Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Kahredici çığlıklar

Depremin olduğu akşam evde misafirimiz vardı. Sohbet, muhabbet ve güncel durumlara dair yorumlarımız olmuştu. Saat 12.00-01.00 gibi kalktılar. Sonrasında çocuklar ve anneleri odalarına çekildiler. Ben çalışma odama geçip, 35-40 dakika kitap okuduktan sonra gözlerimin kapanmaya başladığını hissettim, gecenin bir yarısı olmuş, uyku ile uyanıklık arasındaydım, yatak odasına geçmiş ve uzanmıştım. Bir süre sonra uykuya dalmış olmalıyım ki rüya görüyor hissiyle uzandığım yatağın bir kayık gibi sağa sola kaydığını hissettim. Hafif kalkarak pencereye uzandım, dışarıya baktım. Bizden daha yüksek binaların esneyerek sağa sola yattığını, derinden bir uğultunun sesini ve ufka doğru ışık parlamalarını fark ettim. Bu arada eşim ve çocuklar da uyanmıştı. Alelacele çocuğu battaniyeye sarıp hemen aşağı indik.

İnsanlar sokaklara çıkmışlar. Ortalık gün gibi kalabalık. Soğukkanlılığımı korumaya çalışsam da ailece fena sarsıldık! Sokaklarda ellerinde battaniye, yastık, bizim gibi çocuklarını kucaklayıp kimi insanlar caddenin bir köşesinde, yüksek binalardan uzakta, yağmurun altında, kimi ise arabalarının içine sığındılar. Bazı binalarda ağır hasar oluştu, birkaç bina yıkıldı.

İnternette 7.4 büyüklüğünde deprem olduğu, merkez üssünün Hatay/Maraş olduğu geçiyordu. 1-1.5 saati ilk şoku atlatana kadar arabanın içinde geçirdik. Sonra eşimin büyük erkek kardeşi aradı. Bulundukları yerin depremden çok etkilenmediğini ve çadır kurmaya müsait alanı olduğunu söyledi. Çocuklar ve eşimle vakit kaybetmeden hemen oraya gittik. Yollar ana baba günüydü. Evlerine yakın bir boş alanda büyük bir ateş yaktık. Sabaha kadar bekledik. Sonrasında, yaşanan acıların bizim yaşadığımız acıların katbekat üstünde ve ne denli büyük olduğunu TV ve internetten öğrendik.

Tek dileğimiz, acıların artarak çoğalmamasıydı. Sabahın ilk ışıklarında dışarıda sokakta, parkta, açık alanlarda, çadırı olmayan insanların yağmur altında çoluk/çocuk anne ve babalarının giysilerine sarınarak, soğuk ve ayazın da etkisiyle tir tir titreyerek nasıl ayakta kaldıklarını gördük. Anlık düşüncelerimiz karmakarışık, insanlar tedirgin. Yıkılan binalardan cesetleri kendi olanaklarıyla çıkarmaya çalışan insanlar var. Bağrış çağrış, kahredici çığlıklar ve koşuşturmalar o kadar acımasız bir durumu ifade ediyor ki sanki bir savaşın ortasında kalakalmışsınız gibi… O gün biz göçük altında kalan insanların aileleri ile aynı acıyı yaşamadık belki ama onların acılarıyla yüzleştikçe ömrümüzden ömür, canımızdan can gitti. Arayan, soran çok oldu. Onlara boğazım düğümlenerek biz iyiyiz demeye de dilim varmadı açıkçası…

Polat ailesi – Adana

Yazarın Diğer Yazıları

“Zamantı’ya Sadakat” bisiklet turu

Kayseri Kafkas Derneği’nin 17-18 Temmuz’da Pınarbaşı, Kaynar Köyü’nde yapacağı 10. Uluslararası Uzunyayla Çerkes Kültür Festivali kapsamında konserler ve sergilerin yanı sıra bir de bisiklet...

10. Uluslararası Uzunyayla Çerkes Kültür Festivali başlıyor

Kayseri Kafkas Derneği’nin düzenlediği 10. Uluslararası Uzunyayla Çerkes Kültür Festivali’nin ilk günü olan 17 Temmuz’da etkinlikler Kayseri Kafkas Derneği'nde gerçekleştirilecek. 12.00’de açılacak “Çerkes Kültür Sergisi”,...

“Büyük Kafkas Festivali”

Çorum Kafkas Kültür Derneği temmuz sonunda “Büyük Kafkas Festivali”ni düzenliyor. Etkinlik 27 Temmuz saat 12.00'de, Çorum Kafkas Kültür Derneği’nden Kardeş Meydanı'na kortej yürüyüşüyle başlayacak....

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img