‘Seyahatlerde sadece ülke sınırlarını değil, kendi sınırlarımızı da zorluyoruz’

0
473

Ülke ülke gezerek biriktirilen anılar ve sanat dolu bir hayat… Payidar Şeyma Alışır ile çalışmalarını ve ziyaret ettiği ülkeleri keyifle dinlediğimiz bir söyleşi gerçekleştirdik.


-Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

-Ben Payidar Şeyma Alışır. İnguş bir aileden geliyorum. İstanbul’da yaşıyorum. Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar ve Grafik Tasarım Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar Kreatif, Dijital, Outdoor Ajanslar başta olmak üzere, kitap ve dergi yayıncılığı, dizi, TV gibi alanlarda art director olarak çalıştım. Aynı dönemlerde yurtiçi ve yurtdışında sanat alanında karma sergi ve fuarlara katıldım. Halen dijital sanat ve fotoğraf dilinden yararlanarak sanatsal çalışmalar üretiyorum.

 

-Kitap, dizi, web ve sergi tasarımı gibi birçok alanda çalışmalarınız var. Daha çok çalışmayı tercih ettiğiniz ya da bu alanda daha verimli çalışıyorum dediğiniz bir alan var mı? Yoksa mesleğim gereği hepsine eşit mesafedeyim mi dersiniz?

-Çalışmalarımın tümünü dijital olarak ürettiğim için bu bir poster, bir kitap, dergi ya da web tasarımı da olsa benim için aynı. Sadece sanatsal çalışmalar yaparken kendimi daha özgür hissedebildiğimi söyleyebilirim. Çünkü bir kurumun ya da kişinin kimliğine bağlı kalmadan yalnızca kendi duygularımı ifade edebilme özgürlüğünü sadece o mümkün kılıyor.

 

-Sanatsal çalışmalarla ilgili de kısa bir bilgi verebilir misiniz?

-Tabii ki; uzun yıllardır kendimi görsel bir dille ifade ediyorum. Kendimi bildim bileli analog dönemden itibaren fotoğraf çekiyorum ve dijital tasarım programlarını kullanıyorum. Bu dijital görselleri, sanatsal bir forma dönüştürmek için de fotoğraf, dijital illüstrasyon ya da 3D gibi yaratıcı ifade biçimleri kullanıyorum.

 

-Nasıl bir meslek seçimi oldu sizin için? Çocukluktan itibaren hayal edilen mi yoksa süreçle birlikte tercih edilen mi?

-Çocukluğumda en iyi dersim matematikti ama beni müzik ve görsel sanatlar heyecanlandırırdı. Güzel Sanatlar Fakültesi okumadan önce başka bir bölüm bitirip çalışma hayatıma başladım. Ne olmak istediğimi ilk işyerimde anladım. Yazılım yaparken işin hep tasarım kısmına kafa yorduğumu fark ettim ve bilinçli bir tercihle çalıştığım dönemde güzel sanatlar fakültesi okudum.

-Teknoloji artık yapay zekânın aktif olarak kullanıldığı bir süreçte. Birçok çalışma yapay zekâ destekli ilerliyor. Sizin alanınız için bir eksi ya da artısı var mı bu gelişmenin?

-Tabii ki, kesinlikle artısı var. Artık yaptığım çalışmaların pek çoğunda yapay zekâyı kullanıyorum. Bugüne kadar kullandığım Photoshop, Illustrator gibi programlarda fikir üretmekten çok daha fazla zamanımı, bazı teknik üretim süreçlerine ayırıyordum. Yapay zekâ ile bu teknik süreçlerin zamanları kısaldı. Zaman kazanmak çok değerli benim için. Ayrıca dijital yaratımlar için yapay zekâ, üretim süreçlerini geliştirmek, fikir üretmek ve yeni olasılıkları keşfetmek için de bir fırsat bence.

 

“İlham aldığım çok fazla şey var. Doğa, sanatçılar ve tasarımcılar…”

 

-Konu sanat olunca galiba ilham kaynağı ilk akla gelen soru oluyor. Var mı sizin de hayatınıza ya da çalışmalarınıza referans aldığınız bir kaynak?

-İlham aldığım çok fazla şey var. Doğa, sanatçılar ve tasarımcılar… Picasso, Mondrian, Esher, Peter Saville, Malevich, Paula Scher bu tasarımcı ve sanatçılardan sadece birkaçı…

 

-Bir etnik kimliğiniz de var sizin, İnguşsunuz. Hiç etnik çalışmalar yaptınız mı? Ya da düşündünüz mü?

-Bir dönem İnguş ve Kafkas motiflerini kullanarak görseller çalıştım. Ama açıkçası somut bir projeye dönüştürmedim onları. Belki bir gün, neden olmasın?

-Droneinwonderland kullanıcı adıyla, epey de takipçisi olan bir Instagram hesabınız var. Nedir bu sayfanın hikâyesi?

-Droneinwonderland altı yıl önce eşim Ali Alışır ile birlikte açtığımız bir Instagram hesabı. Ağırlıklı olarak drone’la çektiğimiz fotoğraf ve videoları paylaşıyoruz.

 

-Şimdiye kadar kaç farklı ülke gezdiniz?

-İzlanda, Norveç, Alaska, İtalyan Alpleri, İsveç, Danimarka, Portekiz, Azor Adaları, Rusya, Faroe Adaları başta olmak üzere ortalama 25 ülkeye gittik. Bazı ülkelere doyamayıp 2-3 kez gittiğimiz zamanlar oldu. Örneğin Norveç’e üç kez gittik ve bu seyahatlerde Norveç’in güneyinden kuzeyinde Rusya sınırına kadar hemen hemen her limanında durarak tüm şehir ve kasabalarını gördük.

 

-Ekonomik kaynağı nasıl oluşturuyorsunuz?

-İlk seyahatlerimizi iki farklı turizm şirketiyle yaptığımız sponsorluk anlaşması ile gerçekleştirdik. Sonrasında araya pandemi girdi. Pandemi biter bitmez kendi bütçemizi oluşturarak rotalarımızı yaptık ve doğa ağırlıklı maceralı seyahatlere kendi imkânlarımızla gittik. Sanattan kazandığımız bütçeyi gezilere aktardık.

-Gittiğiniz yerlerde konaklamayı nasıl tercih ediyorsunuz? Otel, gemi, çadır, karavan…

-Karavan dışında hepsini deneyimledik diyebilirim. Bazen geceleri yıldız pozlama yapabilmek ve doğayla iç içe olmak adına çadırda kaldık. Ya da gideceğimiz rotalara yakınlığı çok önemsediğimiz için, o bölgeye yakın Guesthouse, Airbnb ya da Oteller’de konakladık. Kruvaziyer gemilerle de çok fazla seyahatimiz oldu. Okyanuslardan ya da nehirlerden şehirleri, kasabaları, köyleri izledik…

 

-Eminim birçok anı biriktirmiş ve birçok hikâyeye tanık olmuşsunuzdur. En etkilendiğiniz desem bir anı gelir mi aklınıza?

-Gerçekten çok fazla anı biriktirdik. Etkilendiğim çok fazla an var.

O anlardan biri… Faroe Adaları’ndayız. Arkamızda Leitisvatn Gölü, önümüzde de Kuzey Atlas Okyanusu arasında bir uçurumdayız. Nefes kesici bir manzarada sadece biz varız. Uçsuz bucaksız bir okyanus… Kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyüleyici bir doğa, gözlerimi dolduran bir an…

 

“Her seyahat beni biraz daha büyütüyor”

 

-Birçok insanın hayali olarak tarif edebileceği bir hayatınız var. Bu yaşam tarzını tercih etmek, dahası elde etmek zor mu?

-Hepimizin hayattan beklentisi ve hayalleri farklı. Bizi bu hayatta en çok mutlu eden şey seyahat ve keşfetme duygusu. Seyahatlerde sadece ülke sınırlarını değil, kendi sınırlarımızı da zorluyoruz. Her rotada yeni bir şey öğreniyor, konfor alanımızdan çıkıyoruz.

Ben yükseklik korkumu bu seyahatlerde yendim diyebilirim. Seyahatte tüm olasılıklara açığım ve olumsuzlukları da bir öğreti olarak görüyorum. Her seyahat beni biraz daha büyütüyor.

Bu yaşam tarzını tercih etmek ya da elde etmek dışarıdan göründüğü gibi zor değil. Hayattan ne beklediğinizle ilgili. Minimal bir yaşam tarzımız var ve yapabileceğimiz en büyük yatırımın seyahat etmek olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca seyahatleri olabilecek en pratik ve ekonomik hale getiriyoruz. Konaklamalara minimum bütçeyi ayırıyoruz. Burada beş yıldızlı bir otelde aynı manzaraya bir hafta bakmak yerine, bambaşka bir coğrafyada her gün başka bir manzaraya bakmayı tercih ediyoruz.

 

-Bu hayatı doya doya ve sanatla yaşıyorsunuz diyebiliriz o zaman.

-Öyle olması için çabalıyoruz diyebilirim.

 

-Samimi cevaplarınız için çok teşekkür ederim.

-Ben çok teşekkür ederim Jineps ailesine.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz