Depremin 1. yıldönümü ve Gönül Mutfağı

0
83

Büyük Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden bugün bir yıl geçti. Acısı hâlâ tazeliğini koruyor, bir ömür boyunca da korumaya devam edecek gibi. Depremin ilk günlerinde kurulan ve sonradan “Gönül Mutfağı” ismini alan gönüllü oluşum tam bir senedir durmaksızın Hatay’da çalışmalarına devam ediyor ve onlara ihtiyaç kalmayana kadar da devam etmek niyetinde. Deprem gününden itibaren birçok yaştan ve meslekten insanın yolu bu mutfaktan geçti. Gönül Mutfağı, depremde yaşanan zorluklara karşı uzun vadeli bir destek ve umut kaynağı oldu.

Gönüllüler tam bir yıl sonra 6 Şubat depremini anma ve geleceğe dair umutları paylaşma amacıyla buluştu. Birçok şehir depreminin yaralarını sararken inşa ettikleri bu dayanışma köprüsünü güçlendirmek ve unutmadık demek için tekrar toplandı. 6 Şubat’ta kaybettiklerimiz için okunan duaların ardından hazırladıkları yemekleri depremzedeler ile buluşturdular.


Alper Çakır, gastronomi öğrencisi, 20 yaşında

Hayatımın dönüm noktası Hatay’ın deprem senei devriyesi için tekrardan İskenderun’a dönüyorum. İçim, şubat ayına girdiğimizden beri kıpır kıpır, yerimde duramıyorum, sanki o ilk deprem haberini aldığım gün gibi. İçimde hâlâ bir korku var, anlamlandıramadığım. Zaman o kadar hızlı geçiyor ki… O günler dün gibi, umarım dünde de kalır. Mutlu olduğum şeyler de var tabii, Hatay’ı tekrar göreceğim, beraber gönüllü olduğum insanlarla tekrardan yemek yapacağım, onlarla tekrardan vakit geçireceğim için çok heyecanlıyım. Hatay’ı deprem öncesi haliyle görmek isterdim, o mümkün olmadı ama umarım çabucak toparlanır ve yeni haliyle görmüş olurum. İnşallah aynı şeyleri tekrardan yaşamayız.


Mehmet, gastronomi öğrencisi, 23 yaşında

Depremin ilk günündeki o duygu patlamalarımı hatırlıyorum. Televizyon karşısında geçen her dakikamda içimden bir ses bana bir şeyler yapmam gerektiğini söylüyordu. Birkaç gönüllü projesinde yer aldığımda bunun yeterli olmadığını fark ettim. Tam da o an üniversite grubumda Gönül Mutfağı’nın gönüllü gastronomi öğrencilerini beklediğini gösteren bir mesajla karşılaştım. Düşünmeden başvuru yaptım ve ramazanın ikinci haftası İskenderun’daydım. Ben ve benim gibi 15 gönüllü öğrenci, deprem bölgesine geldiği ilk günden beri, ilahi denilebilecek bir güçle, günde 70 bin kişiye yemek yapımında destek oluyordu. Ve hepimizdeki ana düşünce, doyurduğumuz binler için değil doyuramadığımız bir için daha da çalışmamız gerektiğiydi. Hatta bir ara arkadaşıma ne kadar yorulduğumdan bahsederken, arkadaşım bana Ebru Şef’in paylaştığı bir videoyu göstererek tüm yorgunluğumu unutturacak bir olay yaşattı. Videoda küçük bir çocuğa “Gönül Mutfağı’ndan gelen en çok hangi yemeği seviyorsun” sorusuna “Pilav” dediğinde saatlerce ağladığımı hatırlıyorum. Ben ve arkadaşlarımın yaptığı o pilav bir çocuğun mutluluğu olmuştu.

İşte o günden sonra Gönül Mutfağı’ndan ben ve 6 arkadaşım ayrılmayarak sıcak yemek dağıtımının son gününe kadar yaraları sarmaya devam ettik. Şu anda Gönül Mutfağı’nın sizlere ihtiyacı var. Depremzedelerimizin portakal ve mandalina tarlalarında gönüllü arkadaşlarımız yardım ediyorlar. Azalan nüfus, işçi gücündeki eksikler ve alım-satım yetersizliğinden dolayı narenciyeler tarlalarda çürümeye terk ediliyor. Ağaçların seneye çiçeklenmesi ve yerde çürümeye bırakılan narenciyelerin asitli yapısının toprağı asitlendirmemesi için Gönül Mutfağı devreye girdi ve üreticiden satın aldıkları bu narenciyeleri depremzedelere dağıtıyorlar. Haydi siz de gelin ve bu büyük ailenin bir parçası olun.


Pelin Burcu Kaplan, yoga ve mindfulness meditasyon eğitmeni, 40 yaşında

Ne yazsam, nerden başlasam… Yaşadıklarımı nasıl anlatsam… Gördüklerimi, tanıştığım güzelim insanları. Oradaki emeği, insanüstü çabayı. Bir hafta kaldım ve gerçekten stüdyo ve derslerim olmasaydı daha da kalırdım. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil. Orada olmak, o havayı solumak gerekiyordu. Ve sevgili Ebru Baybara Demir’in de söylediği gibi iş başa düşünce kendi üstümüze düşeni yapmalıyız insanlık için. Kimse yapmıyorsa biz yapmalıyız elimizden geldiğince ve gerçekten birlikten de kuvvet doğuyor. Gerekirse hiç uyumadan çalıştık. Evet, ilk üç gün kolay olduğunu söyleyemem kendi açımdan, lakin zihin, ah bu zihin… Dördüncü gün çatladı direnç, çatladı her şey, kabuk kırıldı ve ayrı bir güç ve azim geldi. Senden daha yüce bir şeye hizmet etmenin azmi geldi. 70 küsur yaşında insanlar dahi orada canla başla çalışıyorlardı. Gidelim, destek olalım. Orada kimlikleri bırakmak da muhteşem bir öğretiydi. Her yaştan, her meslekten güzelim insanla tanıştım. Orada herkes “bir”di. İyi ki gitmişim.


Murat Menteş,veteriner hekim, 56 yaşında

Kelimelerin anlatmaya yetmediği bir yıkım..

İnsanlarımız acı içinde…

Ben ve arkadaşlarım kurulan mutfakta Hatay insanlarına bir zerre katkımız olabildiyse ne mutlu bizlere… Acımız sonsuz. İnsan olduğumu anladığım günler yaşadım orada.

Son sözüm; iyilik iyidir. Rahmetle anıyorum.


Merve İmamoğlu, diyetisyen, 25 yaşında

6 Şubat’ta Türkiye büyük bir deprem felaketi yaşadı ve Hatay da en çok etkilenen iller arasındaydı. Bu süreçte Ebru Şef, depremzedelere yardım etmek amacıyla Gönül Mutfağı’nı kurdu. Gönül Mutfağı, gönüllüler ve depremzedeler arasında bir köprü görevi gördü. Ben de kısa bir süre orada gönüllü oldum ve depremzedeler için 3 öğün yemek yapma ve bunun dışında yardım edebileceğim konularda da yardımda bulundum.

Kocaman bir yarayı iyileştirmek için bir araya gelmiş birçok insanla tanışıp, kucaklaşarak ayrıldık. Bu deneyim, insanların bir araya gelerek birlikte hareket etme ve dayanışma gücünün ne kadar büyük olduğunu gözlerimle görmemi sağladı. Mutfağa gelip emek harcayan, gelemeyip uzaktan yardımlarını esirgemeyen herkese çok teşekkür ederiz.


Furkan Yasir Yılmaz, psikolog, 25 yaşında

Maraş’a giderken bütün yol boyunca insanlarla nasıl iletişim kurmam gerektiğini düşünüp durdum. Ulaştığımda yaşadığım şoku Ömer Ağabey’le atlattık, şehri turlayıp dururken yaşadığımız kederi Adem Ağabey hafifletti, hissettiğimiz çaresizliği Oğuzhan Ağabey gidermeye çalıştı. bütün Maraş halkı öyle ağırbaşlı, olgundu ki… Motive etmek için güzel şeyler söylediler hep bize, hepsine selam olsun. Dönerken tek bir şey düşünebiliyordum, başkasının değil kendi yaralarımızı sarmışız hep el ele…


Perihan Kıraç, avukat, 26 yaşında

Tam bir yıl olacak bugün. Şu an bir konteyner kentten mutfağa dönüştürülmüş “Gönül Mutfağı”ndayız. Duygular depremin ilk günündeki kadar taze ve gözyaşları insanı hiç beklemediği anda yakalayacak kadar savunmasız bırakıyor. Dışarıda kazanlar kuruldu, ateşler yakıldı, sabaha kadar yemek pişecek, taziye yemeği.

Depremin ilk gününden beri “Ben ne yapabilirim? Nasıl orada var olabilirim?” sorusunun cevabına çok büyük yuva olan bir yer “Gönül Mutfağı”mız.

Yitip giden canlarımıza dualarla, geride kalan herkese kaybettikleri için duydukları sevgi kadar sabır dilediğimiz bir gün oluyor.

Gözümüzün gördüğünü, bu deprem felaketiyle yaşadığımızı bir daha hiç yaşamamak dileğiyleyiz.

Gönül Mutfağı umudu yeşerten, dayanışma ve birlik duygusunu yüreğimde yaşadığımı hissettiğim bir nokta. Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği bir kadın olan Ebru Şef’e çok teşekkürlerimi sunuyorum, böyle büyük bir felaketten aslında birbirine ne kadar kenetlenmiş bir millet olduğumuzu bize hatırlatma fırsatı sunduğu için…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz