Finans, savaş, işgal – 3

0
42

Altınorda devletinin yıkılışından sonra doğuya doğru ilerleyen Çarlık Rusya, 1581’de Sibir Hanlığı olarak bilinen Sibirya topraklarını işgali etti. 60 yıl içinde Ruslar Pasifik kıyılarına vardılar. Kazançlı kürk ticareti, Rus Ortodoks Hıristiyan inancını doğudaki “kâfir” nüfusa yayma arzusu ve yeni vergi mükellefleri ve kaynakların eklenmesiyle Rusya’nın Sibirya’daki ilerleyişi körüklendi.  

Rus Çarı Büyük Petro, Asya kara kütlesinin doğuya ne kadar uzandığını öğrenme isteği ile keşifler yaptırdı. Sibirya’nın Okhotsk şehrinden 1728’de Kaptan İvan İvanoviç komutasında yola çıkan keşif kolu -kaptan, Rus asıllı Danimarkalı kâşif Vitus Bering idi, Ruslar böyle adlandırıyordu- adını taşıyan boğazı geçerek Alaska’ya vardı.1741’de yine bir keşif gezisine çıkan İvan İvanoviç, dönüş yolculuğunda Alut adalarında kaza geçirdi. Adalardan birine sığınan İvan İvanoviç yakalandığı iskorbüt hastalığından 19 Aralık 1741’de öldü. Sefer kişisel açıdan başarısız olsa da hayatta kalan mürettebat gemiyi onararak, deniz samuru, tilki ve fok kürkü vb. ganimetlerle dolu olarak döndü. Bu olay Rus kürk avcılarını etkiledi ve “altına hücum” benzeri bir sefere yol açtı. Alaska’ya ulaşım böylece Rusya’ya Amerika kıtasının yollarını açıyordu ve “Rus Amerikası” olarak anılmaya başladı. 

Çevreyi keşfe çıkan Ruslar daha güneye inerek, bugün Kaliforniya olarak bilinen yere gemiler gönderdiler, orada İspanyollarla ticari ilişkiler kurdular ve sonunda 1812’de Fort Ross’ta kendi yerleşimlerini ve Ortodoks Rus kilisesini kurdular. 

Ruslar bu yarımadaya Aliaksa adını verdiler ve orada yaşayanlara Alaskalılar anlamına gelen Aliaksintsy adını verdiler. Aslında Ruslar Alaska’ya varmadan önce de Alaska, Bering Boğazı Kamçatka, Sibirya yerlileri yüzyıllarca bu geçiş güzergahı üzerinde birbirleriyle hava koşullarının izin verdiği mevsimlerde bazen takas yaparak alışverişte bulunuyorlar, zaman zaman da belirli koşullarda avlanma sahalarını kullanıyorlardı. Yani şöyle veya böyle ilişkileri bir şekilde vardı. 

Alaska ve çevre adaların yerli halkları Dena’ina, Yupiik, Ugashik, Katmai, Nushagak Aleut [Alutiit] ve Aglomiutslar idi. Bunlara sonradan, yerlilerin Ruslarla olan evliliklerinden oluşan, Creoles denilen yeni bir halk daha eklendi. 

Ruslar tarafından 1764’te Kamçatka’dan Alaska’ya 42 avcılık veya ticaret seferi yapılmış olsa da çoğu küçük tüccar gruplarınca organize edilmiş ve Sibirya halkı tarafından yönetilen basit gemilerle gerçekleştirilmişti. 1803’te Rus Amerikası hakkında rapor almak üzere Ortodoks bir yetkili olan Hieromonk Gideon gönderiliyordu (*). 

Alaska’ya avcılık için gelen Ruslar bu konuda beceriksizdiler. Önceleri kendileri avlanmaya, daha sonra yerlilerden yardım almaya çalıştılar. Bunu yapmak için çoğunlukla yerlilerin aile üyelerinden rehinler alarak yerli nüfusu avcılığa zorladılar, gerektiğinde kaba güç kullandılar. 1761 yılında yarımadanın güney kısmında yaşayan Aleutlara Sv.Gravil gemisi mürettebatı tarafından vahşet uygulandı. Aluetlar 1763 yılında bunun intikamını aldılar. Takip eden yaz aylarında İvan Soloviev adında bir Rus ve ekibi Aleut köyüne saldırdı, çoğu köylüyü öldürdüler. Soloviev, yerlilerin silahlarını, kanolarını, büyük deri teknelerini sistemli olarak yok ederek, köylüleri geçim kaynaklarını kullanılamaz hale getirdi. 

Alaska’nın St. Petersburg’a olan coğrafi ve siyasi mesafesini şu Rus atasözü özetliyordu: “Tanrı yüksekte yaşar ve çar çok uzaktadır.” 

Kürk ticaretine talep gittikçe artıyordu. Bu da Rus yatırımcılar arasındaki rekabeti ve yerli avcılara olan ihtiyacı gittikçe artırdı. 

Tarihler 1780’i gösterirken Alaska’da birkaç Rus şirket hâkimiyet kurdu. Cook Inlet ve Lebedev-Lasochkin Şirketi, Sibiryalı tüccar Grigori Shelikhov yönetimindeki Shelikhov-Golikov şirketi (Kuzeydoğu Şirketi). 

Yerliler, yapılan baskı ve zulümden kaçmaya çalışıyorlardı. Shelikhov ve adamları Sitkalidak Adası’ndaki kayalıklara sığınan yüzlerce kadın, çocuk, erkekten oluşan yerlilere top ve tüfeklerle saldırdılar. Olaydan sonra her yerli şef, çocuklarını rehine olarak teslim etmek zorunda kaldı. Bu korkunç katliamı bir şefin oğlu olan Arsenti Aminak, 1851’de anlattıklarıyla kayıtlara geçiyordu. 

Shelikhov’un ölümünden sonra Rus çarı Amerikan kürk ticareti tekelini mirasçılarına verdi. Böylece Alaska’daki tüm ticari şirketler Rus-Amerikan şirketleri olarak birleşti ve bu şirket Alaska’daki Rus toprağının yönetim organı haline geldi. Rus-Amerikan şirketi de İngiliz Doğu Hindistan Şirketi gibi, kendisine bir ticaret şirketi diyen, ince maskeli bir imparatorluk kuruluşuydu. Yerli halktan erkekler eskiden olduğu gibi, Rus ustabaşılar tarafından yönetilen avcılık partilerine katılmaya zorlandı. Rus raporlarına göre, 18 ile 50 yaşları arasındaki tüm güçlü yerli erkekler şirket için avlanmak üzere alınırken, kadınlar hasır ve sepet dikmek, çilek ve kök toplamak, derileri giysi yapmak ve tedarik etmek gibi işlerde zorla çalıştırıldılar. Rus-Amerikan şirketi toprakları elinde tutmak ve genişletmek için Rus görevlileri yerli kadınlarla evlenmeye açıkça teşvik etti. Bunun sonucunda da özel bir Rus vatandaşları sınıfı olan Creole doğdu. Bunun istikrarlı bir işgücü yaratacağına inanılıyordu. 

Ruslar yarımadaya gelirken beraberlerinde kızamık, çiçek veya grip gibi yerli halkın hiç karşılaşmadığı hastalıklar da getirmişti. Bunun sonucunda olağanüstü yüksek sayıda yerli nüfus hastalıklardan kırıldı. Ayrıca bölgenin vahşi yaşamına verilen zarar o kadar şiddetliydi ki, 1820’lerin başlarında yerleşimciler Sutkhum’u terk etti. 

Rus Çarlığı ancak 1821’de, yerlileri avlamaya zorlamak yerine, şirket yöneticilerinin avcılara mal ve hizmetleri için ödeme yapmasını istedi. 

1850’lere gelindiğinde, Rus yönetimi ile Rus-Amerikan şirketi arasındaki bağların kopmakta olduğu işaretleri hissedilmeye başladı. Çarlık yönetimi başından beri Amerikan kolonisine yeterince mal ve insan gücü sağlama sorununu çözememişti. Ve 19. yüzyılın ortalarında, ortaya çıkan yeni bir güç olan Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ile 1848 savaşının gösterdiği gibi, Kuzey Amerika’ya hükmetmeye mahkûm görünüyordu. 

ABD Dışişleri Bakanı Seward, Mart 1848’de şunu söylüyordu (William H. Seward):  

“Kuzey’in buzlu engelleri karşısında dirençsizce dalgalanmak ve Pasifik kıyılarında Doğu uygarlığıyla yüz yüze gelmek, nüfusumuzun (halkımızın) alnında yazılıdır.” 

Amerika’nın genişlemesi, Kırım Savaşı’nın sonuçları Rus Amerikası’nın kaderini belirlemiş gibi görünüyor. Rusya, 30 Mart 1867’de, Alaska’daki tüm arazi ve haklarını 7.2 milyon dolara ABD’ye sattı. Oysaki 2 Şubat 1848’de Meksika, 15 milyon dolar karşılığında Teksas eyaletindeki tüm haklarından vazgeçerek ABD’ye devretmişti. Alaska, Teksas’tan 2.5 kat daha büyüktü. 

Rus ve Amerikan ileri gelenleri bu satış hakkında Alaska yerlilerine asla danışmadılar ve uzun yıllar mülkiyet değişikliği Alaska Yarımadası yerlilerini pek etkilemedi. ABD’nin güneyden ve doğudan yeni gelen orduları Alaska’nın doğal kaynaklarını sömürmek için kuzeye geldikçe, bu aktarım hem yerli hem de Creole nüfusu tarafından hissedildi. 1867’den sonra, Aniakchak bölgesi bir kez daha Amerikalı tüccarlar, tuzakçılar ve konserveciler için sembolik bir “Cesur Yeni Dünya” haline geldi. 

Amerikalılar yönetimi ele geçirdiğinde, Birleşik Devletler hâlâ Kızılderili savaşlarıyla meşguldü, bu yüzden Alaska’ya ve yerli sakinlerine potansiyel düşmanlar olarak baktılar. Alaska, General Jefferson C. Davis’in yeni komutan olarak seçilmesiyle birlikte General Ulysses S. Grant tarafından askeri bölge haline getirildi. 

Alaska yerlileri ise bölgenin asıl sakinleri olarak hâlâ toprak haklarına sahip olduklarını ve savaşta topraklarını kaybetmediklerini ya da herhangi bir ülkeye -teknik olarak Ruslardan satın alan ABD dahil- herhangi bir ülkeye teslim etmediklerini iddia etti; yerli halklarla müzakere etme hakkı. Yine de Hindistan Vatandaşlık Yasası’nın kabul edildiği 1924 yılına kadar yerlilerin ABD vatandaşlığı reddedildi. Yıllar sonra, ABD Başkanı Eisenhower, 3 Ocak 1959’da Alaska’yı 49. eyalet olarak kabul eden bir bildiriyi imzalıyordu. 

Yerli halk bugün de Alaska’nın kendilerine ait olduğu konusunda seslerini yükseltmekte.1, 2, 3, 4 

  

Çarlık Rusya’sının sermaye dünyası ile ilişkileri  

Hollanda bankasına borcunu ödeyen Rusya, iç borçlanmayı yeniden düzenlemeye çalıştı. 1820-1822’de iki dış kredi alındı. Bu kredilerden ilki Londra merkezli Bearing & Co. ve Amsterdam merkezli Hope & Co. şirketinden 40 milyon gümüş ruble ve ikinci kredi ise N. Rothschild tarafından sağlanan 43 milyon ruble tutarında idi. 

1825’te Çar I. Aleksandr’ın görev süresinin sonuna doğru, Rusya’nın dış borcu, 102 milyon gümüş ruble ve iç faizli borç 106 milyon gümüş ruble idi. Rusya, İran Savaşı (1826-1828), Türkiye ile yapılan savaş (1828-1829) ve Polonya isyanının bastırılması (1830-1831) esnasında, Hollandalı Hope & Co. Yatırım bankasından üç bölümden oluşan toplam 200 milyon ruble borç aldı, ama bu miktar savaş masraflarını karşılamaya yetmedi. Bunun için 1831’den 1839’a kadar 100 milyon ruble tutarında iç tahvil çıkarıldı. 

Kırım Savaşı başlayana kadar tahvil basımı sürdü (1853- 1856). Ocak 1855’te ise Çar Nikolas, Devlet Hazinesi’nin savaşın açıklarını da kapsayacak şekilde kâğıt ruble basmasına izin veren bir kararname yayımladı. 1853’ten 1856’ya kadar süren Kırım Savaşı’nın 800 milyon rubleye mal olduğu tahmin ediliyordu. Askeri harcamaları karşılamak için 1855-1856’da Hazine 378.8 milyon ihraç etti. 1855 yılı başından itibaren Rusya’nın yabancı ve iç faiz borcu toplam 842 milyon gümüş ruble idi, bunun 437 milyon rublesi bankalardan borç alınmıştı ve 75 milyon ruble de kısa vadeli iç tahvillerle temin edilmişti. 

Kırım Savaşı’nın kaybedilmesi Rusya’da ekonomik ilişkilerin sorgulanmasını başlattı. Bunun sonucunda ekonomisi, köy ve serflerin üretim gücüne dayalı yapı suçlu bulundu; siyasi ve ekonomik reformlar yapıldı ve1861 yılında serflik lağvedildi. Halka açık olarak düzenlenen ilk ticari banka 1864 yılında kuruldu. Takip eden Osmanlı-Rus Savaşı’nda (1877-78) Rusya, 1877’de yurtdışından 15 milyon sterlinlik, 1878’de de 300 milyon sterlinlik iç kredi kullandı. Rusya 1889-1894 arasında, 2.644 milyon ruble değerinde tahvilleri ihraç ederek borçlanmıştır. 

Para reformunun ardından, 1895-1897’de kâğıt ruble serbestçe altına değiştirilebilir hale geldi ve kâğıt ruble serbestçe değerli madeni paralara çevrilebildiğinden, “iki para birimi” -kâğıt ve gümüş ruble- ortadan kalktı. Bu borçlanma sürecinde Rusya, Fransa (aralarında Credite Lyonese’in de olduğu birkaç banka), Almanya, Londra (Bearing & Co.), Hollanda (Hope & Co.) ve New York (Kidder Peabody & Co.) gibi Batılı finans merkezleri ile çalıştı. Fransa da ilk önemli krediyi Kasım-Aralık 1888’de verdi. 1900’de Rusya’daki Fransız yatırımı 7.0 milyar ruble idi.5 

Rusya, onca savaş, ekonomik ve sosyal kalkınmanın gecikmesi, halkın içinde bulunduğu geçim zorluğuyla baş başa kalıyor, 1917 Devrimi’yle yeni bir yola yelken açıyordu, Osmanlı da hemen hemen Rusya ile aynı nedenlerle yeni bir cumhuriyet ile yolculuğuna devam ediyordu. 

Tüm bunlar, savaşların, sermaye kesimi tarafından, devletler eliyle nasıl finanse edildiği konusunda ufkumuzu açmaktadır. Dünya halklarının o masum kanları, finans çevrelerine artı değerler kazandırırken, sömürgeci devletlere de yeni topraklar, yerüstü ve yeraltı zenginlikleri, işgücü kazandırıyordu. İnsan bedenine ve ruhuna kıyma olan bu eylemin adı kimi zaman keşif, kimi zaman fetih, kimi zaman da “medeniyet götürmek” gibi adı masum ama içerik olarak diğerlerinden farklı olmayan bir uygulamayla yapılıyordu. 

Günümüzde bu uygulamalar daha incelikle, daha politik ve “yağdan kıl çekercesine”, halk yığınlarının ruhu duymadan, ustalıkla yapılmakta. 

Gelecek çağ, insan denen, doğaya hâkim olduğunu sanan, aslında onun tutsağı olan varlığın ve ilişkilerinin nasıl yol alacağı konusunun şekilleneceği bir çağ olacak. İnsan, çevre, doğa ilişkilerini önemseyen ve insan denen varlığın, özgür bireyin insanca, medeni bir şekilde var olabilmesinin sırrı, karşısındaki bireye kendisi kadar sahip çıkmasıyla, “güçlü”nün değil eşitlerin kazanmasıyla şekillenecektir. İnsan olmak değil, insan kalabilmektir değerli olan… (Bitti)


Kaynakça: 

1- https://www.wilsoncenter.org/blog-post/centering-indigenous-voices-alaska-day-commemorations 

2- https://www.nps.gov/parkhistory/online_books/ania/hrs/chap3.htm 

3- Michael Kraemer, Why Russia gave up Alaska, America’s gateway to the Arctic, March 29, 2017 

https://theconversation.com/why-russia-gave-up-alaska-americas-gateway-to-the-arctic-74675 

4- A New History of the Aniakchak Landscape (Chapter 3) 

5- Andrey D. Ukhov, Ukhov20_Financial_Innovation_and_Russian_Government_Debt_Before_1918.pdf (cornell.edu) 

(*) Gideon’un raporları, Rus Amerikası hakkında paha biçilmez tarihsel ayrıntılar sağlar ve Alaska, Kodiak Adası’nda Alutiiq konuşan insanların ilk derinlemesine açıklamasını temsil eder. 

Alaska ve Kamçatka’daki Rus Ortodoks kiliselerini denetlemekle suçlanan Hieromonk Gideon’un (Gavriil Fedotov) öyküsü.  

The Round the World Voyage of Hieromonk Gideon 1803-1809 

Önceki İçerikOubykh Mektupları Ocak 2022
Sonraki İçerikЗэгунэс Iуэтэж
Jiy Zafer Süren
1951’de Samsun’da doğdu. Üniversite’yi terk etmiş ve muhasebeci olarak çalışarak emekli olmuştur. Çeşitli dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Kafkasya üzerine yayın yapan, As Yayın’ın kurucuları arasında yer aldı. “Çipxe, Kafkas Aile Armaları” (derleme) ve “Tama Bahar Gelmeyecek” (şiir) isimli iki kitabı vardır. Nisan 2008 itibariyle Jıneps gazetesi yazarları arasında yer aldı, Ocak 2011 tarihinden bu yana yayın kurulu üyesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here