Mekândan kültüre bağ

0
357

Zaman \ Nostalji ve bellek

Yakın zamanda telefon galerimi temizlerken dikkatimi bir fotoğraf çekti. Köydeki evimizde kerpiç duvardaki bir motifin fotoğrafını çekmişim birkaç sene önce… Hatıralarım beni çocukluğumda sık sık babaannem ve dedemle gittiğimiz o eski kerpiç eve götürdü. Babaannem anlatmıştı, anımsadım… Duvardaki motifleri kayınvalidesi işlemiş, mekânları güzelleştirmeyi seviyordu betemal (Hemşince: Kimsesiz). Tıpkı benim gibi… Bundan yaklaşık 60-70 yıl öncesinden bahsediyorum ki o dönemde bir Çerkes köy evinde imkânlar neye el verirdi? Geleneksel Kafkas motiflerini kendi yaratıcılığı ile harmanlar, duvara parmaklarıyla çizer ve rengi çıkabilen tüm sebze ve meyveleri kaynatıp onların renkleriyle bu motifleri boyarmış. Üstelik o dönem köyde yapması gereken onca iş varken zevkle bunlarla da uğraşırmış. Her yıl düzenli olarak vakit ayırıp yeniler, boyaları çıktıysa ya da motifler duvardan silinmeye başladıysa tekrar aynı işlemleri yaparmış. Bir nevi restorasyon mimarı gibi ya da tuval üzerinde çalışan bir ressam gibi… İnanılmaz etkilenmiştim. Adının Zeynep olduğunu ve benim mimar kimliğimi düşünürsek mesleklerin ya da yeteneklerin genlerle bir ilgisi olabilir mi yoksa sadece bir tesadüf mü diye iç geçirdim. Anılar kafamda bir bir canlanırken o eski evde gezintiye çıktım. Babaannem Kunıjların kızıydı; eli lezzetli, mutfağı seven, çok becerikli bir kadındı. Onu mutfakta bir şeylerle uğraşırken izlemek en büyük zevkimdi. Kendisi de yaparken bana anlatmayı çok severdi. Dikkatlice onu dinlerdim. Geleneksel mutfağımıza hatta eski yemeklere dahi hâkim olmam bu yüzden belki… 

Mutfağımız yemeklerimizin lezzeti ve özgünlüğüyle değil aynı zamanda mekânsal anlamda da ilgi çekiciydi. Evin solunda ve dışarıdaydı. Bunu yaşam alanı ve yatak odalarına koku sinmemesi amacına bağlıyorum. Aynı zamanda içeriden kapıyla bağlantımız da vardı. Mutfakta gösterişli bir ocağımız bulunuyordu. Ocağın bizim için ne denli kutsal olduğunu daha önceki yazılarımda bahsetmiştim; bu bağlamda mekânda başköşede konumlanması ve dikkat çekici olması pek şaşırtıcı değildi.  

Babaannem voncak denen ocakta odun ateşini yakar, yemekleri çöven dediği yuvarlak gövdeli, kulplu demir kaplarda yapardı. Bu kaplar istenen yüksekliğe göre ayarlanabilen demir zincirlere asılırdı. Çocuk beynimde salıncak izlenimi uyandırırdı bu görüntü. Bir yerde okumuştum; aynı zamanda bu askı demiri ailenin sancağı kabul edilip yıllarca korunurmuş. Eğer peynir ya da et tütsüleyecekse ocağın üst kısmına ızgara koyar, özenle etleri, peynirleri dizer ve ateş söndükten sonra iki-üç gün orada bırakırdı. Mutfağımızın yanı başında ama dışarıda, kerpiçten, haku dediğimiz fırınımız vardı. Babaannem orada ekmekleri temiz, beyaz elleriyle özenerek yapardı. Fırına yakın bir yerde kilerimiz vardı, içinde neredeyse tavana yakın yüksek raflar bulunuyordu. Kirişler de aynı bu şekilde konumlanmıştı. Erzaklar orada muhafaza ediliyordu. Neden bu kadar yüksek diye sorduğumda “Fare ve haşeratı engellemek için” diye cevap vermişti babaannem. 

Küçüklüğümde köydeki evimizin mutfağında koşturup dururken mekân-kültür ilişkisini anlayamazdım, şimdi anılarımda hatırlarken anlayabiliyorum. Sonuç olarak; tarihsel süreç içerisinde insan çevresini, yaşamını, ilişkilerini ve geleceğini yaşadığı çağın ve toplumun kültürel içeriği çerçevesinde örgütlemiştir. İnsanların; barınmak, çalışmak, yaşamak, eğlenmek, dinlenmek ya da sosyalleşmek vb. amaçlara yönelik oluşturduğu mekânlar da bu eylemlerin yaşandığı topluluk ya da toplumların kültürüne göre oluşturulur. Bu bağlamda, mekân da kültürel etkileşimler sonucu oluşan bir örgütlenmedir esasında. Kültürün insan yaşamı üzerindeki düşünsel ve eylemsel belirleyiciliği, insanın varlığını ve eylemlerini sürdürdüğü mekân kavramı için de geçerlidir. İnsan tarafından oluşturulan mekânın içeriğini, insanın davranışlarını, yaşam biçimini, değer yargılarını, inançlarını, sanat üretimini örgütleme yetisine sahip olan kültürel değerler biçimlendirmektedir. Kültürü oluşturan etkenler olarak sıralayabileceğimiz; inanç, görenek, davranış, yaşam biçimi, değer yargıları, sosyal hayatı oluşturan eylem ve düşünceler, ilkel insandan modern insana çevreyi biçimlendirme sürecinde belirleyicidir. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz