Osetlerde kadim halk tıbbı ve geleneksel tedavi şekilleri – 11. Bölüm

0
107

Zabitı Jarbeg’in (Дзабиты Зарбег) Oset Halk Tıbbı (Ирон Адæмон Хостæ) kitabının Badı Muammer Tekin tarafından yapılan çevirisini yayımlamaya devam ediyoruz.

Доныцывзы (Donıtsıvjı) Su biberi: Nemli ve sulak yerlerde yetişen bu bitkinin dalları uzun ve yaprakları düzdür. Kırmızımtırak, uzun çiçekleri var. Eski Yunan ülkesinde de bu bitkiyle yara ilaçları yapılıyordu. Osetler yara ve hemoroid ilacı yapımında kullandılar.  

Сауфагæ (Şavfage) Kara buğday, darı: Yaprakları taze yaraların üstüne bağlanıyor. Göğüs hastalıklarında çayı yapılıyor. Kaynatılmış suları terlemek ve öksürük kesmek amacıyla içiliyor. 1 litre suda kaynatılan 20 gram darı suyu tansiyon düşürücü ve zihin açmak için içiriliyordu.  

Нас (Naş) Kabak: Çekirdeklerinin oluştuğu yumuşak bölümler taze kesiklerin içine basılırdı. Çekirdeklerinden bağırsak, kabağın kendisinden de böbrek ilaçları yapılıyordu.  

Залгæрдæг (Jalgerdeg): Bir ot çeşidi olan bu bitkinin yaprakları dar, uzun ve kenarları keskindir. Yaprakları yaraların üzerine konuyor, kaynatılan suyu vücut zindeliği için içiliyordu.  

Æхсаргард (Exşargard) Tüylü bal otu: Yayvan yaprakları tüylüdür. Yara ve öksürük ilacı yapımında kullanılıyor.  

Судзагкæрдæг(Şudzag Kerdeg) Su biberi çeşidi: Yakıcı bir tadı var. Çiçekleri sarıdır. Özellikle çiçekleri ilaç yapımında kullanılırken, yaprakları yeni kesik yaraların üstüne konuyor.  

Æхсыргæрдæг (Exşırgerdeg) Sütleğen otu: Yenilebilen sütlü dalları yara ilacı yapımında kullanılıyor. Mide ve ciğer probleminde çayı yapılıp içiliyor.  

Дала (Dala) Kareks: Uzun dalları olan bu ot, sertleşen çizmelerin yumuşatılması için çizmelerin içine konuyordu. Tazeyken iyice inceltilip yaralara bağlanıyor.  

Хæрæгсындз (Xeregşınz) Eşek marulu: Her yerde biten bu bitki yenebilen cinsten bir ot. Kaynatılan suyundan yaralar yıkanıp temizleniyor, mide hastaları ve ciğer problemi olanlar kaynatılan suyunu içiyor.  

Бырæг (Bıreg) Ayrıkotu: Yere yapışık gibi yayılan ayrıkotunun dalları yukarı doğru uzamıyor. Yaprakları bıçak ağzına benzer. Kestikçe daha çok yayılır ve gürleşir. Atlar tarafından iştahla yeniyor. Dalları yemeklere de konuyor. Yine dallarından bira yapılıyor. Yara ilacı yapımında kullanılıyor. 

Æндæдзаг кæрдæг (Endezag kerdeg) avcı otu, (Х Æцаг кærdæg) tutan ot diye de bilinen bu bitki yapışkanlı ve kötü kokulu olmasına rağmen balarıları tarafından çok sevilmektedir. Kanamaları durdurma özelliğinden dolayı yaraların üzerine bağlanmaktadır.  

Хæмпæлы/Гæнгæлы (Xempelı/Gengelı) Frenkmaydanozu: Bazı bölgelerde keçi maydanozu diye de biliniyor. Kokusundan dolayı arılar yaklaşmıyor. Tahtakurularını yok etmek için kullanılan bu bitki yara ve ciğer rahatsızlıkları için ilaç yapımında kullanılıyor.  

Уизза (Vizza) Meyan otu: Zor iyileşen yaraların üzerine bağlanıyor. Çiçekleri daha etkilidir. Dallarından tereyağı ile karıştırılarak merhem yapılıyor.  

Цил (Tsil) Eğreltiotu: Bu bitkinin iki çeşidi var. Daha iri olanına ayı otu veya ayı sarımsağı da deniyor. Yenebildiği için dallarından turşu da yapılıyor. Kaynatılan suyunda banyo yapılırken, hemoroid ilaçları yapımında da kullanılıyor.  

Какойы Хос (Kakoyı Xoc) Çakal eriği: Sinir otu da denen bu bitkinin ilaç olarak kullanılabileceğini ilk kez Kako isimli bir kadın bulduğundan “Kako’nun ilacı” diye adlandırılıyor. Uzun, soluk yaprakları yara ilacı yapımında kullanılıyor.  

Хъыбылæг (Gıbılæg): Yenebilen bu ot cinsinden yara ilaçları yapılıyor.  

Малусæг (Maluşeg) Kardelen: İki türü olan bu bitkinin bir bölümü ilkbaharda, diğer bölümü soğukların başladığı karlı ortamlarda çıkıyor. Köpek sarımsağı diye de biliniyor. Kardelen çiçeği ezilerek yaralara bağlanıyor.  

Гогосæг (Gogoşeg) Althea/Hatmi/Uyuz otu diye bilinen bu bitkinin yaprakları kesik yaralara bağlanıyor.  

Сычъи Гæрдæг (Şıçi Gerdeg) Keçi otu: Bu bitki, yüksek yerlerde, bol güneşli ortamlarda, dağkeçilerinin otladığı yerlerde yetişmektedir. Kısa dallarının üzerinde sütlü uzun yaprakları var. Yara ve ciğer ilaçları yapımında kullanılıyor. 

Фырыхъæппытæ (Fırıgeppıte) Çim otu: Bazı bölgelerde koç yumurtası diye de biliniyor. Taşların aralarında, sert zeminlerde biten bitkinin ince dalları ve yaprakları her yöne yayılıyor. Soluk çiçekleri var. Küçük, konik çekirdekli meyveleri bağırsakların sağlıklı çalışması için ilaç yapımında kullanılıyor. Yenebilen yaprakları ve dalları yaralara bağlanıyor.  

Скъамо (Şkamo): Zambak türü. 100’den fazla türü olan bu bitki, büyük konik çiçekli, yenebilen türdür. İnce dalları üzerinde seyrek yapraklıdır. Yara, ciğer ve bağırsak ilacı yapımında kullanılıyor.  

Саумæнæргъы (Şav Menerğı) Tarla böğürtleni: Yenebilen tatlı bir ottur. Fazla uzun olmayan otun hoş bir kokusu var. Çiğ yenirken çayı da yapılıyor.  

Куыдзы Бæгъа (Kudzı Beğa) Ebegümeci: Siyah taneli meyveleri yenmiyor. Yendiğinde zihin bulanıklığına sebep oluyor. Yapraklarının kaynatılmış sularıyla banyo yapılıyor.  

Къæдзæх Сындз (Kedzeğ Şınz) Kaya dikeni: Kayalık yerlerde, sert zeminlerde yetişen bu ot cinsinin beyazımsı çiçek ve dalları, yaprakları mide, ciğer ve bağırsak temizlemesi için ilaç yapımında kullanılıyor.  

Сисли (Şişli): Ekşi tadı olan bu bitki yenebiliyor. Kayalık, sert zeminlerde yetişiyor. Lahanaya benziyor fakat kalın olan yaprakları lahana gibi kapanmıyor. Zor iyileşen yaraların tedavisinde kullanılıyor. Kaynatılan suları mide ve bağırsak rahatsızlıklarında içiliyor.  

Æлкаси (Elkaşi): Ot cinsi. Kardelen gibi soğuk seven bitki, ilkbaharın müjdecisi diye kabul edilir. Ormanlık alanlarda sık görülen ve fazla yüksek olmayan bitkinin yaprakları geniş ve büyüktür. Hayvanların iştahla yedikleri yaprakları yara ilacı yapımında kullanılıyor.  

Пакъуы Сындз (Paku Şınz): Rastenye türü. Meralarda, kuru zemin yerlerde yetişerek, geliştikçe çalı şeklini alır. Dalları dikenlidir. Sarımtırak kırmızı çiçeklidir. Sonbaharda çiçekler kurumaya başlayınca rüzgârla tüy gibi dağılırlar. Kaynatılan suları yaraların yıkanıp temizlenmesinde kullanılırken, mide ve bağırsak hastalarına da içiriliyor.  

