Xeku kelimesine linguistik ve sosyolojik açıdan farklı bir yaklaşım

0
255

Sesler dolayısıyla kelimelerin ortaya çıkışını tesadüfler, nedensizlik ilkeleri ya da psikolojik, anlamsız, kaba-saba seslerin kendiliğinden oluşmasıyla ortaya çıktığı gibi bir nedene bağlayamayız. Sesin, haliyle kelimenin ortaya çıkışında bu ve benzeri kurumların etkisi ve katkısı olduğunu da inkâr edemeyiz. Tüm duyu organlarımızın bir şekilde dil/ler/in oluşmasında katkısı olduğunu biliyoruz. Ne var ki asıl büyük pay kulak denen organımıza aittir. Ses denen olgunun, insanlar hatta canlıyla teması kulak denen duyu organımızla mümkündür. Dilimizden herhangi bir sesin dökülebilmesi yani çıkması için önce o sesin kulağımızdan beynimize ulaşmış olma zorunluluğu söz konuşur. Öyleyleyse kelimeler oluşurken her sesin de bir sahibi olduğunu bilmemiz gerekmektedir; yani o sesi meydana çıkaran canlı ya da cansız bir nesne, bir varlık söz konusudur. Eğer durum basitçe açıkladığımız şekliyle olmayacak olursa ses dediğimiz gerçeğin olmaması, dolayısıyla kelime denen gerçeğin de oluşmamış olması gerekirdi. Durum ilk açıklamamız şeklinde olduğuna göre her sesin bir adresi, haliyle her kelimenin de bir hikâyesi var demektir. Bu, başlangıç evresi için böyledir. Bugünden geriye dönüp baktığımızda bir adres bulamıyor ya da bir kelimeye inandırıcı bir hikâye yazamıyorsak seslerin izini ve adresini kaybettiğimizdendir. 

Bu kadarcık ön açıklamadan sonra yazımızın başlığı olan Xeku (хэку) kelimesini önce linguistik (dilbilimi) açısından ele alalım. 

 

Xeku kelimesinin linguistik yönden irdelenmesi

1. Ses Bilgisi (fonoloji) açısından: Xeku (хэку) kelimesini oluşturan asıl sesler X ve K sesleridir. Sesli harfler genellikle yansıma seslerin insan ağzında şekil alırken sesin kalıba girmesini de sağlar, dersek önemli bir kuralı dile getirmiş oluruz.

1.1. (X) sesinin doğuşu hikâyesi: Bu ses sessiz, sürekli, damaksıl bir sestir. Dudaklarınız açık kalarak nefesinizi veriniz. Diş etlerinize çarparak ağzınızdan çıkan sesin adıdır bu ses. Bu ses, deniz dalgalarının çıkardığı uzun ve süreklilik arz eden xıııı… xıııı… (хыыы… хыыы…) sesinin taklidinden ibarettir. İnsanoğlu tabiattan işittiği bu sesi hangi varlıktan işitmiş ise o sesi, sesin sahibine ad olarak vermiş ve böylece insan hafızasında yeni bir kelime meydana gelmiştir. 

1.2. (X) kelimesinin dile kazandırdığı diğer anlamlar: İnsanoğlu ilerleyen zaman dilimlerinde suyun mütemadiyen rakım olarak coğrafi kara parçasının aşağısında kalmasına, bir şeyi alıp götürmesine ve her zaman da aşağıya doğru hareket etmesine şahit olmuştur. Bu da insanoğlunun zihninde alt, aşağı, bir şeyi bir şeyden ayırma ve sayılamayan çokluk gibi kavramları, olguları ve eylemleri X (хы) sesiyle daha doğrusu kelimesiyle karşılamaya başlamıştır.  

1.3. (Ku) sesinin doğuşu hikâyesi: Bu sesin doğuş hikâyesini kukuw (кукуу) kuşuna dayanır. Bu kelime aynı zamanda kukuw (кукуу) kuşunun adıdır. Bu kuş da kendi adını kukuw (кукуу) şeklinde terennüm ederken aslında kendi adını söylemektedir. İnsanoğlu da kuşu taklit ederken dilinede hem bir ses hem de bir kelime kazandırmış olmaktadır: Kukuw (кукуу) kuşu. 

1.4. (Ku) kelimesinin dile kazandırdığı diğer anlamlar: Ku (ку) sesini söylerken ağzımız yapısı silindir şeklinde yuvarlak bir hal almaktadır. Bu ses taklidini terennüm ederken bağırmak kavramı zihnimizde şekillenmektedir. Böylece somut üzerinden soyut bir kavram ortaya çıkmış olmaktadır. Kuwe (куо): bağır. İlksel bir dil olan Adıgecede insanoğlu bağırmak olgusunu, kuwe (куо) kelimesiyle karşılamaktadır. Kukuw (guguk) kuşu aracılığı ile kelimesiyle de yeni bir kelime daha dile girmiş olmaktadır:  

Bu defa kuw куу sesini telaffuz ederken ağzımızın almış olduğu silindir şeklindeki derinlik ile kuw куу sesinin hava boşluğunda yankılanma şekli insan zihninde derinlik olgusunu meydana getirmektedir. Örnek kelimelerle gidelim. Kuwu (куу): derin. Çukurluk bildiriyor; yiku (ику): Bir şeyin iç bükey orta yeri, fiil olarak içine tıkmak; koç’ (кок|): kucak; kuwe (куо): Derin, büyük bağırma; kukuw (кукуу): kuku kuşu; neku (нэку): göz bebeği vb.  

2. Şekil bilgisi (Morfoloji) açısından: Xeku (хэку) kelimesini günümüz yaklaşımıyla ele aldığımızda kelime ilk bakışta kök halinde, basit yapılı bir kelime gibi anlaşılmaktadır. Ancak dikkatle ele aldığımızda iki ayrı kelimeden oluşan birleşik bir kelime olduğunu anlarız. Xeku (хэку) kelimesi, Xe + ku (хэ+ку) kelimelerinden oluşmuş birleşik bir kelimedir. Herhangi bir ek almamıştır.

3. Anlam bilgisi (Semantik) açısından: Ülke (vatan) anlamına gelmektedir. Cins isimdir. Tekil bir kelimedir ve somuttur. Bu tarz kelimeler soyut olarak ele alınmasına rağmen ben, soyutluk konusunu sınırları bilinen ve görülen coğrafi bir parça olarak düşündüğümüzde somut olarak ele almanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bunu incelerken kelimenin içinde bulunduğu kök halindeki görüntüsüne kanmamak gerekmektedir. Konuyu yapısal irdelemelerle değerlendirmek gerekmektedir. Kelime çoğulluk kavramını karşılayan ancak günümüzde neredeyse tek başına kullanılmayan Xe (хэ) kelimesi, kelime başında olduğu zaman sayılamayan çokluğu, kelime sonunda bulunduğu zaman ise Türkçedeki -ler, -lar çoğul ekinin üstlendiği tüm görevleri üstlenmektedir. Bazı kelimelerle örneklemeler yapalım.

Xı (хы): deniz. Kelimenin ilk ad kazanması. 

Yex (ех): Aşağı in. Kelimenin alt anlam kazandığına dair örnek. 

Mexın (мэхын): bayılmak. Eylemin yere doğru hareketini bildirir. 

Xın (хын): Ekini orakla dipten biçmek. Bir eylemin dipten yapıldığına örnek 

Pıx (пых): Bir şeyi ucundan çıkarmak, bir şeyi ucundan ayırmak. Kalemin ucunu açma gibi. 

Xelh (хэлъ): Çokluğun içerisinde yatay (yatar) durumda var olma. (Xe, sayılamayan çokluk bildirir.) 

Xes (хэс): Çokluğun içerisinde oturma halinde var olma. (Xe, sayılamayan çokluk bildirir.) 

Xet (хэт): Çokluğun içerisinde dikey (dikilme) halinde var olma. (Xe, sayılamayan çokluk bildirir.) 

Xıme (xame): yabancı anlamındaki bu birleşik kelimedir. Xı + me (deniz + koku) kelimelerinin birleşmesinden nasıl oluyor da yabancı, gurbet, dış alem diyebileceğimiz kelimeler doğabiliyor? Bu sorunun cevabını da aşağıda vermeye çalışacağım. Bunu cevaplarken de Otej teoremimizin verilerinden yararlanacağız.  

  

Xeku kelimesinin sosyolojik yönden irdelenmesi 

Otej teoremimizin önemli verilerinden biri soyut kavramları somut varlıklar üzerinden anlarız. Tarihin ilksel evrelerinde insanoğlu ve diğer varlıklar arasındaki mütemadiyen tekrarlanan ilişki kafamızda soyut kavramların oluşmasına neden olmaktadır. Bu temel ilke Otej teoreminin alt yapısını oluşturan Yansıma kuramının ve diğer kuramlarında tatmin edici cevapların veremediği çetin bir konudur. Bu yazımızda X ve Ku seslerini incelerken kısa olsa da açıklamalarda bulundum.  

İnsanoğlu devamlı şekilde gördüğü ve sesini işittiği denizin adını, denizin dalgaları sonucu ortaya çıkan xı (хы) sesinden doğduğu ve bu sesi tekrar tekrar işitmesi sonucunda bunu denize ad olarak verdiğini söylemiştik. Buradaki güzellik her bir doğal varlığın, evrenin yaratıldığından beri hep kendi özel sesini çıkarıyor olmasıdır. Bu Otej teoremine, evet ama kim bilir deniz geçmişte başka bir ses çıkarıyordu, şeklinde itiraz etme durumunu ortadan kaldırmaktadır. Bu örneğimizde görüldüğü gibi insan dışı tüm varlıklar, aradan ne kadar uzun zaman geçmiş olsa bile sürekli kendisine tahsis edilmiş olan tek bir sesi nakarat şeklinde terennüm etmektedir. Bu bizim için atlanmaması gereken önemli diğer bir konudur.  

İnsan yaşadığı süreçlerde deniz ile kara parçası arasında hem nitelik hem de nicelik yönünden yapısal bir farklılık ve dıştan bakıldığında da bir sınır olduğunu fark ediyor. Karada bazı şeyleri tek tek dokunarak diğer cisimlerden ayırabilmeye, kimi zaman onlara güç yetirmeye, dağ, orman, ırmak vb bazı varlıklarla denizin yapısal özelliklerini fark etmeye başlıyor. Ormanda bütünün içerisindeki bir ağacı diğerlerinden ayırt edebiliyorken, ya da iki tepe arasındaki farklılıkları görüyorken denizin bütüncül yapısına bakıyor çoğulluk kavramını Xe (хэ) sesi (kelimesiyle); üstündeki cisimleri aşağıya doğru alışına yani çoğu cisimlerin suda batmasına bakarak, bir şeyin altı, dibi tarzı soyut kavramları karşılarken onun dibi anlamında yi – xe (ихэ); denizin sayılamayan özelliğini fark ederek çoğulluk içeren topluk, meclis, yurt, yaşam alanları vb kelimeleri xe (хэ) kelimesi eksenli kurgulamıştır. Xeku (хэку): vatan, xase (хасэ): meclis, toplantı yeri, dernek; xap’e (хап|э): malikâne, aile yaşam yeri; xeğegu (хэгъэгу): ülke, başkalarıyla birlikte kullanılan ülke, devlet. xeku (ülke) kavramı daha çok Adıgelere (Çerkeslere) özgü yurt için kullanılır. Burada manidar olan, Adıgeler ülke anlamındaki xeğegu (хэгъэгу) kelimesini kendileri de dahil genel için kullanırken xeku (хэку) kelimesini sadece Adıgelere özgü vatan olan Kafkasya’daki toprakları için kullanmalıdır.  

İnsanoğlu, modern anlamdaki ülke kavramının olmadığı eski çağlarda bile çoğulun içerisinde bir yer xap’e (хап|э:özel alan) tutmuş olması güçlü bir ihtimaldir. Bu durum insanoğlunun avcı-toplayıcı olduğu dönemler için de geçerlidir. İnsan, ne kadar gezgin olursa olsun, bir süre sonra kendine ayırdığı bir mekana dönüş yapmaması düşünülemez. En azından mevsimsel değişimlerin zorlamasıyla mekansal varlık bir zorunluluktur. Hal böyle olunca, insan kalabalıkları, kendine özgü tarzlarıyla geniş hareket alanları yani ülke (xeğegu – хэгъэгу) oluşturan kalabalıklar, zaman içerisinde daha dar ancak daha öz, daha özel ve dostluk, akrabalık bağları daha güçlü kişilerden oluşan, özgün alanlar yani ülkeler kurmuşlardır. Bu özel yapı kendine özgü ülke algısını güçlendirmiş adı yine ülke anlamında olan ama özel yapısıyla (xeku – хэку) adını almıştır. Dikkat edilirse bu oluşumda dıştan içe, çevreden merkeze, genelden özele doğru bir hareket, bir evrilme söz konusudur.  

Bu açıklamalara ek olarak xeğegu (хэгъэгу) kelimesinin de üç kelimeden oluşan birleşik bir kelime olduğunu söylemeliyim. xe (хэ): çoğulluk ifade eder; ğe (гъэ): yıl; gu (гу): kalp kelimelerinden oluşur. 

Ğegu (гъэгу): Yol anlamındaki bu kelime ile beraber xeğegu (хэгъэгу: yurt) kelimesini değerlendirdiğimizde insan toplumlarının hem gerçek anlamdaki hareketlerini (yollarını), günlük meşgale ilişkilerini hem de tarz, usül, yani Adıgelerin xabze dedikleri kurallar manzumesi anlamlarında bir sosyal olgu yaşamımızda geniş yer almaktadır. Bu toplumsal yapı çeşitli çalkantıları beraberinde getirdiği gibi çeşitli değerleri de insanlık tarihine kazandırdığı kuşkusuzdur. Bugünkü verilerinizle değerlendirdiğimiz zaman xeğegu (хэгъэгу) kelimesi sadece coğrafi bir yer olmaktan öte adeta tarzlar bütünü ve kültürel harman yeridir. Ne var ki bu dıştan merkezi öze, çekirdek yapıya doğru giden bu seçkinci yapı kendi coğrafi yaşam alanı oluşturacak ve adı xeğegu (хэгъэгу) olan yurdundan farklı olarak xeku (хэку) adlı yurdunu oluşturacaktır. Bu hal, yerleşik hayatın ilk temelleri demektir. Bu haliyle xeku (хэку) aynı zamanda özgün insanlardan oluşan bir millet, özgün bir dil, kendine özgü bir yurtta özgün bir xabze olacaktır. Bu hal medeniyetin ilk nüvelerini olacaktır. Böylece tarihte ilk kez topluluktan millete geçmiş olan xeku bireyleri biyolojik anlamlarda doğurgan, ekonomik alanda üretgen, siyasal anlamda yönetgen ve sosyolojik anlamda da kurallı toplum olma vasfını kazanmıştır.  

Bugün çok şeyini kaybetmiş olan Adigeler (Çerkesler), Lhepkh olarak yeniden tarihe bağlanmak istiyorlarsa, düştüğü yerden kalkmalı, çok güçlü dillerini yeniden kazanmalı, xabzelerini güncellemeli ve xeğegu genelinden xeku özelinde buluşmalıdır. Bze (бзэ), xabze (хабзэ) ve xeku (хэку), lhepkh (лъэпкъ) realitesinin ruhundan uzak kalmış insanlarımızın içerisinde, xıme kalabalıkların içinde lhepkh olarak kalabilmeyi hayal edenler varsa, onlara sadece derin bir uykuda olduklarını söyleyebilirim. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz