Çerkes Ermenilerinin kökenine ilişkin bilimsel söylem sorunları

0
715

Çerkeso-Hay alt-etnik grubunun tarihini incelemenin önemi, temsilcilerinin 19. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar Kuzeybatı Kafkasya ve Güney Kafkasya nüfusunun çeşitli yaşam alanlarında oynadıkları önemli rolleriyle ilişkilidir. Bu topluluğun analizi, Rus devletinin, imparatorluğa dahil olan halkların etnik kimliğinin ve ulusal kültürünün korunmasına ilişkin politikasının mekanizmalarına odaklanmamızı sağlar. Çerkeso-Hay alt-etnik grubunun kökeni hakkındaki tartışmalar hâlâ devam etmektedir.

19. yüzyılın başında Çerkeso-Hayların toplam sayısı, 18 bin kişiye ulaşmıştı

20. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın ilk üçte birlik döneminin tarihçi, etnograf, coğrafyacı ve Rus askeri yönetimi temsilcilerinin çok sayıda ifadesine dayanarak, o dönemde hemen hemen tüm Çerkes köylerinde Ermeni ailelere rastlandığını güvenle söyleyebiliriz. Sovyet araştırmacı G.S. Arakelyan’ın görüşüne göre, 19. yüzyılın başında Çerkeso-Hayların toplam sayısı, 18 bin kişiye ulaşmıştı.

Ermenilerin bir alt-etnik topluluğunun Kuzeybatı Kafkasya’nın otokton halkları arasında ikamet ettiği gerçeği, tarihyazımında pratikte sorgulanmaz. Ancak Çerkeso-Hayların kökeni sorunu hâlâ nihai olarak çözülememiştir. Ermenilerin Doğu Karadeniz bölgesine ve Trans-Kuban bölgesinin dağlık bölgelerine yeniden yerleştirilmesinin ana nedenleri, kronolojisi ve rotaları onlarca yıldır tarihçi, etnograf, dilbilimci ve diğer araştırmacılar için hararetli bir tartışma konusu olmuştur.

Çerkes Ermenilerinin kökeni hakkında çeşitli görüş ve hipotezler, yerine göre “göçmen” ve “otokton” olarak adlandırılabilecek iki ana kavramın yansımasıdır. Kural olarak, Sovyet dönemi ve günümüz tarihyazımında Bizans, Osmanlı İmparatorluğu, Transkafkasya, Altın Orda, Kırım ve diğer bölgelerden Kuban’a gelen Ermeni yerleşimcilerden oluşan bir alt-etnik topluluğun oluşumunun temeli dikkate alındığında, ilk yaklaşımın destekçileri sayısal olarak baskındır. Çok sayıda yazar arasında, Ermenilerin Kuban topraklarına göçünün nedenleri ve başlangıç noktası konusunda şu ana kadar fazla ortak görüş bulunmadığı dikkate değerdir.

 

“Göçmen” kuramı

Sovyet araştırmacılar H.A. Porksheyan ve G.S. Arakelyan’a göre, Çerkeso-Hayların ataları, 10-11. yüzyılların başında Bizans’tan ayrılan ve “Kasoglar Ülkesi”ne, yani Çerkesya’ya yerleşen Ermeni savaşçılardı. Porksheyan ayrıca, Armavir yerlilerinden birinin eski zamanlardan gelen “çok inandırıcı” anlatımına atıfta bulunur: “Taman Yarımadası’na gelen Ermeniler, Ermeni kökenli Bizans İmparatoru Basil tarafından Bizans sınırlarını korumak için Ermenistan’dan Bulgaristan’a gönderilen askeri birliklerdi.” İddiaya göre, bu ekip bazı nedenlerden dolayı hedeflerine ulaşamamış ve Kasogların, yani ortaçağ Adigelerinin ülkesinde kalmıştı.

G.S. Arakelyan, eserlerinde Kuzeybatı Kafkasya’daki Ermeni göçünün rotaları ve önde gelen nedenleri hakkında başta folklor olmak üzere geniş bir kaynak yelpazesini ayrıntılı olarak inceledi. Armavir Çerkesleri arasında korunan etnogenetik efsanelerin tarihsel ve dilbilimsel analizi onu şu sonuca götürdü: “10. yüzyılın sonu veya 11. yüzyılın başında, muhtemelen Balkanlar’dan veya başka yerlerden bir grup Ermeni savaşçı Çerkesya dağlarına geldi. Kırım’daki Ermeni kolonisiyle sürekli temas halinde oldular. Görünüşe göre, Çerkes dağlarındaki Ermeni nüfusunun artmasının nedeni daha çok Ermeni göçmen gruplarının bölgeye akması oldu. Bu gruplar hem Ermenistan’dan hem de Küçük Asya’nın çeşitli bölgelerinden, Kırım’dan gitmiş olabilir.”

Alt-etnik topluluğun kökeni sorusu, 1846 yılında yaptığı çalışmasında Ermeni Krallığı’nın yıkılışından sonra insanların tüm dünyaya dağıldığına işaret eden Ermeni rahip İoann Khazrov’un ilgi konusu oldu. Khazrov’a göre, birçok Ermeni ticaret amacıyla Kuban Çerkesleri arasına yerleşti, burada emlak edindiler, serfler üzerinde güç kazandılar ve yapılan evliliklerin de yardımıyla yerli halkların temsilcileriyle yakın aile ilişkileri kurdular. Aynı yazar ayrıca, Dağ Ermenilerinin atalarının Anadolu, Trabzon, Konstantinopolis (İstanbul), Kırım ve Gürcistan’dan geldiğine ve bazı soyadlarının yaklaşık 200 yıl önce yani 17. yüzyılda Adigeler arasında rastlandığına dair bir efsaneye de dikkat çekmektedir.

20. yüzyılın başında, Armavir kırsal toplumu tarafından görevlendirilen güvenilir Kubanlı tarihçi F.A. Shcherbina, özellikle Çerkeso-Hayların kökenine ve etno-kültürel gelişimine dair kapsamlı bir çalışma hazırladı. Araştırmacı, 1916’da yayımlanan kitabı için malzemeyi yalnızca arşiv belgelerini ve seleflerinin eserlerini inceleyerek değil, aynı zamanda Armavir’in yerli halkı olan Çerkes Ermenilerinin temsilcileriyle doğrudan görüşmeler sonucunda elde etti. Efsanelere atıfta bulunarak, Ermenilerin Trans-Kuban bölgesinin dağlık bölgelerine ve Doğu Karadeniz bölgesine göçünün “400 yıl önce, Ermeni Krallığı’nın yıkılmasından hemen sonra başladığını” yazdı. Daha sonra Kırım, Konstantinopolis, Trabzon, Sinop ve diğer yerlerden gelen göçmenler bu ilk yerleşimcilere katıldı. F.A. Shcherbina da Khazrov ile aynı sonuca varmış oldu.

Yazarları alt-etnik topluluğun temsilcileri olan kaynakların araştırma odağına dahil edilmesi, yukarıdaki bilgileri önemli ölçüde tamamlamamıza ve belirtmemize olanak tanımaktadır.

Yazarları alt-etnik topluluğun temsilcileri olan kaynakların araştırma odağına dahil edilmesi, yukarıdaki bilgileri önemli ölçüde tamamlamamıza ve belirtmemize olanak tanımaktadır. 1913’te Armavir kırsal toplumunun üyeleri tarafından hazırlanan dilekçelerden birinde, kelimenin tam anlamıyla şu ifade ediliyordu: “Atalarımız dört yüzyıl önce, tarihsel kaderin iradesiyle, Ermenistan’dan Kırım’a kaçtılar. Başlangıçta Tatar hanları tarafından olumlu karşılandılar, kısa süre sonra taciz ve zorluklara maruz kalmaya başladılar ve bu da onları Çerkezistan’a taşınmaya zorladı.”

Armavir’in yerli halkı gibi, yerel uzmanların çoğunluğu da Ermenilerin Kuzeybatı Kafkasya dağlarına göçünün başlangıç noktası olarak Kırım Hanlığı’nı gösterdi. Aynı zamanda, söz konusu yeniden yerleşim hareketinin süreleri ve gerekçeleri konusunda biliminsanları arasında bir fikir birliği bulunmadığını belirtmek gerekir. Örneğin, L.A. Pogosyan ve T.P. Aghayan, Ermenilerin ilk topluluklarının Kırım’ın Osmanlı İmparatorluğu’na tabi kılınmasından sonra 15. yüzyılın son çeyreğinde Çerkesya’da ortaya çıktığı görüşünü savundu. Bu yazarlara göre, yerleşimcilerin dayanağı, dini baskıdan kaçan Hıristiyan mülteciler olduklarıydı.

Rostom-bek Yerzinkyan ve Shagan Simon, Çerkeso-Hayların atalarının 16. yüzyılda Kırım’dan Trans-Kuban bölgesinin dağlık bölgelerine ve Doğu Karadeniz bölgesine gönüllü olarak ticaret yapmak için taşınan Ermeniler olduğu sonucunu doğruladı. O dönemlerde ticaret, yerleşimcilere özel faydalar vaat ediyordu. Adigeler arasında, ekonomilerinin doğal doğası ve kâra yönelik belirgin olumsuz tutumları nedeniyle, kendi tüccar tabakaları yoktu. Rekabet eksikliği ve “esir satışı” organizasyonunda aracılara ihtiyaç duyan yerel aristokrat ailelerin temsilcilerinin himayesi, Ermeni tüccarlar için yeni umutlar doğurmuş ve bu da Kırım’dan Çerkes topraklarına göçte önemli bir faktör olmuştu.

Çerkeso-Hayların kökeni sorununda, Kuban ve Terek bölgelerinin toprak haklarını koruma komisyonu başkanı D.S. Kodzokov tarafından 1873’te “Kuban bölgesindeki yerli halkın kişisel hakları üzerine” açıklayıcı notuyla hazırlanan belgede benzer bir yoruma rastlanmaktadır. Bu resmi belgede, “En geç 16. yüzyılın sonunda Kırım’dan Kuban dağlarına gidildiği ve güçlü insanların himayesi sağlandıktan sonra, muhtemelen ticaret amacıyla Armavir yerlilerinin aralarına yerleştikleri” belirtilmektedir.

Armavir’in ilk araştırmacısı I.I. İvanov’a göre, dini zulümden kaçan Kırımlı Hıristiyan Ermeniler, 17. yüzyılda Çerkesya’ya geldi. İvanov, 1853’te bir gazete makalesinde özellikle şunları belirtmiştir: “Armavir yaşlılarının hikâyelerine göre, iki yüzyıl veya daha uzun bir süre önce büyük büyükbabaları, Kırım’da meydana gelen huzursuzluktan dolayı mutsuzdu. Hanlar döneminde vergi yükü altında bulunan ve inançları nedeniyle ağır zulümlere maruz kalan insanlar, bu sıkıntılardan kurtulmak için uzun süredir bir yer arayışı içindeydi. Nihayet, iki kez tahttan indirilen bir hanın döneminde karara vardılar. Evlerini ve mallarını bırakarak, ticari ilişkiler konusunda daha önceden aşina oldukları Çerkesya’ya kaçtılar. Dağlara vardıklarında Çerkesler onları nezaketle karşılayıp barınak sağladılar, hanın tüm kısıtlamalarına karşı koruyacaklarına söz verdiler.”

Çerkeso-Hayların etnogenezi sorununu çözmede en yetkin yazarlardan biri de onların dağlardan ovalara yeniden yerleştirilmesinin ana organizatörü ve Kuban hattının komutanı olan, Armavir’in kurucusu General G.K. Zass’tır. 1840 yılında, Ermeni köyünün sakinlerinin ataları ve geleneksel yaşam tarzlarının özellikleri hakkında tüm bilgileri toplayıp özetledi. General, vardığı sonucu Labinsk müfrezesinin dergisinde yazdı: “Eski zamanlarda, ticari çıkarlar Ermenileri Kırım, Astrakhan, Ermenistan, Çargrad (Konstantinopolis-İstanbul) ve Trabizont’tan (Trabzon) Anapa’ya çekti. Ticaret ve endüstrileri dağlılara fayda sağlıyordu. Çerkeslerin himayelerini kazanarak ailelerini dağlara taşıdılar ve oraya yerleştiler. Ana ticaretleri, mallarının çoğunu kadın-erkek Rus mahkûmlarla ve dağlılardan satın aldıkları Asyalı genç kadınlarla takas ettikleri Türklerleydi” .

Tarih literatüründe ve gazetecilikte, söz konusu alt-etnik grubun nasıl oluştuğuna dair oldukça şüpheli ve öznel görüşlere de rastlanabilir. Örneğin, Stavropol’den yayın yapan Severny Kavkaz (Kuzey Kafkasya) gazetesinde 1889’da S.A. Tsv imzasıyla yayımlanan fazlasıyla uzun bir makalede öne sürülen hipotezde, Çerkeso-Hayların, çok eski zamanlarda ve 1835-1838’de ‘Rus yasalarının cezasına maruz kalarak’ Çerkesya dağlarına kaçan Ermenilerin torunları olduğu belirtiliyor. Rus hükümeti onları Prochny Okop Kalesi’nin ‘gözetiminde’ Kuban’a yerleştirmiştir. Bu anlatım, 18. yüzyılın sonundan beri Çerkesya dağlarından Rusya tarafından idare edilen bölgeye taşınmak arzusunda olan Çerkeso-Hayların bilindik siyasi yönelimleriyle doğrudan çelişmektedir.

Çerkeso-Hayların kökenine dair Kubanlı araştırmacı D. Sokolov’un 1904’te yayımlanan çalışmasında, Armavir’in 1839’da kuruluşundan önce “dağlıların Türk köle pazarlarından satın aldıkları köleler olduğu iddia edilen” bir başka orijinal yorum var. Herhangi bir kaynak tarafından desteklenmeyen bu görüş, bilimsel eleştiriyi de hak etmiyor. Araştırmacıların çok sayıda tanıklığı, Çerkes Ermenilerinin 19. yüzyılın ilk yarısında Kuban ovalarında yeniden yerleşimlerinden önceki asıl uğraşlarının dağ soylularının Osmanlı İmparatorluğu’na sunduğu esirlerin satışı olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda, Çerkeso-Hayların çoğu kendileriyle birlikte Armavir’e yerleşmiş olan serflere ve kölelere sahipti.

 

“Otokton” kuramı

Alt-etnosun temel ilkesi olarak Çerkes Ermenilerinin kökenine ilişkin “otokton” kavramının savunucuları, sayısal olarak, “göçmen” teorisinin destekçilerinden daha azdır. Bu görüş, Kuzeybatı Kafkasya’nın Ermeni-Gregoryen inancını benimsemiş Adigeler olduğunu ileri sürmektedir. Görüşleri çoğunlukla süreli yayınların sayfalarında olmak üzere gazete makalelerinde belirtilmiştir. Açıkça söylemek gerekirse, bu çalışmaların çoğu, alt-etnik topluluğun etno-kültürel özelliklerine ilişkin çok yüzeysel, dar kafalı bir görüşü yansıtmaktadır ve bilimsel araştırma özelliklerine sahip değildir. “Otokton” yaklaşımını paylaşan yazarlar, genellikle tamamen spekülatif temelde bir muhakeme sistemi kurmuş ve birincil kaynaklara başvurmamıştır. Aynı zamanda, Çerkesler ile Kuzeybatı Kafkasya’nın yerli nüfusu arasındaki etnik bağlantıya dair bazı varsayımlar da vardır. Bu tür görüşlerin ortaya çıkmasındaki ana faktör, alt-etnosların kültür olgusunda Adige gelenekleri ve dilinin baskın olmasıdır.

Çerkeso-Hayların “otokton”luğuna dair ilk söylem, devrim öncesi dönemde ortaya çıktı. “Kavkaz” gazetesinde yayımlanan 1907 tarihli uzun yazılardan birinde, kimliği belirsiz bir yazar tarafından, Armavir’in “Ermeni-Gregoryen dinini benimseyen Çerkes kabilelerinin yerlileri” tarafından kurulduğu belirtildi. İncelenmekte olan alt-etnik grubun (Çerkeso-Hay) temsilcileri arasında Ermeni kültürünün unsurlarının varlığını ve bunların Gregoryen Kilisesi’ne olan mezhepsel bağlarını kültürlerarası temaslarla bilgisizce açıkladılar: Sadece Ermeni isimleri, bir de Ermeni soyadlarıyla.

Armavir’de 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında şehir dışında yaşayanlar yerlilere genellikle “Çerkesler” derdi. Bu gerçeklik, dışarıdan bakıldığında dağlı normlarının Ermeni geleneklerine üstün geldiği farklı, canlı ve özgün bir kültür algısındaki etnik klişelerin bir örneğidir (Armavir Çocuk Bakım Derneği Müzesi Başkanı M.S. Fialkovskaya’nın anılarından).

Rus resmi makamları, Çerkeso-Hayların Ermeni kökenini genel olarak kabul etmekle birlikte onların Kuzey Kafkasya sosyokültürel ortamına entegre olmalarına zaman zaman özel bir önem vermiştir. Bu bağlamda, İmparator Majesteleri’nin Kafkasya’daki genel valilik konseyinin bir üyesi olan N.F. Dzhunkovsky’nin yazdıkları gösterge niteliğindedir. 1912’de yazdığı analiz notlarından birinde, “Bölgenin dağlık Müslüman köylerinin Rusya tarafından fethi sırasında, birliklerin Ermeni-Gregoryen mezhebine mensup Hıristiyan yerleşim yeri ile karşılaştığını, onların daha sonra düzlüğe getirildiğini ve Kuban’ın sol yakasında ayrı bir köyde, gelecekteki Armavir’de toplandığını” kaydetmiştir.

 

Diğer iddialar

Sovyet dönemi tarihçiliği ve gazeteciliğinde Çerkeso-Hayların otokton kökenine dair herhangi bir ifade yoktu, ancak 1990’ların ilk yarısında Kuban Kazaklarının temsilcilerinin bir dizi gazete makalesinde söz konusu kavram yeniden canlandı ve hatta yeni bir açılım geldi. Armavir Kazak camiası üyelerinden I.V. Chernov, “Labinsk departmanı atamanının isteği üzerine”, Kuban’da etnik bir dağ Ermenileri grubunun varlığı gerçeğini doğrudan reddeden bir yazı yayımladı. Yazara göre, Armavir’in ilk yerleşimcileri, 4. yüzyılda Bizans’tan Kuban bölgesine gelen, bir kısmı H ıristiyanlığa bağlı olan “Hatukay, Egerukay, Bjeduğ, Şapsığ, Çemguy” kabilelerinden Adigelerdi.

1850’lerde I.I. İvanov tarafından bilimsel boyutta ortaya atılan ve tarihyazımında gelenekselleşen, Ermenilerin kendi dillerinde adlarını ifade eden Hay ve Çerkesler kelimelerini birleştiren “Çerkeso-Hay” terimi, Chernov’un makalesinde bambaşka bir şekilde yorumlanıyordu. Ona göre bu isim, Kazakların “hay (ada)” dediği bölgede Kuban kıyılarına 1830’larda Hıristiyan Çerkeslerin yerleşmesinden kaynaklanıyordu. Yazar, görünüşe göre iddiasını V.I. Dahl’ın sözlüğünde belirtilen “ada”, “yerleşim”, “kozalaksız koru veya alan” tercümelerine dayandırıyordu.

Alt-etnik grubun kökeni konusunda benzer bir iddia, 1994 yılında Kuban Kazak Ordusu’nun Labinsk bölümünün ataman yardımcısı S. Lukash’ın uzunca bir gazete makalesinde ifade edildi. Çerkeso-Hayların belirli bir kısmının “Ermeni kökenli olabileceğini” kabul ediyor, ancak hemen şu sonuca varıyordu: “Bu durumda, Adigelerin arasındaki yerleşimcilerin asimilasyonuyla karşı karşıyayız.”

Armavir Kazaklarının temsilcilerinin söz konusu çalışmalarının ortaya çıkışı, tarihyazımının bir gerçeği olarak değil, Krasnodar Bölgesi ve özellikle Armavir şehrinin 1990’ların zorlu etno-politik durumu bağlamında düşünülmelidir. Armavir o dönemde Erivan, Dağlık Karabağ, Bakü, Sumgayıt, Gence ve diğer yerlerden Ermenilerin toplu göçü için bir çekim alanı haline gelmiştir.

Sovyet sonrası dönemin gazeteciliğinin aksine, devrim öncesi yazarların Çerkeso-Hayların dağlı kökeni hakkındaki görüşleri, her şeyden önce, Adigeler, Abazinler ve diğer Kuban halklarının yanı sıra söz konusu alt kimliklerin geleneksel kültürünün ana unsurlarının benzerliği nedeniyle dönemin çağdaşlarının kafasında kök salmış etnik bir klişedir. Aynı zamanda, kadim Armavir’in etnik bütünleşme süreci üzerinde dağlıların etkisi gerçeğini tamamen reddetmek acelecilik olacaktır.

Alt kimliğin oluşumunda önemli bir faktör, Kuzey Kafkasya halklarının sayısız temsilcisinin bileşime dahil olmasıydı. Bu başlangıç, esas olarak Ermeni Apostolik Kilisesi’nin ayinine göre vaftizin benimsenmesi ve ayrıca evlilik ve diğer aile bağlarının kurulması yoluyla gerçekleşti. Bunun kanıtı, yerli Armavirler arasında Ermeni olmayan atalarıyla ilgili korudukları aile gelenekleridir. Bu nedenle, söz konusu alt-etnik topluluğun temsilcileri düşünüldüğünde Tambievler Kabardey, Bogarsukovlar Mahoş, Candemirler Abazin, Baronovlar ve Seferovlar Kırım Tatarları, Mateosovlar ve Kastanovlar Grek, Hazarovlar dağ Yahudileri, Nagaevler ise Nogayların soyundan geliyordu.

Armavir’deki Çerkeso-Hayların yaşamlarının belirli yönlerine dikkatli bir şekilde baktığımızda, kültürlerindeki Adige-Abaza görüntüsü sadece kültürlerarası etkileşimin sonucu değil, daha derin etnogenetik süreçlerin sonucuydu. Çerkeso-Hay etnik geleneğinin doğrudan taşıyıcısı olan Armavirli tarihçi R.K. Arakelov’un bulgularında, bu topluluğun oluşum sürecinde dağlı bileşeninin etkisini doğrulayan bilgilere sıklıkla rastlarız.

Bu nedenle, Çerkeslerin alt-etnik grubunun kökeni sorununun yalnızca göç kavramı çerçevesinde çözülemeyeceğini belirtmek gerekir. Açıkça ortaya çıkan etnik gruplar arası derin paralellikler ve aile bağlarından kaynaklanan etno-kültürel görünümün doğası, Çerkeslerin etnik alanında (soyadları, aile tamga ları, efsaneler düzeyinde) oldukça geniş bir yelpazeyi içerir.

Sonuç olarak, Ermenilerin Kuzeybatı Kafkasya dağlarına göçünün uzun, birden fazla rotalı ve bazen de çelişkili bir süreç olduğu sonucuna varabiliriz. Yeniden yerleşim, hem Ermenistan’dan hem de Bizans’tan, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ve Kırım Hanlığı’ndan çeşitli rotaları ve 10-11. yüzyıllardan 17. yüzyıla varan uzun bir süreci içeriyordu. Aynı zamanda, Çerkeso-Hay alt kimliğinin en önemli çekirdeği Kırım’dan gelen göçmenlerdi.

Çerkesya’da birkaç yüz yıl geçirdikten sonra Ermeniler ulusal kimliklerini neredeyse tamamen kaybetmişlerdir. Çerkeso-Haylar dillerini, âdetlerini, geleneklerini ve maddi kültürün temel unsurlarını Çerkeslerden edindiler, ancak etnik özbilinçlerini ve Ermeni Apostolik Kilisesi’ne bağlılıklarını korudular. Çerkeso-Haylar, Trans-Kuban bölgesinin neredeyse tüm ticaretini ellerinde toplayarak, Çerkesler arasında özel bir profesyonel kimlikle bir tür ekonomik konum edindiler.

 

Kaynak: Ktitorov S.N., Ktitorova O.V., Tarihsel ve Sosyal-Eğitimsel Fikir Dergisi 2017, Cilt: 9, Sayı: 6, Bölüm: 2., S. 107-112. (roskav.ru)

 

Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz