoe”.

S.V. Halayçev’in verdiği bilgiye göre, daha 1875 yılında Stavropol vilayeti Aleksandrovskiy kazası köylülerinin temsilcileri Fyodor Fanaylov ve Anastasiy Şapran, Kuban oblastı başkanına verdikleri dilekçede Kuban oblastının güney yamacında “Krasnaya Polyana” olarak adlandırılan yerin, yerleşmek üzere kendilerine tahsis edilmesi ricasında bulunuyorlardı. Dolayısıyla bu ismin Rumlar tarafından verilmediği, onlar buraya geldiği tarihten önce mevcut olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Muhtemeldir ki onlar bu adı, eski bir askeri yerleşimci olan rehberlerinden duymuşlardır.

Karadeniz sahilinin, özellikle de Soçi okrugunun hızlı gelişimi neticesinde, 19 yy. sonunda, 19 Haziran 1898 tarihinde Krasnaya Polyana için “Romanovsk” adı yüksek irade tarafından onaylanmış, köy de şehir statüsü kazanmıştır (Romanovsk şehri). Fakat dönemin pek çok haritasında “Romanovsk (Krasnaya Polyana)” şeklindeki ikili adlandırma devam etmiştir. S. Dorovatorskiy’in tanıklığına göre “20. yy. başlarında her türlü ‘giren’ ve ‘çıkan’ evrakta Krasnaya Polyana Romanovsk şehri olarak adlandırılmakta, fakat halk nezdinde bu isim tutmamakta, eskiden olduğu gibi Krasnaya Polyana olarak anılmaya devam etmektedir. Hatta 1905 yılında posta-telgraf şubesi açan posta-telgraf dairesi bile burayı Romanovskaya değil, Krasnopolyanskaya şubesi olarak adlandırmaktadır.”

1925 yılında bu yerleşim yerine köy statüsü verilmiş (Kuzey Kafkasya bölgesinin 1925 yılı alfabetik meskûn yerler listesinde “Krasnaya Polyana Köyü” ibaresi vardır), 29 Mayıs 1950 tarihinde de bu köyün statüsü işçi sitesi haline dönüştürülmüştür.

(sochi.scapp.ru –

Alina Kalesnikova’nın makalesi)

Çeviri: Uğur Yağanoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here