Сырхæхсырæг (Sırxexşıreg) Kırmızı sütleğen: Sarı-kırmızı karışımı çiçekli ve dalları sütlüdür. Soğuk ve yüksek yerlerde yetişir. Çobanların sık toplayıp yedikleri bu bitki mide, bağırsak ve hemoroide iyi geliyor. Koyunların kuyruk altlarında oluşan yaraların kurtlanması üzerine bu otun kaynatılmış sularıyla yıkanıyor. 

Уадындзг (Vadınzeg): Ot, kamış cinsi. Düzgün ve uzun dalları olan bitki, yuvarlak yapraklıdır. Şemsiyeye benzeyen çiçekleri nedeniyle şemsiye otu da deniyor. Çiçekleri beyaz olup nemli, sulak yerlerde yetişir. Bitkinin sökülen kökleri alkol içinde bir hafta bekletilerek kemik hastalarına içiriliyor. Yapraklarından yara ilaçları ve hayvansal yağlarla karıştırarak merhemler yapılıyor. Dalları kaval ve düdük yapımında kullanılıyor.  

Къæргæнæн Кæрдæг (Gertsgenen Kerdeg) Çan çiçeği: Her yerde yetişen ve genelde süs için kullanılan bitkinin çiçekleri çan şeklindedir. Düzgün dalları olan bitki, 1 metreye kadar uzar. Taze yaprakları kabızlık giderici ve yara ilaçları, merhem yapımında kullanılır.  

Рæсыдбадæн (Reşıdbaden): Gentiyan türü. Genelde kurak yerlerde yetişen ve 2 bin yıldır bilinen özellikleriyle ilaç yapımında kullanılmaktadır. Mavi çiçeklidir. Çiçek zamanı yaprakları toplanıp, sıcak suda bir müddet bekletilip şişkinliklerin üzerine konuyor ve birkaç saatte şişliği indiriyor. Karın şişlikleri dahil her türlü şişkinliğe iyi geliyor. Kızamık ve ciğer ilacı yapımında kullanılıyor. Her tür yara ilacı yapımı ve kısırlığa karşı da ilaç yapılıyor.  

Æнæ Зæнæджы Хос (Ene Jenecı Xoş) Orkide: Genelde mor renkte çiçekleri olan orkidenin, söylentilere göre kadınlar köklerinden kaç tane yerlerse, o kadar sene çocukları olmazmış. Erkekler cinsel güç artırıcı olarak kullanıyor. Dalları ve yaprakları yara ilacı yapımında kullanılıyor.  

Халоны Хъæдуыр (Xalonı Gedur) Karga fasulyesi: Tırşahi, İstanbul nazendesi adlarıyla biliniyor. Kurak, yüksek yerlerde yetişiyor. Keçiboynuzuna benzeyen meyveleri ve kırmızımtırak mor çiçekleri var. Fasulyeleri böbrekler için, yaprakları da yara ilacı yapımında kullanılıyor. 

Халоны Гæндæлы (Xalonı Gendelı): Rastenye türü bu bitki frenkmaydanozuna benziyor fakat dalları ve yaprakları daha kısa ve küçüktür. Nadir yaprak verir. Çiçekleri kırmızı-beyaz karışımı ve koyu olabiliyor. Çiçeklerinin rengine göre adlandırılıyor. Bayılma sorunu yaşayan hastalarda ve yara ilacı yapımında kullanılıyor.  

Хуыргæрдæг (Xurgerdeg) Güneş otu: Mayasıl otu, dalak otu adlarıyla da biliniyor. Güneşli yerlerde yetişen bitkinin çiçekleri sarı, altın rengindedir. Çiçekleri sağlamdır, kolay dökülmüyor. Ciğer ve yara ilacı yapımında kullanılıyor. Kaynatılan suları bağırsak temizleyici ve cinsel organ ağrılarında içiliyor.  

Уæлуыбаты Хиталæг (Velubatı Xitaleg) Yumak otu: Çok çeşitleri olan yumak otu, duvar çatlakları, yollar, kayalarda, her yerde yetişen bitkidir. İnce dallı olup 50 cm’ye kadar uzayabiliyor. Genelde tepeleri başak şeklindedir. Siyah boya çıkaran başaklı cinsleri, kesikler için ilaç ve merhem yapımında kullanılıyor.  

Бæхдзæхæра (Bexdzexera) At pancarı: Rastenye türü, 1 metreye kadar uzayan yeşil çiçekli bitki, yumuşak ve ince yapraklıdır. Çiçekleri yara ilacı olarak, kaynatılan suları mide hastalıklarında kullanılıyor. 

