Ana ve ata kelimelerinin etimolojik tahlili – 1

0
692

Ana kelimesi etimolojik tahlili 

Geçmişte yazdığım çeşitli makalelerimde ve çeşitli konuşmalarımda ana ve ata kelimelerinin etimolojik kökenlerini irdelemiş ve kelimelerin kökenini ortaya koyduğum zamanlar olmuştu. Bu yazımda bugün Türkçede kullanılan ana ve ata kelimelerine özgü olmak üzere ayrı bir makale yazmayı uygun bulduğumu belirtmek isterim. Kelimelerin her ikisini de irdeleyen Türk dili biliminsanları vardır elbet. Ancak bu konuda bizim söyleyeceklerimiz de olacaktır. 

Etimolojik Türkçe sözlük https://www.etimolojiturkce.com/kelime/ana ana kelimesini ana “anne” [Uygurca Maniheist metinler (900 yılından önce)] şeklinde vermektedir. Aynı sözlük Orhun kitabelerinde geçtiğini söylediği ögsiz kelimesinden yola çıkarak ana kelimesi için “Eski Türkçe ögsiz sözcüğünden evrilmiştir. Eski Türkçe ög ‘anne’ sözcüğünden +sız sonekiyle türetilmiştir” demektedir “(ögsiz ‘annesiz’ [Orhun Yazıtları (735)]’. Ayrıca Sevan Nişanyan’ın, “Sözcüklerin Soyağacı” adlı etimolojik sözlüğünde de aynı görüşlere sahip olduğunu görüyoruz.  

Dr. Dursun AYAN, Aile ve Toplum Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011 ISSN: 1303-0256 yayımladığı, “‘Ög’den ‘Anne’ye: Türkçe Söz Varlığı Anne” başlıklı kapsamlı çalışması, dergi sayfası 113’te, “Duygusal bir ifade ile söylemek gerekirse ‘ög’ dilbilim ve aile açısından boynu bükük bir sözcüktür. Eski Türkçede ‘anne’ karşılığı kullanılan ‘ög’ bugün sadece annesini kaybetmiş çocuklar için kullanılan ‘öksüz/ög-süz’ sözcüğünde yaşamaktadır. g/k ses değişimi ile ög sonuna yokluk eki alarak öksüz olmuştur” demektedir. Ayrıca yazının devamında (s.114) ise D. Ayan, İ. Z. Eyuboğlu’na atıfta bulunarak “İsmet Zeki Eyuboğlu ise ‘anne’ sözcüğünü Hitit (Eti) dilinden ‘annas’ sözcüğü ile ilişkilendirir. Ona göre anne ‘Türk diline doğrudan doğruya Hitit toplumundan geçti denemez. Ancak sözcüğün içerdiği ‘doğurucu’ kök, eylem Türk dilinde yoktur, bu nedenle Türkçe ana, anne sözcüğünün kökeni yabancıdır. Türk dilinde ‘an’ kökü erkek niteliği gösterir yapıdadır: Anuk, angış, anbazuk, angay… tüm bu sözcükler Asya Türkçesinde birer erkek adıdır, ‘an’ ile başlayıp ana, anne ile benzerlik göstermelerine karşılık doğurgan bir özden yoksundur (Eyuboğlu TDES)” şeklinde de önemli bir bilgiyi paylaşmaktadır.  

Benim de ileride değineceğim şekilde ana kelimesinin Hititlerden öncesinden de Adige diline dayandığını göreceğiz. Günümüzde, Hatti-Hititlerin hatta öncesinden de insanların Kuzey Kafkasya’dan Anadolu, Ukrayna toprakları, Trakya ve batıya geçtiklerini biliyoruz. Truvalıların bile Anadolu’ya batıdan değil Anadolu’daki diğer Lu toplumları gibi Kafkasya’dan indiklerini de biliyoruz. Bu konu medeniyeti kuran ve temel ihtiyaçları giderirken ürettiği kelimelerin kökenini bilmek açısından önemlidir. İlksel özellik gösteren toplumların kelime dilleri de mutlak surette ilksel yapıya sahip olmaktadır.  

Ana ve ata kelimeleri üzerine yazıları olan diğer bir akademisyen de Sayın Prof. Dr. Ufuk Tavkul’dur. Sayın Tavkul’u, Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü öğretim üyesi olarak biliyoruz. Sayın Tavkul, çoğunlukla yazılarında Kafkasya’da yaşayan Adigeler (Çerkesler), Adige kültürü, Adige Nart Destanları ve Adige dili başta olmak üzere Kafkasya halkları ve kültürleri üzerine çalışmalar yapmakta ve yazılar yazmaktadır.  

Konumuz olan ana ve ata kelimeleri için Sayın Tavkul, ‘TÜRKLER, Yeni Türkiye Yayınları, 2002, Ankara. Kafkas Dillerindeki Türkçe Kelimeler / Dr. Ufuk Tavkul [p.588-593], s. 1008’ başlıklı eserdeki yazısında şöyle demektedir: “Kafkasya halklarının toplumsal yapılarının çeşitli kurumlarına ait kelimeler Türkçenin izlerini taşımaktadır. Sözgelimi, -anne ve -baba kavramlarının Karaçay-Malkar Türkçesindeki karşılığı olan -ana ve -ata kelimeleri, Adige-Kabardey dillerinde -ane ve -ade biçimlerinde yer almaktadır.” Etimolojik kökeni Türkçe olmayan üstelik hangi dilden neşet ettiğini bilmediğiniz kelimeler için “…Türkçenin izlerini taşımaktadır’ ve ‘-anne ve -baba kavramlarının Karaçay-Malkar Türkçesindeki karşılığı olan -ana ve -ata kelimeleri, Adige-Kabardey dillerinde -ane ve -ade biçimlerinde yer almaktadır” demek, kesin bir yargıya varmak, bilimsel verilerden mahrum olmak demektir. Bir defa ana ve ata ne Türkçe ne de Karaçay Türkçesinden. Ayrıca bu kelimeler Karaçaycadan Çerkesçe ve Kafkasya’da kullanılan dillere de geçmedi. Çünkü Kafkasya’dan farklı coğrafi bölgelere gitmiş olan toplumların dillerinde de aynı kelimeler vardır. Adige (Çerkes) dilindeki ane kelimesi Hatti-Hitit ve Sümerlerde hem Hunlar hem de Karaçaylar bölgeye gelmezden önce de bu toplumlarda kullanılıyordu. Kelimeleri incelerken en azından etimolojik, morfolojik, fonetik vb. dilbilimi yönünden tahlil etmeden bu kelime buradan gitmiştir demek inandırıcı olmamaktadır. Aslında sadece bu iki kelime değil, bahsi geçen makale ciddi yanlışlıklar içermektedir. Şimdilik onları tahlil etmediğim için fazla bir şey demeyelim. Aşağıya N sesini içeren ve bazı farklı dillerdeki ana anlamına gelen kelimeleri verelim. Sonunda söylemek istediklerimizin bir tahlile dayandığını görelim.  

Ana kelimesi, Abazaca an (ан), Adıgabze (Çerkesçe) ane (анэ), Arnavutça nёnё, Çeçence nana, Filipince ina (yina), Galiçya dili nai, Habeşçe inati, Haiti creole dili manman, Hintçe maon, Hmong dili niam (niyam), İgbo dili nne, Kazakça ana (ана), Kırgızca enê (эне), Macarca anya, Madakasgar dili reny, Samoatça tina, Sundanizce indung. Burada kimi dillerde geçen manman gibi ma içeren kelimelerin mam(a) kategorisine girme ihtimalini de unutmamak gerekir.  

Antik dillerde de ana kelimesini sıkça görmek mümkündür. Sümerce ane (анэ), Hititçe ane (анэ) şeklindedir. Ancak Adige dili (Çerkesçe) ne (нэ) ile Hatti-Hitit dillerindeki ane (анэ) kelimesi ve kelimenin katmanlarında da ciddi benzerlikler söz konusudur. Örneğin Hititler büyük ana anlamında anıy (аный) kelimesini kullanmaktaydılar. Adigelerin Hatıkhoy, Şapsığ şivelerinde de günümüzde bile, en kıdemli büyükanne (babaanne) için anıy (аный) kelimesi kullanılmaktadır. Aslında anıy (аный) kelimesi tüm büyükanneler için olmaktan öte sülalenin en büyük annesi içindir. Hititlerde de durum aynı idi. Tawnane (Таунанэ) devletin büyükannesi (kralın eşi / annesi), anıy (аный) ise sülalenin büyükannesi içindi. Benim babaannem yaşayana kadar tüm sülale ona anıy (аный) diye hitap etmekteydi. Dedem ailenin ikinci oğlu olmasına rağmen rahmetli annesi beş oğlunu toplamış ve aile reisi olarak dedem Hamdi’ye ailenin sorumluluğunu tevdi etmişti. Eşi de sülalenin Anıy’si olmuştu. Bu, Adigelerin sosyal örgütlenme yapısı adına son derece önemlidir. Çünkü anıy (аный) tüm büyükanneler için değil, sülalenin, kim bilir o boyun büyükannesi (anıy-аный) içindir.  

Kelimenin sonundaki -y (й)- sesi sona gelen ve sıfat olan büyük anlamındaki yını (йыны) kelimenin ilk harfidir. Adige dilinde sıfat tamlamalarında sıfatlar kelime sonuna gelir. Kelimenin ilk harfi ya da ilk hecesi baştaki isim olan kelimeye ekmiş gibi bitişmektedir. Bu durumda anıy (аный) kelimesi büyükanne anlamına gelmektedir.  

Adige dilinde genel olarak büyükanne anlamına gelen ayrı kelimeler de vardır. Nene (нэнэ): Büyükanne. Ancak günümüz Adigelerinin bir kısmı yanlış kullanımla bu kelimeyi anne anlamında kullanmaya başlamışlardır. Bunun nedeni de yine yaşlı büyükanne anlamına gelen nenejz (нэнэжъ) kelimesiyle karıştırıyor olmalarındandır. Nedeni de sosyal yapı olan tawnane (таунанэ) ve anıy (аный-ани) kelimelerinin tanımladığı günlük hayattaki karşılıklarının adeta tedavülden kalkmış olmasıdır. Sonucunda ane (анэ) yerine nene (нэнэ), nene (нэнэ) yerine nenejz (нэнэжъ) kullanma gibi bir erozyon ya da kullanım hatası ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu ciddi bir hatadır. Ayrıca aneşxo (анэшхо) kelimesi de büyükanne için kullanılmaktadır. Şapsığ şivesinde ise anefo (анэфо) şeklinde kullanılır. Mr. Greem’in deyimiyle ilksel dillerde kelimeler tanımlama yapmaktadır. Bu benim de dilin doğuşuyla ilgili savunduğum Otej teoreminin de dayandığı temel söylemlerden birisidir.  

Adige (Çerkes) dilindeki bir diğer yaşlı büyükanne anlamında, yukarıda bahsi geçen kelime ise nıwejz (ныуэжхъ) kelimesidir. Bu kelime sadece büyükanne değil, yaşlı büyükanne anlamına gelmektedir. Kelime üç ayrı kelimenin birleşmesiyle oluşmuştur: nı + we + jzı (ны + о + жъы). Nı (ны): ana, we (о): kelime farklı anlamlar taşımaktadır: patlamak, vurmak, yıpranmış, aşırı derecede yaşlanmış vb. Burada sondaki jzı (жъы) kelimesi ek değil, yaşlı anlamında ayrı bir kelimedir. Kelime yaşlı büyükanne kavramını içerdiği gibi bedenen çöktüğü tanımlamasını da içermektedir. 

Ana nı – ane (ны-анэ) kelime kategorisinde gelin anlamına gelen diğer bir kelime ise nıse (нысэ) kelimesidir. Bu kelime de nı + se (ны + сэ) kelimelerinden oluşmuş birleşik bir kelimedir. Dilin yapısını bilmeyen insan bu kelimeyi yapı yönünden basit (yalın), köken (etimolojik) yönünden ise Arapçadaki nisa kelimesi olarak zannedebilir. Oysa kelime yapısı yönünden birleşik, köken (etimolojik) yönünden ise Adige (Çerkes) diline dayanmaktadır. Baştan beri sürdürdüğümüz ane (анэ) kelimesi tahlillerinde cins isim olarak kelimenin en yalın halinin nı (ны) olduğunu söylemiştik. Birleşik kelimeyi oluşturan ikinci kelime olan se (сэ) dönmek, meyletmek, yönelmek, terbiye olmak vb. anlamlarına gelmektedir. Bu durumda nı + se (ны + сэ) kelimesi anneliğe meyleden tanımlamasını yapmakta ve gelin anlamında kullanılmaktadır. Ğase, dendiğinde terbiye et, şeklinde bir halden başka hale evirmeyi emretmiş oluruz.  

Arapçada ana anlamına gelen um (أم) kelimesi ile nisa kelimesi kavramsal olarak birbiriyle ilişkili olduğu halde kelimeler olarak birbirleriyle ilişkili değildirler. Oysa Adige dilinde nı (ны) kelimesi ile nıse (нысэ) kelimesi hem anlam olarak hem kelime kökeni olarak birbirleriyle ilgilidir. Türkçedeki ana ve gelin örneklemesi de aynıdır. Burada kelimenin birisi (gelin) orijinal ve kendi dil kökenine dayanıyor olsa bile en azından birleşik kelimeyi oluşturan ana kelimesi, o dile ait değil ve kelime de Türkçe orijinal bir kelime değildir. Kaldı ki her iki kelime de o dilin orijinal kelimeleri olmayabilirdi. Konunun net anlaşılması için bir örnek daha verelim: Babaanne kelimesi… Bu defa her iki kelime doğru bir tanımlama yapıyor olsa bile kelimelerin her ikisi de Türkçe değildir. Bu konu dilbilim açısından son derece önemlidir. İtiraf etmeliyim ki günümüzde birçok akademisyen bu konuya dikkat etmeden ciddi hataya düşmektedir. Etimoloji çalışmak sadece bir kelimenin hangi dilden hangi dillere geçtiğini çözümlemek değil, aynı zamanda o kelimenin nasıl ve ne nereden doğduğunu, kendi dil yapısı içerisindeki durumunu örneklemeler yaparak çözümlemeyi gerektirmektedir.  

Günümüz Arapçasında عنعانه (anane) olarak kullanılan ve Türkçeye anane olarak geçen kelime de ne Arapça bir kelimedir ne de Türkçe bir kelime. Kelime etimolojik olarak Adige (Çerkes) diline dayanmaktadır. Yukarıda da anıy kelimesini işlerken değindiğimiz gibi herhangi bir kelimenin tanımladığı olgu uygulamadan kalktığı zaman kelime de adeta ölmektedir. Anane kelimesi de böyledir. Bilindiği gibi Adige Xabze içerisinde özellikle aile içi ilişkiler son derece disiplinli ve son derece kurallıdır. Eve gelin (nıse) olarak adımını atan kişinin bütün ilişkileri kayınvalide (guaşe) ile bir emir-komuta hiyerarşisi içerisindedir. Bu da kültürün anadan anaya aktarıldığının canlı bir tanımlamasıdır. Dolayısıyla kelimenin 13. yy’dan itibaren Mısır’da ve Arap Yarımadası’nda egemenlik kuran Adigelerin (Çerkeslerin) dilinden Arapçaya geçmiş olma ihtimali yüksektir.  

Yukarıda ana (анэ) kelimesini irdelerken içerisinde N sesi geçen ve ana anlamına gelen kelimeleri vermeye çalıştım. Ana kelimesini oluşturan farklı dillerdeki kelimelerin içerisinde yer alan N sesinin sonunda veya önünde olan bazı seslerin farklı amaçlarla asıl kelimeye bitişen ekler ya da kelimeler olabileceği ve zamanla bunların ana kelimeyle kaynaşarak kökleşebileceği varsayımından dolayıdır. Bu güçlü ihtimali ana kelimesinde görmek mümkündür. Örneğin Adige dilinde ane (анэ) diye verdiğimiz kelimenin aslı nı (ны) kelimesidir. Kelimenin başındaki a kelimesi ise artikeldir. Ünlenme sesi olarak kullanılır ve Arapçadaki ey kelimesinin de etimolojik kökenini teşkil eder. Çok farklı dil ailelerinde rastlanan kelimeyi cezimli okuma yani sonundaki sesli harfi okumama kuralı Adige-Abaza dillerinde de sıkça görülür. Abazacadaki ana anlamına gelen an kelimesinin durumunun da bu bakış açısıyla irdelenmesi gerekmektedir. Yani kelimenin başına artikel olan a sesi gelmiş ve söylemde sonundaki sesli harf düşmüş ve an şeklinde telaffuz edilmiştir. Adige dili batı şivesindeki annem anlamındaki söylemde de syan (сяан) yine kelimenin sonundaki sesli harfin düşmesi buna güzel örnektir.  

Ana kelimesinin etimolojik kökeni olan nı (ны) kelimesi farklı kelimelerle birleşerek yeni kelimeler de oluşturmaktadır. Örneğin Adige (Çerkes) dilinde organ olarak karın anlamına gelen nıbe (ны + бэ) kelimesi ana + çok kelimelerinin birleşenlerinden oluşmaktadır. Ana olan kişinin hamilelik durumunda karnın ‘çok’ olmasını yani büyümüş olma halini tanımlamaktadır. Aslında doğurganlık olmadan ana yani nı (ны) olunmadığını da tanımlamaktadır.  

Özetleme yaparsak; 

Nı: ana, si an: annem, anneye seslenme biçimi, nan(e): büyükanne, nenejz: yaşlı büyükanne, nıwe: çökmüş büyükanne, anane: anadan anaya (aktarılan, anane), anıy: sülalenin büyükannesi, tawnane: milletin büyükannesi, valide sultan. Görüldüğü gibi bütün bunlar anne olan bir insan hayatının doğal evreleridir. O evreleri ifade eden kelimeler de nı (ны) kelimesi eksenlidir. Bu şekildeki parça-bütün ilişkisinin kelimelere yansımış olması o kelimenin de o dile ait olduğunu gösterir. Görüldüğü gibi birçok dilbilimcinin sandığı gibi ana – nı (ны) kelimesinin kökeni Hititçe, Grekçe, Yunanca, Ermenice, Rumca, Karaçayca vs. değil, doğrudan Adige (Çerkes) dilidir. Başından beri anlatageldiğimiz bu dil yapısı Adige (Çerkes) dilinin temel yapısını oluşturmaktadır. Bir sonraki yazımızda ata kelimesini irdelemeye çalışacağım inşallah. (Devam edecek) 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here