Kadınlar her yerde her dilde

0
357
Sürgünlerle defalarca oradan oraya savrulup diaspora ülkelerinde kök salmaya çalışan ve anavatanlarında mücadele veren Kuzey Kafkasya kadınlarının yaşamlarından kesitler…
İyi okumalar.

Mısır’daki ilk kadın derneğinin kurucusu

Birinci Dünya Savaşı öncesinde gerçekleşen bir İstanbul-İskenderiye gemi seferinde tanışan Manyaslı Naciye Hunç (Hayriye Melek Hunç’un ablası) ve Raşid Fehmi Bey, denizde geçen üç günlük yolculukta birbirlerine abayı yakar ve evlenme kararı alırlar.  

Birçok emlak ve arazinin sahibi olan Raşid Fehmi Bey, Mustafa Tosun Paşa’nın teftiş kurulunda çalışıyordu. Naciye Hunç’a evlilik teklif eden, Kahire doğumlu Çerkes Raşid Fehmi Bey aslında o sırada Çerkes Şevki ailesinden Zeynep Hanım’la evliydi ve Aleya (Aliye), Effat (İffet), Fatma-Neamat (Fatma Nimet) adlarında üç kızı vardı. 

Adel (Adil) adını verdikleri oğulları ile Soad (Suat) adını verdikleri kızları dünyaya geldiğinde 50’li yaşlarda olan Raşid Fehmi Bey, Mansure yakınındaki Samanoud’da, sahibi olduğu 200 fidanlık (Arapçada ‘öküz boyunduruğu’ anlamına gelir ve belirli bir zamanda öküzlerin sürebileceği toprak alanını ifade eder) arazi içindeki evinde 1930’lu yılların başında hayata veda etti. 

Raşid Fahmi Bey’in kızı Fatma Nimet Raşid, 1908 yılında Mısır’daki ilk kadın oluşumu olan “Kadınları Teşvik Derneği”ni kurdu. Derneğin ana amacı, kadın-erkek eşitliğini yüksek sesle ifade etmek ve hakları konusunda kadınları eğitmekti. 

1923’te Huda Sharawi* tarafından oluşturulan “Mısır Feminist Birliği” ile de çalışmalar yürüten Fatma Nimet Raşid, 1942 yılında “Mısır Feminist Partisi”ni kurdu. Parti aracılığıyla eğitim, çalışma, siyasi temsil ve haklar konusunda kadın-erkek arasındaki eşitsizliğin giderilmesi ve çalışan kadınlar için ücretli izin çağrısında bulunuldu. 

Bir süre al-Misriyya adlı gazetenin editörlüğünü görevini üstlenen Fatma Nimet Raşid ayrıca Kadın Gazeteciler Derneği’nin başkanlığını da yaptı. 

*(https://jinepsgazetesi.com/2012/01/misirin-pecesiz-ilk-kadini/) 

Mısır’ın feminist şairi

Arapça, Türkçe, Farsça olmak üzere üç dilde şiir ve romanlar yazan, Mısır edebiyatının önemli kadın figürlerinden Aisha al-Taymuriyya (Ayşe Teymur), Kürt bir baba ile Çerkes bir annenin (Mahitap Hanım) kızı olarak 1840 yılında Kahire’de doğdu. Hidiviyye Meclisi Başkanı olan babası Ismail Taymur, kızının farklı lisanlar öğrenmesini istiyordu ve bunun için Ayşe’nin eğitimine çok önem veriyordu. Lisan, fıkıh, din, edebiyat konularında önemli öğretmenlerden eğitim alan Ayşe, 13 yaşındayken ayrımcılığa karşı şiirler yazmaya başlamıştı.  

Henüz 14 yaşındayken İstanbullu Mehmet Tevfik Efendi ile evlenerek İstanbul’a yerleşti. 1869 yılında annesini, 1872’de babasını, 1875’te ise eşini yitirdi. İki kızı ve bir oğlu olan Ayşe, tüm eserlerinde kadınların eğitilmesi ve hem siyasi hem de ekonomik yönden özgürleştirilmesi gerektiğinden bahsetti. Al-Adab ve Al-Moayad gazetelerinde yazılar yazdı. 

Kızı Tevhide’nin 18 yaşındayken beklenmedik ölümünden sonra uzunca bir süre yas tuttu ve ağıtlar kaleme aldı.  

Kendi kuşağının kadınları arasındaki tek edebiyatçı olan Ayşe, yakalandığı beyin hastalığı sonucunda 1902’de hayata gözlerini yumdu. Vefatından yıllar sonra adı, Kahire’deki bir sokağa verilerek ölümsüzleştirildi. 

‘Hatukay’ın Kanatlı Amazonu’

1922 yılında Adigey’in Lakşukay Köyü’nde doğan Lelya Boguzokova, Hatukay’da yedi yıllık bir okuldan mezun olarak Adigey Pedagoji Enstitüsü’nde eğitim gördü. Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde öğretmenlik yapmaya başlayan Lelya, Novye Atagi Okulu’nun müdürlüğüne atandığında henüz 20 yaşındaydı.  

Büyük Vatanseverlik Savaşı başlamıştı ve Lelya farklı bir şeyler yapmak istiyordu, askeri havacılık eğitimi aldı, gönüllü olarak orduya katıldı. Kasım 1943’te 765. Varşova Saldırı Havacılık Alayı’nın bir parçası olarak IL-2 uçağında radyo operatörlüğü yapmaya başladı. Berlin’e hava saldırıları yapan uçağın ekibinde yer alan Pyotr Pavlovich Likarenko ile evlenen Lelya’nın oğlu Igor, 1945’te doğdu.  

Lelya ve IL-2 mürettebatı, Vatanseverlik Savaşı II derece Nişanı, Kızıl Yıldız Nişanı ve Cesaret Madalyası ile ödüllendirildi. 

Savaşın ardından Moskova’da Rus dili ve edebiyatı öğretmenliği yapmaya başlayan Lelya’yı IL-2 mürettebatından Nikolay Kuslya, “Hatukay’ın Kanatlı Amazonu” diye adlandırmıştı. 

1951 yılında henüz 29 yaşındayken lösemi nedeniyle yaşamını yitiren Lelya’nın oğlu Igor Likarenko, ailesinin izinden giderek Kiev Yüksek Askeri Havacılık Mühendisliği Okulu’nda okuyarak albay oldu. Lelya, Hatukay Köyü’nde toprağa verildi. 

Leninist yazar Ezetxan

Oset yazar Ezetxan Uruymagova, 25 Aralık 1905 tarihinde Khristianovskoe Köyü’nde (bugünkü Digora şehri) doğdu. 1929-1932 yılları arasında Vladikafkas Pedagoji Akademisi’nde eğitim gördü.  

Öğretmenlik yapan ve Leninist ideolojiye bağlılığıyla bilinen Ezetxan’ın “Osetler” adlı belgesel roman üçlemesinin ilk bölümü, 1948 yılında basıldı. Osetya’nın tarihini, sınıf çatışmasını ve devrim süreçlerini anlattığı kitap revize edilerek, 1951 yılında “Yaşama Karşı” adıyla yayımlandı. Yazarın ölümünün ardından 1956’da romanın ikinci bölümü basıldı. 

Üçlemenin son kitabını bitiremeden hastalanarak, 1955 yılında hayata veda eden Ezetxan ayrıca birçok gazete için makaleler ve tiyatro oyunları da yazmıştı.  

Oset edebiyatının gelişip zenginleşmesi için çaba gösteren Ezetxan, “Osetler” romanından etkilenen Kuzey Osetya Devlet Müzikal ve Drama Tiyatrosu yönetiminin ricasıyla romandan motifler kullanarak yazdığı “Düşmanlar” adlı oyunda, 1905 yılında bir Oset köyünde yaşayan Saniat Gularova adlı bir kadının yaşamını öyküleştirmişti. 

Savaşın tanığı

Milana Terloeva mahlasını kullanan Milana Zaydinovna Bakhaeva, 1979 yılında Çeçenya’nın Orekhovo Köyü’nde doğdu. İkinci Çeçen Savaşı sırasında ailesiyle İnguşetya’ya kaçmak zorunda kalan Milana, savaşın ardından Grozni’ye geldi ve harabeye dönen Grozni Üniversitesi’nde Fransız dili ve edebiyatı bölümünde okumaya başladı. 

2003 yılında Études Sans Frontières (Sınırsız Eğitim) adlı insan hakları kuruluşunun, Paris Siyasi Bilimler Akademisi’nde okumak üzere seçtiği 8 Çeçen öğrenciden biri olan Milana, gazetecilik dalında doktora yaptı. Le Monde ve Courrier International gibi önemli gazetelerde çalıştı. Fransa’nın en büyük yayınevi olan Hachette Livre’den savaş sırasında yaşadıklarını kitaplaştırması için teklif alınca yazdığı Danser sur les ruines – Une jeunesse tchétchène (Harabeler Üzerinde Dans Etmek – Çeçen Gençliği), 2006 yılında yayımlandı. 

Paris’te birçok iş teklifi almasına rağmen bağımsız bir gazete kurmak amacıyla 2007’de Grozni’ye döndü, ancak sansür ve ölüm tehditleri nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Memorial İnsan Hakları Merkezi ile çalıştı. Fransızca, Rusça, Çeçence ve İngilizce dillerine hâkim olan Milana, Çeçen kadınlarını konu alacağı ikinci kitabını yazmak için çalışmalar yapıyor. 

Suriye’nin en çok okunan yazarı

1935 yılında Şam’da doğan Suriye Çerkeslerinden yazar Nadia Khost, Şam Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Sovyetler Birliği’nde “Karşılaştırmalı Edebiyat” alanında doktora derecesi aldı. Şam’ın mimari kimliğinin korunmasına katkıda bulunanların başında gelen, “Arap Yazarlar Birliği” üyesi olan Nadia Khost, ‘Suriye’nin ‘en çok okunan yazarı’ unvanına sahip…

 

Ürdün Parlamentosu’nun ilk kadın milletvekili

Ürdün Çerkeslerinden, 1948 doğumlu Toujan Al-Faisal, Ürdün Parlamentosu’nun ilk kadın milletvekili oldu, 1993’ten 1997’ye kadar mecliste yer aldı. 

Yolsuzluk karşıtı demeçlerinin yanı sıra kadın haklarıyla ilgili söylemleri, çokeşliliğe ve köktendinciliğe karşı çıkışı ile tanındı. Yeniden seçilmemesi için aleyhinde davalar açıldı.  

2002’de dönemin başbakanı Ali Abu Ragheb hakkındaki yolsuzluk iddialarını gazetelere taşıdı. Ürdün hükümetini karalamak suçlamasıyla tutuklanarak hapse atıldı. Açlık grevine başlayan Toujan’a yaşatılanlar, insan hakları kuruluşlarının tepkisini çekti. 

Evlenme, boşanma, miras gibi meselelerde Müslümanlar Şeriat Mahkemesi’ne başvurulmasına da karşı çıkan Toujan bir röportajda şu ifadeleri kullanmıştı: “Şeriatı çok derinlemesine inceledim. Onların bana saldırmak için kullandıkları Kuran’ı kendimi savunmak için çok daha güçlü nedenlerle kullanıyorum.” 

Otantik müziğin sesi: Gunda

Gunda Ensrüman ve Vokal Topluluğu, 1977 yılında Abhaz Filarmoni Derneği bünyesinde kuruldu. Topluluğa adını veren Gunda, Nart destanlarındaki 100 Nart’ın tek kız kardeşinin ismidir.  

Sanat yönetmeni Roza Çamagua haricinde 12 kadın müzisyenden oluşan Gunda’nın repertuarında Abaza halk şarkılarının yanı sıra Kuzey Kafkasya halklarının müzikleri de yer alıyor. 

Otantik müziğin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir misyon yüklenen ve birçok ülkede konserler veren grupta aphyartsa, ayumaa, ahymaa, achamgur, adau, akyap-kyap gibi Abaza halk enstrümanlarıyla müzik yapılıyor. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here