Ne olacak bu işler böyle?

0
205

06.02.2023 tarihinde saat 04.17’de Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde önce 7,4 olarak açıklanan ama sonra 7,7 şeklinde revize edilen ilk deprem ve ardından 13.24’te Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde 7,6 büyüklüğünde ikinci bir deprem yaşadık. Yakın tarihin bu en yıkıcı iki depremi başta Hatay olmak üzere, Adıyaman, Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya ve Diyarbakır dahil 10 ilde binlerce kişinin ölümüne, yaralanmasına sebep oldu. Resmi rakamlara göre 30 binin üzerinde ölü, 100 bine yakın yaralı…

Depremin etkisi komşuda da yani Suriye’de de aynı şiddette yıkıcıydı, resmi olmayan rakamlara göre ölü sayısı 4 bine yakın. Deprem bölgesindeki şehirler birer harabeye dönüşürken, bu yazıyı yazdığım depremin 9. gününde Antakya, Kahramanmaraş ve Adıyaman’da enkazların başında yakınlarının en azından cenazelerine ulaşmayı ve son görevlerini yapmayı bekleyen yüzlerce insan var. Sürecin başından itibaren geç müdahale, koordinasyon eksikliği, kötü kriz yönetimi üzerine çok yazıldı, çok konuşuldu, daha da uzun süre konuşulmaya devam edecek. STK’ların kişisel girişimleri, dünyanın birçok ülkesinden gelen arama-kurtarma ekiplerinin yardımları, milyonlarca gönüllünün acıda ortaklaşması kötü yönetilen süreci telafi etmeye yetmiyor.

Kriz anlarında ilk gözden çıkarılacak olan toplumsal dokunun en zayıflarıdır. Bu, tarihin neredeyse her döneminde böyle olmuş. İlk aklıma gelen mesela 1500’lü yılların ortalarında Venedik gettosunda bir gecede öldürülen binlerce Yahudi. O yıllarda, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Yahudiler görece özgür bir ortam olduğunu düşündükleri Venedik’e sığınmışlar. Paranın dinden daha önemli olduğunu fark eden Hıristiyan din adamları başta olmak üzere Venedikliler Yahudiler için iki büyük getto inşa etmiş. Şehrin ana arterine yakın gettoda yaşayanlara, şehre belirli saatlerde giriş çıkış izni verilmiş. Taşınmaz mal elde etmesi yasaklanan Yahudiler dönemin tüm ekonomisini, o günün borsasını belirler duruma gelmişler. Doğu limanlarından gelen mallarla zenginleşen Venedikliler istemeseler de Yahudilerle birlikte yaşamış. “Venedik Taciri”ndeki tefeci Shylock tipi, dönemin Yahudilerine nasıl bakıldığını göstermesi açısından müthiş bir karakterdir. Ticaret yolları değişip, şehir ekonomik olarak kötü duruma düştüğünde ise Venedik halkı artık Yahudilere ihtiyacı kalmadığını anlamış olacak ki bir gecede gettoyu yakıp yıkmış. Venedik’te yabancı olmanın nasıl olduğunu R. Sennett böyle anlatıyor.

