‘Çerkesçe için eğitim alanlarında materyal eksikliği hissediyoruz’

0
1219

Türk Dil Kurumu (TDK), daha önce Kürtçe, Arnavutça, Pomakça gibi yayımladığı iki dilli sözlüklere Çerkesçeyi ekledi.

Okan Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölüm Başkanı Dr. Murat Topçu (Papşu), TDK tarafından basılan ilk “Çerkesçe-Türkçe” sözlüğü ve dil çalışmalarını Jineps Gazetesi’ne anlattı.


-Kafkasya konusunda birçok çalışmanız var. Bu konularda yazılarınız, çevirileriniz yayımlanıyor. Son olarak TDK tarafından “Çerkezce-Türkçe Türkçe-Çerkezce Sözlük” yayımlandı. Sözlüğün hazırlık aşamasını anlatır mısınız? Bu çalışma ne kadar zamandır devam ediyordu?

-Sözlük çalışması çok uzun yıllardır uğraştığım bir şeydi. Rus Dili ve Edebiyatı mezunuyum; daha bilgisayar bile yokken üniversite yıllarımda bulduğum Rusça-Çerkesçe sözlükler vardı. Onları bir kenara not ederek başladım. Sonra bilgisayarda bir sözlük çalışmasına döndü bu, belki 20 yıldan fazla süredir devam ediyordu bu çalışmam.

Bir de Avrupa Birliği projemiz var. Laz Enstitüsü’yle İstanbul Kafkas Kültür Derneği ortaklığında, benim de danışmanı olduğum bir sivil toplum ağı, esas olarak dil üzerine. Bu proje kapsamında da Çerkesçe ile ilgili birçok çalışma yaptık. Sözlük çalışması da bunlardan biriydi. O farklı formatta bir çalışmaydı, İngilizce de vardı. Bunlar hazırda vardı, ben üzerine biraz daha çalışıp yayımlamayı düşünürken TDK’nin böyle bir sözlük basması gündeme geldi. Ankara’da profesör hocamız Burhanettin Dönmez var, daha önce Milli Eğitim Bakanlığı’nda Talim ve Terbiye Kurulu’nun başkanıydı, onun ve Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) yönetiminin girişimleriyle oldu. TDK yönetimiyle görüşmeler yaptık. Benden önce de KAFFED görüştü. Ardından birlikte gittik. TDK’nin daha öncesinde Zazaca, Kürtçe, Pomakça gibi dillerde yayımlanmış başka sözlükleri de vardı. Şimdi buna Çerkesçe eklendi. TDK’nin devletin resmi bir kurumu olarak Çerkesçe sözlük basması önemli tabii.

Çeşit çeşit sözlük türleri var, bu sözlük daha çok öğretim amaçlı ve öğrencilere yönelik; üniversitelerde Çerkesçe olarak bölümler var, ayrıca devlet okullarında seçmeli ders olarak bu dil öğretiliyor. Belirli seviyede Çerkesçe öğrenimine yönelik bir sözlük olarak bunu tasarladım. Kelimelerin seçimi ona göre yapıldı. Sözlük en çok kullanılan 7-8 bin kelimeyi barındırıyor. Kafkasya’da resmi dil olarak kabul edilen yazı ve edebiyat dilini esas aldım, sözlüğün iki lehçede olması gerekiyordu elbette. Biraz uzun sürdü… Kısmen anlatmıştım onu Facebook’ta. 2021’de teslim ettim, incelenmesi ve düzeltmeleri 1 yıl sürdü. 2022 Temmuz’da komisyon onayladı. 1 yıl sonra da yayımlandı.

Yazımıyla ilgili olarak TDK’nin kendi standartları var. O konulara yazar olarak fazla müdahale edemiyoruz. Çalışırken yüzlerce sözlük inceledim ve TDK’nin dünyada var olan sözlükçülük anlayışından biraz farklı olduğunu söyleyebilirim. Mesela kelimeleri büyük harfle yazıyorlar. Başka yazım kuralları var…

 

-Kitabın basılacağının haberiyle birlikte sözlüğün ‘Çerkezce-Türkçe’ şeklinde ‘z’ ile yazılması da konuşulmuştu biraz. Bu da TDK’nin yazım standardıyla ilgili olmalı değil mi?

-Evet, o küçük bir ayrıntıydı, TDK kendi sözlüğünde de ‘Çerkez’ olarak yazıyor. Türkçede halk dili daha yaygın bir kullanım. Literatürde ve Osmanlı döneminde ‘s’ ile yazılıyordu. Ben de onu kullanıyorum ancak TDK kendi yazımını esas aldı.

 

-TDK, KAFFED ile görüştü demiştiniz. KAFFED bu projeye ne kadar dahil oldu?

-Ankara’da ve Burhanettin Hoca’nın desteği sayesinde TDK Başkanıyla görüşmeler yapılabildi. KAFFED aracılık etti, o dönemde Yıldız Şekerci yönetimi vardı. Sonradan gelen yeni yönetim de görüşmeleri devam ettirdi. Türkiye’de siyasi durum her an değişebiliyor. TDK Başkanı sözlük basılmadan görevden ayrılmıştı, o nedenle sözlüğün basılmasının bir kazaya uğramasından korkuyorduk ama süreç çoktan başlamıştı ve nihayetinde sonuçlandı.

“Sözlüğün telif hakları TDK’ye ait”

 

-TDK tarafından şu an kitap bin adet basıldı. Kitabın sonrasında Kafkasya’da da basılmasına yönelik bir plan var mı ya da Kafkasya’ya yönelik buna benzer bir başka çalışma olacak mı?

-Şu anda sözlüğün orada basılması diye bir şey söz konusu değil. Telif hakları TDK’ye ait ve belli bir sayıda basılana kadar da böyle devam edecek. Ama ilgilenenler mevcut sözlüğü oraya götürecektir tabii.

 

-Dile yönelik başka çalışmalarınız var mı? Gelecekteki projelerden bahseder misiniz?

-Zaten basılan sözlük de daha önce mevcut olan birçok projeden bir parçaydı. Onu TDK’ye göre uyarlamış olduk. Bunun haricinde İngilizcesi de olan başka bir sözlük daha var, o sözlük küçük çaplı, 5 bin kelimelik bir AB projesi kapsamında hazırlanıyor. İstanbul Kafkas Kültür Derneği de proje ortağımız. Ek olarak Çerkesçe fiil çekim kitabı var, bir de konuşma kılavuzu. Onlar bu yaz sonuna doğru hazır olacak.

Bunlar dışında 2 web sayfamız var; birisi dil öğrenimine yönelik, diğeri de sesli sözlük. Dil çalışmalarına dair her şeye sesli olarak da erişebileceğimiz bir internet sözlüğü hazırlıyoruz. Bu internet sözlüğü için teknik altyapı hazır, yakında içerik girmeye başlayacağız.

Ayrıca A1 (giriş) seviyesinde bir öğretim kitabı projesi var, bu da o web sitesiyle paralel. Siteye hazırlanacak içerik basılı bir kitap haline de gelecek. Şunu söylemem gerekir; Bahçeşehir Üniversitesi’nde geçen dönem Çerkesçe seçmeli dersi açıldı, dersi ben verdim, muhtemelen önümüzdeki dönem de devam edecek. Bu gibi eğitim alanlarında materyal eksikliği çekiyoruz. Metodolojisi uygun, yabancı dil öğretimine yönelik hazırlanmış basit seviyede bir kitaba ihtiyacımız var. Çalışmaları derleyip kitap haline getirirsek sanırım bu kaynaklar önümüzdeki yıl içinde yayımlanmış olacak.

“TDK’nin Çerkesçe sözlük basmasının sembolik bir önemi var”

 

-Akademik olarak son zamanlarda dil çalışmalarına önemli ölçüde bir yöneliş olduğunu görüyoruz, yine de henüz bu daha entelektüel bir çevrede sınırlı kalıyor. Bu çalışmalar toplum nezdinde ne kadar karşılık buluyor?

-Bunu söylemek için henüz erken çünkü bahsettiğim çalışmalar henüz ortaya çıkmadı. Ama bir talep olduğunu görüyorum. Proje kapsamında dil öğretmenleriyle, derneklerde bu işlerle uğraşanlarla çalıştık. Bir talep var ama toplumun genelini kapsamıyor bu talep. Tehlike altındaki dillerin öğreniminin ekonomik ve sosyal bir karşılığı maalesef yok. Biraz romantik ya da idealist bakışla bu dilleri öğrenmeye eğilim var. Yine de en azından iki üniversitede bölümler var, ayrıca seçmeli ders olarak okutuluyor, derneklerde kurslar devam ediyor. Bu materyaller de buralarda dil eğitiminde kullanılması için gerekli materyaller oluyor.

Dili kendi kendine öğrenmek için de bu materyallere internet üzerinden erişebilmek önemli. Ancak böyle olduğunda dille ilgili materyallere dünyanın her yerinden erişmek mümkün oluyor. Sadece Türkçeyle ya da Türkiye’yle sınırlı kalmıyor, başka dilleri de ekleyebiliyorsunuz. Böyle olduğunda belki bu, dile olan ilgiyi de artırır. İlgi oluşmasını bekleyip ona göre çalışmak çok mümkün değil zaten ama tersi işleyebilir. Ortada bir sözlük olursa, kitaplar olursa, internette bir materyal olursa en azından dilin görünürlüğü artar, dile ilgi olur diye umuyorum.


Dr. Murat Topçu (Papşu) tarafından hazırlananan 691 sayfalık sözlüğe Prof. Dr. Burhanettin Dönmez, Prof. Dr. Nadir İlhan, Dr. Madina Pashtova ve Raisa Unarokova katkı sundu


-Kitap dijitale taşınacak mı?

-Öyle bir konu gündeme gelmedi. Dijitale taşımak son yıllarda bazı yayınevlerinin bir tercihi oldu. Kitapları hem basılı hem dijital olarak satıyorlar. Ama TDK’nin öyle bir politikası bildiğim kadarıyla yok. İleride gündeme gelebilir. Dediğim gibi bu çalışmalar bir online sözlük haline geldiğinde başka bir şeye gerek kalmayacak. Tabii online sözlük için içeriğin sürekli geliştirilmesi gerekiyor ve yıllar gerekiyor bunun için. Ama dijital bir sözlüğün olması bence yeterli olur. Benim de kitaplığımda yıllardır hiç elimi sürmediğim yüzlerce sözlük var, gerek kalmıyor çünkü her şeye internetten ulaşılabiliyor.

Şunu da söylemek lazım, sözlük çalışmaları daha önce de yapıldı ama TDK’nin basmasının farklı bir anlamı var: Geçmişteki politikalar nedeniyle hâlâ birçok insan bu dilleri göz önünde konuşmaktan, dillendirmekten, dersini almaktan korkuyor. Şimdi TDK tarafından böyle bir sözlüğün basılmış olması o anlamda da sembolik bir önem taşıyor.

 

-TDK’nin ilk Çerkesçe sözlüğü değil mi?

-Evet, bu ilk. Bu farklı dillerde sözlük politikası yeni başladı zaten. Türkiye’nin diğer dillerinde sanırım 5-6 sözlük bastılar şimdiye kadar. Eğer politikada bir değişiklik olmazsa bu sözlük çalışmaları devam edecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz