Hikmet Akçiçek, Hemşinlileri Gor’a çağırıyor!

0
213

Pandemi sürecinin yarattığı zorlukların etkisiyle 2020 yılında yayımlanmayan Gor dergisi yeni sayısını yayımladı. Bu vesile ile derginin kurucularından Hikmet Akçiçek’le konuştuk. Hikmet Abi, Gor’un kuruluşundan bu yana derginin mutfağında yer alan ve dergi için büyük emekler ortaya koyan biri. Dergiye yalnızca yazılarıyla katkı sunmuyor. Sayıların planlanmasından mali işlere, tasarımdan basım sürecine ve dağıtıma kadar derginin bütün süreçlerinde ciddi emeği var. Dolayısıyla Gor üzerine konuşulacak en doğru kişi kendisi.  

Gor Hemşin Kültür Dil Tarih Dergisi, 2014 yılında Sonbahar sayısıyla yayın hayatına başladı. Periyodunu altı aylık olarak belirledi. Her yılın bahar aylarında bir sayı ve sonbahar aylarında bir sayı olmak üzere. Hikmet Abi derginin çıkış hikâyesini şöyle anlatıyor: 

“Gor’un yayını öncesi birçok etnik, kültürel, dinsel grubun toplumsal örgütlülüğü ve görünürlüğü artmış, buna bağlı olarak da bu gruplara ait pek çok dernek ve platform kurulmuş, kitap ve dergi yayınları çıkmaya başlamıştı. Biz Hemşinliler için de benzer bir görünürlük, Hemşinlilik kimliği üzerinden kendini ifade etme süreci yaşandı. Özcan Alper’in ‘Momi’ ve ‘Sonbahar’ filmleri, Vova’nın ‘Hemşin Ezgileri’ albümü ve çeşitli müzisyenlerce seslendirilen Hemşince ezgiler ve sonrasında 2011 yazında HADİG Hemşin Kültürünü Araştırma Yaşatma Derneği’nin kurulması ile örgütlenme ve görünür olma süreci hızlandı. Sosyal medyada kişiler kendilerini kırık dökük de olsa Hemşince ifade etmeye başladı. Süreç Hemşince yazma ve Hemşince kitap, dergi yayını gibi faaliyetleri gündemimize getirdi. Bu amaçla HADİG, 2013 yılı sonbaharında Hemşinli kültür sanat insanlarına bir çağrı yaptı. Bir araya gelen insanlar, dernekten bağımsız, bir süreli yayın ve gerekirse kitap vb. yayınlar yapacak bir organizasyonun oluşturulmasına karar verdi.” 

Gor ilk sayısından itibaren oldukça zengin bir içerik sunuyor. Çeviri ve telif hikâyeler ve şiirler, Hemşinlilere ilişkin makaleler, masallar, mani, özdeyiş, bilmeceler, derlemeler ve Hemşince dersleri gibi. Ayrıca 2. sayısından itibaren her sayıda bir dosya yapıyor. Bugüne kadar Kimlik (2. sayı), Dil (3. sayı), Tarih (4. sayı), Kültür (5-6. sayı), Kadın (7. sayı), Ekoloji (8-9. sayı), Yaylacılık (10-11. sayı) dosyaları yayımlandı. Yeni çıkan son sayıda (12-13) ise dosya konusu Müzik.  

Hikmet Abi, dergi içeriğinin “adından da anlaşılacağı üzere Hemşin kültürü, dili ve tarihi” olduğunu belirterek ekliyor: “Hemşine ve Hemşinliliğe dair her şey içeriğe dahildir. Gor, Latin harfleri ile Hemşince ve Türkçe olarak iki dilli yayın yapıyor. Hedef kitle esas olarak Hemşinlilerdir. Ancak GOR, bir kültürel yayın olarak Hemşin konusuna ilgi duyan insanları da hedeflemektedir. Amaç Hemşin dili, kültürü, tarihi konusunda mümkün olduğunca içerik üretmek, gerek Hemşinlilerde gerekse ilgili kamuoyunda Hemşin dil ve kültürü konusunda bir farkındalık ve bilgilenme yaratmaktır. Hemşin dili yok olma tehlikesi altında olan dillerdendir. Bu nedenle bir derdimiz de azıcık da olsa yayın yoluyla sesimizi gelecek kuşaklara bırakmaktır.” 

Gor, Hemşince imece demek. Mezar anlamına gelen gor ile karıştırılmamalı. Ama Hemşincenin yok olma tehlikesi altında olan bir dil olduğu düşünüldüğünde bu iki anlam ilginç bir şekilde birbirini bütünlüyor. Gor’un adının “İmece” olması aslında çıkış hikâyesindeki geniş katılımlı kuruluş toplantılarına dayanıyor. Peki, bu kuruluştaki imece ruhu yaşama geçebildi mi?  

Hikmet Abi imecenin dilimiz ve kültürümüzün gelişimi bakımından önemli işlere imza attığını belirtiyor: “Gor, yazarını da, okurunu da, kaynağını da kendi yaratan bir dergi. Hemşince yazmak gibi bir derdi, fikri olmayan insanlardan dergi için Hemşince yazmalarını istiyoruz. Ben dahil dergiye yazanların bir kısmı geçmişte yazmakla ilgisi olmayan insanlardan oluşuyor. Geçmiş sayılara yazıları ile katkı sunan kişi sayısına baktığımızda hatırı sayılır bir imeceyi gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz.” Bu önemli başarıyı ortaya koyarken “Özellikle Hemşince yazmak konusunda ciddi bir yetersizlik olduğunu” da ifade etmeden geçmiyor. 

Hemşince UNESCO’ya göre yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan dillerden biri. Hikmet Abi derginin, “Elbette ki bu tür çabalarla bir dilin yaşamasını sağlama iddiasında olmadığını”, amacının “Daha çok insanın Hemşin kokan ya da Hemşince kültür sanat eserleri üretmesine vesile olmak” olduğunu ifade ediyor. Dilin yaşaması için dergiden daha fazlası gerekiyor. Derginin son sayısındaki röportajında, Hemşince üzerine de çalışan dilbilimci Prof. Bert Vaux’un ‘Dil modern bağlamda kullanıldığında hayatta kalma şansı artar’ dediğini aktarıyor Hikmet Abi. Dolayısıyla dilin yaşaması için öncelikle Hemşinlilerin modern yaşam ilişkilerini de Hemşince kurabilmesi lazım. Hemşincenin köy dili, geçmişe ait bir dil olduğu algısının da kırılması gerekiyor. Gor’un yanı sıra, yapılan albümler, çekilen filmler, yayımlanan kitaplar bunu sağladıkları ölçüde dilin yaşamasına katkıda bulunuyor.  

Soldan sağa: İbrahim Karaca, Mahir Özkan, Hikmet Akçiçek

Biz dilimizi yaşatmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz elbette. Ancak ülkemizin genel siyasal durumu da dilin yaşatılıp yaşatılamayacağı konusunda son derece etkili faktörlerden biri. “AB süreci kapsamında olumlu bazı yasal düzenlemeler yapılmış olsa da, özellikle siyasi gerekçelerle, idari birtakım uygulamalarla dil ve kültürlerin önüne birçok engel çıkarılıyor” diyor ve ekliyor Hikmet Abi: “En son Ankara’da bir etkinlikte Kürtçe şarkı söyleyeceği gerekçesi ile bir müzisyenin programı iptal edildi.” 

Devletin, “Yasal düzenlemelerin sağladığı haklardan yararlanmak için yapılması gereken çalışmaların (Seçmeli dersler için öğretmen bulmak, ders kitabı hazırlamak, öğrencilerin dersleri seçmesini teşvik etmek, zorluk çıkaran okul müdürü vb. idarecileri aşmak gibi) sorumluluğunu tamamen ilgili dil ve kültürlerden sivil toplum örgütlerinin üzerine” attığını söyleyen Hikmet Abi, tanınmış gibi görünen yasal hakların “bir nevi yasak savma kabilinden düzenlemeler” olduğunu belirtiyor. Yurttaşlık sorumlulukları ve hakları herkes için eşit olmalı. “Bu ülkenin Kürt, Çerkes, Arap, Gürcü, Ermeni, Süryani, Hemşinli, Laz, Rum, Yahudi vd. yurttaşları da vergi veriyor. Oysa vergilerden bu dil ve kültürler için bir kaynak ayrılmıyor. HDP milletvekili Garo Paylan bütçe görüşmelerinde mecliste bu konuyu dile getirdi ama duyan, dinleyen yok.” 

Ne yapılması lazım siyaseten peki? Bu konuda elbette söylenecek çok şey var. Hikmet Abi özetliyor: “Ülkemizde Türkçe dışındaki dil ve kültürlerin yaşaması için devletin ve toplumun bu dil ve kültürleri toplumsal, tarihsel zenginlikleri, kendilerinin bir parçası olduğuna dair bir bilincin gelişmesi ve devletin bu bilinç doğrultusunda, bu dil ve kültürleri geliştirmek için, anadilde eğitimden bu dil ve kültürlerde yapılacak kültürel, sanatsal, akademik çalışmaların desteklenmesine kadar geniş bir yelpazede, pozitif politikalar, projeler üretmesi ve bunları titizlikle uygulaması gerekiyor.” 

Gor’un son sayısı öncesi bir dayanışma çağrısı yapıldı. Bu çağrının karşılık bulup bulmadığını sorduğum Hikmet Abi, “Basım maliyet ve fiyatları çok yükselmiş. Kimi dostlarımız ilanlarla destek oluyor dergiye, ama yeterli gelmedi bu destekler. Biz de yakın çevremize bir dayanışma çağrısı yaptık. Çağrımız bu sayının sorununu çözecek derecede bir ilgi ve destek gördü” diyor. Ben de eklemek istiyorum. Yeni sayılarda aynı sorunlarla karşılaşmamak adına derginin satışında ve dağıtımında Hemşinliler ve dostları daha fazla elini taşın altına koymalı.  

Yazıyı Hikmet Abi’nin şu çağrısıyla bitirmek istiyorum: “İster Tanrı’nın yarattığına inanın ister binlerce yıllık insanlık tarihinde oluşmuş olduğuna, her dil ve kültür insanlık tarihinin ortak mirasıdır, zenginliğidir. Ölen her dille bir yanımız ölüyor demektir. İnsanlarımız dillerinin, kültürlerinin kıymetini bilsinler. Hemşinli kardeşlerimiz de Hemşince konuşup yazsınlar. Biz her damlayı değerlendirmeye hazırız.” 

Önceki İçerik‘Ermeni Edebiyatı Numuneleri 1913’
Sonraki İçerik‘Irkçı’ yazar protesto edildi
Mahir Özkan
Artvin İli Makriyal / Noğedi (Kemalpaşa ) ilçesinde 1978 yılında dünyaya geldi. Çukurova Üniversitesi Felsefe Öğretmenliği Bölümü'nden 1999 yılında mezun oldu. 2008-2011 tarihleri arasında Agos gazetesinde yayınlanan öyküleri 2014 Eylül'ünde 'Hemşin Öyküleri' adıyla Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. 2016'da Hemşince çevirisini yaptığı Küçük Prens, 'Bidzig Pirens' adıyla yine Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. Derlemelerini Uğur Biryol'un yaptığı İletişim Yayınları tarafından yayınlanan 'Karardı Karadeniz' ve 'Karadeniz'in Kaybolan Kimliği' adlı kitaplara makaleleri ile ve Leyla Çelik ile Elif Yıldırım'ın derlediği, Nika Yayınları tarafından yayınlanan 'Yeşilden Maviye Karadeniz'den Kadın Portreleri' adlı ortak kitaba bir öyküsü ile katkıda bulundu. 2009-2014 yılları arasında Norradyo adlı internet radyosunda 'Hemşin Öyküleri' adlı bir program hazırlayıp sundu. 2014 yılında bu yana yayınlanan Gor dergisinin yayın ekibinde yer alıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here