Ferhat Kentel

66 yazı
Son olarak, kapatılan İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi olan Ferhat Kentel 1981’de ODTÜ’de işletmecilik lisans eğitimini tamamladıktan sonra 1983’te Ankara Üniversitesi SBF’den yüksek lisans ve 1989’da Paris, Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)’den sosyoloji doktora derecesi aldı. 1990-1999 arasında Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi Bölümü’nde, 2001-2010 arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Fransa’da Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)’de ve Université de Paris I’de çeşitli dönemlerde misafir öğretim üyesi ve araştırmacı olarak bulundu. Türkiye’de ve yurtdışında çeşitli kitap ve dergilerde modernite, gündelik hayat, yeni sosyal hareketler, din, İslâmi hareketler, aydınlar, etnik cemaatler üzerine makaleleri yayımlandı. Yayınlanmış araştırma ve kitapları şunlardır: Ermenistan ve Türkiye Vatandaşları. Karşılıklı Algılama ve Diyalog Projesi (Gevorg Poghosyan ile birlikte), TESEV, İstanbul, 2005; Euro-Türkler: Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Köprü mü Engel mi? (Ayhan Kaya ile birlikte) İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2005; Milletin bölünmez bütünlüğü: Demokratikleşme sürecinde parçalayan milliyetçilik(ler) (Meltem Ahıska ve Fırat Genç ile birlikte), TESEV, İstanbul, 2007; Belgian-Turks: A Bridge, or a Breach, between Turkey and the European Union? (Ayhan Kaya ile birlikte), King Baudoin Foundation, Brüksel, 2007; Ehlileşmemek, düzleşmemek, direnmek, (Söyleşi: Esra Elmas), Hayykitap, İstanbul, 2008, Türkiye’de Ermeniler. Cemaat-Birey-Yurttaş (Füsun Üstel, Günay Göksu Özdoğan, Karin Karakaşlı ile birlikte), İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2009; Yeni Bir Dil - Yeni bir Toplum, (Söyleşi: M.Talha Çiçek, Gülçin Tunalı Koç), Bilsam yay., Malatya, 2012; “Kır Mekânının Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Dönüşümü: Modernleşen ve Kaybolan Geleneksel Mekânlar ve Anlamlar” (Murat Öztürk ile birlikte), TÜBİTAK araştırması, 2017.

24 Nisan, 21 Mayıs ve bir arada yaşamak…

İçinde bulunduğumuz aylar Türkiye’de iki halkın acılarını hatırladığı aylar… 24 Nisan Anadolu’nun kadim halklarından Ermenilerin yaşadıkları topraklardan tehcir edildikleri, katliama uğradıkları bir tarih… 21 Mayıs da benzer şekilde Çerkeslerin anavatan topraklarını...

Mega kalkınmacılık yaparken “gericileşen” sağcılık

Geçenlerde internette yayın yapan bir haber kanalında iki akademisyenin bir moderatör eşliğinde yaptıkları bir tartışmayı izledim. İlginç bir tartışmaydı. Ya da belki zamanımız Türkiye’sinin tipik bir tartışmasıydı da diyebiliriz. Herkesin kendi...

İktidar ve direniş aracı olarak müzik

Jineps’e en son yazdığım “İki Türkiye” başlıklı bir yazıda “Mizahın Türkiye’si” vasıtasıyla son dönemlerde bir muhalefet aracı olarak Türkiye’de mizahın yaygınlaştığından, sayısız olumsuz tezahüre rağmen, insanların umutsuzluk duymak yerine gülmeyi seçtiklerini...

İki Türkiye

Aslında birden çok Türkiye var; seküler, dindar, doğu, batı, Ege, Karadeniz, zengin, fakir, Türk, Kürt, AKP’li, AKP’li olmayan ve birbirinden habersiz, çok ortak noktası olan ama ortak hayalleri zayıflamış bilumum Türkiye… ama...

Yeni seçkinlerin sınıfı

Sürekli sarsıntılarla doluşan gündemimiz, geçtiğimiz ay da İstanbul’da bir adamın sokak ortasında genç bir kadını samuray kılıcıyla öldürmesiyle çalkalandı. Kendi kafalarındaki dünyayı tek gerçek sanan ve dayatan devletlû ve de kibirli...

Bağlılık savaşında duyguları yaratmak

Otoriter ve totaliter iktidarlar, yönetimlerini daimi kılmak için her zaman çok yönlü planlar yapmak zorunda hissediyorlar kendilerini. Çoğunlukla şeytani planlar bunlar ve yıldırma, yalan, baskı, manipülasyon, her halükârda destekleyecek yandaş ve yardakçılara ulufe...

İnsaniyetsizlik

Toplumu topyekûn bir ele geçirme ve teslim olmayanı da olabildiğince toplumun marjlarına sıkıştırma stratejisi izleyen bir iktidar yapısı altında, parçalara dönük eleştirilerde bulunmak, olup biten anlamsızlıklar ve despotluklar karşısında rasyonel açıklamalar...

Şiddetin ve barışın duygusal inşası

İnsan denilen türün içinde birbirlerini duyan iyi insanlar ve kurumlar sayesinde, savaşlara, şiddete karşı önlemler alınıyor; en azından bu yönde ciddi bir tavır ve çaba var. Ama gene de şiddet tehlikesini...

Çerkes soykırımı vesilesiyle “iyileri” çoğaltmak

Geçtiğimiz 21 Mayıs vesilesiyle -aramızdan bazılarının aklından hiç çıkmayan- Çerkes soykırımını bir kez daha hatırladık. Bu yazının çıktığı mecrada da herhalde Çerkes soykırımını düşünmeyen, az veya çok Çerkesliğin yaşadığı yası tutmayan...

2021’de sivil toplumu yeniden düşünmek

Çıkarlar, hakları savunmak, tanınmak için verilen mücadelelerin, hak savunuculuğunun alanı olarak görebileceğimiz sivil toplumdaki üç unsur “sosyal hareketler”, “demokrasi” (ve demokrasi ile ilişkili olarak hukuk) ve “sosyal bilimler” (sosyolojik düşünce) şeklinde...