Kistler

0
343

Gürcistan Çeçenleri

Pankisi Vadisi, Gürcistan’ın kuzeyinde, Kalkheti’de, Alazan Nehri’nin üst kesimlerinde yer alan Akhmeta’nın bir parçası olan küçük bir yerleşim yeridir. Pankisi’de şu anda tüm Çeçenler için bir tür merkez olan Duisi Köyü de dahil olmak üzere toplam 16 Çeçen yerleşim yeri var. 

Etnik Çeçenler, yaklaşık 200 yıldır Pankisi Vadisi’nde yaşıyor. Gürcüler onlara Kistin (Kist) diyor. Oraya nasıl geldiler, yerel Gürcü nüfusu ile ilişkiler nasıl kuruldu?  

Gazeteci Mairbek Vaçagayev, tarih ve etnoğrafya konusunda birçok eserin yazarı olan Xasuxa Xangoşvili ile konuşarak bu soruların cevabını aradı. 

Pankisi Vadisi

-Sevgili Xasuxa, Çeçenlerin tarihin hangi döneminden beri Pankisi’de yaşadığını söyleyebiliriz? 

-19. yüzyılın 30’lu yıllarından bahsetmek daha doğru olur, ancak Çeçenler zaten 8. yüzyılın ortalarından beri komşu Tianeti bölgesinde yaşıyordu, bölgeye “Küçük Kistetya” bile deniyordu (Gürcücede Çeçenlerin yaşadığı yer olarak adlandırılıyor). Gürcistan’ın o bölgesinde yaşayanlar çoktan asimile oldular ve kökenlerinin bir zamanlar Çeçen olduğunu hatırlayan ve bilenler olsa da artık Gürcüler.  

Jokolo Derkizano

Bazı Gürcü biliminsanları, ilk olarak Çeçen lider Dui Dişninski’nin 1826’da Pankisi’de olduğunu yazıyor. Daha önce Tianeti’de yaşamış ve daha sonra bu vadiye taşınmış olması oldukça muhtemeldir. Kaynaklar, o dönemde 35 yaşından büyük olmadığını gösteriyor. Vadide 30 yıl yaşadığı ve 1856 yılında vefat ettiği biliniyor. 

1887’de “Iveria” gazetesinde, bölgede “Dui-Yurt adında bir Çeçen Müslüman köyü var” diye yazılmış. Makale, köyün 50 yıl önce Çeçen Maysta topluluğundan gelen Dui Tsitskhaşev tarafından kurulduğuna dikkat çekiyor. Akrabalarını da yanına alarak Duisi Köyü’nü kurmuş. Yani bu köy aslında 1837’de kurulmuş. 

Vadideki ikinci büyük köy, 1854’te kurulan Jokolo’dur. Bunu, Prens Levan Çolokaşvili’nin, Ivane Tsiskarov ile yaptığı ve 1853’te Maista’dan Çeçen Jokolo ile görüşmek için bir anlaşma yaptığını belirttiği yazışmalarından öğreniyoruz. Bu görüşmenin sonuçlarına göre Jokolo ertesi yıl, yani 1854’te Pankisi’ye taşındı. 

  

-Duisi yakınlarında Omalo Köyü var ve bir de dağlarda başka bir Omalo var. Aralarında bir bağlantı var mı? 

-Dağlık Tuşeti bölgesi, Tuşinlerin ovaya taşınıp Kvemo-Alvani ve Zemo-Alvani köylerini kuruncaya kadar yaşadığı yerdir. Hepsi Omalo adlı dağ köyünden geliyorlar. Ancak orada Çeçenler de yaşıyordu, özellikle Hildeharoy sülalesinden olanlar. Onlar da Pankisi’de aynı adı taşıyan bir köy kurarak, Omalo dağ köyü ile olan bağlantılarını vurguladı. Hildeharoylar, dağların tepesindeki köyü “kendi köyleri” olarak görüyor. Ve oradan taşınan 38 aile olduğu gerçeği, o dönemdeki köylerin nüfus standartlarına göre Hildeharoyların bir azınlık olmadığını gösteriyor.

18. yüzyılda yaşamış ünlü tarihçi ve coğrafyacı Vakhuşti Bagrationi’nin (Batonişvili) kitabında yer alan Pankisi Vadisi nüfus haritasında gösterilen 25 yerleşim yeri arasında bir köyün Omalo olarak adlandırıldığı görülüyor. Yaklaşık olarak Çeçen köyü Omalo’nun şu anda bulunduğu yerlerde.

  

-Çeçenler böylece Pankisi’ye yerleşmeye başlamış. Yakınlarında muhtemelen Gürcü köyleri de vardı. Yerel Gürcü nüfusu ile ilişkiler nasıl gelişti? 

-Çeçenler buraya yerleştiğinde Pankisi Vadisi yüz yılı aşkın bir süredir terk edilmiş durumdaydı. Gürcü nüfusunun çoğu Dağıstanlıların sürekli saldırıları nedeniyle bölgeyi terk etmişti. Çeçenlere en yakın köy, Duisi’nin 12 km güneyindeki Matani idi (Kakheti’nin Akhmeta ilçesine bağlı bir köy). Kistlere çok iyi davrandılar, ellerinden gelen her şekilde yardım ettiler, bu bölgede neyin iyi yetiştiğini ya da yetişmediğini söylediler. Dostane bir komşuluk ilişkileri vardı. Ayrıca Matani, Çolokaşvili prenslerinin merkeziydi. Bu, yüzyıllardır bölge tarihine öncülük eden, tanınmış bir Gürcü soyadıdır.  

– Çeçenlerin yeniden yerleşimi, yetkililer tarafından organize edilmedi mi? Çeçenlerin kendi inisiyatifi miydi yani? 

-Duisi Köyü’nün kuruluşundan bahsedersek, öncüleri Çeçenler olmuştu. Evet, Çeçenler Pankisi’de yaşadılar, ancak yetkililerle anlaşmışlardı. Çeçenlerin bu vadiye yerleşmesini engellememe kararı verilmişti, Çeçenlerin isteği de zaten oraya yerleşmekti. Ancak, yetkililerin de kendi çıkarlarını gözettiğini unutmamalıyız. Pankisi Vadisi, Dağıstan’dan Kakheti’ye giden yol üzerinde ve Dağıstanlılar oradan Gürcü topraklarına saldırıyorlardı. Çeçenlerin buraya yerleşmesi, baskınlarını durdurabilecek olmaları açısından yerel makamlar için fayda sağlamıştı. Ve Çeçenler de bu görevi ifa etti. Dağıstanlılar, Çeçen köylerine de saldırdı ve şiddetli çatışmalar oldu. Buna karşılık Çeçenler, baskınları durdurmak için Dağıstan topraklarına kadar ilerledi. 

Anavatanımızdaki Çeçenler de yeni bölgeye yerleşimden memnundu. Argun Nehri’nin yukarı kesimlerindeki dağlık bölgede arazi kıtlığı nedeniyle yaşamak zordu ve daha iyi yerlere taşınmak için bir fırsat arıyorlardı. 

Kafkas Savaşı’nı da unutmamalıyız. General Aleksey Yermolov, Çeçenya da dahil olmak üzere Kuzey Kafkasya’yı fethetmeye başladığında, ovadan ayrılan Çeçenler dağlara gitmek zorunda kalmıştı. Bu, arazi sorununu daha da zora sokmuştu. Aynı zamanda, Çeçenleri Kafkas Dağları’nın diğer tarafında verimli topraklar aramaya teşvik etmişti. Böylece, Gürcistan’daki yetkililerin ve Çeçenlerin çıkarları çakıştı. Ve Çeçenlerin direniş gösterdiği Rusya’nın da bu durumdan çıkarı vardı. 

  

-Kafkas Dağları’nın diğer tarafına taşınanları hangi Çeçen klanlarıydı (teip)? 

-Argun Nehri’nin üst havzasında yaşayan Melkhiy, Maystoy, Dişnoy, Haçaroy, Terloy, Hildeharoy, Şikaroy ve Naşkhoy teiplerinin üyeleriydi. 

  

Hıristiyanlığa geçiş sürecinde yaşananlar 

Mate Albutaşvili – 1916

-Ortodoks kilisesi tarafından Hıristiyanlaştırma girişimleri oldu mu? 

-Evet. Jokolo Köyü’nün kuruluşunu ele alırsak, yerleşime adını veren Jokolo Derkizano, Çeçen teipi Maystoy’un lideriydi. Sık sık Tuşinlere saldırırdı. Tuşinler, onunla müzakere etmenin daha kolay olacağına karar vererek Gürcistan’a taşınmasını teklif ettiler, böylece kendilerini saldırılardan kurtardılar. O dönemde mouravi (il, ilçe ya da köy yöneticisi) olan Ivane Tsiskarov, Tianeti’de (Gürcistan Tionetsky bölgesinin idari merkezi) hüküm süren Prens Levan Çolokaşvili ile anlaştı ve yetkililer adına Jokolo’ya Pankisi’ye taşınmasını teklif ettiler. Jokolo, üç yıl boyunca vergilerden muaf tutuldu, kendisinden Tuşeti topraklarına baskınları durdurması istendi. Sonuç olarak Jokolo, 1854 yılında 53 aileyi de yanına alarak bugün onun adını taşıyan köyün bulunduğu bölgeye taşındı. 

Jokolo, iki yıl sonra şartlar yerleşimcilerin aleyhine gelişmeye başladığı için Çeçenya’ya dönmeye karar verir. Sıtma yayılmıştır ve yetkililer sözlerini yerine getirmemiştir. Bu nedenle köy sakinleri, Çeçenya’ya gitmek için yola çıkar. Alazani Nehri’nin yukarı kesimlerinde, Pankisi’ye geri dönmelerini isteyen Tuşin müfrezesi tarafından engellenirler. Çatışmada Tuşinlerin komutanı Elizbaraidze ölür.  

Bunların ardından Jokolo, Çeçenlerin Çeçenya’ya dönmek ve ya da Pankisi’de kalmak konusunda kendilerinin karar vermelerini önerdi. Çeçen köyü Puga sakinleri Jokolo ile birlikte Çeçenya’ya dönmeye karar verdi, komşu Tuga Köyü’nün sakinleri de Pankisi’de kalmak istediklerini belirtti. Bu nedenle, bugün bile Çeçen yaşlılar bu köye Tuga-Yurt diyorlar. Sayıları çok azdı ve bir liderleri yoktu. Bu yüzden baskı altındaydılar. 1866’da Hıristiyanlığa geçmek zorunda kaldılar. Hepsi Alazani Nehri’nde vaftiz edildi. 1888’de onlar için bir kilise inşa edildi (Tanrı’nın Kutsal Annesi Kilisesi). Ama dürüst olmak gerekirse, onlar sözde Hıristiyanlardı. Köydeki birkaç kişi dinlerini değiştirmeyi reddetti ve her zaman Müslüman kaldı. Ama tam olarak kaç kişi olduklarını bilemem. 

Duisi Köyü’nde de Hıristiyanlığa geçen birkaç kişi vardı. Bu süreç uzun sürmedi. 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Çeçen köylerinde artık kendilerini Hıristiyan olarak gören kalmamış, nüfusun tamamı İslam’ı kabul etmeye başlamıştı. 

  

-1917’de Rus İmparatorluğu çöktüğünde, vadinin sakinleri yeni Menşevik yönetime nasıl tepki verdi? 

-Bu bölgede kardeş gibi yaşıyorduk. Ulusal düşmanlık yoktu. Bir aile gibiydik, birbirimizin dinine, âdetlerine saygı duyuyorduk. Ama Rus İmparatorluğu çöktüğünde bazı sorunlar başladı. Kistler, Menşevikleri destekledi.  

Menşeviklerin bölgemizdeki temsilcisi, 1924’te bağımsız Gürcistan’ın Bolşevikler tarafından ele geçirilmesinden sonra ülkenin dağlık kesiminde bir ayaklanmaya öncülük eden Kakutsa Çolokaşvili idi. Sık sık Pankisi’yi ziyaret ediyordu. Tüm Kistlerin onunla olmasına şaşmamalı. Burada yeminli bir kardeşlik vardı. Çeçenlere güveniyordu. Birlikte Bolşeviklere karşı savaştılar. Pankisi’nin bazı sakinleri ise Bolşevikleri destekledi ve bir çatışma çıktı. Bolşevikler, 1921’de Tiflis’i aldı ve Gürcistan’da Sovyet iktidarını kurmaya başladı. Menşevik Gürcistan’a karşı olanlar iktidara geldi. Ama bizler aslında birlikte yaşamıştık, yaşıyoruz ve yaşayacağız. 

Duisi Köyü

1944’te sürülmediler 

-1944 sürgünü, Çeçen halkının tarihindeki en trajik sayfalardan biri… Sovyet yetkilileri, Çeçenleri İnguşlarla birlikte Kazakistan ve Kırgızistan’a sürgüne gönderdi. Gürcistan Çeçenleri, Pankisi Çeçenlerine dokunmama konusunda yetkilileri ikna etmeyi nasıl başardı?  

-Çeçenler aslında Pankisi Vadisi’nden tahliye edilmeyeceklerini bilmiyordu. Babam ve diğer yaşlılar, olası bir tahliye için hazırlandıklarını, sığırların kesildiğini, kuru et ve un stokladıklarını anlatır. Ama çok şükür bu olmadı. 

Bana öyle geliyor ki, pasaportumuzdaki “milliyet” sütununda hepimizin Çeçen değil, Kist olarak kaydedilmesi bunda rol oynadı. Çeçen soyadlarımız Gürcüce yazılmıştı. Ayrıca, Gürcistan otoritelerinin yanı sıra bilim ve kültür çevreleri de Kistlerin Svanlar, Kevsurlar, Tuşinler ile benzer bir dağ kabilesi olduğuna inanıyorlardı. Âdetlerimiz ve düşünce tarzlarımız birbirine benziyor. Ve en önemlisi, yetkililer herkesi Kistlerin Sovyet rejimine sadık olduklarına ikna edebilmişti. Doğruyu söylemek gerekirse Stalin ve Beria, Vaynakhları (Çeçenler ve İnguşlar) vatanlarına ihanet ettikleri veya Almanlarla bağlantıları olduğu için sürmedi. Çeçenya ve İnguşetya dağlarında iktidar kuramadıklarından halkları sürdüler. Halkımız her zaman otoritelere muhalif olmuştu ve bu sürgünle sorun kökten çözülmüştü.  

-Pankisi’deki Çeçenlerin gelişmesine katkıda bulunan birkaç isimden bahsedebilir misiniz? 

-Mesela Mate Albutaşvili… Jokolo’daki kilisede rahip olarak çalışan bir Hıristiyandı, Çeçenlerin Melkhiy sülalesindendi. Pankisi’deki Çeçenler için birçok şey yaptı. Hem öğretmen hem de hukukçuydu, Kistlerle bölgede yaşayan halklar arasında aracılık yapıyordu. Anavatanımızı ve geleneklerimizi anlatan bir kitap yazmıştı. 

Bir de Yusup Margoşvili var, o da bir öğretmendi, Duisi Köyü’nde Çeçenler için okulu ilk kuran o kurmuştu (1922). Aynı zamanda din konusunda uzmandı, Azerbaycan’daki bir medreseden mezun olmuştu ve Arapça da öğretiyordu. Tapa Çermoyev (Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin başbakanı) ile yakın ilişki içindeydi. Çeçenya ve Vladikafkas’ta yaşamıştı ama her şeyi bırakıp buraya geldi, bir okul inşa etti ve tüm hayatını Kistleri eğitmeye adadı. Ayrıca ünlü Gürcü yazar Alexander Kazbegi’nin eserlerini Çeçenceye çevirdi. (kavkazr.com) 

  

Çeviri: Serap Canbek 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz