Kattah’tan Axada’ya tarihsel bir yolculuk mu?

0
287

-Hattice bir kelimeyi çağımıza taşımak- 

Abhazya Cumhuriyeti, yüzyılımızın en genç cumhuriyetlerinden biri. Kafkasya’nın batı kıyılarında, tarihi Kolxide’nin günümüze uzanan bir izdüşümü. Parlamenter sistemle yönetilen bir devlet. Ülke yönetiminin başında bulunan kişiye, Abaza dilinde “АХAДА” denilmektedir. 

“АХAДА” ilk bakışta biraz tuhaf duruyor; “başsız” (başı olmayan) der gibi; belki de “kimseden emir almayan” anlamında kullanılmıştır. “АХAДАРА” denildiğinde ise “liderlik, reislik, önderlik, başkanlık” anlamlarına gelir. 

Genelde “da” olumsuzluk belirten bir sonektir; “anida” (annesiz), “abada” (babasız), “nıuxtada/parada” (parasız), “avnuda/aynüda” (evsiz), “ӡыда (dzıda)” (susuz) örneklerinde görüldüğü gibi. 

Kelime yapısı itibariyle, “А+ХA+ДА” “artikel+ baş+ sız” üç bileşenlidir ve eril veya dişil bir betimlemeyi barındırmaz, yani o mevkide bulunan kişinin cinsiyetine bakılmaksızın kullanılır. Oysaki Abazaca, 3. tekil şahısta bile eril-dişil ayrımını yapar; “o”: ‘ya (ra)’ (eril), ‘la (ra)’ (dişil), ‘vi’ (nötr) ve ya (ra) insan dışında canlı cansız nesneler için kullanılır. 

Acaba, “ДА” olumsuzluk ekinden değil de zaman içinde, ‘otur(mak)’ anlamına gelen “Ҭәа” sözcüğü değişerek “ДА” halini mi almıştır? Yoksa, yer, mevki bildiren “Ҭ” (tı)dan mı? Bu varsayımlar olasılık dahilindedir. 

“А” artikelinin üzerinde fazla durmamak gerekir; kıyı Abazaları (Apsua) belirli veya belirsiz bir şeyden bahsederken fark etmeksizin her kelimenin başına “a” artikelini koyarken; örneğin “koyun” derken her ikisinde de “awasa” derken, kuzeyli Abazlar (Aşua, Aşhkarua) belirsiz, herhangi bir koyun ise “wasa”, eğer bilinen, bahsedilen bir koyun ise “awasa” olarak söylerler. Diğer bir deyişle kıyı Abazalarının her kelimesinin başında “a” varken kuzeyli Abazalarda bu yoktur. 

Şunları da belirtmekte yarar var: 

“ХA” bir organ olarak baş (kafa) olduğu gibi, sofrada, toplantıda, töre kurallarına göre büyüğün oturması, bulunması gereken yeri de işaret eder. Ayrıca lakin, (dağ) tepe, ağaç tepesi, fasulye sırığı veya herhangi bir hayvanın başı olarak da kullanılmaktadır. 

Örneğin: “aхa”: “ama, lakin, oysa, sırık”, “aхaa”: “tatlı, lezzetli”, “ашь+ ха” [dağ+tepe (baş)]: “yayla”, “ацла+ха” [ağaç + tepe(baş)]: “ağacın tepesi” kelimelerinde veya “Аҟәыд Аха аласыргылт”: “Fasulye sırığı hazırladım” cümlesinde olduğu gibi. 

Ayrıca birbirine yakın olan iki heceye çok dikkat etmek gerekiyor; “ХA” da “k” ile birlikte gırtlaktan “h” sesi de çıkarılırken; “kh”, “ҲА”daki “Ҳ” Türkçedeki “h” harfinin karşılığıdır. “ҲА”, “armut”, “yüksek”; “ulu”, “biz” (çoğul 1. şahıs) anlamları taşır.  

“АҲ” (ah); “АҲ” eski dönemlerde bir veya birkaç köyü yöneten yöneticiye verilen addır. Anlam olarak “feodal lider”, “bey”, “lider”, “önder”, “yönetici” kavramlarını kapsar. Yani içinde “Ҳ” ‘h’ harfinin verdiği “yüksek” anlamını taşımaktadır. 

Kuzey Kafkasyalıların, yani Çerkeslerin sosyal-kültürel birikimlerinin kült öğesi Xabze/Khebze öğretisine göre, toplu bulunulan bir yerde, “başköşe” olarak adlandırılan yere, toplumun lideri, yoksa Thamade, onlar orada bulunmuyor ise yaşça en büyük olan şahıs konumlandırılır. Toplum bu kuralı titizlikle uygular. 

Dolayısıyla “ХA” sözcüğü “baş (kafa)” anlamının yanında ‘başköşe’yi de betimler. “АХAДА”; АХAҬA; baş yer; АХAҬӘА; “başta oturmak”tan; “başkan” sözcüğü de bu kapsamda oluşmuştur.  

Bir yaklaşım sağlayabilmek için “gelin” sözcüğüne bakalım: “АҬАЦА”. Bu kelime de birleşik iki kelimeden oluşmuştur: “а +ҭа+ ца”; “artikel+ yer (yer; hane)+gitme(k)”; yani gelin, ”yerinden, yurdundan giden” olarak betimlenmiştir.  

Dolayısıyla “АХAДА” sözcüğünün son hecesi olan “ДА” olumsuzluk sözcüğünün aslının, yer bildiren “ҬА” sözcüğünden dönüşmüş olması kuvvetle muhtemeldir; “АХAҬА”; başköşe yeri. Buradaki “Ҭ” sesi, Türkçedeki “d” ile “t” sesi arasında bir sestir, aslında ne “d”dir ne de “t”dir.  

“Başköşede oturma(k); [baş yerde oturma(k]” cümlesi ise şöyledir: “(А)ХAҬАҬӘА(РА)”; üç sözcükten oluşan bu kelime cinsiyet belirtmez, her iki cins için de kullanılır. 

  

Tekil 3. şahıs için bazı örnekler: 

Günlük kullanımda ise genellikle “O”yu belirten “ДЫ” (Д) öneki kullanılır, örneğin “ДЫЦЕИТ” (o gitti)de olduğu gibi. Fakat burada eril, dişil veya belirsiz kişi olmayıp nötrdür, her üç durumu da kapsar, belirtmek için başına cinsiyeti belirleyen 3. tekil şahıs konulur; “ИАРА ДЫЦЕИТ” (o gitti -eril), “ЛАРА ДЫЦЕИТ” (o gitti-dişil), “УИ ДЫЦЕИТ” (o gitti-belirsiz o). Ayrıca insan dışındaki canlı, cansız, belirli-belirsiz nesneler için “ИАРА ИAЦЕИТ” (o gitti) olarak kullanılır. 

Kelimenin şu şekilde olma ihtimali de mevcuttur; “ХAДЫҬӘО”; başta oturan”. Bu durumda başta oturanın yönetici olduğunu belirtmek için, yönetici, lider karşılığı olan “АҲ” sözcüğünü de eklersek, “baş oturan lider” şu şekilde olur: “ХAДЫҬӘОАҲ”. 

Diğer bir söyleniş şekli de şöyle olabilir: “ХAҬАДҬӘОАҲ” [başköşede (yerde) oturan lider]. 

Burada başköşe şüphesiz ki hükümranlığı betimleyen tahttır. 

Değişim, dönüşümleri de dikkate alarak “ХAҬАДҬӘОАҲ” sözcüğünü şu şekilde yazabiliriz: 

“ХAҬҬӘАҲ” 

Latin harfleriyle yazarsak şu hali alır: “K(h)AT(ı)T(a)AH”. 

Yukarıda da açıkladığımız gibi birleşik bir kelime olan kraliçe ve kralı betimleyen bu kelime dişil veya eril betimleme yapmaz, belirsiz 3. tekil şahsı işaret eder. Diğer bir deyişle erkek veya kadın, tahta oturan insanı nötr bir şekilde betimler. 

“K(h)AT(ı)T(a)AH” kelimesi, böylece 4-5 bin yıl öncesinden günümüze uzanarak, tarihsel bir yolculuk yapıyor ve; 

“Ben Hattice, ölmedim, buradayım, yaşıyorum!” diyerek, çağlar ötesinden bugüne izini bırakıyor. Biz, bugünlere yol alan torunlarına selam veriyor ve geçmişin görkemini önümüze sererken, çağlara nasıl kucak açıldığını aydınlatmak üzere, biz insanlara, tüm insanlığa ışık saçıyor. 

Geçmişi ve geleceğiyle insanın bir bütün olduğu, yoktan hiçbir şeyin var olamayacağı gerçeğini bir kez daha yüzümüze haykırıyor. Ve varlığımız, geçmişten geleceği selamlayarak, bir nevi ölümsüzleşerek, devinimlerle, evrenin sonsuz boşluğunda, uzam-yaşamda varlığını devam ettiriyor. 

Tüm bunlardan bahsetmemin nedeni Hattice bir kelime olan “KATTA(E)” – “KATTAH”(*) kavramının “kraliçe” ve “kral“ anlamlarına geldiği üzerine, konunun uzmanı biliminsanlarının yapmış olduğu yorum ve açıklamalarına, “henüz kanıtlanmamışsa da” yakınlık atfettikleri Ubıh-Abaza-Adige dilinden, bildiğim dil Abazaca üzerinden, farklı bir bakış açısıyla katkı sunabilmektir. Birleşmiş Milletler Örgütü’nce “tehlke altındaki diller” kapsamında olan “Abazaca” ile ben, burada yalnızca bildiğimi anlatıyorum, bir iddiada bulunmuyorum. 

Şüphesiz ki bunları değerlendirecek olan, bilim dünyasıdır.


(*) Kattah ile ilgili bazı yazılar: 

1-Oğuz Soysal, “Tanrı İçmek” Hitit Kült Teriminin Hatti Dili Işığında Yeni Bir Yorumlama Denemesi – Belkıs Dinçol ve Ali Dinçol’a Armağan, Hazırlayanlar / Editors Metin Alparslan, Meltem Doğan, Alparslan Hasan Peke, Ege Yayınları 

2-Oğuz Soysal, Zu Den Rezenten Studien Im Hattischen: Eıne Zwischenbilanz* ORCID: 0000-0002-0894-4802; Dieserr Vortrag wurde in der 63. Rencontre Assyriologique Internationale an der Philipps Universität Marburg, Juli 2017 gehalten; 

3-Oğuz Soysal, ESKİ ANADOLU TOPONOMİSİ’NDE DEĞİŞİK YORUMLARA AÇIK BİR YAPIM ÖĞESİ HAKKINDA: Hititçe -aš+ñapa “… nehir(i)” ya da Hattice š(a)ñap “tanrı”?**, VII. ULUSLARARASI HİTİTOLOJİ KONGRESİ BİLDİRİLERİ Çorum 25-31 Ağustos 200, II. CİLT VOLUME II, T.C. ÇORUM VALİLİĞİ Ankara 2010; 

4-Susana B. Murphy, La memoria del nombre y los problemas de sucesión real en las sociedades hetea y egipcia 1 Mora; Revistra del Ares Interdisciplinria de Estuios de la Mujer-Facultad de Filosofia y Letras Universidad de Buenos Aires – No:1 Agostos 1995  

5-Petra M. Goedegebuure (Chicago), CENTRAL ANATOLIAN LANGUAGES AND LANGUAGE COMMUNITIES IN THE COLONY PERIOD: A LUWIAN-HATTIAN SYMBIOSIS AND THE INDEPENDENT HITTITES, Anatolia and the Jazira during the Old Assyrian period, pp. 137-180 PIHANS 111 (© NINO 2008); 

6-Isabelle Klock-Fontanille, LES SCRIBES HITTITES AU SERVICE DE LA RESTAURATION DU HATTI. HAL Id: hal-01306922 https://hal.archives-ouvertes.fr/hal-01306922 Submitted on 25 Apr 2016; 

7-Joost Blasweiler, The royal family of the early Old Kingdom of Hattusa and their Tawananna’s. Arnhem 2013 © Joost Blasweiler e-mail address: [email protected] Publisher: Arnhem (NL) Bronze Age pdf. available via www.academia.edu ISBN/EAN: 978-90-820497-0-1; 

  

Abazaca sözcükler için bakınız:  

a- Beyguıa Ömer Büyüka, Abhazca İlk Dil mi?, Abhazoloji Yayınları No: 8 İstanbul-1994 

b- İrfan Okuyucu (Ahocba), Türkçe-Abazaca, Abazaca-Türkçe Sözlük, Kafdav Yayıncılık-Ankara-2020 

c- Gunda Ankuab, Türkçe-Abazaca Konuşma Kılavuzu ve Sözlük, Chiviyazıları, İstanbul-2007 

d-Sariya Amçıpha-Oktay Chkotua, Türkçe-Abazaca Sözlük- Abazaca-Türkçe konuşma kılavuzu, Abhazya Devlet Üniversitesi, AQO /Sohum) 2010 

  

Düzeltme: Geçen sayımızda (Ocak 2022) “Yine de Hindistan Vatandaşlık Yasası’nın kabul edildiği” cümlesi sehven yanlış yazılmış olup, doğrusu ” Yine de Yerli Vatandaşlık Yasası’nın kabul edildiği” şeklindedir. Düzeltir, özür dileriz. 

Önceki İçerikİmar rantı ve kültürel yozlaşma
Sonraki İçerik2 bin yıllık Kelt hazinesi
Jiy Zafer Süren
1951’de Samsun’da doğdu. Üniversite’yi terk etmiş ve muhasebeci olarak çalışarak emekli olmuştur. Çeşitli dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Kafkasya üzerine yayın yapan, As Yayın’ın kurucuları arasında yer aldı. “Çipxe, Kafkas Aile Armaları” (derleme) ve “Tama Bahar Gelmeyecek” (şiir) isimli iki kitabı vardır. Nisan 2008 itibariyle Jıneps gazetesi yazarları arasında yer aldı, Ocak 2011 tarihinden bu yana yayın kurulu üyesidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz