Uzayda kullanabilirsin, dünyada asla! 1. Bölüm

0
142

-kendi kaderini tayin hakkı-

Amerikan İç Savaşı sırasında, ABD Başkanı Abraham Lincoln’ün, 1 Ocak 1863 tarihinde ABD’de yaşayan siyahi kölelere özgürlük ilan eden başkanlık emri “Özgürlük Bildirgesi”ni yayımlaması, “köleliğin” kaldırılmasının başlangıcı olmuştu (1865’te yasa ile bütün ABD’de), (İngiltere 1838, Osmanlı 1857, Rusya 1861).1

“İsveç ve Rusya arasında yapılan 14.9.1809 tarihli Frederikshamm Barış Anlaşması’nda Rusya Finlilere muhtariyet öngören bir Devletler Hukuku yükümlülüğü kabul etmiştir. I. Alexander 18.7.1809’da Borgo Eyalet Meclisi’nin açılışında Fin halkının bundan böyle ulus hiyerarşisine yükseldiğini ilan etmiştir (Arsava, 1993: 5).”

İlk olarak, 9 Haziran 1815 tarihinde yapılan Viyana Kongresi’nde, Polonyalılara ulusal temsil ve ulusal müesseselerini kurma hakkı verilmiştir. Böylece “Ulusal bir devlet birliği içinde ulus olarak tanınma” Devletler Hukuku’na ilk olarak girmiştir.

“Örneğin Filistin halkı hakkında BM’de farklı zamanlarda ülkelerine dönebileceklerine ilişkin kararlar çıkmasına rağmen bugün dünyanın pek çok yerinde sürgünde Filistin halkı yaşamaktadır. Bu durum, self determinasyonun hukuki olmaktan ziyade siyasi bir ilke olmaya devam ettiğinin göstergesidir (Kılınç, 2008: 976-977).”2

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İnsan Hakları Sözleşmesi, 26 Haziran 1945 tarihinde San Francisco’da imzalanmış ve 110. maddeye uygun olarak 24 Ekim 1945’te yürürlüğe girmiştir. Türkiye antlaşmayı Milletlerarası Adalet Divanı Statüsü ile birlikte 15 Ağustos 1945’te onaylamıştır. 4801 Sayılı Onay Kanunu 24 Ağustos 1945 gün ve 6902 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.”

Ulusları, halkları ve haklarını koruyan bu sözleşmenin bazı maddelerine kısaca göz gezdirelim;

Mad.1. fıkra: 2. Uluslar arasında, halkların hak eşitliği ve kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi ilkesine saygı üzerine kurulmuş dostça ilişkiler geliştirmek ve dünya barışını güçlendirmek için diğer uygun önlemleri almak;

Mad.55- Uluslar arasında halkların hak eşitliği ve kendi yazgılarını kendilerinin belirlemesi ilkesine saygı üzerine kurulmuş barışçı ve dostça ilişkiler sağlanması için gerekli istikrar ve refah koşullarını yaratmak üzere Birleşmiş Milletler:

  1. Yaşam düzeylerinin yükseltilmesini, tam istihdamı, ekonomik ve sosyal alanlarda ilerleme ve gelişme koşullarını,
  2. Ekonomik, sosyal alanlarla sağlık alanındaki uluslararası sorunların ve bunlara bağlı başka sorunların çözümünü, kültür ve eğitim alanlarında uluslararası işbirliğini ve
  3. Irk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve temel özgürlüklerine bütün dünyada etkin bir biçimde saygı gösterilmesini, kolaylaştıracaktır.

Mad.56– Üyeler, 55. maddede belirtilen amaçlara ulaşmak için, gerek birlikte gerekse ayrı ayrı, örgütle işbirliği içinde hareket etmeyi yükümlenirler.

