Ferhat Kentel

52 yazı
Son olarak, kapatılan İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi olan Ferhat Kentel 1981’de ODTÜ’de işletmecilik lisans eğitimini tamamladıktan sonra 1983’te Ankara Üniversitesi SBF’den yüksek lisans ve 1989’da Paris, Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)’den sosyoloji doktora derecesi aldı. 1990-1999 arasında Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi Bölümü’nde, 2001-2010 arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Fransa’da Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)’de ve Université de Paris I’de çeşitli dönemlerde misafir öğretim üyesi ve araştırmacı olarak bulundu. Türkiye’de ve yurtdışında çeşitli kitap ve dergilerde modernite, gündelik hayat, yeni sosyal hareketler, din, İslâmi hareketler, aydınlar, etnik cemaatler üzerine makaleleri yayımlandı. Yayınlanmış araştırma ve kitapları şunlardır: Ermenistan ve Türkiye Vatandaşları. Karşılıklı Algılama ve Diyalog Projesi (Gevorg Poghosyan ile birlikte), TESEV, İstanbul, 2005; Euro-Türkler: Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Köprü mü Engel mi? (Ayhan Kaya ile birlikte) İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2005; Milletin bölünmez bütünlüğü: Demokratikleşme sürecinde parçalayan milliyetçilik(ler) (Meltem Ahıska ve Fırat Genç ile birlikte), TESEV, İstanbul, 2007; Belgian-Turks: A Bridge, or a Breach, between Turkey and the European Union? (Ayhan Kaya ile birlikte), King Baudoin Foundation, Brüksel, 2007; Ehlileşmemek, düzleşmemek, direnmek, (Söyleşi: Esra Elmas), Hayykitap, İstanbul, 2008, Türkiye’de Ermeniler. Cemaat-Birey-Yurttaş (Füsun Üstel, Günay Göksu Özdoğan, Karin Karakaşlı ile birlikte), İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2009; Yeni Bir Dil - Yeni bir Toplum, (Söyleşi: M.Talha Çiçek, Gülçin Tunalı Koç), Bilsam yay., Malatya, 2012; “Kır Mekânının Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Dönüşümü: Modernleşen ve Kaybolan Geleneksel Mekânlar ve Anlamlar” (Murat Öztürk ile birlikte), TÜBİTAK araştırması, 2017.

On yıl sonra “yetmez ama evet”

Uzun zamandır kolay düşmanla yetinenler, ezberciler, ben bilirimciler her fırsatta günah keçisi ihtiyaçlarını tatmin ederken başvuruyorlardı ama 2010 Anayasa Referandumunda “yetmez ama evet” formülüyle tavır almış olan insanlara dönük bugünlerde gene...

Minareye yamalı mamalı kılıf dikilir

Bugün gündeme gelen sosyal medyanın kontrol edilmesi ya da kapatılmasına dair beyanlar tamamlanmaya çalışılan büyük bir resmin sadece bir parçası. Resim çok büyük; çünkü 80 milyonluk bir toplumu, üstelik küresel irtibat...

İhtiyaç duyulan düşmanı yaratmaya çalışmak

Türkiye, tarihi, siyasal ve kültürel arka planından gelen derin kutuplaşmalar yaşayan ve bunu aşmak için, en azından her dönem ideolojik vatandaş inşa etme peşinde olan devlet düzeyinde, pek çabanın harcanmadığı bir...

Kadın derisi erkek maskeler

Dünyanın hali ortada; insanlık ektiğini biçiyor. Kendisini her şeye kâdir gören insanoğlu (özellikle insanın erkek versiyonunun altını çiziyorum), bütün dünya varlıklarının kendine sunulmuş bir hazine olduğunu düşünüp, ne varsa yağmalayabildiği kadar...

Virüs ve “fırsatları”

Hegel’in meşhur “Minerva’nın baykuşu, ancak gün batarken (alacakaranlıkta) uçmaya başlar” metaforik cümlesi genel olarak, tarihteki olaylar hakkındaki düşüncelerimizin, ancak olaylar bittikten sonra oluşabileceğine vurgu yapar. Yani önce eylem olur, arkasından düşünce...

Zamana tanık olmak

Bu yazıları okuma zahmetine giren okurlara bir itirafta bulunacağım. Ama önce itirafın ön itirafı: aylardır çok benzer şeyler ya da aynı meselenin etrafında dönüp duran yazılar yazıyorum. Bütün bu yazıların hemen...

Rengârenk seçkinlerin koalisyonu

Oturup, Türkiye’de bir günde siyasal kutuplaşmaya örnek olabilecek irili ufaklı, devletin tepesindeki ağır abilerin dillerinden gündelik hayat dillerimize uzanan çeşitli söylem ve olayların dökümünü yapmaya kalksak, muhtemelen epey mesai harcamak zorunda...

İstanbul Şehir Üniversitesi meselesi ya da Türkiye’de cemaatçiliğin dayanılmaz ağırlığı

Müsaadenizle, bu yazıda içinde bulunduğum kurum hakkında, yani İstanbul Şehir Üniversitesi (ŞEHİR) hakkında yazacağım. Geçtiğimiz günlerde, ŞEHİR’in kredi borcuna karşılık Halkbank’ın haciz işlemi ve bu yüzden üniversitenin akademik hayatı sürdürmekte karşılaştığı...

Golyatların yarattığı mutsuz zamanlar

Anlaşılan, bu memlekette uzun süren bir huzur dönemi bir türlü yaşayamayacağız. Belki en fazla birkaç yıl… Mesela 12 Eylül darbesi; darbeciler 2-3 sene her bir haltı yediler; sonrasında toplum olarak bir...

Travma, kötülük ve güç

Gene sahile vuran, ölü bebek bedenleri… Memlekette yaşadıkları cehennem hayatından kaçıp kurtulmak isterken, Meriç nehrinde, Ege denizinde boğulan, kayalara çarparak ölen insanlar… Yasayla değil, siyasal icraatla, KHK’larla işlerini kaybettikleri için, aç kaldıkları...