‘Acımasızlık ve gaddarlık’

0
436
Wojciech Jagielski

Polonyalı yazar ve gazeteci Wojciech Jagielski, 30 yıldır Transkafkasya, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika’daki sorunlu bölgelerden haber yapıyor ve yedi kitap yayımladı. Bu kitaplardan biri olan “Kamenné věže – Taş Kuleler”de İkinci Çeçen Savaşı’ndan bahsediliyor. 

Jagielski, Kavkaz.Realii ile yaptığı röportajda, Ukrayna ve Çeçenya’daki savaşlar arasındaki benzerliklere dikkat çekti.  

  

-”Taş Kuleler” üzerinde çalışmaya başladığınızda ilk anlatmak istediğiniz şey neydi? 

-Kitabın ilham kaynağı, Dağıstan’da Gimri Köyü yakınlarındaki bir kayaya oyulmuş yazıydı: “Sonuçları düşünen, kahraman olamaz.” Bu sözler bana Aslan Maskhadov ve Şamil Basayev’in kişiliklerini yansıtıyormuş gibi geldi ve ben de onların kaderini anlatmak istedim. Ama sonra bir Çeçen köyünde, dost canlısı bir ailede neredeyse bir buçuk ay geçirdim ve savaşın içinde yaşayan insanların hayatı hakkındaki öykünün saha komutanları hakkındaki hikâyeden daha az önemli olmadığını düşündüm. Tüm bunları tek bir kitapta topladığım için şimdi pişmanım. Bugün olsa ikisini de yazardım. 

  

-Çeçenya’ya nasıl gitmiştiniz? 

-Afrika konusunda uzmanlaşmak istiyordum, ancak Polonya Basın Ajansı’ndaki ilk patronum bana o zamanki Sovyetler Birliği’nin güneyini -Orta Asya ve Kafkasya- incelememi teklif etti. Önce Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan’a gittim. Sovyetler Birliği çöktüğünde ve Çeçenya da bağımsız olmak istediğini açıkladığında, Kuzey Kafkasya’ya seyahat etmeye başladım. Çeçenya’yı ilk kez Ocak 1992’de ziyaret ettim. Daha sonra komşu cumhuriyetlere de gittim. 

  

-Çeçenya yetkilileri, çalışmalarınıza engel oldu mu? 

-1999’da İkinci Çeçen Savaşı başlayıncaya kadar hiçbir sorun yaşamadım. Daha sonra Rus hükümeti, bir gazetecinin Çeçenya’da çalışmak için Kremlin’den izin alması ve askeri refakatçi gerektiği gibi bir kural getirdi. Geçiş izni almak zordu ve bir bölük askerle çevrili çalışmak da imkânsızdı, bu yüzden belgelerim olmadan, kanunları çiğneyerek ve olası sonuçları bilerek gittim. Sonuç olarak, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinde istenmeyen kişiler listesine dahil edildim. 

Şamil Basaev (solda) ve Aslan Maskhadov. Çeçenya – 1 Ocak 2004

-Sizin için Çeçenya’daki savaş neydi? 

-Tüm sıcak noktalar arasında Çeçenya’daki ikinci savaş benim için saklanmak zorunda kaldığım ilk ve tek savaştı. Bugün bunun ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in siyasi hedeflerine ulaşmak için kışkırttığı ilk savaş olduğunu da görüyorum. Onun için bir anlamda bir test alanı oldu. O zamanlar Kafkasya’da gördüklerimi hatırladığımda, Rusya’nın bugün Ukrayna’da ne yaptığını anlamak bana daha kolay geliyor. 

  

-Kremlin, Çeçenlerle değil, bir grup haydutla savaştığını söylemişti. Sizce Çeçenya’da Rusya kiminle savaştı? 

-Rusya şimdi de Ukrayna’da Nazilerle savaştığını iddia ediyor. Çeçenya’da ise isyancılarla savaşmıştı. Cahar Dudayev ve Maskhadov, İçkerya’nın bağımsızlığı için savaştı; bu da Rus işgalinin ülkenin artık iç meselesi olmayacağının garantisi olacaktı. Ancak 11 Eylül’den sonra Rusya, cihatçılara karşı savaşta Batı’nın müttefiki haline geldiğinde, Çeçen bağımsızlığı için savaşanlar, Ortadoğu’daki Müslüman radikallerden para ve silah desteği bekleyen hilafet taraftarlarına istemeyerek de olsa boyun eğdi. 

Savaşı kaybetme nedenlerinden biri buydu. Ayrıca büyük kayıplar, yıkım ve Kremlin’in acımasızlığıyla karşı karşıya kalan Çeçenler, 19. yüzyıl Çerkeslerinin akıbetini yaşamaktan korkuyorlardı. Böyle bir savaş birkaç yıl daha sürse kendi ülkelerinde bir azınlık haline geleceklerdi. 

  

-Dudayev, Maskhadov ve Basayev ile görüştünüz. Onları nasıl tanımlarsınız? 

-Dudayev ile sadece bir kez görüştüm. Bana oldukça sıradan bir karakter gibi gelmişti. Hiç ummadığı bir olaylar kasırgasına kapıldı, ancak zorluklar karşısında kahramanca davrandı. 

Aslan Maskhadov örnek bir askerdi, sorumluluk ve saygınlığın somutlaşmış haliydi. 

Şamil Basayev, bazen deli ama her şeye hazır, klişe bir Kafkas atlısı olarak görülebilir. 

  

-Kitabınızda “Şüphesiz ki birileri için destansı bir efsanenin, birileri içinse kasvetli bir gerilim filminin kahramanı oldu” diye tanımladığınız Basayev sizin için kimdi? 

-Son derece dikkatli biriydi ama aynı zamanda talepkâr bir muhataptı. Bir gazeteciyle yaptığı konuşma onu rahatsız ederse bunu saklamaya çalışmazdı. Bana öyle geliyor ki hâlâ öğrenmediğimiz ve öğrenemeyeceğimiz sırları vardı. 

Bana göre, her şeyini savaşa borçlu bir kahraman örneğiydi. Savaş olmasaydı, özel biri olmaz ve hatta suç dünyasına bulaşabilirdi. Ama savaş sayesinde başarılı oldu. 

Basayev, bir muhabir ve yazar için adeta bir masal figürüdür. 1995 yılında Budyonnovsk Hastanesi’ndeki rehin alma olayında bir kahraman olarak görülüyordu. Aynısını Beslan’da yaptığında suçlu ve terörist olarak lanetlendi. Ama aslında Basayev hep aynıydı, onun hakkındaki fikrimizi değiştiren bizdik. 

  

-Savaş bölgesini ziyaret ettikten sonra Çeçenlere karşı tavrınız nasıl değişti? 

-Savaş, insanların maskesini düşürüyor, bu yüzden Çeçenleri barış zamanında tanıyabileceğim hallerine oranla daha derinden tanıdığımı düşünüyorum. Sonuç olarak, onlara karşı daha fazla anlayış ve şefkat hissediyorum. 

  

-Birçok insan Ukrayna’daki savaşı Çeçenya’daki savaşla ilişkilendiriyor. Aralarında ne gibi paralellikler görüyorsunuz? 

-Yıllar sonra şunu keşfettik ki Çeçenya, Putin’in savaş deneyimi için eğitim alanıydı. Bugün Ukrayna’da aynı yöntemleri kullanıyor, sivillere karşı aynı acımasızlığı ve zulmü uyguluyor. Yine “temizlikler”, “filtrelemeler”, tecavüzler ve soygunlar duyuyoruz. 

  

-Çeçenler, Ukrayna’daki savaşa her iki taraftan da katılıyor. Farklılıkları ne? 

-Dünün Kadirovcularının çoğu, savaşa olan inancını yitirmiş ve ulusun bekası için Rusya ile işbirliğinin o kadar da fahiş bir bedel olmadığına karar vermiş eski partizanlar. Kadirov onları kanatlarının altında topladı ve onların yardımıyla bir diktatörlük kurdu. 

Ukrayna tarafında ise çoğunlukla diasporadan Çeçenler savaşıyor. İki taraf da iki savaşın gazileri ve oğulları. Ve şimdi İçkerya için de savaşıyorlar. 

  

-Rusya’ya karşı savaşan Çeçenlere kitabınızda neden “Sakallı Partizanlar” diyorsunuz? 

-”Sakallı Adamlar” edebi bir tanımlamadır. 1959’da Küba’daki iç savaşı kazanan gerillalara aynı ad verilmişti. 

  

-Çeçenya hakkında tekrar yazacak mısınız? 

-Bilmiyorum. Halen çalıştığım Tygodnik Powszechny (Polonya’da yayımlanan haftalık sosyal, siyasi ve kültürel dergi) için Çeçenya hakkında yazıyorum. Ama en son 2003 yılında Çeçenya’da bulundum ve ondan sonra Rusya’da istenmeyen adam olduğumu bildiğim için gitmeyi denemedim bile. (kavkazr.com) 

  

Çeviri: Serap Canbek 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz