Yolunuz açık olsun Koyusiyah ve Papirüs Yayıncılık

0
153

Çok zor bir iş yapmaya karar verip yola koyuldular. Aslında buradaki “iş” sözcüğü durumu tam karşılamıyor sanki, belki “uğraşı” demeli.  

Kitap… 

Yayınevi… 

Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın (KAFDAV) yayıncılık işletmesi, özelde Çerkesler için büyük bir boşluğun doldurulmasını sağlamıştı, devam ediyor. Kendimize dair bilgiye ulaşmamızdaki katkıları çok değerli.  

Yanı sıra içimizden birilerinin yayıncılık konusunda inisiyatif geliştirmesi sevindirici. Ankara’da Koyusiyah, İstanbul’da Papirüs Yayıncılık’tan söz ediyorum. Her iki yayıncılığın kurucu ortakları, Koyusiyah’tan Erdoğan Boz, Papirüs’ten Alpay Batur ile mini birer söyleşi gerçekleştirdik.  

İçinde kaybolacağımız, ufkumuzu açacak, bilgiye ulaştıracak, gülümsetecek, sevgimize sevgi katacak, zihnimize gerçekleri çivi gibi çakacak, ilham verecek, düşündürecek nice kitapları olsun. Yazanın, çevirenin, yayımlayanın, okuyucuyla buluşturanın emeğine sağlık. 

Sokrates’in izinde; “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” diyerek okumak, okumaya devam etmek, okutabilmek güzel olmaz mı?  

Yolunuz açık olsun Koyusiyah ve Papirüs Yayıncılık.

‘Entelektüel kısırlık toplumsal mücadelede büyük bir handikap’

 

-Neden yayınevi? 

-Koyusiyah’ın kurucuları olarak uzun yıllar boyunca dernekler başta olmak üzere pek çok örgütsel yapı içinde çeşitli faaliyetler yürüttük. Bu yıllar içinde gerek farklı zamanlarda kurulan yayınevleri, gerekse de zamanın şartlarına göre dernekler ya da dernekler etrafında örgütlenen çeşitli kesimler tarafından çıkarılan yayınları takip ettik. Hal böyle olunca entelektüel birikime dair zaman içinde olgunlaşan bazı fikirler edindik.  

Entelektüel kısırlığın toplumsal mücadelede büyük bir handikap olduğunu, sürekli kendini tekrar eden tartışmaların zamanla hem toplumsal mücadeleye hem de bireysel dimağlara büyük zarar verdiğini gördük. Buna karşı yapılabilecek şeylerin başında mevcut olanı sorgulamaya, yeni tartışmalar yapılabilmesinin önünü açmaya hizmet edecek bilgileri dolaşıma sokmak olabileceği düşüncesiyle yayınevi kurmaya karar verdik.  

 

 

-Başlangıçta amaç, hedef? Başlangıçtan bugüne hedeflere ulaşılabildi mi? 

-Koyusiyah olarak amacımızı kendi web sayfamızda şöyle anlatmıştık: 

Ülkemizdeki demokratik toplum algısının, çoksesliliğin, çoğulculuğun, genel anlamda insan haklarının, hayvan haklarının, eşitlik ve adalet anlayışının ve arayışının gelişimine yayın yoluyla katkıda bulunmak birinci hedefi Koyusiyah’ın. 

Yayın listesine her alanda nitelikli yerli ve yabancı edebi eseri, çocuk kitaplarını, okuyucusuna doğru bilgiler sunmayı hedefleyen popüler yayınları da katmak Koyusiyah’ın yayıncılık hedefleri arasında bulunuyor. 

Koyusiyah, ilerleyen süreçte dünya edebiyatının modern ve klasik eserlerinden oluşan seçkileri de okuyucularımızla buluşturacak. Okuyucusunun düşün dünyasında bir iz, damağında kimi zaman tatlı, kimi zaman buruk bir kahve tadı bırakmak mutlu edecek Koyusiyah’ı. 

Bu genel amacın dışında kısa süreli hedeflerimiz arasında elbette finansal olarak kendini döndürebilecek, yeni yayınları yapma noktasında başka ekonomik kaynaklara bağımlı olmayan bir yapı oluşturmak ve düzenli periyotlarla yeni kitaplar yayımlamak vardı. Hâlâ bu amaca ulaşabilmiş değiliz ve bunun için farklı taktikler deniyor, yeni stratejiler geliştirmeye çalışıyoruz. Fakat Türkiye gibi okuma alışkanlığının zayıf olduğu, yayıncılık faaliyetleri için gerekli girdi fiyatlarının çok yüksek olduğu bir ülkede bu hedefe ulaşmanın pek de kolay olmadığını gördük. Kısaca, henüz bu hedefe ulaşabilmiş değiliz.

 

-Geçen zaman içinde yeni hedefler? Geleceğe dair hayaller? 

-Geleceğe dair hayallerimiz elbette hiç bitmiyor. Bazen yoruluyoruz, kimi zaman hayal kırıklıkları yaşıyoruz. Yine de hayallerimiz bitmiyor. En büyük hayalimiz bir gün Koyusiyah’ın yukarıda bahsettiğim amaca hakkıyla katkıda bulunabildiğini görmek. Ve elbette yayın dünyasında yayımladığı kitaplarla bir yer edinmek. 

 

 

-Kitap satışına dair; Çerkes toplumuna yönelik bir yayın ise “En fazla 250 satar” diyorum… Sizde durum nedir? 

-Kendi gözlem ve deneyimlerimden yola çıkarak bunun bir önyargı olduğunu söyleyebilirim. Ancak tersini de söylemek pek mümkün değil, yani Çerkeslerle ilgili ya da Çerkes toplumuna yönelik bir kitap da her halükârda çok satmıyor. Bir kitabın satışlarını etkileyen çok fazla etken var. Bazen biraz şans, bazen kitapla ilgili doğru bir zamanlama, bazen hedef kitleye hitap eden iyi bir tanıtım, bazen yazar, bazen de raflardaki görünürlük. Yayınevinin genel görünürlüğü de bunların arasında. 

Bizim satış oranlarımız için de aynı durum geçerli. Bazı kitaplarımız fena satmıyorken bazıları çok az satıyor. Genel olarak arzu ettiğimiz sayıların çok gerisindeyiz. Sürekli yayınevini finansal olarak beslemek zorunda kalıyoruz ve bu da bizi oldukça yavaşlatıyor. Başta yaptığımız planlamanın çok çok gerisindeyiz fakat dediğim gibi, zor da olsa bir şekilde ilerlemek istiyoruz. 

  

-İnternet alışverişi yaşamın her alanında, kitap alışverişinde de var. Kitabı eline alıp karıştırmak, kâğıt kokusunu duymak, arka kapağını kitaptan okumak isteyenleri de düşünerek yayınlarınıza ulaşım noktaları? 

-İnternet alışverişi için ilk adres, hem bizim kitaplarımıza hem de yüzlerce başka yayınevinin yaklaşık 50 bin kitabına indirimli olarak ulaşabileceğiniz kitap satış sitemiz: www.mezindo.com 

Fakat tek erişim noktası bu site değil. Kitaplarımız internetteki tüm kitap satış sitelerinden temin edilebileceği gibi, kitap mağazalarından da temin edilebilir. Kitapların mağazalara sipariş verilmesi ve buralardan temin edilmesi hem siparişi verilen kitabın, hem de Koyusiyah Yayınevinin genel görünürlüğü açısından daha iyi bir tercih olacaktır.


Koyusiyah Yayıncılık 

Koyusiyah, 2018 yılında Ankara’da kuruldu ve faaliyetlerine burada devam ediyor. www.koyusiyahkitap.com adresinden tüm iletişim bilgilerine ve kitaplarımızın tadımlık bölümlerine ulaşmak mümkün. 

