Nerde kalmıştık?

0
162

Yaz ortasına denk gelen bayram günleriyle akın akın tatil beldelerine koşan yerliler, memleket hasretiyle yanıp tutuşup kendini toprağına, suyuna bırakan gurbetçiler, boşalan mega kentler, nüfusu iki günde milyonları bulan ören yerleri görüntüleriyle yaza merhaba sevgili okur…

Salgın günlerinin yavaşlaması, aşılanma çabaları, lambur lumbur normalleşme süreçleri sonunda yasaksız günlere başlarken herkesin biraz olsun rahatlamaya ve eski günlerden bir kuple yaşamaya ihtiyacı olduğu şüphe götürmez. 1,5 yıldan beri sosyalleşme sıkıntısı olan insan yığınlarıyla neredeyse siftah yapmayan işletmelerin kavuşması ise pek de hoş olmayan görüntüleri beraberinde getirmekte.

Artan maliyetler ve pandemi günleri yaşanan mali sıkıntıların esnaf üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçek ancak fiyat kalite oranlarının gerçeklikten bu derece sapması da Anadolu fırsatçılığının en güzel örneklerinden. Hükümetin gizli kapaklı yolsuz işlemlerini artık usul buymuşçasına alenen yürütmesiyle tüm bir toplumun üzerine sinen utanmazlık duygusu…

Değil pandemi sürecinde devlet yönetmek, para/çokomel seviyesinde bakkal bile emanet edilmemesi gereken zihniyetle yürütülen politikaların faturasının sırtına yüklendiği yetmiyormuş gibi büyük küçük demeden bütün işletmelerin salgının negatif etkilerini yine tüketiciden çıkarmaya yönelmeleri pek de şaşırtmıyor.

Bir de üzerine bütün bir süreci mağaraya kapanmış gibi abarta abarta yaşayıp Neandertal’e dönen yazlıkçılar eklenince tatil beldeleri soyguncu işletmeler ve arsız paralı müşteriler ile dolup taşar hale geliyor.

Daha liseye bile gitmeyen çocukların “para verdik” lafıyla girdikleri her ortamın sahibi olduklarını sanmalarını, doğaya, çevreye, temizliğe karşı duyarsız ve umursamaz tavırlarını, ailelerin de bunlara göz yummalarının sadece pandemi süreci ve insanların bu süreçte bunalmasıyla açıklanacak basitlikte olmadığı kanaatindeyim.

20 yıldır kültürsüzlük ve zorbalık aşılayarak hüküm süren iktidar yönelimlerinin toplum üzerindeki izdüşümü…

Pandemi ise ne kadar muhafazakârlaştığının farkına bile varmayan bu yeni nesil “yetmez ama evet”çilerin bahanesi oluyor sadece.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here