‘En çok Alevi ve Hıristiyanlara yönelik suç işleniyor’

0
272

İnanç Özgürlüğü Girişimi’nin “Türkiye’de Din, İnanç veya İnançsızlık Temelli Nefret Suçları 2022” raporu yayımlandı. İnanç topluluklarından gelen bildirimler ve medya izleme sürecinde erişilen verileri temel alan raporda, 2022 yılı içinde 36 nefret suçu ve olayı tespit edildi.

Nefret suçları

Funda Tekin tarafından kaleme alınan rapor; din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçlarının, diğer nefret suçları gibi, Türkiye’de önemli bir sorun olmaya devam ettiğine dikkat çekiyor. Türkiye’deki yasal mevzuat ve uygulamanın bu suçlara karşı oldukça etkisiz olduğu vurgulanan raporda nefret suçlarının toplumsal barışın önünde ciddi bir engel olduğunun da altı çiziliyor.

Bu suçlarla mücadelenin bütünlüklü bir şekilde geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu kaydedilen raporda; nefret suçlarının kamu yetkilileri ve sivil toplum tarafından izlenip raporlanması, etkili bir şekilde soruşturulması, zarara ilişkin tazmin, mağdurların desteklenmesine yönelik bütünsel bir yaklaşım ve çok paydaşlı çalışmalar temel ihtiyaçlar olarak tespit ediliyor.

Aleviler ve Hıristiyanlar ilk sırada

İzleme çalışması kapsamında, Ocak-Aralık 2022 döneminde din, inanç veya inançsızlıkla bağlantılı 36 nefret suçu veya olayı bilgisine ulaşıldı. “Hedef alınan gruba göre” ulaşılan nefret suçu/olayı dağılımı: Aleviler 15, Hıristiyanlar 15, Yahudiler 4, Ezidiler 1, Müslümanlar 1.

Hıristiyanların maruz kaldığı nefret suçlarının bir kısmında Ermeniler, Süryaniler, Yunanlar gibi etnik kimlikler hedef alındı.

Raporda, dünya genelinde, nefret suçlarının yaşanandan az ihbar edildiği ve raporlandığı düşünüldüğünde bu sayıların olayların gerçek boyutunu yansıtmadığı belirtiliyor. Nefret suçlarının raporlanması veya ihbar edilmesi önündeki temel engeller ise şöyle sıralandı:

-Mağdurların önyargı saikli eylemleri kanıksamış olması ve ihbar veya rapor etme eşiklerinin yüksek olması;

-Kişilerin dışlanma riskini düşünerek ihbar etmekten kaçınmaları;

-Mağdurların iddialarının ciddiye alınmayacağına veya ihbarda bulunduklarında, polis memurları tarafından da dahil olmak üzere, daha büyük mağduriyete uğrayacaklarına dair endişeleri.

Etkili hukuki süreçler yürütülmüyor

Raporda, yaşanan ve özel bir hassasiyetle ele alınması gereken nefret suçu veya olaylarının çoğunda nefret suçu boyutunun irdelendiği etkili bir hukuki süreç yürütülmediği ve cezasızlıkla mücadele için adımların atılmadığı tespitine de yer verildi.

Geçmiş yılların izleme verileriyle birlikte değerlendirme yapılan raporda; mezarlık, ibadet yeri, ev veya okul gibi din veya inanç topluluklarıyla ilişkili mekânlara yönelik saldırıların en sık karşılaşılan olaylar olduğu belirtiliyor. Alevilerle ilişkili mekânların işaretlenmesinin yaygın örüntülerden biri olduğu ve süreklileşen bu suçlara karşı etkili bir uygulamanın olmadığı aktarıldı.

İlerleme planı hayata geçirilmedi

Nisan 2021 tarihli İnsan Hakları Eylem Planı’nın önemli bir ilerleme adımı içerdiğine dikkat çekilen raporda, aradan iki yıl geçmesine rağmen bu hedeflerin yerine getirilmediği ve Türkiye’de hâlâ nefret suçu mevzuatının yetersiz olduğu belirtildi. Yetkililerin ivedilikle kapsamlı bir mevzuat düzenlemesi ve cezasızlık politikalarıyla mücadele için harekete geçmesi çağrısı da yapıldı.

Öneriler

Raporda ayrıca şu önerilere yer verildi:

  • Kamu yetkilileri; tüm nefret suçlarını engellemek ve bunlarla mücadele etmek amacıyla nefret suçlarına ilişkin mevzuat düzenlenmesini, nefret suçlarının ayrıştırılmış bir şekilde kayıt altına alınmasını, etkin bir şekilde soruşturulmasını, kovuşturulmasını ve uygun bir yaptırım uygulanmasını sağlamalı. Ayrıca, mağdurların desteklenmesi için ihtiyaçlarına yönelik çok boyutlu tedbirler almalı.
  • Sivil toplum; nefret suçlarıyla ilgili doğru bilgileri yaygınlaştırmak ve nefret suçlarına dair farkındalığı artırmak için medyayla daha iyi ilişkiler kurabilir, politikalar, savunuculuk stratejileri ve nefret suçuyla mücadelede değişim yaratacak araçlar geliştirmek için farklı gruplarla işbirliği yapabilir, nefret suçlarına dair farkındalığı artırmak için faaliyetler yürütebilir, mağdurlara doğrudan destek sunabilir ve nefret suçlarını izleyip raporlayabilir.
  • Din veya inanç toplulukları; kendi toplulukları için farkındalık yükseltme çalışmaları yürütebilir, nefret suçlarıyla ilgili ihbarda bulunarak, kendi veritabanlarını oluşturarak ve verileri paylaşarak nefret suçlarının görünürlüğünü artırmaya katkıda bulunabilir; mağdurlara pratik destek sunabilir ve bilgi paylaşabilir ve nefret suçlarıyla ilgili çalışma yapan kuruluşlarla işbirliği yapabilir. (Evrensel)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz