Hıristiyan Hemşinlileri ne kadar tanıyoruz?

0
402

Hemşinliler bölgede Osmanlı egemenliği başlamadan önce Hıristiyan bir topluluktu. Bu konuda Türkçü tarih yazımının önde gelen isimlerinden Fahrettin Kırzıoğlu da Osmanlı belgeleri de bunu teyit ediyor. Daha önce bir yazıya da konu ettiğim Osmanlı Arşivi belgesinde (DH.İD 116 65) Hemşinliler “Hemşin denilen Ermeniden dönme Müslümanlar” olarak tanımlanıyor (Kırzıoğlu elbette Hemşinlilerin de Ermenilerin de tarihini Hıristiyanlık öncesine götürerek Türklüğe bağladığı için zamanında Hemşinlilerin “zamanın hak dini Hıristiyanlığı benimsediklerini” söylemekte beis görmüyor. Ancak son zamanlarda Hemşinlilerin tarihin hiçbir döneminde Hıristiyan olmadıklarını iddia eden ultra inkârcılar türedi. Bu nedenle bu yalın gerçek üzerinde bu kadar durmak zorunda kalıyoruz). 

Elbette Hemşinlilerin Hıristiyan geçmişini takip edebildiğimiz tek yer belgeler değil. Sahada sözlü tarih çalışmaları yapanlar bu geçmişle ilgili birçok bilgiye ve anlatıya ulaşırlar. Bunların bir örneği de rahmetli annem Ardeletsi Suti ile yaptığım bir video kaydı. Bu sözleri köyün resmi görevli olmayan hocasından öğrenmiş (https://youtu.be/w-PFDHZdC1A). “Dinum, din İslama girdum, dinini kabul ettum, batilleri terk eyledum” diye başlayan kaydı birçok hocaya gösterdim ve buraya aldığım başlangıç bölümünün normalde öğretilmediğini söylediler hepsi. Bu bölümde açıkça din değiştirildiğinin, eski dinin terk edildiğinin, İslam dininin kabul edildiğinin ikrarı var.  

  

Hıristiyan Hemşinlilere ne oldu? 

Peki, bütün Hemşinliler Müslüman oldu mu? Elbette hayır. Hemşinlilerin bir kısmı Hemşin’de İslamlaşma başladıktan sonra batıya doğru göç etti. Trabzon, Samsun (Canik), Ordu gibi illere yerleşti. Bunun en önemli nedeni elbette bu şehirlerde yerleşik nüfusun ciddi bölümünün Hıristiyan olması ve kendilerini daha güvende hissetmeleri olmalı. Batıya doğru göç eden Hıristiyan Hemşinlilerin bir kısmı 19. yy’da Rusya ve Abhazya’ya iş için gurbete gitmeye başladı. Bir süre sonra iş için giden insanlar ailelerini de götürdüler ve bu bölgelere yerleştiler.  

Bugün Rusya’nın Soçi, Krasnodar, Maykop, Rostov, Voronej gibi şehirlerinde Hıristiyan Hemşinliler yaşamaktadır. Abhazya nüfusu içinde ise Hıristiyan Hemşinliler ciddi bir nüfusa sahip. Ülke nüfusunun yaklaşık beşte biri Hemşinlidir. Tabii bu arada Hemşinlilik onlar için bizim için ifade ettiğinden biraz daha farklı bir anlam taşımaktadır. Hıristiyan Hemşinliler Ermeni kilisesine bağlı oldukları için kendilerini Hemşinli Ermeni olarak tanımlamaktadır çoğunlukla. Bazıları kendilerini Caniktsi, Trabzontsi vb. Türkiye’den gittikleri şehirlerle tanımlamaktadırlar. Aslında bu da bizim Hemşin kimliğimiz hakkında önemli bir fikir veriyor. Hemşinliliğin bir etnik kimlik olarak şekillenmesi Müslümanlaşma sonrası olmuş olmalı. Müslüman ve Ermeni kimliklerinin bir arada bulunması her iki kimlik açısından çok zordur. Dolayısıyla Müslüman olan Ermenilere Ermeniden başka bir aidiyet gerekiyordu. Bu ihtiyacı Hemşinlilik karşılıyordu. Bugün Çayeli Raşot bölgesinde çok az sayıdaki Hemşince konuşan insan, dillerine bizim gibi Hemşince değil Armence diyor. Bu da bu tezi güçlendiren bir olgu.  

  

Türkiye’de Hıristiyan Hemşinli var mı? 

Bütün Hıristiyan Hemşinli Ermeniler Rusya ve Abhazya’ya göç etti mi? Elbette hayır. Kalanlar, 1915’te yaşadıkları yerdeki Ermenilerin başına ne geldiyse onu yaşadılar. Sürgün, tehcir, ölüm. Bütün bu karanlık günleri atlatıp bugün hâlâ Türkiye’de yaşayan Hıristiyan Hemşinliler var mı peki? Bu soruya bugüne kadar bilebildiğimiz kadarıyla ‘böyle bir Hemşinli topluluk yoktur’ diye cevap veriyordum. Ancak edindiğim bazı bilgilere göre Canik, Trabzon, Sinop, Ordu Ermenileri içinde sağ kalıp bugün artık İstanbul Ermeni toplumuna entegre olmuş Hıristiyan Hemşinli Ermeniler hâlâ ülkemizde yaşıyor. Ermenilerde 1915 tufanının toplumu dağıtmasından dolayı akrabaları aramak, bulmaya çalışmak bir kader gibidir. Bu şekilde akrabasını arayan İstanbullu bir Ermeni, araştırmaları sonucunda kendisinin ve akrabalarının yakın akrabalarının Hemşinli olduğunu öğrenmiş. Bu bilgiler ailenin yaşlı üyelerinin büyüklerinden dinledikleri göç hikâyeleriyle de uyumluymuş. Yakın zamanda bu konuyla ilgili yeni bilgilere de ulaşacağımızı umuyorum.  

