Türkiye’deki Hıristiyan Hemşinliler

1
778

Trabzon İmparatorluğu’na bağlı özerk bir bölge olan Hemşin, 1484 yılında ortadan kalktı ve bölge Osmanlı egemenliğine girdi. Bu tarihten sonraki Osmanlı vergi kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ele geçirildiğinde bölge halkının tamamına yakını Hıristiyandı. 1600’lü yıllardan sonra bölgede İslamlaşma başladı. Tumayants 1690-1700’lü yıllarda Hemşin’den İslamlaşmayı reddeden bir grup Ermeninin Araklı Karadere’ye göç ettiğini kaydetmiştir. Tumayants bu tarihlerden hayli sonra Hemşin nüfusunun tamamına yakınının Müslümanlaştığını belirtiyor. Yani Hemşinliler yaklaşık olarak 1600-1780 tarihleri arasında İslamlaşıyorlar.  

Ancak bütün Hemşinliler Müslüman olmuyor. Kalan Hıristiyan Hemşinliler Trabzon, Ordu, Ünye, Çarşamba, Bafra, Sinop, Adapazarı köyleri ve kentlerine yerleşiyorlar. Sonraki yıllarda bu Hıristiyan nüfusun önemli bir kısmı Kırım, Soçi, Abhazya gibi Karadeniz’in karşı kıyılarına göç ediyor. Kalanların bir kısmı 1915’te katlediliyor, bir kısmı sürgüne gidiyor ve bir kısmı da İstanbul’a göç ediyor.  

Son zamanlara kadar Türkiye’de kalmış Hıristiyan Hemşinliler olduğundan açıkçası habersizdim. Ama elbette aklımın bir kenarında şu soru vardı: İstanbul Ermenileri içerisinde ülkenin neredeyse her yerinden insanlar vardı. Hıristiyan Hemşinlilerden hiç kimse nasıl kalmamıştı? 

Kendini Hemşinli olarak tanımlayan Hıristiyan Ermenilerin bulunmamasının en önemli nedenlerinden biri, bu insanların yıllar önce Hemşin’den göçmüş olmaları ve kendilerini gidip yerleştikleri yeni şehirlerle anmalarıydı. Yani artık onlar Hamşentsi değil, Caniktsi, Ordutsi, Trabzontsi, Sinoptsi idiler. Aslında Hemşinliler için Hemşinliliğin bir hemşerilik adından bir kimliğe dönüşmesi hakkında da bir fikir veriyor bu durum bize. Hıristiyan Hemşinli Ermeniler açısından Hemşinli olmak büyük oranda Sivaslı, Samsunlu, Sasunlu olmak gibi bir anlam taşıyordu. Ayrı bir kimlik ifadesi değildi. Hemşinliliğin bir kimliğe dönüşmesi Müslümanlaşan Hemşinlilerle birlikte başladı büyük ihtimalle. Müslüman Hemşinliler Hıristiyanlıkla özdeşleşmiş bir kimlik olan (milli bir kilisesi var) Ermeni kimliğinden kendilerini ayırmak, ancak bölgedeki diğer kimliklerle (Laz, Rum, Gürcü) farklarını ortaya koyabilmek için Hemşinli kimliğini ön plana çıkardılar. Böylelikle Hemşin bir yer adı olmaktan çıkıp daha çok bir kimlik adı olmaya başladı. Belki bu nedenle neredeyse 250 yıldır Artvin’de yaşayan insanlar hâlâ kendilerine Hemşinli diyorlar. Ancak Hıristiyan kalan Hemşinliler Caniktsi, Ordutsi diyor.  

Türkiye’de kalan Hıristiyan Hemşinlilere geri dönelim… Hıristiyan Hemşinliler üzerine tekrar düşünmeme ve yazmama, yeni tanıştığım bir İstanbullu Ermeni gencin anlattığı aile hikâyesi neden oldu. 1915 sonrasında ailenin bir kısmı Rusya, bir kısmı Avrupa, bir kısmı Suriye çöllerine dağılmış. Bir kısmından hiç haber alamamışlar. Aile içerisinde sözü geçen birçok akrabanın akıbetini bilmiyorlarmış. Belki akrabaların çocukları, torunları ile denk geliriz hevesiyle bu genç arkadaş DNA testi yaptırıyor. Aynı şirkete DNA testi yaptırmış olanların verileri işleniyor ve aralarında akrabalık ilişkisi olanların bilgisi birbirlerine bildiriliyor. Bu test sayesinde aile Amerika’da bir akrabalarının torunlarıyla tanışıyorlar ve görüşüyorlar.  

Test sonuçlarının bizi ilgilendiren kısmı ise bu gencin akrabalık ilişkisi denebilecek derecede yakın kuzenleri arasında birçok Hemşinlinin çıkması. Akrabalık ilişkisi çıkan Hemşinliler Karadere, Çamlıhemşin, Çayeli, Hopa ve Yusufeli’nden test yaptırmış kişiler. Genç bu Hemşinlilere ulaşmaya çalışmış, bazılarıyla konuşmuş, uzun sohbetler ettikleri de olmuş, konuşmayı kısa kesenler de. Şaşkınlıkla karşılayanlar olduğu gibi, sonuçların normal olduğunu düşünenler de…  

Aile için de Hemşin bağlantısı aslında belli ölçüde sürpriz olmuş. Çünkü bugüne kadar ailede Hemşinlilik üzerine hiçbir şey konuşulmamış. Gencin babaannesi Sinoplu Ermeni olarak biliyor kendisini. Ancak kendi annesinin Canikli, babasının da Soçili olduğunu söylüyor. Canikli olan annesinin babası ise Rizeli Mıkdesi (Papaz soyu) sülalesi olarak biliniyor. Sinoplu babaannenin Canikli olan annesinin Ermenicesinin biraz değişik olduğuna dair anıları var. Ancak kendisi bu ağzı konuşmuyor artık. Bu arada Sinoplu babaannenin bir ablası hâlâ Sinop’ta yaşıyor. Müslüman biriyle evlenmiş, orada kalmış. Hem kendisi ile hem de çocuklarıyla görüşüyorlar ailece.  

Hemşin tarihinin ve kültürünün kayıp halkalarından birini de Türkiye’de kalıp Hıristiyan Ermeni toplumunun bir parçası olan Hemşinli Ermenilerin yaşadıkları oluşturuyor. Bu insanların yaşadıkları ve bugün ne durumda oldukları, kaç kişi oldukları, müzik, dua, özlü sözler, maniler, gelenekler namına yaşattıkları unsurlar olup olmadığı aydınlatılmayı bekliyor. 

Önceki İçerik‘Caz hep farklı olanda, çeşitlilikteki güzelliği bulup çıkarıyor gibi hissediyorum’
Sonraki İçerikKusturica’nın kahredici Balkan kurgusu
Mahir Özkan
Artvin İli Makriyal / Noğedi (Kemalpaşa ) ilçesinde 1978 yılında dünyaya geldi. Çukurova Üniversitesi Felsefe Öğretmenliği Bölümü'nden 1999 yılında mezun oldu. 2008-2011 tarihleri arasında Agos gazetesinde yayınlanan öyküleri 2014 Eylül'ünde 'Hemşin Öyküleri' adıyla Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. 2016'da Hemşince çevirisini yaptığı Küçük Prens, 'Bidzig Pirens' adıyla yine Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. Derlemelerini Uğur Biryol'un yaptığı İletişim Yayınları tarafından yayınlanan 'Karardı Karadeniz' ve 'Karadeniz'in Kaybolan Kimliği' adlı kitaplara makaleleri ile ve Leyla Çelik ile Elif Yıldırım'ın derlediği, Nika Yayınları tarafından yayınlanan 'Yeşilden Maviye Karadeniz'den Kadın Portreleri' adlı ortak kitaba bir öyküsü ile katkıda bulundu. 2009-2014 yılları arasında Norradyo adlı internet radyosunda 'Hemşin Öyküleri' adlı bir program hazırlayıp sundu. 2014 yılında bu yana yayınlanan Gor dergisinin yayın ekibinde yer alıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz