Firkan Amçba sele kapılıyordu*

0
311

Firkan Amçba, delikanlılıktan başlayarak çiftçiliği benimsedi. Babası da var gücüyle çalışırdı ama kendisi neredeyse toprağı yer duruma gelmişti. Evi-işliği, sığırı-davarı, bahçesi-avlusu kısa zamanda yerli yerine konulmuştu. Köylü çiftçi, böyle, hal ve vakitle iyi duruma geldiğinde, konuk beklemeye başlar. Birileri kapını çalsın istiyorsan, sen de bir yerlere gitmeli, dostlar edinmelisin. Toplum içinde olmak için atın, eyerin hazır olmalı. Atın atlar arasında, eyerin eyerler arasında fark edilir olmalı. Firkan Amçba kuzeye, dağlar ötesine gidip, bir at alıp getirdi ama ne at! Araş…1  

Eyer dersen Megrelya’dan, kamçı Atçguara’dan. Artık, iyi günde, kötü günde ortaya çıktığında, sorulur olmuştu. 

-Dad, kimin nesi bu çocuk? 

-Firkan bu, Amçba! 

-Amçbalardan kimin oğlu? 

-Astana Amçba. 

-Ömürlü olsun. 

Zaman akıp gidiyordu. Kendi sorunlarını da yaratıyordu. ‘Cıgerda ile Kutol, Atara ile Tamş, Çılow ile Mıku… iyi gün, kötü gün için at ile yönelirsin’ diye düşünüyordu Firkan Amçba. ‘Ama Oçamçıra’ya, Sohum’a at ile mi gideceksin?!’ Otomobil almaya karar verdi.  

Savaş sonrası, otomobillerin ortaya yeni çıktıkları zamanlardı. Moskoviçler, Pobedeler… Firkan Amçba, önce kursa yazılıp otomobili öğrendi. Bazıları gibi yalnızca sürmeyi değil, her şeyiyle. Babası Astana’nın hayvan kesip ayırmayı öğrettiği gibi. Arabanın her bölüm ve parçalarını öğrenmiş, dağıtıp toplar duruma gelmişti. Sonra gıcır gıcır bir Moskoviç satın alarak evin avlusuna çekmişti. Biri hastalandığında “Aa-aa, Firkan?!” diyorlardı. Biri doğum yapacaksa: “Aa-aa, Firkan?!” Birinin Sohum’a gitmesi gerekirse “Aa-aa, Firkan?!” diyordu. Severek yöneliyordu o da. 

Birine iyilik yapmak insanın hoşuna gitmez mi ki? 

Havanın kötü olduğu bir gün, Firkan Amçba yoldayken, Dğamş Deresi’nin kıyısında durdu. Yukarılarda yağmur hep yoğun olurdu, keyif alarak, kabına sığmadan, kabuğunu yırtarak yağmaya başlamıştı. Firkan, Dğamş’ın giderek yükseldiğini görüyordu. “Hayır, hâlâ gücümüz yeter!” deyip arabasını uygun ve yavaşça suya sürdü. Ortasına doğru, derinleşen yere varmak üzereyken, kalakaldı. Onu denedi, bunu denedi, ne yaptıysa boşuna. Paçalarını iyice kıvırıp suya girdi, kaputu kaldırdı. Bujiler ıslandıysa diye düşünüp kuruttu, olmadı. Avcunun içi, beş parmağı gibi bildiği bütün parçalara baktı ama bir bozukluk göremedi. Ne yapmalıydı? Diğer yandan sular giderek çoğalıyordu. Hava da kararmak üzereydi. Abhazya’da Kuıdrı’nın en hırçın ırmak olduğu söylenir. Ama taştığında baş edilemeyen bir akarsudur Dğamş. İyi havalarda, söz gelişi, yatağında bir köpeğin içeceği kadar su bulamazsın. Ama dağlarda hava bozmayagörsün, yatağına sığamaz, hoplaya zıplaya, ağaçları söküp sırtlayarak inmeye başlar. Şu anda da kim tutardı onu, buraların hâkimiydi, arabanın penceresinden girmeye başlamıştı, Firkan, paçaları sıvalı, sürücü koltuğuna tünemişti. Su daha da pencereden içeri taşıp Firkan’a ulaşınca, o da ne yapıp edip, arabanın üstüne çıktı. Kaçakların önünde sonunda yakalandığı gibi, burada da suya yakalandı Firkan. Karanlık iyice çöktü. Dğamş’ın gücü arttıkça artıyordu. Altında taşların fır döndüğü araba, sürüklenen kütüklerin çarpmasıyla yerinden oynuyordu. “Otomobili artık su aldı sayalım, ama ben?!” Tavanın üstünde çare arıyordu sahibi. 

Tam o sırada, karanlığın içinden bir atlının ona doğru geldiğini görür gibi oldu. Atlı dediysek, güç bela başını suyun üstünde tutuyordu at. Sürücü de üzengilerde, ayakta duruyordu. Bulanık suda yüzerek gelen at, girdaplara ulaşmak üzere olan arabaya yanaştı: 

-Kimsin, sen?  

-Korkma, benim, Kuampa! Atla arkama! 

Suyun sürüklediği arabadan, ayakta duramayan ata atlamak cesaret işiydi. 

-Korkmadan atla, dedim, diye tekrar seslendi atlı.  

Upuzun atladı Firkan, zor da olsa atın terkisine geçti. 

-Belimden sımsıkı tut, diye seslendi ona, sonra atını uygun şekilde sürerek, taşkın suda yüzdürerek ilerlediler…  

Sağ salim çıktılar üçü de.  

-Kimsin, sen?  

-Adım Firkan, Amçı Astana’nın oğlu.  

-Hayt, ömürlü olasın!.. 

İkisi de arabaya dönüp baktılar; su çoktan almıştı onu.  

  

1Araş: Mitolojik Abhaz kahramanı Abrıskil’in atı. 

  

*Abhaz edebiyatçı Platon Bebiya’nın (1935-2021) öyküsü… 

  

Çeviri: Axba Esat Özen 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz