Açaxu / Ace / Ake (16. Bölüm)

0
256

-Bir tutam saçın 5000 yıllık hikâyesi-

Önceki bölümlerde diller ve halklar üzerine, kimi biliminsanlarının öne sürdüğü savlar ışığında şunları söyleyebiliriz; Balkanlar, Attike Yarımadası (Yunanistan), Kikladlar (Ege Adaları), Anadolu, Yakın Ortadoğu halklarıyla Kafkasya’nın dilsel ve yakın akraba ilişkileri olduğu açıkça görülmekte ve Pelasglar, Hatti-Hitit, Hurri-Urartu, İon, Aiol, Akhe, Minoan ve Kafkas halklarının tarihsel bütünlüğü gözlemlenebilmektedir. Son zamanlarda genetik bulgulardaki ilerleme, Kafkas halklarında görülen G DNA gurubunun görüldüğü alanın da bu bölgeleri kapsadığı açıkça görülmektedir (bakınız gen haritası).1

Kafkasyalıların nerelere yayıldığı konusunda, daha detaylı olarak, Jack E. Maxfield’ın “A Comprehensive Outline of World History” adlı eserine de bakabilirsiniz.2

Tufan” söylencesi, Sümer tabletlerinde ve kutsal kitaplarda yer aldığı günden bu yana insanların ilgi odağındadır. Tufan’a konu olan alanlardan biri de Kafkasya’dır. Bu konuda Reginald Aubrey Fessenden’in yazdığı, “The Deluged Civilization of The Cacucasus Isthums3 adlı eseri, bizim açımızdan önemli bir dayanaktır. 1923 yılında yayımlanan, bilim dünyasının ilgilenmeden bir kenara bıraktığı eser, Kafkasya hakkında önemli savlar ileri sürmektedir.

Bu esere göre Antik Mısır ve Yunan uygarlıklarının din, yıldız gözlemleri, bilim, madencilik, mitoloji ve İbrani dininin kökeni, Girit medeniyetinin ana kaynağının Kafkasya olduğu savını ileri sürmektedir.

Ayrıca “Aden(Eadon, Eden) denilen yerin, Kafkas Sıradağları’nın güney yönünde, hemen “Daryal Geçidi” olarak bilinen yerin önünde olduğunu söylemektedir.

Ayrıca Hazar Denizi kıyısındaki “Apşeron” gözlemevinin dünyadaki ilk gözlemevi olduğunu ve yıldızlar, zaman vb. bilgilerin buradan kaynaklandığını söylemektedir. Mısır “Ölüler Kitabı”nda bahsedilen Sabah ve Akşam’ı temsil eden Aslanların, Apşeron’dan Taman’a çekilen düz bir çizgi üzerinde, güneşin doğuşuna ve batışına baktıkları, mevsimler değişse de güneşin doğuşu ve batışının şaşmaksızın aynı yerden olduğu söylenegelmektedir.4

Daryal Geçidi’nin “yedi katlı” devasa bir kapı ile kapalı olduğu, ancak belirli zamanlarda, çok az sayıda insanın, kuzeyden güneye veya güneyden kuzeye geçişine müsaade edildiği söyleniyor.

Babil’deki Keldanilerin ve Yunanistan’daki Pisagor’un astronomi ve diğer bilimler hakkındaki bilgilerini buradan aldığı belirtiliyor. Gizli Kabiri, Dactyl, Pisagor bilgilerinin asıl kaynağının Kafkas Dağları’nın kuzey tarafında ortaya çıktığını, sonradan güneye, “Aden”e geçtiğini, oradan yayıldığını söylüyor.

“Aden”, bilindiği gibi insanoğlunun cennetten kovulduktan sonra geldiği, onun benzeri bahçe olarak geçiyor kutsal kitaplarda. “Adını” sözcüğünün anlamı “dışarı” demektir. Atlantis uygarlığı battıktan sonra kuzeyden güneye geçenler, “yedi katlı” kapıdan geçerek “dışarı” çıkmışlardır. Abaza ve Adige dilinde, Dünya’nın adı “Adüney”dir. “Adınaay”; “dışarı gelenler”; diğer bir deyişle “dışarı geldiğimiz yer” anlamınadır. Abazacada ağaçların çiçek açması şöyle söylenir: “asla şit”. Aden bölgesinde yaşayan kraliçenin adı ise şöyle imiş; Ashirta, bugün dahi Abazacada “meyve bahçesi” için kullanılan bir sözcüktür. “Aden” de cennet benzeri bir meyve bahçesi olarak söylenegelmiştir.

Önceki bölümlerde de gördük yedi ile ilgili söylenceleri, fakat asıl nedeni, ilk yedi metal işçiliğiyle ilgilidir ve söylencelerdeki “Dactyl” sözcüğü de kesinlikle, Yunancadan gelen “parmak” ile ilgili değil, “madencilik” ile ilgilidir. “Dakra” sözcüğü (Abazaca), kötek atmak” anlamına gelir, yani herhangi bir şeyle dövmek demektir. “dak+tı+l” sözcüğü birleşik bir kelime olup kendi içinde dövmek” anlamını verir ki bu da madenciliği çağrıştırır.

“Caberi” sözcüğü ise “Kabaxira” sözcüğünün basit, yanlış bir kopyasıdır; “ka+ba+xira”; “baş+görmek+ kutsal” kelimelerinden oluşmuş “Kutsal gören baş” sözcüğü ile ruhban bir kişi ve sınıfı tarif etmektedir. Fessenden’in “Kabiri’nin sayılar, geometri ve astronomi hakkında çok fazla bilgisi vardı” demesini açıklar; antik bilginler genellikle ruhban sınıfından idiler.

Abazacada “aapşıra”; “bakmak” demektir. “Apşıron”; “bakma yeri” anlamına geldiği gibi, asıl; “a+p+şı+r+on”; “artikel+ön+ışımak/doğmak+ilgi eki+yer” olarak “ön ışıma/doğma yeri” olarak daha doğru ve anlaşılır olur. İlk gözlemevinin “Apşeron” olması da bunun ayrıca kanıtıdır.

Abazacada güneş batmasına “amra (amara) taşet” deniyor. “ma”; sahip olmak demektir. Kelime “al” anlamında da kullanılır, mesela çocuğa bir şeyler verilirken şöyle denir; “ma sıchkun”; “al çocuğum”.

“n” ise yer bildiren bir sonektir, yukarıda “Apşeron”da olduğu gibi. “Ta+ma-n” kelimesi de “içine alan yer” olarak “batış yeri” olarak karşımıza çıkmaktadır veya kimi yazılarda Azak bölgesinde olduğu varsayılan “Atlantis” uygarlığının batışını çağrıştırıyordur.

“Chalyb” kelimesinin Abazacada “Klıp”; “eğe/çelik” kelimesiyle örtüştüğünü çeşitli yazılarımızda belirtmiştik. Kaynaklarda madencilik yapan bir halk olarak anılması da bunu bir şekilde doğrular.

Fessenden, Strabon’a dayanarak (Kitap XI; 11; 5) “yerel adlardan sapmaların” tek suçlusunun Yunanlar olmadığını, Semetik ulusların da bu coğrafi kelime oyunlarından sık sık suçlu olduğunu belirtiyor.

“Akha” ve “Heniokh”ların Yunan söylencelerinde ve kimi tarih kitaplarında Kafkasya’ya Grekler tarafından kolonize edildiği söylenegelmektedir.5 Yazımız boyunca, “Akha” kelimesinin Abaza dilinde “baş/kafa” ve “Heniokh” sözcüğünün “arabacı” değil “dua edenler/(tanrıya yakaranlar)” olduğunu çeşitli yazılarımızda belirtmiştik.

“Kha”, “Akha”, “Ka” sözcüklerinin Abazacanın lehçelerindeki farklılıkların yansıması olduğunu biliyoruz. Ayrıca “Ake” kelimesinin Adige dilinde “bir tutam” olduğunu biliyoruz. Bunun, Abaza ve Adige halkında, savaşçılara ait simgesel, seremonik bir ritüel olduğunu da biliyoruz. Bunun en son temsilcilerinin Abaza Sadz halkı olduğunu, tarihsel fotoğraflarla belgelendiğini de biliyoruz. Akha, İyon ve Aiol’lerin, bizzat Herodot’un ağzından, “Pelasg” kökenli olduklarını da öğrendik.

Bu bilgiler ışığında, Argonautların (Altınpost seferini yapanlar); Kafkas halklarının Ön Asya ve Attike Yarımadası’na, Ege adalarına, Balkanlar’a yayılmış Pelasgların ardılları olduğunu ve Yunanların onların rehberliğinde Kafkasya’nın batı sahillerine gelebildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

“Car” Yunan söylencelerinde kötülük ile betimlenir. Abazacada birine “Nasılsınız” diye sorduğunuzda alacağınız cevap “xar (khar) sımam”dır, anlamı; “kötülüğüm yok”tur. Bu bile başlı başına, Karia- Pelasg asıllı-kökenli geleneğin asıl kaynak yerinin Kafkasya olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.

Mitoloji-söylenceler, arkeoloji ve tarihsel alıntılardan oluşan uzun bir yürüyüş yaptık. Bu yürüyüşte Kafkasya’nın dünya tarihiyle nasıl bütünleştiğini, etkilediğini, paylaştığını, ortaklaştığını gördük. Batılıların neden beyaz ırka “Caucasoid (Caucazoid)” ve Hint Avrupalıların kökenini6 neden Rusya’nın güneyi, Hazar’ın batısı, Karadeniz’in doğusuna yerleştirmek istediklerini daha anlaşılır kılmaktadır.

Bizler şövalyelik ruhuyla, kendimizi kahraman, mert görüp üstünde oturduğumuz, farkında olmadığımız, geçmiş çağları oluşturan ve bugünlere yol veren koca bir medeniyetin tam göbeğinde olduğumuzu fark etmeden atasözümüze sadık kalarak “burnu düşse yerden almaya tenezzül etmez” bir şekilde bugünlere gelmiş, yok oluş öbeğinin kıyısına durmuşuz.

Eğer günün birinde Fessenden’in söyledikleri –nasıl Schliemann Truva kazısını gerçekleştirdiğinde dünyanın bakış açısı değiştiyse– gerçekleşir ve “yazı”nın asıl merkezinin Kafkasya olduğu ortaya çıkarak Turçanınov’un da savları doğrulanır. Böylece dünya, Hint-Avrupa merkezli, tek kutuplu bakış açısından uzaklaşır, çok merkezli ortak bir dünya kültürel bakış açısına kavuşur.

Halkımıza düşen ise çok okumak, çok bilgilenmek, kendi tarihi ve kültürü üstüne eserler yaratmaktır. Dileğimiz yine dünya ortak mirasının bir paylaşanı, payandası olmaya devam edebilmektir.

(Bitti)

 

(Not: Uzun soluklu bu yazı dizisi için gösterdiğiniz sabra çok teşekkür ederim.)

 

Kaynakça:

1- Gen haritası için kaynak: https://www.zolka.ru/gaplogruppy-adygo-abxaz-i-karachaevo-balkarcev/

2- Jack E. Maxfield, A Comprehensive Outline of World History, Connexions Rice University, Houston, Texas

https://ufdcimages.uflib.ufl.edu/AA/00/01/16/99/00001/WorldHistory.pdf

3- Reginald Aubrey Fessenden, The Deluged Civilization of The Cacucasus Isthums, Boston, 1923

Ayrıca; Helen m. Fessenden, Fessenden Buılder Of Tomorrows, Coward-McCann, Inc. New York 1940.

https://nvhrbiblio.nl/biblio/boek/Fessenden-Builder-of-Tomorrows-Helen-Fressenden-1940.pdf

4- Ayrıca bakınız; Камран Иманов, Кавказская Албания И Хатты Малой Азии, Баку – 2016;

 Aslanlı ve dereceli haritalar

5- Dr. Aytek Namitok, Çerkeslerin Kökeni, Prof., Çeviren; Aysel Çevikler, C.I. KAFDAV Yayınları Ankara-2003, s.43, s.46; “Artemidoros’a göre Akhalar Kerketler’in güneyinde, şimdiki Tuapse ile Soçi kentlerinin arasında uzanan yaklaşık 500 stadia uzunluğundaki kıyıda yaşıyorlardı”. “Heniokhlar, komşuları ve soydaşları Akhalar ile korsanlık yapıyorlardı.”

6- J.P. Mallory, Hint-Avrupalıların İzinde, İngilizceden çeviren: Müfit Günay, Dost Kitabevi, Ankara-2002

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here