Osetlerde kadim halk tıbbı ve geleneksel tedavi şekilleri – 3. Bölüm

0
55
Zabitı Jarbeg’in (Дзабиты Зарбег) Oset Halk Tıbbı (Ирон Адæмон Хостæ) kitabının Badı Muammer Tekin tarafından yapılan çevirisini yayımlamaya devam ediyoruz.

 

Astım (Æхгæд риу) Eğged riv

Astım için hekimler çeşitli ilaçlar yapıyor; reçine yapraklarını kaynatıp suyunu hastaya içiriyorlardı. Arî nektarı içkiyle karıştırılıp, huş bitkisi ise böğürtlen yapraklarıyla kaynatılıp suyu içiliyor. Yabani tavşan beyni kaynatılıp bal ile karıştırılarak hastaya yediriliyor. Yaprakları yenilebilen rastenye kaynatılıp suyu içiliyor; rastenye ile kireçlenmeler, bağırsak iltihapları ve hemoroit için de ilaç yapılıyor.

Astım özellikle çocuklarda ilerlediği zaman erkek kazın boğazından akıtılan kan ayda 4 kez 100’er gr içiriliyordu. Yaklaşık 10 tane kenevir tohumu (çedene) ezilerek 1 bardak su veya süt ile kaynatılıp suyu süzülüyor ve hastaya içiriliyor. Leylak çiçeği çayı da astıma iyi geliyor. 100 gr bal, 1 bardak süt ile ağır ateşte pişirilerek hastalara sabahları aç karnına içmesi öneriliyor. Sarmısak dövülerek limonla karıştırılıyor ve 5 gün bekletildikten sonra suyu süzülerek sabahları aç karnına içiriliyor. 200 gr alkol, 400 gr bal, 1 bardak kurutulmuş huş bitkisi ile kaynatılıp 9 gün karanlık yerde bekletilerek aç karnına suyu tüketiliyor. Astım hastalarına her gün 200 gr kadar eşek sütü içirilirdi. Salyangoz ezilerek bal ile karıştırılıyor ve günde 2 defa hastaya yediriliyordu. 1 kilo çam fıstığı 6 litre suda kaynatılarak suyu içiliyor. Suda kaynatılan kuşburnu suyu da astıma iyi geliyor. Müge otu sakız gibi çiğneniyor ve yine kaynatılarak elde edilen suyu içiliyor. Müge çiçekleri gece yatarken kokusu için yastığın yanına konuyordu. 18 adet limonun kabukları soyularak iç kısımları iyice eziliyor, 5 adet yumurtanın da kabuklarının içindeki ince zarlarından 50 gram kadarı limonla ve bir miktar alkol, biraz da nektarla karıştırılıp iyice sulandıktan sonra günde 2 kere çay kaşığıyla içiriliyor. Yarım litre içkiye 50 gr nektar karıştırıp sulandırarak günde 2 kere yemek kaşığıyla hastaya veriliyor. 1 litre süte ince doğranmış 1 kilo soğan eklenerek kaynatılıyor ve suyu her gün 100 gr kadar hastaya içiriliyor. Soğanlar kıyma makinesinden geçirilip şeker eklenerek astım hastasına yediriliyor. 5 yaşını doldurmuş sarı sabır çiçeği 2 gün susuz bırakılarak öğütülüyor ve 1 litre şarap ile mayısta elde edilen bal içine katılıyor. Karışım cam kavanoza konarak 10 gün karanlık bir yerde muhafaza ediliyor. İyice sulanan karışımdan ilk günler hastaya günde 3 kez çay kaşığıyla, birkaç gün sonra da yemek kaşığıyla içiriliyor. Akasya çiçekleri şekerle karıştırılıp cam şişede güneşe konuyor ve ekşitiliyor. Mayalanan karışım astım, kalp hastalarına ve kansızlık çekenlere veriliyor. 4 litre kaynar suya kekik dalları, 200 gr andız otu kurusu, 1’er kilo şeker ve bal eklenerek iyice kaynatılıyor. Daha sonra süzülerek suyu ağır ateşte bir müddet daha kaynatılıyor ve hafif sıcakken kaşıkla hastaya içiriliyor. Hasta daraldığında nefesini rahatlatacak hareketler yaptırılıyor. Soğan veya sarmısak rendelenip koklatılıyor. Demir içeren maden suları ısıtılarak içiriliyor. Nane koklatılıyor. Hasta salıncakta sallanarak nefesinin rahatlaması sağlanıyor. Ayva çekirdekleri kaynatılarak suyu içiriliyor.

Ardıç fidesi yaprakları, böğürtlen çiçekleri, kirpi kafalı veya sultan arabası da denilen otlar kaynatılıp suları içiriliyor. Barut ağacı yaprakları da kaynatılarak suyu içiriliyor. Aynı ilaç karın ağrılarına da iyi geliyor. Isırgan otu kaynatılıp suyu veriliyor. Sinir otu, reyhan otunun suları veriliyor. Kekik çayı içiriliyor. Çay içirmek hastayı balgamdan kurtarıyor, nefesini rahatlatıyor. Soğuk alıp öksürenlere çay içiriliyor ve terlemesi sağlanıyor. Vücutta beliren sivilcelere çay pansumanı yapılıyor. Yumurta şap ile karıştırılarak hastanın göğsüne sürülüyor.

 

Endokrin bezleri hastalıkları (Рæзынджыты низ) Rejıncıtı nij

Tiroit bezlerinde oluşan rahatsızlıklara keçi ve at sütlerinden ilaçlar yapılıyordu. Hastaya buz emdiriliyor, sakız çiğnetiliyordu.

 

Boğmaca (Хъихъкæнаг низ) Gıkkenag nij

Boğmaca hastası öksürürken “gık” diye bir ses çıkardığından Osetler gıkkenag, yani gık dedirten hastalık diye adlandırdılar. Osetya’da boğmaca bölgelere göre çeşitli isimlerle biliniyor. Kurttatı kom adlı vadide hastalığın adıyla anılan bir de tapınak var. Bu tapınakta boğmaca hastaları adına kurbanlar kesilerek dualar ediliyordu. Tapınakta domuz eti yenmezdi. Boğmaca hastalarına sulu yemek verilirdi. Boğmaca için çeşitli otlardan ilaçlar yapılıyordu. Kayalıklarda oluşan yosunların dalları ve çiçekleri toplanarak birlikte kaynatılıyor ve suyu hastaya içirilerek nefesinin rahatlaması sağlanıyordu. Siyah turp suyu boğmaca öksürüğünü hafifletiyor. Bektaşi üzümünün yaprakları ve meyveleri birlikte kaynatılarak suyu hastaya içiriliyor. Rastenye ve böğürtlen yapraklarının kaynatılmış suları boğmaca hastasını rahatlatıyor.

 

Öksürük (Хуыфæг) Xufeg

Öksürük de boğmaca için yapılan ilaçlarla tedavi ediliyordu. Öksürük arttığı zaman hastaya havuç suyu içirilirdi. Yumurta su içinde çırpılarak hastaya içiriliyordu. Hastanın boğazına bez içine konan sıcak kül bağlanıyordu.

 

Hapşırık (Æхсырснæг) Eğşırşneg

Bez yakılarak dumanı hapşıranın burnuna tutuluyordu. Çiğdem çiçeklerinin kurutulup ufalanan tozlarını koklamak hapşırığı hafifletiyor. Sıcak içki içiriliyor. Votka ile burun delikleri ıslatılıyordu. Hapşırık bulaşmasın diye burun deliklerine sarmısak suyu damlatılıyordu. Kedi veya itkuyruğu denilen ot yakılarak dumanını koklatıyorlardı. Yanık pamuk dumanı koklatma gibi çareler aranıyordu. Bazı insanlar hapşırığını kesmek için koltuk altlarını koklardı.

 

Hıçkırık (Къурццытæ кæнын) Kurtsıte kenın

Hıçkırık tutan kişi burnunu bir eliyle kapatırken diğer eliyle bir bardak suyu nefes almadan ağır ağır içtiğinde hıçkırığı kesiliyordu. Veya hıçkıran kişiyi şaşırtacak ani bir şey söylemek -“hırsızlık yaptın” gibi- hıçkırığı kesiyor. (Devam edecek)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here