Abhaz mum ritüeli: Akealantar, aokum, aşeamaka – 2. Bölüm

0
175

Dünya Abaza Kongresi (DAK) Yüksek Konsey üyesi ve Abhazya Cumhuriyeti Halk Sanatları Merkezi Müdürü Nuri Kuarçia, kurbanlık bir hayvan ve aşeamaka mumu ile yapılan böyle bir anmayı çok ilginç ve canlı bir şekilde tarif ediyor. Bu ayini hayatında sadece bir kez görmüş ve o zaman 6 yaşından büyük değilmiş. Hayatının geri kalanında bu alışılmadık töreni hiç unutmamış.

DAK YK Üyesi, “Tkuarçal’ın eteklerinde, Kuarçia soyunun kardeş yerleşiminde yaşıyorduk. Yedi kız kardeşi olan Nikolay Kuarçia da orada bir tepede yaşıyordu. O dönemler kız kardeşleri evliydiler ve Nikolay’ın yedi damadı vardı. Herkes tarafından saygı duyulan bir insandı. O öldüğünde, ailesi Abhaz geleneklerine uygun olarak onu son yolculuğuna uğurladılar” diyor.

Nuri Kuarçia, anma arifesinde ailesinden Nikolay’ın kız kardeşinin, anısını onurlandırmak için geleceğini ve aşeamakayı onun getireceğini duyduğunu hatırlıyor. Küçük çocuk diğer çocuklarla birlikte aşeamakanın getirilmesini heyecanla bekliyordu. Nuri, aşeamakanın etrafındaki kargaşanın gelinin eve getirilmesi sırasındaki heyecana benzediğini hatırlıyor.

Kuarçia, “Aniden bahçede bir çığlık duyuldu ve eve yaklaşan bir grup insan gördük. Hava kararıyordu, uzaktaki insanları görmek zordu ama ışıkları, gökten düşen küçük yıldızlar gibi gördüm. Çocukken böyle şeyler büyülü görünür. Gelenlerle tanışmak için diğer çocuklarla koştum, daha yakından bakmak için sabırsızlanıyordum. Yeni gelenler derin bir yas içindeydiler ve yanlarında boynuzlarında yanan mumlar bağlı bir boğayı kurbanlık olarak getiriyorlardı. Önden yürüyenler aşeamaka anma mumunu tutuyorlardı, o kadar ağırdı ki, tek başına bir kişinin kaldırması imkânsızdı. Gelenler, genellikle cenaze töreni gününde yapıldığı gibi çığlık atarak ve ağlayarak avluya girdiler ve Anşa’nın bulunduğu yerde (ölen kişinin eşyalarının yıldönümüne kadar tutulduğu evde) ölen kişinin yasını tuttular. Bu geleneği, alacakaranlıkta bir mumdan gelen ışıklar ve çeşitli renk huzmelerinin şaşırtıcı ve muhteşem olayı olarak hatırlıyorum. Bütün bunlar beni büyüledi, şimdi bu geçen zamanı bir rüya olarak hatırlıyorum. O zamandan beri hiç böyle bir törene tanık olmadım” diye anlattı.

 

Aşeamaka ve dinler

Birçok Abhaz biliminsanı, çeşitli kültürlerin sürekli etkisine rağmen, Abhazların geleneklerini sanki dini geleneklere “dokuyarak” korumaya devam ettiğine inanıyor. Bu durum, aşeamaka mum geleneğine kadar uzanabilir. Bu, herhangi bir dine bağlı olmayan ilkel bir Abhaz geleneğiydi. Genel olarak, Abhazlar her zaman dinlere çok saygılı olmuşlardır ve şaşırtıcı hoşgörüleriyle dikkat çekmişlerdir. Komşu Müslüman ise, ona asla domuz eti teklif edilmezdi ve eğer Hıristiyansa oruç döneminde et veya sütlü yiyeceklere canı çektirilmezdi. Her ikisi tarafta Yüce Tanrı adına kadeh kaldırırdı (geleneksel Abhaz ziyafeti, Yüce Tanrı’nın şerefine kadeh kaldırmakla başlar) ve anma masasında toplanılmışsa, ruhun huzuru için kadeh kaldırırlardı. Bugün, giderek daha sıklıkla, cenaze gününde, dinin öngördüğü duaları yapmak için bir rahip veya müftü çağrılıyor.

DAK Yüksek Kurulu üyesi, etnograf Marina Bartsıts, Abhaz inancının senkretizm unsurlarını (heterojen felsefi ilkelerin tek bir sistemde birleştirilmeden bir kombinasyonu) içerdiğini söylüyor.

Bartsıts, “Hıristiyan Paskalyası’nı, Müslüman orucunu (аурычра) kutlarız, hatta Zerdüştlüğün (eski Abhazların ateşin üzerinden atlama geleneği) etkisi bile izlenir, yani tüm büyük dünya dinleri, Abhaz kültürünü etkilemiştir. Bu nedenle Nanhöa’da (Нанҳәа-28 Ağustos, Kutsal Bakire Meryem’in Göğe Kabulünün Ortodoks bayramı ve Abhaz dininde ölüleri anma günü), ve 30 günlük Müslüman orucunda (аурычра) mum yakıyoruz. İnananlar gerekli olmadığını söylese de biz mum yakıyoruz. Diğer dinlerin etkisine rağmen, Abhazlar hala binlerce yılın derinliklerinden gelen mum yakma geleneğini sürdürüyorlar”, diye paylaşıyor.

Marina Bartsıts, ruhun huzur bulması için mum yakma geleneğinin dünyadaki birçok kültürde bulunduğunu hatırlatıyor.

Bartsıts, “Kafkas halklarını ele alırsak, Abhazların bu ayinin en arkaik özelliklerini koruduklarını söyleyebiliriz. aşeamaka mumu – “hayat ağacı”, iki dünyanın -hayat ve ölümün- birliğini sembolize eder. Kelimenin kendisi, ‘ацәымза’ (mum), Abhazcadan “çam ağacı balmumu’ olarak çevrilir: Ацәа -balmumu, амза -çam. Mumun içine çam ağacı konurdu, muma dallar yapılır ve üstüne kural olarak balmumu veya çam ağacından yapılmış bir kuş yerleştirildi. Kuş, gökyüzünü sembolize ederdi” diye ekliyor.

Ayrıca geleneksel Abhaz dünya görüşünü de hatırlattı: Her insanın her şeyden “kendi payına” düşen yaşam, mutluluk, refah ve zenginlik doğumda belirlenir, ancak bir kişi öldüğünde, kendi payına düşeni (yiyecek ve ışık da dahil olmak üzere) canlılar dünyasından, “ruhundan almalıdır”. Bu nedenle, ölen kişinin yıldönümünü anarken bir mum yakılır ve sofra kurulur.

 

Günümüzde aşeamaka geleneği

Arda Aşüba, bugün aşeamaka anma mumunun amacının yanlış anlaşılması ve üretimindeki bazı zorluklar nedeniyle çok az kişi tarafından yapıldığını ve kullanıldığını söylüyor.

Marina Bartsıts, günümüzde eğer karşılaşılırsa aşeamaka yakılmasının, genellikle bir insanın erken vefatı vakalarında olduğunu söylüyor.

Kafkas Savaşı Kurbanları, 21 Mayıs’ta aşeamaka mumu ve Nart ateşinin yakılması ile anıldı. DAK için geleneksel Abhaz mumu, ünlü Abhaz sanatçı Batal Capua tarafından hazırlandı. Eski günlerde mumun hazırlanma kurallarına uymak için elinden geleni yaptığını ve sürecin genel olarak aynı olduğunu söylüyor.

Batal Capua, “Tek fark bizim için tabanın daha kolay olması, çünkü mumun tabanı için dar pamuklu medikal bandajlar kullanabiliyoruz. Onları satın alıyoruz, büküyoruz ve sonra erimiş balmumuna batırıyoruz. Eski günlerde bu daha zor bir işti. Pamuk özel olarak yetiştirilirdi – elbette genel ihtiyaçlar için, ama aynı zamanda mum yapmak için” diye anlatıyor.

Teknolojinin geri kalanı yüzyıllar öncesiyle neredeyse aynı. Sanatçı olması gerektiği gibi balmumunu eritti, ardından bunun için hazırlanan bandajı eriyen balmumunun içine batırdı.

Capua, “İlk seferden sonra iplik biraz pürüzlü çıkıyor, bu yüzden bir bezle zımparalanması gerekiyor. Ardından, tüm uzunluk ve kalınlık boyunca aynı yuvarlak hatları olan bir halat mum elde etmek için ikinci kez erimiş balmumuna daldırılıyor” diye tarif ediyor.

Mumun kalbinde, tüm yapının sarıldığı ağaç bir dal bulunur. Bazı durumlarda, özellikle mum büyük olduğunda, ağaç dal yerine mumla birlikte yanan karton kâğıt kullanılır.

Sanatçı, “Halat sayısı, mum tabanının çapına bağlıdır. Çap ne kadar büyük olursa, elbette o kadar fazla halat olur. Bilmeniz gereken bazı geometriler var. Tabanın çapını anlamanız, çevre boyunca dört parçaya bölmeniz, dikey çizgiler çizmeniz gerekir” diyor.

aşeamaka mumu yakma geleneği birçok şey gibi zamanla tarihe karışıyor olsa da, biz Abaza halkı olarak bu geleneklerin anısını yaşatmak, yeni nesillere aktarmakla yükümlüyüz. Gelenek ve görenekler, atalarımızın yol gösterici yıldızlarıydı. Belki de uluslarımızın hayatta kalmasını, dünyadaki birçok insanın başına gelen korkunç yok oluş kaderinden kaçınmasını sağlayan, tam olarak bunları takip etmekti. (Bitti)

(abaza.org)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here