‘Diasporayı da Kafkasya’yı da içeriden deneyimleyebiliyorum’

0
282

Yaptığı işlerde kimlik, göç, diaspora gibi konulara odaklanan, “Çerkes Köyleri” ve “Abhazya” projelerini başarıyla yürüten fotoğraf sanatçısı Denef Huvaj ile sanat yolculuğunu konuştuk.


-Sizi tanıyabilir miyiz?

-Ben Denef, uzun süredir fotoğraf ile uğraşıyorum. Yaklaşık 15 sene diyebiliriz. İşlerimde kimlik, göç, diaspora gibi konulara odaklanıyorum. Aslında dünya için pek de popüler bir konu olmayan Kafkasya’nın çeşitli bölgelerinde, çeşitli çekimler yaptım. Türkiye’de çektiğim ‘Çerkes Köyleri Projesi’ ile ikinci sürgünü yaşayan Manyas Gönen köylerini Kafkasya’da sürüldükleri köyleri ile birlikte fotoğrafladım. Abhazya’da çeşitli projeler çalıştım. Orada iletişimde olduğumuz sanatçılarla bir kolektifimiz var (https://www.instagram.com/nov20collective?igsh=MWNyNGhwcHE5OHVsdA==) ve sık sık ziyaret ediyorum (Nov20 Collective – Apsha Khagba, Ömür Atay, Alan Vabua, Sinejan Kılıç Buchina, Diana Khintba, Otto Lakoba). Osetya’da Osetyalı sanatçı Zaur Gergiev ile bir seri çalıştık.

Rusya, Almanya, Portekiz ve Türkiye’de birçok sergim oldu.

 

-Son projelerinizde sizi daha çok küratör olarak gördük. Ne iş yapar küratör?

-Evet, arka arkaya iki serginin küratörlüğünü gerçekleştirdim. Bir tanesi Şamil Vakfı’nın KAFFED ile ortak yürüttüğü ‘Sandıktaki Anılar’ projesinin arşiv sergisi idi. İkincisi ise İKKD’nin düzenlediği ‘Eşsiz Kardeşler’ sergisiydi. Küratör aslında sergi düzenleyicisidir. Bir serginin, projenin anlatım ihtiyacına göre ve kavramsal olarak doğru şekilde yerleştirerek izleyicisine sunmaya çalışır.

 

-Burada daha verimli çalışıyorum dediğiniz bir alan var mı? Yoksa hepsine eşit mesafedeyim mi dersiniz?

-Ben aslında serbest bırakıldığımda her alanda daha verimli çalışıyorum. Fotoğraf zaten genelde tamamen benim irademde ilerliyor. Ama biri sınırlandırdığında bu beni verimsizleştiriyor. Bunu amatör biçimde “Ben istediğim yaparım” diyerek de söylemiyorum.

Küratörlük zaten projenin sahibinin talebine ya da bazen fotoğraf da proje sahibinin talebine göre ilerler. Ama benim işim başladığı yerde bana müdahale edildiğinde kesinlikle tıkanıyorum çünkü bütün eforum üretime değil karşımdakini iknaya dönüyor. Ve işim ikna değil ve yaratıcı enerjim sonsuz değil.

-Meslek seçimine karar verdiğiniz zamanı hatırlıyor musunuz? Çocukluktan itibaren hayal edilen bir meslek miydi sizin için?

-Çocukken daha aslında hep iyi bir yazar olduğumu hayal ederdim; daha ergenliğimde diyeyim. Çocukken prenses olmak istiyormuşum çünkü. Fakat yazı dışında birçok disiplinle ilgili bir çocuktum, bu sebeple ne istediğime karar vermek zor oldu. Resim, yazı, müzik; dolanıp durdum. Matematiğe olan ilgimden dolayı da ailem tarafından daha çok teknik mesleklere teşvik edildim. Fotoğraf reel olarak en geç hayatıma giren şey sanırım bunların arasından. Ama kendimi bildim bileli kendimle ve hayal dünyamla olmayı hep çok sevdim. Kendi duygularımı, hayallerimi, deneyimlerimi daha farklı biçimlerde ifade etmeye çalıştım. Belki de dinlenmediğimi düşünüyordum, bilemiyorum.

 

-Yapay zekâ neredeyse hayatımızın her noktasında yerini aldı. Bugün yapay zekâ ile gerçekte hiç olmayan fotoğraflar elde edebiliyoruz. Mesleğiniz açısından durumu nasıl değerlendirirsiniz?

-Genelde epey tepkili şeyler duyuyorum. Benim böyle negatif bir algım yok. Sadece etik tarafını biraz daha araştırmak ve anlamak isterim. Fotoğraf tarihinde fotoğrafın sanat olup olmaması üzerine çok uzun tartışmalar var. İlk etapta gerçeği yeniden üreten mekanik bir cihaz olduğunu söylüyorlar. El emeği olmaması, el yeteneği istememesi onu sanatsal olarak değersiz kılıyor. Yani fotoğrafı da bir makine aracıyla üretiyoruz. Elbette reflekslerimiz, kompozisyon bilgimiz, teknik bilgimiz, ışık bilgimiz bir sürü şey var ama yapay zekâya da müdahale eden biziz ve yine bir makineyi araç olarak kullanıyoruz diye düşünüyorum. Fikrim de değişebilir çünkü yapay zekâ da çok hızlı değişiyor fakat yeni bir şeye, fotoğraf makinesine kuşkuyla bakanlar gibi bakmak istemiyorum.

Mesleğim açısından bir risk olarak algılamıyorum. Her meslek için ne kadar riskse o kadar risk; ki bence bizim mesleğimizde bir sorun başladıysa o da telefonların içine kamera girdiğinde oldu. Bu çok kademeli bir konu ama etik olarak birçok şeye bakışı yeniden şekillendirdiğini düşünüyorum mobil fotoğrafın.

 

-Sanat ve sanatçı söz konusu olunca benim aklıma ilk gelen sorulardan biri her zaman ilham kaynağıdır. Var mı sizin de ilham kaynağımdır dediğiniz bir duruş, düşünce, herhangi bir referans?

-Ben böyle referanslarda çok iyi değilim. İnsanların genelde tutkuyla bağlı olduğu sanatçılar oluyor, benim kendimi çok eksik hissettiğim bir konu ama durağan bir şey değil benim hissettiğim. Mesela Sokurov’u çok severim ama artık ondan daha çok etkilendiğim, izlediğim, spontane karşıma çıkan birçok isim oluyor.

Kitaplardan çok ilham alırım. Filmlerden… Ama en çok insanlardan. İnsanları izlemeyi, insanların üzerine düşünmeyi çok seviyorum. İnsanların üzerine bazen o kadar uzun süre düşünürüm ki onları aramayı unutuyorum.

-Etnik kimliğinizden dolayı da birçok çalışmada sizi görebiliyoruz. Çerkes kimliğine sahip olmanızın mesleğinizde bir artısı ya da eksisi oluyor mu?

-Gerçekten bunu bilmiyorum. Bu kültürün benim hayatımda bazı reflekslerim bakımından çok eksisi var tabii. Bunu okuyan birçok kişi anlayacaktır. Mesleki olarak kendimi pazarlamak, işlerimi öne çıkarma refleksi vs. bunların hepsini kocaman bir ayıp olarak öğrendiğim için kendimden bahsetmeyi, kendi mesleğimi, kendi alanımı savunmayı sıfırdan öğrenmem gerekti. Ve sonra onu meşrulaştırmam… Ama o korkunç ‘ayıp mı oldu’ iç huzursuzluğunu bastırmakta hâlâ zaman zaman zorlanıyorum.

Diğer yandan beni ben yapan her parça da buradan örülü. Geçen verdiğimiz bir deneysel fotoğraf atölyemizde öğrencilerimize aynı şeyi söyledim. Sanatçı hangi tekniği uygularsa uygulasın, referansını nereden alırsa alsın aklının takılı kaldığı yere çıkıyor hep. Ben de hep bir yerden buraya çıkıyorum ve cidden bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi? Bir işe yarıyor mu? Hiç bilmiyorum. Tamamen içgüdüsel. Sadece bu içgüdüye öğrendiğim teknikleri en iyi şekilde adapte etmeye çalışıyorum.

 

-Yılın belli dönemleri Kafkasya’da, belli dönemleri Türkiye’de yaşıyorsunuz. Türkiye diasporası ve Kafkasya arasında mesleki anlamda ne gibi farklılıklar var? Bu mesleği ben burada daha verimli icra ediyorum dediğiniz bir seçiminiz var mı?

-Mesleki olarak farklılıktan ziyade Kafkasya ve Türkiye diasporası bütünüyle birbirinden çok çok farklı. Ben tam gelişme çağımda da Kafkasya’da yaşadığım için iki tarafa da adapte olabiliyorum. Bu bana mesleki olarak karşılaştırmalı ya da köprü işler yapmada çok yardımcı oluyor. Diasporayı da içeriden, Kafkasya’yı da içeriden deneyimleyebiliyorum. Ve bu, Türkiye’den Kafkasya yorumlayan akıl ile Kafkasya’dan diaspora yorumlayan akla kulak vermeden işimi tertemiz yapmama yardımcı oluyor.

 

-Konuştuğumuz tüm projeler epey bütçe gerektiren işler ve siz daha çok gönüllü olarak yer alıyorsunuz. Peki, emeğinizin karşılığına değer bir ilgi var mı, yoksa bunun için biraz daha yol kat edilmesi mi gerekecek?

-Profesyonel hayatımda emeğimin karşılığını talep ediyorum ve alıyorum. Burada kastettiğiniz Kafkasya üzerine yürüttüğüm projelerim ise ‘Çerkes Köyleri Projesi’ni de ‘Abhazya Projesi’ni de kendi imkânlarımla yürüttüm. Tabii tüm bunları yaparken hep beni destekleyen, imkânlarını açan arkadaşlarım oluyor ki onlar benim en büyük motivasyonum. Bu projeler için kaynak bulmaya çalışmak benim için çok daha büyük efor olacağı için ve biraz da aslında içinde uğraşarak yapmak istediğim için böyle tercih ettim. Ama Abhazya kitabını basmak için sponsorluk arayışımız devam ediyor, buradan ilgililerine duyurulur.

Karşılık kısmına gelince; karşılık bekleyerek ürettiğim şeyler değil çoğu. Sadece yıllarımı verdiğim şeyler üzerine fikir almak, tavsiye dinlemek çok yoruyor beni. Önceden yormuyordu, artık yoruyor. Çünkü o zaman karşımdakinin yaptığım şeyin içeriğine, ne yaptığıma hiç bakmadığının ayırdına varıyorum. Üzülüyorum o zaman, elimde değil.

 

-İşiniz gereği birçok insanla da vakit geçiriyorsunuz. Eminim birçok anı biriktirmiş ve birçok hikâyeye tanık olmuşsunuzdur. Benim için yeri ayrıdır dediğiniz bir proje ya da herhangi bir çalışma oldu mu?

-Çok çok eşsiz anılar biriktirdim. Çok değerli arkadaşlar edindim. Bazen çektiğim şeylere bakıp “Ne güzel bir andı, bu an bile hayatımı dopdolu kılıyor” dediğim zamanlar oluyor. Size hep anlatıp güldüğümüz Marushya’dan bahsedebilirim.

Abhazya’ya ilk gittiğim sene tarihi bir köy olan Anhua’ya çıkmak istedim. İnver Alshundba, Sohum’dan alıp Afon’a getirdi. Oradan da Anhua Köyü’nün muhtarı Konstantin beni aldı ve köye çıkardı. Epey zor bir yoldu; uçurum kenarında dar bir patika. Yolun sonunda uzunca bir yokuşunda başında da aracımız bozuldu. Tüm bu aralarda ilk etapta benimle pek iletişim kurmayan Kostya ile aramızdaki o sessizlik bozuldu ve sohbet etmeye başladık. Ben köyün yaşlılarını görmek istediğimi söyledim, o esnada yokuşun başında bozulan aracı boşa aldı ve bahçesinin çitine yavaşça vurup durduk. Kostya sanki hiç vurmamışız gibi sakince araçtan indi ve bana “Seni o zaman Marushya ile tanıştırayım” dedi. Ben de tabii ki Marushya’nın köyün yaşlılarından biri olduğunu düşündüm. Birlikte bahçeyi geçtik. Daha geniş bir bahçe gibi duran otluk alanın devamında artık dik bir tepe başlıyordu ve arası sık ağaçlardan net olarak görünmüyordu. Kostya, Marushya diye seslenmeye başladı. Ben “Biz gidelim, ayıp olmasın teyzeye” dedim. O yine Marushya diye bağırdı. Hareket eden otların içinden bilge, oldukça yaşlı, belki ormanda yaşayan, belki değişik bitkiler toplamaya gitmiş bir Abhaz kadının çıkacağını hayal etmeye başladım. Otlar iyice hareketlendi ve arasından bir çift yuvarlak kulak, daha sonra da genç irisi bir ayı çıktı. O gün tarihi Anhua Köyü’nde Marushya isimli bir ayı ile tanışmış ve kendisini Kostya ile oynarken fotoğraflamış oldum.

 

-Çalışmalarınızı duyurduğunuz ya da bağlı olduğunuz bir kurum var mı? Sizinle ilgili güncel duyuruları nasıl takip edebiliriz?

-Bağlı olduğum bir kurum yok. Bağımsız bir sanatçıyım. Instagram’dan ve web sitemden takip edebilirsiniz.

https://www.instagram.com/denef/

www.denefhuvaj.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz