Image
2020 Nisan

Clara Zetkin, Rosa Luxemburg konuşulmaz 8 Mart’larda

İKKD Seteney Kadın Çalışma Grubu’nun 8 Mart etkinliği davetiyle İstanbul’a gelen Erciyes Üniversitesi Çerkes Dili ve Kültürü Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Madina Pashtova’yla buluşup Türkiye diasporasında yaşama, kadınlara dair sohbet ettik.

 

İKKD Seteney Kadın Çalışma Grubu’nun 8 Mart etkinliği davetiyle İstanbul’a gelen Erciyes Üniversitesi Çerkes Dili ve Kültürü Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Madina Pashtova’yla buluşup Türkiye diasporasında yaşama, kadınlara dair sohbet ettik. Bu sohbette, mart sayımızda kadınlara yönelttiğimiz soruyu Pashtova’ya da sorduk.

Gül Yılmaz

-Çerkes kültüründe kadın olmaya dair neler söylemek istersiniz?

-Anavatan ile diasporadaki kadın farklı. Burada (İstanbul) gördüğüm kadın ile Uzunyayla’da farklı. Kafkasya’da ve diasporada köy yaşamında bütün yük kadının üstünde; ama kente gelince değişiyor. Anavatanda kadın da erkek de zor koşullarda yaşıyor. Hedeflenen şeylere ulaşmaları için koşullar ağır, bunu da çoğu zaman yapamıyorlar. Ekonomik, sosyal yaşam şartları daha ağır olsa da tüm bu zorluklara rağmen kadınlar okumaya, üretmeye yatkınlar.

Aslında bizim toplumda ideale yakın bir yapı oluşturulmuş, sonra diğer toplumların etkisiyle değişimler olmuş; kadına şiddet gibi, neyse ki çok öne çıkan bir durum değil. Habze’ye göre erkeğin kadına el kaldırmaması, şiddet uygulamaması gerekir, bu konuda eğitirler. Ancak anavatanda da en az burası kadar, hatta fazla şiddet olduğunu düşünüyorum.

“Şehirde bir sal gibi nereye gideceğini bilemez hale gelir”

İdeal Adıge kimliğini taşıyan kişi bunu yapmamalıyım diye düşünür; köyde yaşıyorsa aile ne der, evlendiği kişinin ailesi ne der diye düşünür. Şehirde bir sal gibi nereye gideceğini bilemez hale gelir. Kendine yer edinemeyen, becerisini açığa çıkaramayan erkek evde şiddete yönelir. Çerkes geleneklerini gerçekten bilen ve uygulayan şiddete başvurmaz! “Gerçek insan olan erkek, kadına saygı duyan, yüceltendir” der Kazanıkue Jabağı. Bu sözün geçerli olduğu bir ailede büyüyen çocuk kentte de bunu uygular.

- 8 Mart nasıl geçer anavatanda?

-İşyerlerinde çiçek ve teşekkür yazısı, ikramiye gibi hatırlamalar... Çalışanlar bir sofra kurarlar bu gün için. Clara Zetkin, Rosa Luxemburg konuşulmaz (gülüyor). Bayram gibidir.

- Peki, toplumsal cinsiyet eşitliğini konu edinen, feminist kuram ve yöntemi esas alan çalışmalar yaygın mı anavatanda?

-Evet, bu tür çalışmaların çoğunu gazeteciler yapar. Cinsiyeti esas alan toplumsal araştırmalar var feminist bakış açılı değil. Örneğin benim çalışmalarım geçmişten bugüne bir folklorist olarak yaşamı inceleme üzerine kurulu. Bizden sonraki nesil daha çok ilgileniyor. Feminizm felsefesini, seçimlere katılma gibi hakların feminist mücadeleyle kazanıldığını biliyorlar. Kapitalist ülkelerde bu hareket yükselirken SSCB’de yoktu, ancak bugün de popülerliğini yitirdi, zaten feminizm yöntemi de değişti; artık cinsiyet temelli çalışmalar daha yaygın.

- Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Öğrencilerinizin ürünlerine, sizin yazılarınıza gazetemizde yer vermeyi çok arzu ederiz...

Adigeceden çeviri: Erdoğan Yılmaz