  

Dinimiz değişmiş ama dilimiz, geleneğimiz bir 

Abhazya ve Rusya’da yaşayan Hemşinliler Türkiye’de çok fazla tanınmıyor maalesef. Vova’nın Moskova konseri ve bir-iki gezi dışında bölgedeki insanlarla çok fazla temas yok. Halbuki bu insanların yaşam tarzı, dili, kültürü bizimle aynı. 2013 yılında Vahan Menaketsi tarafından Rusça olarak yayımlanan “Duşa Hemşin” (Hemşin Ruhu) kitabı onları tanımak için hazine değerinde bir kitap. Kitapta Hemşinlilerin kullandıkları yapılar, evler, pagen, marağ, sarben gibi yapıların mimari nitelikleri, Hemşin evlerinde yer alan ahşap, bakır vb. yapılmış bütün kaplar çizimleriyle birlikte yer alıyor. Hemşin yemekleri tarifleriyle birlikte verilmiş. Aynen bizdeki gibi, cemur, tsilixta, gaplama, xavindz, tuşi, abur vb. yemeklerin tarifleri var kitapta. Ardından evlilik ve düğün gelenekleri anlatılıyor. Düğünlerde bizim gibi magar sofrası ve atma türküler var. Bir örnek paylaşmak istiyorum:  

“yes kamança çalim gu 

bazi bazi xarnim gu 

karşis mıni asoğin 

aman temiz xapim gu” 

Bu manide bizden bile fazla Türkçe kelime kullanmışlar. Ermenice kelimeleri bizim kullandığımız şekilde kullanıyorlar. Bu maniyi gören biri, ‘mani neden mıni şeklinde yazılmış’ sorusu dışında bir soru aklına gelmeden Hopa Hemşin manisi olduğunu söyleyebilir. Kitap daha sonra Hemşinlilerin kullandığı enstrümanları tanıtıyor: Tulum, kemençe, kamança, kaval, davul, zurna. Kamança hariç hepsi bizim de kullandığımız enstrümanlar. Bu enstrümanlar içerisinde Abhazya Hemşinlilerinde en fazla öne çıkan elbette kemençe. Kitabın sonraki bölümünde, yaşamını yitirmiş ve hâlâ yaşayan kemençeciler ve onların eserleri tanıtılıyor. Oldukça çok müzisyen ve manici var Abhazya’da. Bazı şarkıların ve halk danslarının notaları da yer alıyor. Hemşin Ermenicesi orada da yazılı ürünler vermeye başlamış. Hemşince şiir yazan şairlerin şiirlerinden örnekler bulmak da mümkün. Hemşinli ressamların eserleri de yer bulmuş. Kitabın sonunda ise yine bize çok tanıdık gelen, içinde “biz” ve “maya”nın da olduğu oyunlar fotoğraflı anlatımlarla tanıtılmış. Gerçekten Abhazya Hemşin toplumunu tanımak isteyenlerin temel başvuru kaynağı olarak kullanabilecekleri muhteşem bir kitap. Gelin görün ki yazarı emekli bir işçi ve kitabı el yapımı. Evet, yanlış duymadınız, bütün nüshaları kendisi elle birleştirerek kitap haline getirmiş. Zımbayla birleştirilmiş fotokopi kâğıtlarından oluşturulmuş bir kitap. 

Bana “Hemşin Ruhu”nun, dinleri farklı da olsa, Karadeniz’in iki yakasındaki insanların içinde aynı şekilde yaşadığını hissettiren hazine değerindeki bu kitap, umarım Türkçeye kazandırılabilir. 

Önceki İçerikBosna Savaşı’ndaki alternatif cephe: ‘Kadın bedeni’
Sonraki İçerik700 yıllık gizem
Mahir Özkan
Artvin İli Makriyal / Noğedi (Kemalpaşa ) ilçesinde 1978 yılında dünyaya geldi. Çukurova Üniversitesi Felsefe Öğretmenliği Bölümü'nden 1999 yılında mezun oldu. 2008-2011 tarihleri arasında Agos gazetesinde yayınlanan öyküleri 2014 Eylül'ünde 'Hemşin Öyküleri' adıyla Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. 2016'da Hemşince çevirisini yaptığı Küçük Prens, 'Bidzig Pirens' adıyla yine Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. Derlemelerini Uğur Biryol'un yaptığı İletişim Yayınları tarafından yayınlanan 'Karardı Karadeniz' ve 'Karadeniz'in Kaybolan Kimliği' adlı kitaplara makaleleri ile ve Leyla Çelik ile Elif Yıldırım'ın derlediği, Nika Yayınları tarafından yayınlanan 'Yeşilden Maviye Karadeniz'den Kadın Portreleri' adlı ortak kitaba bir öyküsü ile katkıda bulundu. 2009-2014 yılları arasında Norradyo adlı internet radyosunda 'Hemşin Öyküleri' adlı bir program hazırlayıp sundu. 2014 yılında bu yana yayınlanan Gor dergisinin yayın ekibinde yer alıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here