Yaşamkent Mahallesi  

3239 Sokak No: 3/20  

Çayyolu – Ankara 

Tlf: +90 312 911 95 15 

bilgi@koyusiyahkitap.com 

www.koyusiyahkitap.com 


ХьэщIэщ хъыбархэр 

КIэрэф Эрол 1953 гъэм къыщалъхуащ Тыркум Къайсэр къалэм епха Жаныкъуей къуажэм. ПэщIэдзэ еджапIэр и къуажэм, курыт еджапIэмрэ лицеймрэ – Къайсэр къалэм къыщиуха нэужь, Анкара къалэм агрономием щыхуеджащ. Пенсием хуэкIуэхукIэ пхъэщIапIэ иIащ. 

Эрол унагъуэшхуэ къыщыхъуащ, ахэр зэдэлъху-зэшыпхъуибл мэхъу. Я унагъуэм и хьэщIэщыбжэр Iухауэ зэрыщытам и фIыщIэкIэ и нэгу куэд щIэкIащ, куэди зэхихащ адыгэ лъэпкъымрэ адыгэ хабзэмрэ теухуауэ. Ахэр игъэлъапIэу игу илъти, къытхуиIуэтэжащ. Шэч къытомыхьэу жыпIэ хъунущ тхакIуэм хъугъуэфIыгъуэшхуэ ди зэманым къынихьэсауэ. 

2016 гъэм тыркубзэкIэ къыдэкIащ “ХьэщIэщ хъыбархэр” зыфIища тхылъыр. ЩIэупщIэ зэриIэм къыхэкIыу, ар тхуэнейрэ къыдагъэкIыжащ. 2018 гъэм “Хъыджэбз хьэщIэхэр” зыфIища нэгъуэщI зы лэжьыгъэшхуи дунейм къытехьащ. 

Адыгэ тхакIуэм и зэфIэкI къэзыгъэлъагъуэ КIэрэф Эрол и IэдакъэщIэкIкIэ иджыри куэдрэ дигъэгуфIэну ди гуапэщ. 


Türkiye Solunun Kıbrıs Çıkmazı 

Bu kitapta, 1950-1980 yılları arasında Türkiye solunun Kıbrıs sorununa bakışı konu edilmektedir. 

Türkçede Kıbrıs sorununu farklı perspektiflerden ele alan çalışmalar yer alsa da Türkiye’deki sol hareketlerin bu konuya yönelik tutumlarına dair derli toplu bir çalışma bulunmamaktadır. 

Bu anlamda elinizdeki kitap 1950’lerde Kıbrıs sorununun ortaya çıkışından itibaren Türkiye’deki sol örgüt ve hareketlerin konuya dair tutum ve yaklaşımlarını değerlendirmeye yönelik ilk çalışmadır. 

Daha önce Kıbrıs’ta Türkçe ve Yunanca olarak yayınlanan kitap, Kıbrıs sorununun özel bir boyutuna derinlikli bir bakış sağlamaktadır. 


Zapt Et  ya da Yok Et – Son Başkanın Çeçenistan Hatıraları 

Kafkasya’da Çeçenlerin yüzyıllara yayılan özgürlük ve direniş mücadelesi “saygınlık” ve “onur” hisleri uyandırıyor. İnsanlığın direniş tarihinde büyük bir anlatı bu. Ne yazık ki bu anlatının son bölümü iyi gitmedi… 

Zakayev’in 1990-2000 arası süreci kapsayan kitabı kişisel bilgi ve gözlemlerimizi teyit eden, zenginleştiren ve kavrama gücümüzü artıran çok önemli ayrıntılar içeriyor. Bir tiyatrocunun, bir bakanın, bir savaşçının, sürgünde bir başbakanın, yaralı bir Çeçen’in anıları. 

Fehim Taştekin 


Sovyet Sonrası Rusya’da Etnik İlişkiler 

Rusya’da komünizmin çöküşü göreceli olarak barışçıl olmakla birlikte, o dönemden bu yana etnik ilişkiler gittikçe kötüleşmektedir. Bu kötüleşme Rus devletinin işleyişine karşı bir tehdit oluşturmakta ve gelecekteki gelişiminin önünde temel bir engel teşkil etmektedir. Kuzey Kafkasya’daki etnik ilişkilerin incelendiği bu kitapta, Sovyet sonrası dönüşümün temel özellikleri olan nüfus değişimleri, ekonomik çalkantı, jeopolitik istikrarsızlık ve siyasi yeniden yapılanma gibi çok sayıda sürecin vatandaşların günlük yaşamlarını nasıl etkilediği gösterilmektedir. Sovyet sonrası alanda etnisite, kimlik, milliyetçilik, egemenlik ve bölgesellik hakkında önemli sorular gündeme getirilmektedir. 

Andrew Foxall, İngiltere’de bulunan Henry Jackson Topluluğu’nda Rusya Çalışmaları Merkezi direktörü olarak görev yapmaktadır. Foxall daha önce İngiltere’de Oxford Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Konseyi’nde (ESRC) doktora sonrası araştırmacı ve Belfast Queen’s Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. 


Sızı 

İnsan iki türlü kaybolur. Kendi içinde ve kalabalıklar arasında…  

Kimi zaman kendi içinde yolunu kaybeder, farkında olmadan çıkmaz sokaklara sapar ve tam da o anlarda tutunacak, yolunu aydınlatacak bir şey arar. Bu bazen bir saç teli, bazen eski bir fotoğraf, bazen de birkaç güzel söz olur.  

İnsan ne zaman kalabalıklardan kaçmak istese yolu mutlaka çocukluğuna çıkar; hem zaten insan kendi içinden başka nereye saklanabilir ki?  

Ve zaman… Geçmişle aramızda duran o kenarı tırtıklı, dolapların derinlerine saklanmış, albümde durmaktan sararmış fotoğrafların burnun direğini yakan sızısıdır.  

Belki de zaman, geçmek bilmez bir sızıdır hep aynı yerde asılı kalan. 

Birbirinden güzel ve naif öykülerin içinde kaybolacağınız bir kitap bu elinizde tuttuğunuz… Bitmesin diye ağırdan alacaksınız okumayı. Dudağınızın kenarında kıvrılan tebessümün içinde gizlenmiş incecik bir sızı kalacak geriye.



‘Yayıncılık alanında etkin bir referans değeri oluşturmak istiyoruz’

 

-Neden yayınevi? 

-İletişim ve yayıncılık, toplumu direkt etkileyen en önemli araçlardan biri. Bu alanda bulunmak, içinde bulunduğunuz toplumu anlamak ve hatta rasyonel olarak ölçümlemeye de olanak sağlayabiliyor. Görünürde ortak noktası olmayan kitlelere medya ve yayıncılık aracılığı ile aynı anda ulaşabiliyorsunuz. Öyle ki; aynı sokakta yürümesi bile mümkün olmayan iki insan, aynı kitabı okuyabilir, aynı şiirden etkilenebilir. Bizi bu alana çeken de yayıncılığın elindeki bu evrensel güç oldu. Elbette edebiyatın büyülü dünyası da başlı başına bir çekim alanı. 

 

-Başlangıçta amaç, hedef? Başlangıçtan bugüne hedeflere ulaşılabildi mi? 

-Başlangıçtaki amacımız, nitelikli yayıncılık anlayışını kurumsal ölçekte inşa edebilmekti. Başlangıcımızdan bu tarafa bu amaca bağlı olmaya gayret ediyoruz. Halihazırda Papirüs’ün geleneği olan iyi edebiyat çizgisini de aynı şekilde devam ettirmeye çalışıyoruz. Hedeflediğimiz yayıncılık anlayışına tümüyle ulaşamasak da, eksiklerimizin, hatalarımızın farkına varabilecek bir özeleştiri kültürünü oluşturduk.  

  

-Geçen zaman içinde yeni hedefler?  

-Yayıncılık alanında direkt bulunduktan sonra, sektörün düşündüğümüzden daha da olumsuz bir yayıncılık kültürü ile var olduğunu fark ettik. Bu fark bize; bir işletme olarak işlerimizi iyi yapmanın yanı sıra, paydaşı olduğumuz sektör temsilcileri ile beraber ortak bir iyileştirme gayretinin de oluşması gerektiği gibi yeni hedefler de yarattı. 

  

 

-Geleceğe dair hayaller? 

-Yayıncılık alanında etkin bir referans değeri oluşturmak. 

  

-Kitap satışına dair; Çerkes toplumuna yönelik bir yayın ise “En fazla 250 satar” diyorum… Sizde durum nedir? 

-Bu konu çok önemli. Özellikle bu konu ile direkt ilgili olduğunu düşündüğüm ve bizi tarif ederken sıklıkla kullanılan, “savaşmaktan başka bir şey bilmeyen bir toplum” tanımının da kasıtlı olarak yaygınlaştırıldığını düşünüyorum. Çünkü böyle bir toplum okumaz, sormaz, sorgulamaz! Oysaki; kültürümüzün çekirdeğini oluşturan, İnsana-Canlıya saygı anlayışı, savaş kelimesi ile örtüşmüyor. İnsana-Canlıya saygı anlayışı, entelektüel bir birikimin eseri olmalıdır. Bugün için bu önemli mirası koruyabilmemizin belki de tek yolu, daha fazla merak etmek, kendi kültürümüzle ilgili kaynakları okumak ve pek tabii insana ve dünyaya dair her şeyle temas etmekten geçiyor. Bu nedenle Çerkes kültürü ile ilgili çok daha fazla yayın ortaya koymalı, ortaya çıkarılmış tüm eserleri okumaya gayret etmeli ve hatta özen göstermeliyiz. 

 

 

-İnternet alışverişi yaşamın her alanında, kitap alışverişinde de var. Kitabı eline alıp karıştırmak, kağıt kokusunu duymak, arka kapağını kitaptan okumak isteyenleri de düşünerek yayınlarınıza ulaşım noktaları? 

-Bu konu kitap satışlarının sayısı ile direkt ilgili. Özellikle zincir mağazalar otomatik bir sistem kullanıyor. Kitap satışlarının belli sayılara ulaşmasından sonra, direkt mağazalara ulaşması, kendi sistematiği içerisinde bence anlaşılabilir bir durum. Sonuçta bir kapasite sorunu var. Bizim Kadıköy çarşı içerisinde bir satış noktamız var. Ulaşım kolaylığı ve merkezi bir nokta olması, direkt kitaba temas ederek almak isteyenler için bir avantaj.  

Ayrıca, online kitap satışı yapan tüm sitelerde kitaplarımıza ulaşmak mümkün.


Papirüs Yayıncılık 

Eğitim, kültür, edebiyat ağırlıklı yayın yapma amacıyla 1989’da kurulan yayınevimiz bugüne kadar; “Edebiyat”, “Şiir”, “Eğitim”, “Mizah”, “Ev-Aile”, “Yaşam”, “Tiyatro”, “İnceleme-Araştırma” adlı dizilerde yüzün üzerinde kitap yayımlamıştır. Bu dizilerde amaçlanan kültürel yaşamımıza özgün yapıtların kazandırılmasıdır. 1998-1999 yayın programında çağdaş dünya ve çağdaş Türkçe edebiyatına da yer veren yayınevimiz “Edebiyatımızda Yeni Soluklar” adlı bir dizi yayımlamaya başlamıştır. Daha önce yayımlanan Can Yücel’in “Bütün Eserleri” dizisinin yanı sıra Ayşe Kilimci’nin, Fakir Baykurt’un, Mehmet Başaran’ın, Emel Ebcioğlu’nun son yapıtları da okura ulaştırılmıştır. 

Caferağa Mah. Dumlupınar Sok. No:22/A  

Kadıköy – İstanbul 

Tlf: +90 541 809 02 28 

www.papirusyayinlari.com 


Çerkes Âdil Paşa’nın Tahsildarlık Günleri 

1942’de çıkarılmış Varlık Vergisi için gezici tahsildarlık görevi alanların başında Çerkes Âdil Efendi gelir. 

Ülkesine, devletine, vatanına, milletine hizmet aşkıyla binbir maceranın içinde kalan Çerkes Âdil daha ilk baştan kendisini Paşa ilan edecek kadar hayal ve hikâye hevesindedir. 

Onu “paşalığa” yüreklendirenlerin başındaysa onbaşı Beşir Yaman vardır. 

İkisinin karşılaştıkları maceraları Don Kişot’la Sancho Panza’nın yaşadıklarına benzetenler de çıkacaktır. 

Yakın tarihimizden izlerin de içinde masalsı bir dille anlatıldığı, herkesin merakla okuyacağı bir yapıt. 


Soykırım Çocukları 

“Tüm dünya savaştayken yaşanılan o karanlık günlerin edebiyatına güçlü ve akıldan silinmeyecek bir katkı.” 

John Marshall – Seatle Post, Intelligencer “Dokunaklı ve etkili… Hikâyelerin hepsi birbirinden farklı ama hepsi de dramatik.” 

David King – The Jerusalem Report “Ölmek istemiyorum, çünkü hayatta kalabilmeyi çok zor başardım.” On üç yaşındaki Macar Eva Heyman’ ın günlüğünden… Auchwitz’de öldürüldü. 


Kör Dilenciler 

Uzağı yakın göstermek karın insana kurduğu bir pusudur. Beyazın ışığından bahtının karanlığını seçemeyen yolcu yürüdükçe yürür, o sahte dinginliğin işaret ettiği noktaya varacağını sanır. Uzak bir türlü yaklaşmaz. Ayaz, zalimin kırbacı gibi her delikten girer, her yırtıktan sızar. Yolcu öldüğünü anlamaz, sadece acı duyar. Ölüm ise acının yitmesi ile başlar. 

Sinan da köyü bulmanın heyecanıyla yürüdükçe yürüdü. Bir süre sonra bacakları ağırlaşmaya, terleyen vücudu soğumaya başladı. Kar onu her adımında içine çekti. Arada duruyor, bir türlü yakınlaşmayan köye şüpheyle bakıyordu. 

*** 

Kalemini paylaşmak için uzun zaman bekleyen yazarın, “doğru zaman” dediği bir öykü seçkisi, Kör Dilenciler.  

Güçlü bir kurgu ve yalın bir dili çarpıcı sonlarla birleştiren öykü tarzı “kötülük”, “ahlak”, “adalet”, “cehalet”, “bencillik” gibi kavramların insan ruhuna olan etkilerini, masalsı yaşamlar üzerinden okuyucuya yeniden anımsatıyor. Tesadüflerin “ilahi adalet ve hatta adaletsizlik” çarkındaki işlevi her hikâyede kendine konforlu bir alan buluyor. 


