Genç ve cesur: Kuzey Kafkasya’nın modacıları

0
250

Nalçik’ten üç genç tasarımcı, günümüz tüketicilerinin nelere değer verdiğini ve küçük etnik markaların kârlı hale gelip gelemeyeceğini anlatıyor


Farklı DNA’ya sahip

Lalina Saralp’ın konsepti, Kuzey Kafkasya’nın geleneksel kostüm tarzının moderniteye uyarlanması. Markanın kurucusu, Slava Zaitsev Moda Laboratuvarı mezunu ünlü tasarımcı Madina Saralp’in kızı Lalina Saralp… Genç modacının baskılı elbise, tişört, gömlek ve aksesuarlardan oluşan ürünleri Madina Saralp’ın moda evinin butiğinde satılıyor. Moskova, Nalçik, Smolensk ve San Francisco podyumlarında sergileniyor.

Lalina Saralp

Lalina şunları söylüyor: “Üç ya da dört yaşımdan beri dikiş dikiyorum, bebekler ve kendim için modeller yaratıyordum. Ayrıca sürekli çiziyordum; boyasız, kalemsiz geçirdiğim tek bir gün bile yoktu. Ve zamanla markamın ana özelliği çizdiğim baskılar haline geldi. İlk başta doğrudan kumaş üzerine boyama yapıyordum. Baskı tekniği ürün miktarını ve yelpazeyi genişletmeye yardımcı oldu. Bana göre, giyimde etnik tanımlama konusu çok ayırt edici. Çok fazla çeşit varmış gibi gibi görünebilir, ancak giderek her şey benzerleşti. Böyle zamanlarda farklı DNA’ya sahip genç tasarımcılar ve markalar öne çıkacaktır.

Lalina Saralp marka ürünlerini çoğunlukla Çerkesler giyiyor, ancak farklı halklardan müşterilerim de var. En çok zaman alan ve en ilginç çalışma, Philip Kirkorov için hazırlanan özel siparişti, karmaşık etnik stilde dikilmiş gold ve siyah boyalı beyaz bir kot ceket.

Elena Malysheva için birkaç eskiz hazırlandı. Blog yazarı Sasha Stone için kendisiyle birlikte kumaş üzerine akrilik boyalar kullanarak bir tişört ürettik. Tabii ki Sati Casanova’dan bahsetmeden geçemeyeceğim. Hem kadın hem de erkek ürünlerini görebileceğiniz Guashamahua videosunun çekimlerinde fark edilebilir tarzımızı ve sahne imajımızı tam olarak birleştirmeyi başardık.”


Ulusal motifli haute couture

Fatima Şogen

Hatsibana markası, Nalçikli Fatima Şogen tarafından yaratılan, ulusal motifli giysi ve aksesuarlardan oluşuyor. Kendisi ve arkadaşları için terzilik yaparak işe başlayan Şogen, birkaç yıl içinde birçok mağaza açarak kendi markasını geliştirdi. Hatsibana modelleri farklı ülkelerde giyiliyor, Moskova ve Dubai podyumlarında sergileniyor. Şogen, markanın öyküsünden şöyle bahsediyor:

“Markanın öyküsü, kapüşonlu Çerkes atkısının (şarhon-başlık) klasik versiyonunu stilize etme fikriyle başladı. St. Petersburg’da çalıştım ve şunu anladım: Sert iklime sahip bir şehirde şapkasız yapamazsınız. Çocukluğumdan beri kıyafetlerin modelini değiştirip yeniden dikmeyi seviyordum, bu yüzden hayalimi kendi başıma gerçekleştirmeye karar verdim. Fransızca tığ işi kitabı ‘Luneville’i sipariş ettim, ince bir ağ üzerine ilk desenimi işledim ve bunu ipek bir kapüşona uyguladım. Bana sık sık ‘Bunu nereden satın alabilirim?’ diye soruluyordu. Çok sevinmiştim.

Hindistan’a yaptığım bir iş gezisinde Jimmy Choo tasarımcısı Sandra Choi’den nakış konusunda yazılı bir iltifat aldım. Böylece, önce tanıdıklarım ve arkadaşlarım için üretmeye başladım, sonra bir marka yaratmayı düşünmeye başladım. O zamandan bu yana küçük bir ekip ve çok sayıda memnun müşteri kitlesi oluştu. Şimdi markayı genişletmeyi ve kaliteli segmentte Lamoda çevrimiçi mağazasına katılmayı planlıyoruz. Pazarlama sektörü hep aynı markaları ve ürünleri dayattığı için insanların yeni ve alışılmadık olana ilgisi var. Artık özgünlüğe değer veriliyor. Bu bağlamda da küçük etnik markaların kârlılığı artıyor. Benim markam farklı çünkü gündelik giyimi haute couture unsurlar ve ince işçilikli, detaylı nakışlarla birleştiriyor.

Müşterilerimiz, Rusya’nın farklı şehirlerinden ve yurtdışından farklı yaşlardaki kadınlar. İçlerinde Çerkeslerin de yaşadığı Norveç, Almanya, Fransa, ABD ve Türkiye gibi ülkelerden de çok sayıda talep alıyoruz.”


Düşüncelerini kıyafetlerle aktarmak

Hasa Marka’nın ürünlerini giyen modeller Moskova’daki podyumlarda defalarca boy gösterdi. Markanın ürünleri ayrıca Kırım ve Maykop’ta da sergilendi. Hasa Marka’nın kurucularından Eldar Khagazheev şu ifadeleri kullanıyor: “Gösteriler özgüven ve herkesi şaşırtma arzusuyla doluydu. Hasa Markası, Nalçik’teki mağazadan satın alınabilecek veya sipariş üzerine üretilebilecek olan günlük kullanıma uygun tişörtler, sweatshirt’ler, kapüşonlu tişörtler sunuyor.

Yolculuğumuz, 2018 yazında arkadaşım Sandro’nun bir giyim markası yaratmayı önermesiyle başladı. O anda kulağa çılgınca geliyordu: Plan yoktu, para yoktu, deneyim yoktu.

Sorumlulukları paylaşmaya karar verdik. Sandro kumaşları ve mali yönleri araştırdı, ben de arkadaşlarımı toplayıp bir konsept oluşturmaya başladım. Sonuç olarak Çerkeslerin dansları ve kültürü konusunda karar kıldık.

‘Genç’ düşüncelerimizi kıyafetler aracılığıyla kamuoyuna aktarabileceğimizi, modanın gelişimine katkıda bulunabileceğimizi ve Adige halkının hazinesine destek sağlayabileceğimizi fark etmek güzeldi. İlk ürünlerimiz, Kabardey diyalektinde maze (ay), dyg’e (güneş) ve gupsise (düşünce) kelimelerinin işlendiği keten gömleklerdi. Bunlara Hasa adını verdik: Güneşi kucaklamak ifadesinden, yani sınırsızlığı kucaklamak, imkânsızı yapmak anlamında. Markamızın uzmanlık alanı, gizli anlamlardır. Başka bir özelliğimiz de, tüm ürünlerin yüzde 90’ının samimiyetle çalışan erkek ve kız kardeşler, arkadaşlar tarafından yaratılmasıdır, böylece ürettiklerimiz hayat dolu ve sahici oluyor. Talebin peşinden gitmiyoruz ve istediğimizi yapıyoruz.

Hasa ürünleri üç kategorideki insanlar tarafından giyiliyor: Sokaktaki erkekler, güzel kızlar ve aristokratlar. Ürünlerimizi seçen ünlüler de var. Adige sanatçı Ruslan Tsırım’ın Hasa ve Hatsibana markalarının yaptığı işbirliğinden ortaya çıkan bir sweatshirt’ü giymesi çok hoştu.”


(etokavkaz.com) – Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz