Sorunlara dair

0
148

Geçen günlerde gerçekleştirilen kurul ile Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi yeni yönetim kadrosunu şekillendirdi. Üye sayısı düşünüldüğünde katılımın az olduğu seçimlerin sonucunda eski kadrodan kalan isimler olsa da yönetim, yeni ve tabandan gelen üyelere devredilecekmiş gibi görünüyor.  

Yeni yönetim ile; tekrarlanan sorunlar, yıllar içinde kronikleşmiş beklentiler, değişen konjonktüre uyum süreçleri, küsen üyeleri kazanma, yeni üye adaylarına ulaşma ve çok daha fazlası İstanbul arkeolojisinin gündemini şu sıralar meşgul etmekte.  

Bir meslek grubu temsiliyeti olmasının yanı sıra tüm kültür varlıklarına dair geniş çalışmalar yürüten derneği bu dönemde üzerine eğilmesi gereken zorlu konular bekliyor.  

Kent içi projelerde hâlâ geciktirici olarak görülse de arkeoloji son zamanlarda prestij unsuru olarak kabul ediliyor. Kazıyı yöneten kurumun arkeoloji müzeleri olmasına rağmen yönetmelik gereği çalışmaları finanse etmek zorunda olan proje sahiplerinin “Parasını ben veriyorum kardeşim, benim arazim değil mi!” nidaları her geçen gün yükselmekte. Tabii ki bu seslerin yükselmesinin nedeni tarihe veya bilime olan düşkünlüklerinden değil, işgüzarlıktan. Yüksek egoları ve dolgun cüzdanlarıyla asıl işleri hiçbir şey yapmadan para kazanmak olan firmalar büyük çoğunluğu kamu projesi olan bu çalışmalarda güç devşirerek boy göstermekte. 5’li çeteyi rol model alan, her şeyi bildiğini ve her konuda uzman olduğunu iddia eden bu yönetenler güruhu, mevzuattan ve teknikten bihaber olmasına rağmen parayı ellerinde bulundurmanın verdiği şımarık güç sarhoşluğuyla her istediğini söylemeyi kendilerinde hak görmekte. Kendilerine kalsa cahil ellerinde b.k olacak olan bir çuval incir, tehdit ve hakaretlerine, kasıtlı olarak sağlamadıkları koşullara rağmen işi esas yapanlar sayesinde parlatıldığında sahiplenip reklam yapacak kadar riyakâr bir düzen. 

Bu düzen içerisinde çalışmaya çalışan, ezilen, kötülüklerden sorumlu tutulan arkeologlar. Özlük haklarına dair ses çıkarmasına izin verilmeyen, çalışma şartları ısrarla iyileştirilmeyen, kovulma ve maaşlarına dair sürekli tehdit edilebildikleri, güvencesiz ve proje bazlı işlere mahkûm, taşeron sistem altında o firmadan öbür firmaya savrulan, herhangi bir sendika, STK veya odaya sahip olmayan, örgütlülük adına sadece bir derneğe sahip arkeologlar. 

Beklentiler büyük; çözülmesi, görüşülmesi gereken mevzular daha da büyük. Tüm camiaya umut olması dilekleriyle… 

Önceki İçerikYoksa iflah olmaz bu ülke
Sonraki İçerikMaze Sürer, Mamut Art’ta
Olgaç Oral
1990 yılında İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümünde tamamladı. Lisans süresince Anadolu’da ve İstanbul’da çeşitli arkeolojik kazılarda çalıştı. 2013 yılından beri İstanbul içerisinde başta Pendik, Sirkeci, Yenikapı, Metro, Marmaray, Beşiktaş olmak üzere birçok arkeolojik kazı ve projede aktif görev almakta.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here