Hafızamda Kalanlar

0
285

Rus-Japon Savaşı (1904-1905), Kuşuk Mısostov ve ben 

Coğrafya kaderindir… 

Güzel insanlar, tatlı anılar yazacağım diye başladığım yolculukta kendimi Mançurya’da buldum. Merakın sonu yok, bilgiye ulaşmaksa artık kolay. Mışıl mışıl uyuyan kedimiz Çeto yanımdaki koltukta, kahvem masada, ekran/klavye önümde, iki tuşa basıp, Nalçik-Liaoyang (Mançurya) arasının 6.278 km olduğunu kolayca öğrenebiliyorum. Ama öğrendikçe huzurum kaçıyor, hiç görmediğim insanlarımız için üzülüyorum, gözümün önünde imajlar uçuşmaya başlıyor, eski bildiklerim anlam kazanıyor, yeni öğrendiklerim daha fazla merak ettiriyor, hâlâ merakla bakmaya devam eden gözlerle sabahı buluyorum.  

Babamın dedesinin Mançurya’da Liaoyang cephesinde olduğunu öğrendikten sonra aklımdan neler neler geçti… Önce Mançurya’nın bugün Çin topraklarında Kuzey ve Güney Kore’ye komşu, Japonya’nın karşısında bir bölge olduğunu gördüm.  

Tarih boyunca egemen güçlerin, aynı Anadolu ve Kafkas halkları gibi Mançurya halkına hiç rahat vermediklerini öğrendim. Bölgenin Rus, Japon ve Çin orduları tarafından sürekli işgale uğradığını okuyunca İbni Haldun’un “Coğrafya kaderdir” sözünü hatırladım.  

Daha önce hiç fikir sahibi olmadığım Rus-Japon Savaşı ile Rusya’nın yenilgisinin halkın yaşadığı zorlukları ve çara karşı memnuniyetsizliğin dozunu artırdığını, yakında başlayacak Bolşevik İhtilali’ni tetikleyen nedenlerden biri olduğunu ve bu şekilde ailemin kaderini derinden etkilediğini fark ettim.  

Daha önce gördüğüm, Rus-Japon Savaşı’na giden Çerkes atlılarını gösteren bir fotoğraf ve o fotoğrafta arkasına bakan genç atlıyı hatırladım. ‘‘Kabardey 100’ü’’ olarak adlandırılan 100 kişilik Atlı Süvari Birliği’nin 6 bin küsur kilometreyi at sırtında nasıl gitmiş olabileceğini düşünerek, yol/zaman hesabı yapmaya çalıştım, aklım almadı. Sabah uyanan ev ahalisinin ‘atlar, askeri teçhizat ve birlikler trenle sevk edilmişlerdir’ şeklindeki hatırlatmaları bile beni rahatlatmadı. (O dönemde Rusya’nın Çin’e kadar uzanan bir demiryolu projesi var, bir bölümü o dönemde tamamlanmıştır, araştırmalıyım diye düşündüm, elim varmadı.)  

30’lu yaşlarımdan itibaren hemen her yıl işim gereği, ev aksesuarları fuarını ziyaret etmek amacıyla Çin’in daha batıdaki bir kentine gittim. Fuar alanını gezmek, binlerce değişik ürünü bir arada görmek, ürün seçimi yapmak çok zevkli olsa da, uçak yolculuğunun uzun ve yorucu olmasından hep şikâyet ettiğimi hatırladım. Benim uçakla gitmeye üşendiğim yolu, Kuşuk Mısostov (47yaşındayken) ile Kabardey Süvari Birliği’nin at üstünde ve/veya trenle kat ettiklerini düşününce utandım.  

Oturduğum yerde Vikipedia’nın hazırladığı tabloda Rusya tarafının kayıplarını öğrendim. Savaştan yaralanarak dönen Kuşuk Mısostov’un tablodaki 146.032 yaralıdan biri olduğunu biliyoruz. Bakışı gözümün önünden gitmeyen, atının üstünden objektife bakan genç atlının da kayıplar tablosundaki hiçbir rakama dahil olmamasını, savaştan sağ salim dönüp ailesine kavuşmuş olmasını diledim.  

Tabloya baktıkça, yıllar boyunca Rus ordusunun işgaline direnen, büyük bedeller ödeyen Çerkes halkının alakasız bir savaşta verdiği kayıpların Rus tarafında kayda geçmesinin yaşadıkları coğrafyanın laneti olduğunu düşündüm. 

Dedemizin Aziz George Haçı nişanı ile fakat yaralı döndüğü bu savaştan sonra, 57 yaşındayken 1. Dünya Savaşı’na katıldığını, daha sonra da Bolşeviklere karşı mücadele ettiğini okuyunca, o yıllarda Anadolu’daki başka savaşlarda ölen yakınlarımı hatırladım. 

Döndüm yine İbni Haldun’a: 

“Coğrafya kaderimizdir…” 

  

Fotoğraf:Süha Baytekin’in 2015 yılında paylaştığı Rus-Japon Savaşı’na giden Çerkes atlılar 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here