Mad.76– İşbu Antlaşma’nın 1. maddesinde belirtilen Birleşmiş Milletler’in Amaçları’na uygun olarak vesayet rejiminin temel hedefleri şunlardır:

  1. Uluslararası barış ve güvenliği pekiştirmek;
  2. Vesayet altındaki bölgelerde yaşayan insanların siyasal, ekonomik ve sosyal bakımdan ilerlemelerini ve eğitim alanında gelişmelerini kolaylaştırmak, her bölge ve halkına özgü koşulları ilgili halkların özgürce dile getirdiği özlemleri ve her vesayet anlaşmasında öngörülebilecek hükümleri de göz önünde tutarak, bu bölgeler halklarının kendi kendilerini yönetmelerini ya da bağımsızlığa doğru giderek gelişmelerini kolaylaştırmak;
  3. Irk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı gösterilmesini teşvik etmek ve dünya halklarının karşılıklı bağımlılığını geliştirmek ve
  4. Sosyal, ekonomik ve ticari alanlarda bütün Birleşmiş Milletler üyeleri ile onların uyruklarına eşit davranılmasını sağlamak ve yukarıda belirtilen amaçların gerçekleştirilmesini engellememek ve 80. madde hükümleri saklı kalmak koşuluyla, adalet dağıtımında da bu sonunculara eşit davranılmasını sağlamak.”3

14 Aralık 1960 tarihli BM Genel Kurulu 1514 (XV) sayılı kararı ile gerçekleşmiştir. “Sömürge Ülkeler ve Halkların Bağımsızlıklarının Güvence Altına Alınmasına İlişkin Bildirgesi”nde, “Bütün halkların self-determinasyon hakları vardır. Bu hak sayesinde siyasi statülerini serbestçe belirler ve özgürce kendi ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişimlerini sağlamaya çalışırlar.2

“BM, 2 Aralık 1949’da insan ticareti, cinsel istismar, çocuk işçi çalıştırma ve zorla evlendirme gibi köleliğin çağdaş formlarını yok etmeyi amaçlayan bir yasa tasarısını kabul etti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edildi.”

BM, Antlaşmasının 1. Maddesinin 2. fıkrası, 55. ve 76. Maddelerinde ‘halkların eşit hak ve self determinasyonu (kendi kaderini tayin hakkı)’ ilkesini tanımıştır.

BM Genel Kurulu daha sonra, bu kez çekimser oy olmaksızın 27 Kasım 1961 tarihinde 1654 (XVI) sayılı kararı ile ‘tüm halkların self-determinasyon hakkı olduğu’nu açıkça teyit etmiştir.

BM, 16 Aralık 1966’da 2200 (XXI) sayılı Genel Kurul kararı ile kabul edilen insan haklarına ilişkin ve İkiz Sözleşmeler olarak bilinen ‘Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Milletlerarası Sözleşme’ ile ‘İktisadi, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Milletlerarası Sözleşme’sini kabul etmiştir. Her iki sözleşmenin ortak 1. maddelerinin ilk fıkrası şöyledir: “Bütün halklar kendi kaderlerini tayin etmek hakkına sahiptirler. Bu hak uyarınca kendi siyasal statülerini serbestçe oluştururlar ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini serbestçe sağlarlar.”1 (Devam edecek)

 

1- Mustafa KOÇAK, Self Determinasyon Hakkı ve Self Determinasyon Hakkı Teorileri – DÜHFD (Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi), Cilt: 23, Sayı: 38, Yıl: 2018, s. 85-148

2- Mesut ÇELİK, Kendi Geleceğini Belirleme İlkesi ve Bağımsızlık Hakkı, Ankara Barosu Dergisi, 2015/2 – http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2015-2/06.pdf

3- TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Birleşmiş Milletler Antlaşması – https://inhak.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/2212020141836bm_01.pdf

Önceki İçerikOubykh Mektupları Ağustos 2021
Sonraki İçerik‘Basın Özgürlüğü’ ödülleri
Jiy Zafer Süren
1951’de Samsun’da doğdu. Üniversite’yi terk etmiş ve muhasebeci olarak çalışarak emekli olmuştur. Çeşitli dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Kafkasya üzerine yayın yapan, As Yayın’ın kurucuları arasında yer aldı. “Çipxe, Kafkas Aile Armaları” (derleme) ve “Tama Bahar Gelmeyecek” (şiir) isimli iki kitabı vardır. Nisan 2008 itibariyle Jıneps gazetesi yazarları arasında yer aldı, Ocak 2011 tarihinden bu yana yayın kurulu üyesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here