21 Mayıs 1864 anma etkinlikleri

0
27

KAFFED – Düzce

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED), Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 160. yıldönümünü bu yıl Düzce Adige Kültür Derneği ev sahipliğinde 25 Mayıs’ta Düzce’de düzenlenen törenlerle andı.

Kafkas Anıtı‘nda başlayan tören, kortej yürüyüşü ve mezar nöbeti ile devam etti.Belediye Meydanı’nda yakılan ‘Nart Ateşi’ ile sona erdi.


ABHAZFED – Kefken

Abhaz Dernekleri Federasyonu (ABHAZFED), 21 Mayıs’ta sürgünün sembolik kıyılarından Kefken sahilinde “Kafkas Sürgünü Anma ve Kültür Alanı Tanıtım” programı düzenledi. Kocaeli’nin Kandıra ilçesine bağlı Karaağaç’taki tarihi mezarlıkta başlayan etkinliğin ardından Babalı’da çelenk ve karanfiller denize bırakıldı. Meşaleli yürüyüş yapıldı ve ‘Nart Ateşi’ yakıldı.


Sohum – Abhazya

Kafkasya halklarıyla Çarlık Rusya’sı arasındaki savaşlarda yaşamlarını yitirenler Abhazya’da çeşitli etkinliklerle anıldı.

Anma programı kapsamında; 20-23 Mayıs tarihleri arasında, Abhazya Devlet Üniversitesi ve etnopark APSNI’da “Kafkasya savaşları: Tarihten ve moderniteden dersler” konulu uluslararası bilimsel konferans düzenlendi.

20-21 Mayıs tarihleri arasında Suhum’da, yurtlarına geri dönen sanatçıların katıldığı, karma fotoğraf ve resim sergisi açıldı.

21 Mayıs saat 18.00’de Abhaz Dram Tiyatrosu’nda, sürgünlerin anısına anma gecesi düzenlendi. Bir saatlik program sonrasında anmaya katılmış olan kitle, Sergey Bagapş Meydanı’nda toplanarak, ellerinde döviz ve bayraklarla yürüyüşe geçmiş olan yüzlerce kişilik kitleyle birleşip sahildeki sürgün anıtına yürüdü ve anıta çiçekler bırakarak saygı duruşunda bulundu. Ardından sürgün ateşi ve mumlar yakılarak, denize çelenkler bırakıldı.

Haber: Ataman Kucba


Söyleşi

Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın (KAFDAV) 19 Mayıs 2024 günü Ankara’da düzenlediği “Mağdur mu yoksa Mağrur mu” başlıklı söyleşiye Çerkes sivil toplumundan birçok kişi katılırken, söyleşide sunum yapan Erdoğan Boz, Çerkes Soykırımı konusunda tarihte süregelen tartışmaları, Çerkeslerin göç, sürgün ve soykırım kavramına yaklaşımlarını ve bunların tarihsel süreçlerini anlattı.

Sürgün edilen Çerkes sayısının 490 bin ile 3 milyon arasında çok farklı rakamlarla farklı kaynaklarda belirtildiğini söyleyen Erdoğan Boz, Çerkes Sürgün ve Soykırımı hakkında elimizde kesin bilgiler olmadığı gibi sürgüne uğrayan Çerkes sayısının net rakamlarla ifade edilemediğini anlattı. Bunun da “tarihin bir bilim alanı olmasından ziyade devamlı tartışmaya açık bir tartışma alanı olmasından kaynaklandığını” söyledi. Bu noktada “kimliğin ezelden ebede devam eden şeyler olmadığını, annesi ve babası Çerkes olan birinin mutlaka Çerkes olacağını varsaymanın çok da doğru bir değerlendirme olmadığını” vurguladı. Yaşanan asimilasyonun Çerkes kimliğinin varlığını tehdit ettiğini de sözlerine ekleyen Boz, “asimilasyonunun da soykırımın devam eden sonuçlarından olduğunu” söyledi.

Söyleşinin başlığı olan “Mağdur mu yoksa mağrur mu” sorusunu irdelediğimizde Çerkes Soykırımı anmalarında göç, sürgün ve soykırım tanımlamalarının uzun süredir bir arada kullanıldığını ifade eden Boz, Birleşmiş Milletler’in 1948’de soykırım kavramını uluslararası literatüre sokmasından önce de kitlesel katliam anlamına gelen ifadelerin kullanıldığını vurguladı. Çerkes Soykırımı hakkında, göç, sürgün ve soykırım gibi farklı tanımlamaların kullanıldığını belirten Boz, tarihin siyasetin bir konusu olmasından dolayı farklı nitelemeler ve yorumların bir arada var olduğunu, tarihi olaylar hakkında farklı tartışmaların hep olduğunu ve olacağını söyledi. Tarihsel olayları değerlendirmede asıl faktörün aslında ne olduğundan ziyade güncel konjonktürdeki pozisyonların daha belirleyici olduğunu belirtti.

Çerkes Soykırımı anmalarında iki temel yaklaşım olduğunu vurgulayan Boz, “Biri ‘Karadeniz en çok bize karadır’ şeklinde ifade edebileceğimiz, daha ziyade kaybettiklerimizi anmak, onlarının yasını tutmak şeklinde gelişen melankolik bir yaklaşım; diğeri ise, itiraz eden, sözünü asıl muhataplarının karşısında söyleyen gerçek bir karşı çıkış. 2000’li yılların başlarında Çerkes Soykırımı’nı sokaklarda anmaya başlayan insanların kullandığı ‘Russia, we are back’ (Rusya, biz geri geldik) de bu ikinci yaklaşımı ifade ediyor diyebiliriz” diyerek iki farklı yaklaşım tarzını özetledi.

Haber: Görkem Mavi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz