‘Sen yoksan soframız bir kişi eksik. Bunu sakın unutma’

0
884
Abısta Tiyatro Topluluğu’nun oyun yazarı ve yönetmeni Nazlı Başaran ile çevrimiçi söyleşi yaptık. Okurlarımız ve sesimizi duyurabildiklerimiz, 6 Nisan saat 21.00’de Akatlar Kültür Merkezi’nde sezonun ilk oyunu olan “Öte(de)kiler”e davetlidir.

Nazlı Başaran

-Tiyatro fikri nasıl, ne zaman oluştu ve ete kemiğe büründü? Sosyal medyadaki ifadenizle; “Tüm sevdiklerimizle bizi bir sofrada buluşturan ortak paydadır Abısta”. Neden Abısta?

-Abısta’nın oyunlarının yazar ve yönetmeniyim. Söyleşiye başlamadan önce herkese merhaba demek istiyorum. Bu güzel söyleşi imkânı için Jineps ekibine çok teşekkür ediyorum.

Abısta ilk olarak 2015 yılında küçük bir masada sevgili yol arkadaşım Sercan Toksöz ile konuşurken fikir olarak doğdu. Hayata geçmesi 2016 yılını buldu.

Abısta ismine gelecek olursak; sanatın kapsayıcılığını ilke edindik. Farklı kültürlerden, milletlerden insanlara ve sanatçılara açık bir platform istedik. Kendi aramızda ekibin ismi ne olsun diye konuşurken aklımıza hepimizin sevdiği Abısta geldi. Abısta bizim için bu yüzden büyük bir sofra ve herkesi ağırlayabilecek kadar açık bir alan. Kültürümüzde yer alan sofra imgesini oyunlarımızda, projelerimizde hatta kendi aramızda bile görünür kılmaya özen gösterdik. Abısta, dediğim gibi 2015 yılında fikir olarak filizlenmeye başladı ama 2016 yılında kök salmaya başladık. Aynı yılda ilk oyun “Yuva”nın çalışmaları başladı ve sahnelendi. İstanbul, İzmit, İzmir derken birçok yerde oynadık, turnelere çıktık.

 

-Abısta Tiyatro’nun vizyonunu, kısa bir tarihçesini, yazdığınız ve yönettiğiniz oyunları paylaşır mısınız?

-Abısta’nın vizyonu; kültürümüzü anlatan, araştıran veya kültürden beslenen bir şey yapmak istiyorduk. Ben de sevgili hocam Ayla Algan ile tam bu konular üzerine çalışıyordum. Tiyatro Araştırma Laboratuvarı’nda (TAL) öğrenci ve oyuncuydum. TAL prensip olarak bir araştırma yeriydi. O dönem Anadolu kültürleri ve medeniyetleri üzerine araştırmalar yapıyorduk ve Ayla Hoca’ya kendi kültürümle ilgili bir şeyler yapmak istediğimi söyledim. Fikirlerimden bahsettim, çok heyecanlandı. Büyük bir ilgiyle kültürümü tanımaya, anlamaya çalıştı. İşte bu süreçte kendisi ilk oyunumuz olan “Yuva” için sanat yönetmeni olmak istediğini söyledi. Daha kimse bizlere inanmazken o bu projeye sonuna kadar inandı. Bu desteğini ekip olarak asla unutamayız. Abısta’nın her oyununa geldi, turne öncesi ekibi destekledi. Huzurlarınızda Ayla Hocama hem kendim hem ekip adına bir kere daha teşekkür etmek isterim.

Yuva oyunu diasporayı, kimsesizliği, göç psikolojisini, yuvadan kopuşu anlatıyordu ama oyunu yazarken en son sahnede yine herkesi yuvaya (anavatana) geri götürmek istedim. Oyun çocukların yuvaya dönüşü ve birkaç kuşağın birlikte dansı ile bitiyordu. Ben bu umudu içimde büyütmeyi seviyorum.

“Bugün değilse de bir gün mutlaka…” hissi her daim içimde bir yerde. Bu yüzden ilk oyunu o şekilde bitirdik ve seyirciye de o umudu ekmek istedik.

“Öte(de)kiler” oyununu yazmaya başlamadan önce uzun araştırmalar, okumalar yaptım. Abhazya-Gürcistan Savaşı’nı birçok kişiden dinledim. Gazilerden, o zamanlar orada olup her şeye şahit olanlardan, Türkiye’deki gazetecilerden… Kimi direkt benimle buluştu ve anlattı, kimi için ise her şey hâlâ o kadar taze ki bana mektup yazarak anlatmayı tercih etti. Bu anlamda duyduklarım, bana anlatılanlar yazılamayacak kadar derin acılar aslında. Savaşın insanlar üzerindeki etkisini, travmaları, kültürel etkilerini, birçok şeyi gözlemleme imkânım oldu. Bu yüzden “Öte(de)kiler” oyunu herhangi birini, kimseyi veya tarafı suçlayan bir dil kullanmıyor. Oyunda kasaplar ve güller var. Herkesin sofrası dağılıyor. Komşular yabancılaşıyor, açlık, kimsesizlik ve savaş ile kayıp giden koca bir nesil… Bir sürü genç bireyden bahsediyorum burada. Bir sürü hayali, ideali olan genç… Bu yüzden karakterler sık sık savaşı sorguluyor, çaresizce evlerini, vatanlarını korumaya çalışıyor. Direniyor, savaşıyor ama yaşamlarının bir daha asla eskisi gibi olamayacağını biliyor. Günümüzde Abhazya hâlâ böyle sıcak bir gerilim hattı içindeyken şimdi değilse ne zaman yazmalıyız? Olanları şimdi duyurmayacak, görünür kılmayacaksak ne zaman yapmalıyız? Bu yüzden oyunun birçok kişiye ulaşmasını, bu savaşı, bu hikâyeleri birçok kişinin duymasını istiyoruz.


Yazan ve Yöneten

Nazlı Başaran

Hareket Düzenlemesi

Ender Azın

Proje Asistanı

Pelin Habiçoğlu

Oyuncular

Anıl Zafer
Aşemez Pihava
Burak Kumaş
Çağatay Koç
Khibla Atan
Pelin Habiçoğlu
Setenay Özbaş
Şule Kesik

Afiş Tasarımı

Rabia Gençer


-Oyunculara dair söyleyecekleriniz? “Eğitime destek amacınız” vardı, neydi oradaki motivasyon?

-Gelenek olarak fiziksel tiyatroya yakın bir yerden geliyorum. Dediğim gibi bir laboratuvar oyuncusuyum. Bu yüzden ilk oyundan bugüne kadar bomboş bir sahneyi anılarla, dansla, sözle bir bütün içinde doldurmayı hedefledim. Oyuncularımla daha projeye ilk başladığımızda 5-6 ay sadece oyunculuk çalıştık. Bu süreç bizi birbirimize daha da yakınlaştırdı.

Yakınlaştırdı diyorum çünkü hepsi gönüllü bu işi yapıyorlar. Bu yüzden oyuncu arkadaşlarım sahnede izlediğiniz her şey için çok uzun yollardan geldiler. Hepsine ne kadar teşekkür etsem az… Bu konuda birkaç şey daha söylemek istiyorum. Gönüllülük Abısta’nın temel mantığı, bir nevi yapıtaşıdır. Herkes bir işin ucundan tutar ve kolektif çalışmanın bir parçası olur. Tiyatro zaten kolektif bir yapıdır.

Bu yüzden kolektif bir bilinçle yaptığımız işin gelirini paylaşmak için eğitim alanını seçtik. Bizler eğitimin bir ülke için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu yüzden öncelikle eğitime destek vermek istedik. Kendi çapımızda desteklerimizi yaptık. Bu sezon oynadığımız oyunların tüm gelirini de afet bölgesine göndereceğiz. Ekip olarak böyle karar aldık. Dayanışmanın gücüne inanıyoruz.

 

“Abısta ile çalışmanın, Abısta için üretmenin ve yazmanın hazzı bir başka”

 

-Abısta neden ara verdi? Yeni dönemde Abısta Tiyatro’nun yol haritası?

-Bu tarz gönüllülük esaslı, bağımsız projelerin sürdürülebilir olması bazen zor olabiliyor. Artan sahne maliyetleri, oyun için herhangi bir bütçe ayıramamamız, pandemi koşulları derken ara ara projelerimizi askıya almak zorunda kaldık ama Abısta asla fikir olarak dağılmadı. Abısta zaten her an her yerde proje üretme, proje destekleme ve sanatın birçok dalını kapsayan işler yapma üzerine kurulu bir yapı. Bu yüzden bu sezonda “Öte(de)kiler” oyununu daha da geliştirerek, dönüştürerek çıkarıyoruz. Gelişme sürecinde oyun mantığını hep sevmişimdir. Bir sene önceki ben değilim, bir sene önceki biz değiliz. Değişiyoruz ve dönüşüyoruz. Bu, yaptığımız işlerin içeriğine de yansıyor. Asıl eğlenceli kısmı da bu sanırım. Gelişime açık olmak.

Kendi yazıp yönettiğim veya oyuncu olarak içinde bulunduğum birçok oyun oldu. Hepsi beni çok geliştirdi ve dönüştürdü ama Abısta ile çalışmanın, Abısta için üretmenin ve yazmanın hazzı bir başka… Bir kere yeni bir keşif alanı ve herkesin bir şeyleri denediği, deneyimlediği yer.

Günümüz tiyatrosu bu keşif alanını hep açık bırakmak üzerine kurulu olmalı. Abısta her sene bu keşif alanını, ekibini ve çalışma disiplinini yenileyerek farklı süreçlerden geçiyor. 2015 yılından bugüne geldiğimizde aradaki sekiz yılda yepyeni projeler için heyecan dolu bir ekibe döndük. İkinci oyunumuz olan “Öte(de)kiler” seyirciyle yeniden buluşma arifesindeyken ben bir yandan üçüncü oyunumuzu yazıyor ve ekip arkadaşlarımla fikirlerimi yine aynı heyecan ile paylaşıyorum.

Abısta önümüzdeki sezon gerek eski oyunları gerekse yeni oyunu ile sahnelerde olmaya devam edecek. Her zaman dediğimiz gibi; soframız herkese açık.

Abısta gelecek sezonlarda sadece tiyatro yapmakla kalmayacak, sanatın farklı dallarında da varlığını sürdürmek için çalışmaya devam edecek. Ekip içinde konuşuyoruz. Fikirler üretiyoruz ama tabii önceliğimiz şu an sezonun ilk oyununu oynamak.

Oyun demişken, 6 Nisan’da saat 21.00’de Akatlar Kültür Merkezi’nde sezonun ilk oyunu olan “Öte(de)kiler” oyunumuzu oynuyoruz. Buradan herkesi sizin aracılığınızla oyuna davet etmiş olayım. Sizleri aramızda görmek, soframızda ağırlamak bizleri mutlu edecektir.

Gelecek oyunlarımızın tarihleri için sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz.

Bizim klasik sözlerimizden biriyle bitirmek istiyorum:

“Sen yoksan soframız bir kişi eksik. Bunu sakın unutma.”

Abısta’dan sevgilerle…

Önceki İçerikDepremde 72 bin 500 hayvan, 750 bin kanatlı öldü
Sonraki İçerikPutin için tutuklama kararı
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz