‘Dayanışma yaşatır, gün yaşama sarılma günüdür’

0
284

İstanbul Tabip Odası, Cağaloğlu’nda bulunan şube binasında, deprem bölgesinde sağlık hizmetlerinde yaşanan aksaklıklara ilişkin 9 Şubat’ta basın toplantısı düzenledi.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu’nun toplantıda yaptığı açıklamayı yayımlıyoruz.

Basına ve Kamuoyuna,

Ülkemiz doğu ve güneydoğu illeri, dünya tarihinde eşine benzerine nadir rastlanan iki depremle ağır bir yıkıma uğradı. On ilimizde milyonlarca insanın etkilendiği bu afet yalnızca o bölgenin değil tüm ülkenin hatta dünyanın sorunudur. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü, deprem nedeniyle en üst düzey 3. Seviye Acil Durum’ ilan etmiştir.

Afet yönetiminde tıpkı sağlık hizmetinde olduğu gibi en önemli evre önleyici tedbirlerin alındığı zarar azaltımı ve hazırlık aşamalardır. 6 Şubat deprem felaketinden yıllar önce bilim insanları tarafından Doğu Anadolu fay hattı üzerinde yer alan bölge için defalarca deprem uyarısı yapılmasına rağmen bu ilk iki aşamada hiçbir şey yapılmamış olduğu hasarın devasa boyutundan anlaşılmaktadır. Çünkü afetler kurumsal, bölgesel ve ulusal afet planları olmayan hazırlıksız toplumlara en büyük zararları vermiştir.

Afet ve acil durum müdahale hizmetleri” yönetmeliğine göre ulusal düzey hizmet grubu planları, ana çözüm ortağı bakanlık, kurum ve kuruluşlar ile destek çözüm ortakları tarafından birlikte hazırlanmalıdır.

Bütün doğal afetler insan sağlığını doğrudan tehdit eder. Bu nedenle ulusal düzeyde hazırlanacak her tür afet planında hekim örgütleri kurum, kuruluş ve destek çözüm ortağı olarak yer almalıdır. Hem afet öncesi planlarda hem de afet sırası ve sonrasında yapılacaklar konusunda planlayıcı, karar verici mekanizmaların içinde olmak zorundadır.

Afet öncesi aşamaları geçen bölge halen afet sırası aşamasındadır. Kısa vadede yapılacaklar olaya zamanında, hızlı ve etkili müdahale ederek kayıpların en düşük seviyede tutulması, afetzedelerin su, yiyecek, giyecek, ısınma, barınma, psikolojik destek gibi hayati ihtiyaçlarının en kısa süre içerisinde ve en uygun yöntemlerle karşılanması, yangın, salgın hastalık gibi ikincil afetlerin önlenmesidir.

Bu amaçların tümü farklı düzeylerde sağlık hizmetleri ile ilgilidir ve uzun soluklu bir mücadele, çalışma gerektirmektedir. Bölgede görevli meslektaşlarımız yıkılan, ağır hasar gören hastane binalarında, kimi yerlerde elektrik olmayan koşullarda, bazen aç, susuz büyük bir özveriyle çalışmaktadır. Koşullar bilinmesine rağmen halen her branştan yüzlerce hekim, her gün gönüllü çalışma talebiyle İstanbul Tabip Odasına başvurmaktadır.

Bölgede sağlık hizmetlerinin önündeki en önemli engel enkazın kaldırılamamasıdır. Ülkedeki inşaat ve madencilik faaliyeti durdurularak tüm iş makineleri ve operatörleri bölgeye sevk edilmeli ve enkaz bir an önce kaldırılmalıdır. Çünkü enkazın kaldırılamaması her an salgın hastalıkların ortaya çıkmasına yol açacak bir zemin hazırlamaktadır.

Sorunların ancak karşılıklı iş birliği ve dayanışma ile çözüleceğine inanan İstanbul Tabip Odası yetkililere aşağıdaki hususları hatırlatmayı görev ve sorumluluğu kabul etmektedir:

İstanbul Tabip Odası depremin birinci günü il sağlık müdürlüğüne her tür destek için hazır olduğunu bildirmiştir. Üyemiz hekimlerin en önemli amacı tüm olanaklarıyla, dayanışma içinde can kurtarmaktır. Her koşulda ve özveriyle çalışmaya hazır olduklarını İTO’na yaptıkları gönüllü çalışma başvuruları ile göstermişlerdir.

Orta vadede bölgede görev yapan hekimler, sağlık çalışanları ve diğer gönüllülerin deprem nedeniyle yaşadıkları maddi ve manevi travmalarla çalışmaya devam etmek yerine, dinlenmeye alınmalı ve yerlerine yeni ekipler getirilmelidir. Bölgede çalışan sağlık ekiplerinin bir plan dahilinde birer haftalık vardiyalarla çalışması sağlanmalıdır. İyi planlandığı takdirde çok sayıda gönüllü hekim ve sağlık çalışanı olduğundan bu koşulun sağlanması sorun olmayacaktır.

Yaralıların gönderildiği illerdeki sağlık organizasyonu olağanüstü koşullar göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir.

Yeterli olan afet ilanı yerine yetkililerin özgürlükler ve hakların da kısıtlanmasını getiren OHAL ilanı siyasi ve maksadını aşan bir uygulamadır. Sorunlar OHAL ve sosyal medyaya getirilen kısıtlamalarla çözülemez.

İnsanların barınma, beslenme, soğuktan korunma gibi ihtiyaçları doğrudan sağlıklarını ilgilendirdiği için tıbbi malzeme ve insan gücü yanı sıra bu hizmetleri sağlayacak desteğin ulaştırılmasında da Tabip Odaları engellenmemelidir.

Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlükleri, TTB ve tabip odaları ile koordinasyon içinde olmalı, deprem bölgesinde sağlık hizmetlerinin planlanmasında, deprem bölgesine tıbbi malzeme ve insan gücü ulaştırma konusunda engellenmemeli, yetkili sayılmalıdır.

Dayanışma yaşatır, gün yaşama sarılma günüdür.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz