‘Süryanicenin Dünü ve Bugünü’

0
149

Gazete Sabro, Süryani Dernekler Federasyonu (SÜDEF) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 21 Şubat Dünya Anadili Günü’ne ilişkin, Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği’nde, “Dünya Anadil Günü’nde Süryanice’nin Dünü ve Bugünü” başlıklı panel gerçekleştirdi.

18 Şubat’ta düzenlenen, moderatörlüğünü Gazete Sabro editörü Marta Sömek’in yaptığı panelde, Bethnahrin Kadınlar Birliği (HNB), SÜDEF Başkanı Evgil Türker, Süryani Kadın Derneği üyesi (SÜRKADİM) Teodora Hobil, İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyesi Gülistan Yarkın, aktivist Altan Açıkdilli, Jineps Gazetesi yazarı Yaşar Güven, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Bülent Bilmez ve eğitimci yazar Muzaffer İris konuşmacılar arasında yer aldı…

Panelin açılış konuşmasını SÜDEF Başkanı Evgil Türker gerçekleştirdi:

“… Süryaniler günümüzde birçok sorunu yaşamaktadırlar. Lübnan, Suriye, Irak, İran, Türkiye ve diasporada yaşadıkları sorunların başında asimilasyon ve kendi tarihine yabancılaşma gelmektedir. Çünkü her egemen güç kendi tarihini, kültürünü, dilini dayatmaktadır. Ayrıca Süryanilerin kendi yönetimleri, özerk, federal statüleri ve devletleri olmadığı için, anadilde eğitim veren kurumları da çok sınırlıdır. Ayrıca Ortadoğu’da ve dünyada herkes Süryanileri tanıdığını, zengin bir kültüre sahip olduklarını söylemesine rağmen, mevcut devletler Süryanilere hak, hukuk ve kimliklerini temsil etme imkânlarını tanımamaktadırlar. Dolayısıyla Süryanilere yaklaşım etnik temelden daha çok dinsel, mezhepsel bir kapsamda olmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana, Süryanilerin son okulları 1928 yılında kapatıldılar. Süryanice eğitimi kilise medreselerinde gayriresmi bir şekilde devam ediyorsa da bu konuda herhangi bir gelişme kaydedilememiştir…

… Süryanice bugün Midyat merkezli Turabdin bölgesinde birkaç bin kişi tarafından konuşulan bir dil haline gelmiştir. Suriye, Irak, Lübnan ve İran’da da benzer bir durum yaşanmaktadır. Ancak son zamanlarda Irak, Suriye ve Lübnan’da Süryani diline, kimliğine olan ilgi az da olsa artmıştır. Kuzey-Doğu Suriye’de ve Irak’ta bazı okullarda Süryanice eğitim verilmektedir. Türkiye’de Artuklu Üniversitesi bünyesinde açılan Süryanice dil lisansı, kürsüsü zamanla anlam ve önemini kaybettiği için, burada öğrenim görenlerin sayısı da azalmıştır…

… Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana ırkçı ve tektipçi bir siyaset uyguladığından, farklı diller yasaklanmıştır. Uygulanan eğitim müfredatında halkların tarihi, kültürleri yok sayılmıştır. Çocukların beyinleri resmi ideoloji ile ve gerçek dışı bilgilerle zehirlenmiştir. Türk ulusunu yaratmak için asimilasyona, çarpıtmaya ve yozlaştırmaya ağırlık verilmiştir. Antidemokratik politikalarla etnik, dinsel kimliklere karşı ayrımcılık yapılarak, ötekileştirme korkusu ve tehlikesi yaygınlaştırılmıştır. Türkiye dillerin, kültürlerin ve etnik kimliklerin bir mezarlığına dönüştürülmüştür…

… Türkiye’nin demokratik, çoğulcu, laik ve insan haklarına dayalı yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Türkiye’de bütün anadillerin yaşayıp gelişebilmesi için, halklara anadillerinde eğitim hakkının tanınması, okulların açılması ve bu konuda öğretmenlerin yetiştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Anadillerde basın-yayın organlarının desteklenmesi ve anadil kurumlarının kurulması, araştırmaların teşvik edilmesi yeni bir çıkışa zemin hazırlayacaktır…

… Süryanice anadilde eğitim yapma hakkının biz Süryanilere tanınmasını ve bu konuda gereken adımların atılmasını talep ettiğimizi, Türkiye kamuoyuna duyuruyoruz.” (Gazete Sabro)


SÜDEF ve Gazete Sabro – Anadiline ilişkin talepler

“Tehlike altındaki diller arasında yer alan Süryanicenin öğrenilmesi, kullanımı ve koruma altına alınması için hukuki haklar sağlanmalı ve somut adımlar atılmalıdır.

Süryanice anadilinde eğitim hakkı tanınmalı, devlet tarafından okul açılmalı, öğretmen istihdam edilmeli ve materyaller sağlanmalıdır.

Birçok ülkede sahip olunan Süryanice teolojik ve diğer eğitim hakları, Türkiye’de akademik olarak kabul edilmeli, resmi ve idari yetkiler sağlanmalıdır. Bu bağlamda okullar ve enstitülerde Süryanice kaynak ve kapasite sağlanmalıdır.

Süryanice anadili üzerine çalışmalar yürüten basın organları ve kurumlar desteklenmelidir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Eylül 1990’da yürürlüğe giren ve Türkiye tarafından 2 Ekim 1995’te onaylanan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin anadilini kapsayan üç maddesine Türkiye tarafından konulan çekinceler kaldırılmalıdır.

Anadili yaşatmak bir halkı yaşatmaktır.

Tüm dillerin Anadili Günü kutlu olsun.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz