Bölücü müyüz neyiz biz?

0
308

Ben ve çok konuda hemfikir olduğum bazı soydaşlarım ile ilgili soru işaretleri oluşuyormuş insanlarımızın kafasında. Hep olur, bilirsiniz.  

Kolay anlaşılsın diye, basit ifadelerle, madde madde gidelim. 

1- Bölücü müyüz neyiz biz? 

Şayet, bu devletin kurucu halklarından biri olarak, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ortak paydasında birleşelim, barış ve kardeşlik içinde yaşayalım, ama her halk etnik kimliğini ve kültürünü de korusun” demek bölücülükse, evet bölücüyüz.  

Biz ısrarla başkalaşmayı, başkalaştırılmayı ve başkalaştırmayı reddediyoruz. 

2- Ne yapmak istiyoruz? 

Yıllardır bıkmadan usanmadan dillendirdiğimiz asimilasyona karşı koymanın ilk şartının kimlik bilinci olduğu gerçeğinden hareketle, bu bilinci canlı tutacak makul her aracı hem kendimiz hem de soydaşlarımız için kullanıyoruz. 

3- Kin ve nefret uyandırmaya mı çalışıyoruz? 

Velev ki öyle! Kime karşı uyandıracağız bu nefreti? 

Çoktan toprak olanlara karşı mı? Biz o şahısları yeri geldiğinde takdir etmesini de biliyoruz. Bu takdir halkımıza yapılanları görmemize mani de olmuyor. 

Yaşadığımız ve zaten bizim olan ülkeye karşı mı? 

Farklı halklardan dostlarımıza, kardeşlerimize, akrabalarımıza karşı mı? 

Zulmün her çeşidine karşı nefretse kastettiğiniz, evet, gelin zulme her zaman, hep birlikte karşı koyalım diyoruz. 

4- Sığındığımız, bize kucak açan ülkeye nankörlük mü yapıyoruz? 

“Sığınmak ve kucak açmak” dediğimiz şey hiç de çoğumuzun bildiği ve anladığı gibi olmasa da, yine diyelim ki öyle. O devlet yok artık. 

Hangi devlet var? Dedelerimizin, büyük dedelerimizin kurucularından olduğu yeni bir devlet var.  

Kendi kurduğumuz devlete neden sığınalım ve neden bize kucak açılsın? Sığınmak acziyeti, kucak açmak lütfu ifade eder. Acziyeti ve ihtiyacımız olmayan lütfu reddediyoruz. 

5- Nifak mı bizim gayemiz? 

“Resmi tarihin önemli bir kısmı safsatadır ve bunlar konuşulmalı, düzeltilmelidir”, “Çerkes halkı demokratik haklarına kavuşmalıdır” ya da “Asimilasyon sona ermedi. Kisve değiştirerek devam ediyor” gibi ifadeler nifaksa bunu da yapıyoruz. 

6- Bu ülkeyi sevmiyor muyuz? 

Bu ülkeyi seviyoruz. Benim dört yakın akrabam farklı cephelerde şehit düşmüş. Büyük dedelerim bu ülke için mallarını mülklerini sebil etmiş. Biri yedi sene Sibirya’da esir kalmış. Hepimizin öyle ya da böyle olduğu gibi! Nihayetinde elbirliğiyle kurulmuş bu devlet ve yine elbirliğiyle bugünlere taşınmış. Belli ki önemli bir bölümümüz yaşamaya da devam edeceğiz. Elbette ki seveceğiz.  

Ama sevmek, “şunu sorgulayamazsın, tartışamazsın, şuna dokunamazsın, buna ilişemezsin, falan kişiyi eleştiremezsin, haksızlıklara ses çıkaramazsın, zalime meydan okuyamazsın, en doğal ve demokratik haklarının peşinde koşamazsın, kendi kimliğini haykıramazsın demek ise”, bizim sevgi anlayışımız hiç de böyle değil.  

7- Neden yakın geçmişte yaşananları fırsat buldukça anlatıp duruyoruz? 

Çünkü olanı konuşmaktan korkarsak, olabilecekler karşısında ağzımızı bile açamayacağımıza inanıyoruz. 

Ecdadımıza ve kendimize saygı sükût değil konuşmaktır bize göre. 

Halkımızın yaşadıklarını bilmemek ve görmemek ayıptır bizim anlayışımızda. 

Ajan, kirli emeller, kişisel çıkarlar gibi konulara girmeyi ise kendimize zül kabul ediyoruz. Bunları düşünen ve söyleyenler varsa kendi niyetlerini ikrar ediyorlar ya da cahiller diyor, üzerinde durmuyoruz.  

Biz elimizden geldiği kadar Çerkes kalmak istiyoruz. Çünkü hem buna mecburuz hem de hakkımız. 

Önceki İçerikBM Genel Kurulu, Holokost’un inkârını kınayan kararı onayladı
Sonraki İçerikFransa’dan ‘Uygur soykırımı’ tasarısı
Süha Baytekin
1965 Almanya doğumlu. Baba İstanbul, anne Eskişehirli. Haydarpaşa Lisesi ve Marmara Üniversitesi Uluslararası İşletmecilik mezunu. Yüksek lisansını ve doktorasını İstanbul Üniversitesi Uluslararası İşletmecilik'te yaptı. Koç Holding ile başlayıp sayısız firmada yöneticilik, Hamoğlu Holding ile sonlanan, pazarlama, iletişim kordinatörlüğü... Şu anda emekli. Uzun yıllardır sosyal medya ve çeşitli mecralarda yazarlık... 5.000 fotoğraflık eski Çerkes fotoğrafları arşivi var. Kitapları: "Diasporada Çerkes Olmak", "Çerkes Sürgünnamesi", "Kutsal Ay’ın Kızları-1". Basılacak Kitapları: "Kutsal Ay'ın Kızları-2", "Kutsal Güneşin Çocukları", "Diasporik Hikayeler". Medeni durum: Bekâr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here