Уырыдзы (Vırızı) Havuç: Enxe veya erxı diye de bilinen havuç, herkesin bildiği, tanıdığı bir sebze. Havucun suyu yaraların yıkanıp temizlenmesinde kullanılıyor. Ciğer problemleri için ilaçlar yapılıyor. Bağırsakları zinde tutuyor, gözler için çok faydalı. 

Кæрог (Kerog) Kaşıntı Otu: Kere, kerve, kereg gibi isimlerle de tanınan bu otun yaprakları yaraların üzerine konuyor. Kaynatılan sularıyla taze yaralar yıkanıp temizleniyor. Yılan ısırıkları tedavi ediliyor. Bağırsak solucanları ve mide için ilaçlar yapılıyor. Halen Ermenistan’da bağırsak solucanlarına karşı yoğun bir şekilde faydalanılıyor. 

Цъамалæг (Ts’amaleg) Kediotu: Nemli yerlerde biter. Dalları dik ve içi boştur. Uzadıkça dalları artıyor. İnce dallarının üst tarafında pamuksu çiçekleri var. Dallarından kalp ve kaslar için ilaçlar yapılıyor. Yaprakları yaraların üzerine konuyor. 

Æвзæнхъур (Evjengur): Bir ot çeşidi olan bitkinin yaprakları taze ve yeni kesik yaralarının üstüne sarılıyor. 

Æхсæнпъæз (Exşenpej: Radtenye türü bu bitkinin çiçekleri tatlıdır, bu nedenle çiçeklerin yaprakları emiliyor. Ciğer problemleri için ilaç yapılıyor. 

Цъагъана (Ts’ağana): Yenebilen bu otun yaprakları yaraların üzerine konuyor. 

Сыхсы (Şıxşı) Leylak: Leylak türü olan bitkinin soluk çiçekleri ekşimsidir. Meyve taneleri yeniyor. Sıkarak çıkarılan suyu gargara yapılıyor, yaraların temizlenmesinde kullanılıyor. 

Куыдзы Мæнæргъы (Kuzı Menerğı) İt Ahududusu: Yüksek ve kurak, sert zeminde yetişen bitkinin boyu kısadır. Meyvesi ahududuya benziyor. İnsanların yemediği meyveleri köpekler tarafından yenmekte. Meyvelerini suyu yaraların temizlenmesinde kullanılıyor. 

Хъæдындз (Gedınz) Soğan: Mısır firavunları döneminde faydaları keşfedilen soğanı daha sonra Batı ülkeleri de öğrendiler. 400 çeşidi bulunan soğanın çok çeşitli hastalıklara faydalı olduğu biliniyor. Hafif pişirilmiş soğan yara ve çıbanların üzerine konuyor. Balla karıştırılıp yaraya bağlanıyor. Bağırsak, mesane, kulak ve göğüs ağrıları için ilaç yapımında kullanılıyor. 

Сусæгдзу (Şuşegzu) Kendi Gelen: Gizli gelen adıyla da bilinen bu bitki yüksek irtifalı yamaçlarda, ormangülü adlı otların arasında yetişen, yaprakları sığırkuyruğu bitkisinin yaprakları gibi, fakat daha büyük ve soluk renkli olup tek dal üzerinde karşılıklı çift yaprak şeklindedir. Yaprakları iki yana açılarak yere yapışır ve yenebilir bir ottur. Bağırsak ve karın ağrıları için ilaç yapımında kullanılmaktadır. Yaprakları kesik yaralarına bağlanıyor. 

Bu otla ilgili efsanevi bir masal anlatılmaktadır: İki genç birbirlerini severek evlenmeye karar verirler. İkisi de zengin aile çocuğudur. Bir gün aşırı yağmurlar sonucu büyük seller oluşur ve oğlanın ailesini ve mallarını sürükler, götürür. Oğlan kurtulmuştur ama kızın babası kızını vermekten vazgeçerek başka biriyle nişanlar. Kızın tepki ve isyanları fayda etmez. Eve kapatılan ve dışarı çıkarılmayan kız, bir arkadaşının yardımıyla kaçmayı başarır ve sevdiğine gelerek birlikte kaçarlar.  

Kaçakları fark eden baba peşlerine adamlarını göndererek buldukları yerde öldürmelerini tembih eder. Kaçmaktan yorulan kız ve erkek dinlenmek için duraklayınca kovalayanlar da yaklaşırlar. Kaçaklar ormangülü bitkisinin altına girerek saklanırlar. Adamlar yaklaştıkça ormangülü genişleyerek onları gizlerken adamlar etrafa dağılarak aramaya başlarlar. Çok korkan gençler ellerini açıp Tanrı’ya “Bizi ot şekline büründür” diye içten dua ederler. Duaları kabul olur ve karşılıklı iki yapraklı ot olurlar. Gençlere çok üzülen dolangaç otu da dallarını uzatarak gençlerin bulunduğu yeri sarar ve yaklaşan atlıların ayaklarına dolanarak yaklaşmalarını engeller. Böylece çevreyi atlarının ayakları altında ezmek isteyen adamlara mani olur. Ormangülü ve dolangaç otu sayesinde kurtulan iki yapraklı “gizli gelen” veya “kendi gelen” otu bugün dahi biri yaklaşırken saklanırmış. Bu otun iki yaprağından biri kız, diğeri oğlandır, derler. 

Чæса (Çesa) Şimşir: Bodur olan bu çalının yaprakları her zaman yeşil olup yaraların üzerine konuyor. 

Сымырттæг (Şımırtteg) Barut Ağacı: Çalı cinsi olan bu ağaç siyah meyve veriyor. İlkbaharda yeni dallar çıkmadan kabukları soyularak kaynatılıyor ve suyuyla yaralar yıkanıp temizleniyor. Bağırsaklara iyi geliyor. 

Сæгъы Боцъо (Şeğı Botso) Frenkmaydanozu: Bağırsaklara iyi gelen suyuyla yaralar yıkanıyor, temizleniyor. 

Бабызы Къах (Babıjı Gax) Kaz, Ördek Ayağı: Kurbağa ayağı da denilen ot, sarı çiçek vermektedir. Yakıcı bir tadı var. Yapraklarının kaynamış suyuyla yaralar yıkanıp temizleniyor, yaprakları yaraların üzerine konuyor. 

Дурындзæг (Durınzeg) Beyaz Nilüfer: Nemli ve kumlu yerlerde biten otun yaprakları yuvarlak ve kırmızımtıraktır. Dalları yara ilacı yapımında kullanılıyor. Dalları ve yaprakları koyulaşana kadar kaynatılıp, hayvansal yağlar ile karıştırılıp yaraların üzerine bağlanıyor. Dalları yeniyor. 

Къыуппа (Kuppa): Papatya cinsi olan bu otun çiçekleri kurumaya başlayınca oluşan tüylü kısımları alınarak kanamayı kesmek için yaralara bağlanıyor. 

  

Ныхдар (Nıxdar) Dolama 

El veya ayak parmaklarında çarpma veya sıkışma sonucu tırnaklar morarır ve zonklayarak ağrımaya başlar. Ağrılardan kurtulmak için tırnak üzerine bayat işkembe, pişmiş soğan gibi maddeler bağlanıyordu. Veya yoğurt suyu ile yıkanıyor, kendi idrarıyla dezenfekte ediliyordu.  

  

Бындзы Цæф (Bınzı Tsef) Arı Sokması: 

İkinci ve üçüncü asırlara kadar ormanlarda çeşitli cins arılar yaşıyordu. Örneğin, nesli tükenen bombus cins arılar vardı. Tehlikeli olan bu arıların sokması durumunda şişen yerler tuzlu su, sirke gibi veya çocuk idrarıyla yıkanır, idrarlı toprak, balmumu, arının kendi balı gibi maddeler uygulanırdı. Yabanarısı sokmalarında da aynı işlemler yapılırdı. Oset ilaç ustaları eskiden beri çeşitli deri hastalıklarına karşı ilaç yapıyorlardı. Deri hastalıklarının isimleri ve çareleri biliniyordu. Vücudun çeşitli nedenlerle kızarması, sivilce çıkması, kızamık, tifüs gibi deri problemleri envai çeşit otlardan yapılan ilaçlarla tedavi ediliyordu. Vücudun kızarıp su toplaması, sivilce oluşması gibi durumlarda 100 gr bidens çiçeği tohumu, 200 gr kaynar suda iki gün bekletildikten sonra derinin kızaran bölgelerine sürülüyordu. Bu tip deri hastalıklarında ısırgan, taraxacum, kereviz, kükürt, Alman papatyası, köy göçerten, dereotu gibi maddeler kullanılıyordu. 

(Devam edecek) 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here