Atatürk Havalimanı gibi bir değer nasıl yok edildi?

0
72

İstanbul Atatürk Havalimanı ile ilgili alınan bir dizi karar sonrası hava alanının yıkımına başlandı. İstanbul gibi kontrolsüz büyüyen azman kentte gerekli olan 3 havalimanı ile ilgili İstanbul çevre düzeni planlarında Silivri de yer ayrılmıştı. Çevre düzeni planları kentlerin anayasasıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Metropoliten planlama bürosunda uzman kadrolarca yapılmış ve meclis tarafından da onanmıştır.  

Türkiye’de siyasi yapının kentler üzerine yarattığı rant anlayışı, zaman içinde o kadar büyük ve kontrolden çıkar bir hale geldi ki, tüm onanlı planlar ve planlama ilkeleri yok sayılarak, ranta dayalı uygulamalar ile bugünlere gelindi. Resmi olmayan rakamlarla 21 milyona ulaşan kent nüfusuna her geçen gün yeni katılımlar, beraberinde birçok sorunu da getirdi. 

İki yakada iki kent planlanıp bu kentin sırtına bir yük daha konuldu 

Kuzey Anadolu Otoyolu ve 3. köprü ile kuzey ormanları yok edildi. Bu aks üzerinde İstanbul’un yerleşimlerinin kaymaması konusundaki uzman görüşleri de hiçe sayıldı. Ve İstanbul Kanal Projesi ile iki yakada iki kent planlanıp bu kentin sırtına bir yük daha konuldu. Tarım ve su havzalarının yer aldığı, İstanbul’u besleyen alana da, çevre düzeni planı hiçe sayılarak, Silivri olarak planlanan yerin dışına, kuzey ormanlarını yok eden otoyol geçişine 3. havalimanı inşa edildi. Öyle bir planlama yapıldı ki Atatürk Havalimanı’ndaki pistlerden hiçbir şekilde yararlanılmaması sağlandı. Uçuş koridoru bu pistleri atıl bırakacak şekilde yapıldı. Yapılış biçimi, maliyeti ve bugüne kadar kullanımı ile ilgili ortaya çıkan tüm gerçeklere rağmen, günlük kapasitesi 230 bini bulan Atatürk Havalimanı dünya sıralamasında 17. durumdayken yıkımına karar verildi.  

Tüm ulaşım uzmanlarının verdiği raporlarda yapılacak 3.2 milyar Avroluk yatırımla, bu havalimanı yapılan 3. havalimanı ihtiyacını karşılayabilecekti. Ayrıca Atatürk Havalimanı’nın yıkılması 15 bin kişilik istihdam kaybına ve çevre otel ve ticari işletmelerinin de yıllık 580 milyon Avro kaybına neden olacak. Bütün bunların yanında TAV işletmeleriyle devam eden sözleşmenin tek taraflı feshiyle 389 milyon Avro tazminat ödemesi de yapılacak. Ulaşım ağı içinde raylı sistem dahil ulaşım ağına entegre olan Atatürk Havalimanı’nın değeri de uzmanlarca 4 milyar Avro olarak belirlenmişti. Tüm bu değerlendirmelere rağmen, önce COVID-19 bahane edilerek, pistlerin üzerine pandemi hastanesi yapıldı. Kamuoyunda havalimanı alanının Katarlılara Swap anlaşması karşılığı satıldığı haberleri yayılınca, bir süre havalimanı hakkında yapılacak olanlar beklemeye alındı.  

Bir ülkenin değeri bu kadar hafif ve basit sebeplerle nasıl yok edilebilir! 

Ekonomik krizin tepe yaptığı ve Türk Lirası’nın dövizler karşısında olağanüstü değer kaybettiği bir zamanda, vatandaşın geçim derdine düştüğü bir anda, Bakan Adil Karaismailoğlu’nun incitici bir üslupla talihsiz açıklaması yayımlandı: “Atatürk Havalimanı hikâyesi kapandı.” Bu şok daha atlatılmadan, Atatürk Havalimanı’nın yıkılıp yerine millet bahçesi yapılacağı açıklaması geldi. Bu açıklamalar, Atatürk Havalimanı arazisinin 1/3’üne millet bahçesi, kalanına da konut yapılmak üzere Katarlılara satıldığı açıklamasıyla yeni bir ivme kazandı. Arkasından 3. havalimanının satılması kararı ve bu kararda işletme olarak İstanbul’un batı yakasında bir başka havalimanı olmaması sonucu ile yükselecek fiyattan çok daha fazla gelir gelecekti. Tüm bu gerekçeler beraberinde bu alanın imar rantı açısından ne kadar değerli olduğunu, havalimanının iptalinden sonra da çevredeki alanların kat yüksekliklerinin ve emsal alanlarının artacağı söylemini de eklersek, nasıl bir imar rantının ortaya çıkacağını da görmek gerekir. Atatürk Havalimanı’nın davet usulü bir ihale ile malum firmalardan yandaş bir firmaya yıkım ihalesinin verilmesinden hemen sonra, alana iş makineleri girdi. Toplumsal tepki de anında yükseldi. Bir ülkenin var olan değeri bu kadar hafif ve basit sebeplerle nasıl yok edilebilirdi! Bu gelişmelerin ardından, Cumhurbaşkanı alandaki pistlerin yıkılmama ihtimalinden bahsetti. Konu ile ilgili bakanın kuzey pistinin acil durumlar için uçuşa açık olacağı ifadesi de toplumsal tepkinin biraz gazını alacak girişimlerdi.  

Arazi içindeki iş makineleri çalışmalarını sürdürürken, binalar da harap biçimde gelecek sonlarını bekliyor. Önümüzdeki süreç tüm bu olanlara ait nasıl bir sonuç getirir bilinmez, ancak Atatürk Havalimanı artık yok. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here