Sahte Marko Paşa 

Cumhuriyet sonrasının ilk muhalif sesi Marko Paşa nasıl provoke edildi? Marko Paşa neydi? Sabahattin Ali’nin, Aziz Nesin’in, Rıfat Ilgaz’ın rolleri neydi? Mehmet Ergün araştırmasıyla çıkıyor okur karşısına. Marko Paşa’yı bir provokasyona hedef olacak kadar önemli kılan neydi? İnsanlara neleri anlatmaya çalışıyordu? İlk çıktığı andan itibaren o günün koşullarında ayda iki yüz kırk bin okura ulaştıran etmenler neydi? Bütün bu sorulara baktığımızda Marko Paşa’nın bağımsızlıkçı çizgisi, anti emperyalist kimliğini görüyoruz. Peki bütün bunlar o dönemin iktidarını neden rahatsız etti? 

 


Çerkes Mitolojisi Nartlar 

Nartlar’ın çıkış noktası çok eski zamanlarda, Kafkasya’da, Karadeniz ve Azak Denizi kıyısında yaşayan halklardır. Çerkes-Adige Nart Mitolojisinin gelişimi oldukça uzun bir zaman dilimine yayılmıştır. En eski metinlerinin büyük bölümü, Çerkes-Adige halkının henüz boylara bölünmediği, tek ve büyük bir aile halinde yaşadığı dönemde üretilmeye başlanmıştır.  

Çerkesler’in Nart söylenceleri ve şarkıları diğer halkları etkiledi. Kendi dillerine, geleneklerine göre Nart kadınlarının ve erkeklerinin isimlerini alıp, öykülerini anlatır oldular. Böylece Nartlar Kafkasya’da yaşayan halkların aynı ideallere, geleneklere, davranış biçimlerine sahip olarak yakınlaşmalarını sağladı.  

Nartlar dışardan gelmemiştir, Kafkasya’da doğmuş ve yaşamıştır. 

Halkın yaşamı içinde ilerleyerek, görerek ve tanıklık ederek, farklı dönemlerden etkilenip, dönemin etkilerini katarak Çerkes-Adige Nart Mitolojisi bugüne kadar gelmiştir. Biz de gelecek yüzyıllarda öykülerin anlatılabilmesi, şarkıların söylenebilmesi için bunları derledik ve yazdık. Halkımızın yüzlerce yıllık yaşamından süzülen bu kültürel zenginliği beğeniyle okumanızı diliyorum.  

Hedeğel’e Asker 


Çocuklarla Tiyatro   

Çocuk ve tiyatro… Böylesine birbirine yakışan, böylesine birbirini tamamlayan, çocukların dünyasında böylesine gerçek ve özgün biçimiyle yer alan başka bir kavram var mı acaba? Çocuk konuşmaya, çevresiyle iletişim kurmaya başladığı andan itibaren oynar, bir başka deyişle tiyatro yaparak bu dünya içinde deneyimler kazanır, yarına hazırlanır. 

Eğitimde tiyatro çalışmalarından amaç, hem çocukların dünyasını bulgulamak, onların özgün seslerini yakalamak, hem de onların yaşadıkları dünyayı daha iyi irdeleyebilecekleri eleştirel bir bakış kazanmalarını sağlamaktır. Daha somut bir deyişle öğrencilerin yaratıcı gizilgüçlerini ve çok boyutlu düşünme, irdeleme ve çözümleme yetilerini etkin kılmaktır. Bu açıdan bu çalışmalar sadece bireyin kendi duyularını bulgulamasını, kendini keşfetmesinde odaklaşan yaratıcı dramanın sınırlarını aşıyor. Sosyal sorunlara duyarlık, eleştirel bakış ve sorunların çözüm doğrultusunda geliştirilen yapıcı seçenekler eğitimde tiyatroyu farklı kılıyor. 

Bu kitap bu alanda bir ilk çalışma. Kuram ile uygulamayı bir arada veren yapısıyla, açık ve somut örnekleriyle, bu konuda bir şeyler yapmak isteyen herkese yardımcı olmayı amaçlıyor. 

Önceki İçerik‘Female Gaze’
Sonraki İçerikFarklı gençlik!.. – İŞte GENÇler (9. Bölüm)
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here