Kentsel dönüşümden mülkiyet gaspına!

0
402

7 Kasım 2023 tarihinde yapılan değişikliler ile 6306 sayılı kanun (Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi) yeniden gündeme geldi. 1999 Marmara ve 2011 Van depremlerinden sonra mevcut yapıların güvenli hale getirilmesi ve tehlikeli yapıların da yıkılarak yenilenmesi adına yürürlüğe konan “Kentsel Dönüşüm” yasası, son yapılan değişikliklerle mülkiyete el koyma yasası haline dönüşmüştür. Yasanın uygulama süreçlerine bakıldığında, afet riskli alan seçimleri, konunun deprem odaklı olmaktan çok rantsal odaklı olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Sulukule’de, Tarlabaşı’nda, K. Çekmece’de, Ayazma Tepeüstü’nde, G. Osmanpaşa’da, Sarıgöl’de yapılan uygulamalar bunun en açık göstergesidir.

Bu süreç, kentsel dönüşüm piyasa aktörlerinin lehine, yoksul sınıfların dışlanması olarak gerçekleştirilmiştir. Yasa riskli alan, rezerv yapı alanı ve riskli yapı tanımı ile işlenmiş, bu tanımları uygulayıcılar kendi iradeleri ile belirlemiş, kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşüm yaratılmıştır.

11 yıldır yürürlükte olan bu yasanın uygulama alanlarına baktığımızda STK’lar, meslek odaları, mahalle dernekleri gibi örgütlenmeler ile bir arada, hukuki haklarını savunan bir mekanizma oluşmuştur. Ancak yeni yasal düzenlemeler bu hukuk arayışının önünü tamamen tıkamıştır.

Riskli alan ilanında bakanlık tek yetkili olarak “Üzerindeki yapıların en az %65’i imar mevzuatına aykırı veya ruhsatı alınmaksızın inşa edilen ancak sonradan yapı ruhsatı ve iskân almış yapılardan oluşan alandır” hükmüne göre istediği bölgede istediği alanı riskli ilan etme yetkisine sahiptir. Bu alanlar üzerinde imar planları yapma yetkisine de sahiptir. Yapılan imar planlarında kentleşme, planlama ilke ve prensiplerine aykırı olsa da bu alanda kendi standartları çerçevesinde planlamayı istediği şekilde yapar.

Yine yasada yapılan değişiklik ile kurulan “Kentsel Dönüşüm Başkanlığı” olağanüstü yetkinliklerle donatılmış olarak, yasanın verdiği yetki ile plan yapma, uygulama hakkını da kullanabilir. Kendi şirket kurabilir veya istediği şirketlere ortak olabilir. Rezerv alan içinde kalan yapı veya arsa sahiplerine tebligat göndermedeki değişiklik ile, Resmi Gazete’de yayımlanan gün itibariyle mahalle muhtarlıklarına veya kişinin e-devlet hesabına gelen bildirimden sonra, 15 günlük bir sürede itiraz hakkı var. Bu süre içinde ilgili mahkeme en çok 15 gün içinde karar alacak ve bu karara da itiraz edilir ise 15 gün içinde sonuçlanacak. Yani toplamda bu konu ile ilgili karar 45 gün içinde sonuçlanacak. Daha açık bir deyişle hukuksal açıdan bir kazanım yok gibi. O da sizin en etkin takibiniz sonunda. Çıkacak karara göre, yapınızın yıkımı için size verilen süre 90 gün. Bu süreçte barınacağınız bir başka eviniz veya imkânlarınız yoksa size ait mülkünüzde barınmanızı ortadan kaldıracak işlemler başlıyor. Elektriğiniz, suyunuz, doğalgazınız anında kesiliyor. Ve yasanın yetkisi dahilinde mecburen boşalttığınız eviniz yıkılıyor. Bunu yasada eklenen “Yıkılacak derecedeki yapı” tanımı ile güçlendiriyorlar. Bu eylemde kapalı kapılar açılıyor, kolluk kuvvetleri ile evinize giriliyor ve yıkım gerçekleşiyor. Bunun ardından, 30 gün içinde önünüze konan projede size tahsis edilen yer ile ilgili kararınızı vermeniz gerekiyor. Eski uygulamadaki 2/3 çoğunluk aranmaksızın, salt çoğunluk kararı ile önünüze konan ne varsa anlaşmak zorunda kalacaksınız. Veya “Acele kamulaştırma” kararı ile mülkünüzden olacaksınız.

Evinizin yıkılmadan önceki değeri ile yapıldığından sonraki değeri arasındaki farkı da borçlanıyorsunuz. Bu borcun taksitlerini memur maaşlarına gelen zam oranı ile artırarak ödüyorsunuz. 15 yıllık borç ödeme sürecinde evinize ait mülkiyet tapusunu alamıyorsunuz. Bu süreçte vefat ederseniz de mirasçılarınız hakkınızdan yararlanamıyor. Borcunuzu ödeyemezseniz, borç kalan miktar üzerinden mülkiyet değerinizin kentsel dönüşüm zamanına ait bedel, kentsel dönüşüm başkanlığınca size ödeniyor ve tapudaki mülkiyet hakkınız elinizden alınarak Hazine’ye devrediliyor.

Rezerv yapı alanı ilanı, bu alanlardaki yapılara ve arazilere ilişkin tebligat mevzuatı, yasal hak arama süreleri, itirazlar, yapım ve maliyetler üzerinden borçlanma hükümlerindeki yeni düzenlemeler sizin mülkiyetinizin gaspını yasa ile sağlıyor. Bu kanuna ilişkin uygulama yönetmeliği yakında çıkacak. Yasa ile ilgili TBMM’de bulunan muhalefet partilerinin anayasa mahkemesine iptal davası açma yetkileri var.

Yasa ve kanun uygulayıcılarının son dönemlerde ortaya koydukları süreçleri de ele alırsak, bu yasa ile mağdur olacak kişileri çok zor günler bekliyor. Türkiye’de çok tartışılacak bu yasal düzenlemelerle anayasadaki barınma hakkına aykırı bu kanunun iptal edilmesi gerekir. Deprem korkusu ile halk yalnız ve sahipsiz bırakılmış, rantiyecilerin önünde aciz, güçsüz ve geleceği yok edilen bir konumda kaderine terk edilmiştir. Bu düzenin acımasız baskılarına karşı örgütlenmenin demokratik hak ve hukuk arayışının kaçınılmaz gerçeğine gelinmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz