Gıda krizinin nedeni mülkiyet sistemi

0
48

Açlık her yerde. Birleşmiş Milletler’in geçen sene yaptığı açıklamaya göre Afrika’nın yüzde 20’si, yaklaşık 282 milyon insan yetersiz besleniyor. Asya’da yaklaşık 418 milyon kişi, Güney Amerika ve Karayipler’de ise 60 milyon kişi yetersiz besleniyor. Dünya nüfusunun üçte biri gerekli gıdaya erişemiyor. 5 yaş altı 150 milyon çocuk yetersiz besleniyor. 

Geçen günlerde Dünya Bankası Başkanı David Malpass, “Ukrayna krizinin sürmesi durumunda gıda fiyatları bu yıl yüzde 37 artabilir” dedi. Gıda fiyatlarının bu artışı, yüz milyonlarca kişiyi daha yoksulluğa itecek, açlıkla karşı karşıya bırakacak.  

Gıda krizinin nedeni olarak ya pandemi ya da Ukrayna krizi gösteriliyor. Hatta Almanya’nın hükümet ortağı ve “barışçıl partisi” Yeşiller’in bakanı gıda krizini engellemek için Ukrayna’ya daha fazla silah verilmesini savunan açıklamalar yaptı. Sanki pandemi ve Ukrayna krizi öncesinde her yer güllük gülistanlıktı! Sorun sadece pandemi ve savaş gibi olağanüstü, öngörülemeyen “kriz”lerden dolayı tedarik zincirlerinin kopması mı? Peki, bu ülkeleri “tedarik zincirleri”ne bağımlı kılan gıda sistemi nasıl kuruldu? Mesela Türkiye neden buğdayı Ukrayna ve Rusya’dan, eti Brezilya’dan, soğan ve patatesi Mısır’dan tedarik etmek zorunda kaldı?  

Türkiye’nin başına gelenler aslında “gelişmekte olan” ve “azgelişmiş” ülkeler olarak tasnif edilen bütün ülkelerin başına gelenlerle aynı. IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi ABD güdümündeki uluslararası örgütler tarafından neredeyse hepsinde askeri darbeler (1978-1982 yılları arasında Güney Amerika’dan Türkiye’ye ve Uzak Asya’ya kadar birçok yerde askeri faşist darbeler oldu) yoluyla aynı tarım politikaları yürürlüğe sokuldu. Bu kurumlar aracılığıyla dünya işbölümü yeniden yapıldı.  

Ne yapıldı? Uygulanan programlarla emekçi köylülük yok edilerek tarımda şirketleşme derinleştirildi. Yok edilecek, tarımı şirketleştirecek kararlar alındı. Tarımda dönüşüm programı anlaşmaları ile tarımdaki desteklemeler ve düzenleyici kurumlar lağvedildi. Kamusal işletmeler özelleştirildi. Şeker fabrikaları satıldı, TEKEL kapatıldı. Çiftçilere verilen kredi destekleri büyük şirketleri kayıracak şekilde yapıldı. Bütün tarım alanları şirketlerin eline geçti. 

Fakat bunlar da esas sorun değildir. Çünkü neoliberal politikalar öncesinde de ülke güllük gülistanlık değildi. Sadece Türkiye değil, dünyanın genelinde de yine “azgelişmiş” ve “gelişmekte olan ülkeler”de işçiler ve köylüler için hemen hemen aynıydı. Afrika, neoliberal politikalar öncesinde Afrika olmuştu. Sömürgecilik döneminde. Güney Amerika da öyle. 

Açlık sadece Afrika’ya, Güney Amerika’ya ya da “azgelişmiş”/ “gelişmekte olan” ülkelere mahsus değil. Bizzat ABD’de de gıda krizi yaşanıyor. ABD’de yoksul sayısı 37.2 milyonu geçmiş durumda. 15 yaş üstü ABD’lilerin yüzde 38.2’si obez. Tahminlere göre bu oran 2030 yılında yüzde 45’i geçecek. 

Peki, o zaman gıda krizinin nedeni nedir? İktisatçıların dediği gibi, nüfus artışı nedeniyle dünyanın nimetleri artık herkese yetmiyor mu? Fazla nüfus mu işsizliğin, yoksulluğun, açlık ve sefaletin kaynağı? Tek kelimeyle hayır! 

Dünya bütün herkesi, sadece insanları da değil, bütün canlıları doyurmaya yetecek kadar bereketli. Dünya üzerinde üretilen gıda da herkesi fazlasıyla doyuracak miktarda. Sorun nerede o zaman? Sorun mülkiyette. 

Topraklar şirketlerin tekeline geçmiş durumda. Tarıma elverişli arazilerin yüzde 70’i dev tarım şirketlerinin elinde. Sadece yüzde 30’u küçük aile tarımı ile işletiliyor. Şirketlerin siloları tıka basa dolu. Market rafları da öyle. Parası olan için gıda krizi yok. Yoksullar için gıda krizi var. Gıda üretimi özel mülkiyet haline getirilmiş durumda. Yaşamı devam ettirmek için en temel doğal gereksinim olan gıda, tohumdan tabağa kadar bir meta haline getirilmiş durumda. Gıda krizinin en temelinde tarımdaki bu kapitalist düzen yatıyor. Bu temel üzerinde “yeşil devrim” dedikleri endüstriyel tarım teknolojisi, neoliberal politikalar işliyor. Tarımda kapitalist üretim ilişkilerini kırmadan da gıda krizine çözüm getirilemez. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here