Depremin ‘yabancı’ları

Pandemi sonrası yaşanan ekonomik krizle, 12 yıldır burada olsalar da hep yabancı kalacak Suriyeliler çeşitli gerekçelerle hep suçlandılar. En çok da yoksullukta ortaklaştıkları insanlar tarafından. Kriz derinleştikçe ucuz işgücü Suriyeliler, siyasilerin hedefi oldu. İktidarın, Suriyelileri kastederek Avrupa’ya kapıları açarız tehditlerinin yanı sıra muhalefetin yaklaşan seçimlerdeki vaatlerinden biri de Suriyelilerin ülkelerine geri yollanacağıydı. Deprem ile birlikte ise bir kere daha Suriyelilerin adını duyduk. Bu kez yağma, hırsızlık, gasp suçlamasıyla açık hedef haline getirildiler. Başta Ümit Özdağ olmak üzere deprem bölgelerinden sosyal medyaya sürekli provokatif bilgiler sızdırıldı. Bu haberlerin büyük bir çoğunluğu yalanlanmış olsa da -Suriyeliler zaten mevcut bir nefret öznesine dönüştürüldükleri için- birçok insan yalanlamaları bilerek göz ardı etti. Birer güvenlik problemine dönüştürülen Suriyelilerin korunması için ne yazık ki hiçbir önlem alınamadı. Örneğin KYK yurtlarına önce Suriyelilerin yerleştirildiği yönünde haberler üzerine CHP Milletvekili Mahir Başarır’ın bizzat oraya gitmesi, haberi yalanlamasına rağmen servis edilmeye devam etti. Bu, çok açık hedef göstermelerden biriydi. Deprem sonrası gasp, yağmayı engellemek üzere çeşitli grupların kendi kendilerine silahlanıp Suriyeliler aleyhine slogan atmasına, hatta Suriyeli zannedip yanlış insanları dövmeye kadar iş büyüdü.

Hatay’ın yerli halkının büyük çoğunluğunun Arap ve dolayısıyla Arapça konuştuğunu, Halep ile Antakya’nın, Suriye’deki iç savaş öncesinde komşu il olduğunu, iki şehrin ilişkilerinin son derece iyi olduğunu bilmeyen birçok grup, yerli halktan insanlara şiddet uyguladı. İç savaştan kaçıp sığınmacı olan Suriyeliler ikinci bir felaket olan depremi aynı şiddetle ve aynı çaresizlikle yaşadılar. Toplumsal dokunun en zayıfları oldukları için daha da zor durumda kaldılar.

Kaç kişiler?

Mülteciler Derneği verilerine baktığımızda; 2022 yılı resmi rakamlarına göre Türkiye’deki Suriyeli sayısı 3 milyon 535 bin 898 kişi. Bu sayının deprem bölgelerindeki dağılımı ise şöyle: Gaziantep’te 461.1149, Şanlıurfa’da 370.793, Hatay’da 356.36, Kahramanmaraş’ta 96.856, Malatya’da 31.376, Adıyaman’da 22.252, Diyarbakır’da 21.670. Depremde kaç Suriyelinin öldüğü ise net değil.

Duvar gazetesinin haberine göre, 7 Şubat 2023 tarihinde Cilvegözü sınırına, kamyon kasaları arkasında en az 85 cenaze ulaştırıldığı belirtiliyor. Independent haberine göre ise Suriye’nin İdlib kentinden Hatay’a açılan Babülhava Sınır Kapısı yetkililerinden edinilen bilgiler 12 Şubat 2023 itibariyle Hatay’dan Suriye’ye teslim edilen Suriyeli cenazesinin 1.126 olduğu yönünde. Bu sayının artması bekleniyor. Enkaz altında kalan sahipsiz ölülerin büyük bir çoğunluğunun Suriyeliler olduğu düşünülüyor.

Kalanlar ne yapacak?

Depremin hemen sonrasında yurtdışından gelen arama-kurtarma ekipleri içerisinde en çok öne çıkan iki ülke, iki komşu ülke Yunanistan ve Ermenistan’dı. Özellikle, 30 yıl sonra açılan kapıdan gelen Ermeni ekipleri dayanışmanın, siyasi söylemin gücünü değiştirebileceğini gösterdiği için çok değerli. Ortak tarihsel bilince sahip halkların acıda değil umutta ortaklaşması gelecek için en büyük dileğimiz. Aynı umudu nefret ve şiddetin hedefi haline gelen, deprem bölgesinde zor şartlarda yaşayan Suriyeliler için de diliyoruz. Resmi yetkililerin bu süreci zorlaştırmak yerine kolaylaştırmaya yönelik yasal zeminde görevleri var. Ayrımcılık ve nefretin siyasalın yedeği olmaktan çıkarılması için tüm siyasi partilerin bu konuda çalışmaları, en acil önlemlerin alınması ve bana kalırsa ilköğretimden itibaren bunun üzerine derslerin olması gerekli görünüyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz