Image
2018 Mayıs

İnsan hakları raporunda Türkiye

ABD Dışişleri Bakanlığı, dünya genelindeki ülkelerin insan hakları karnesini incelediği yıllık raporunu açıkladı. 200 ülke için ayrı ayrı hazırlanan raporda Türkiye’ye 64 sayfa ayrıldı. Bakanlığın “2017 İnsan Hakları Uygulamaları Ülke Raporları” başlığını taşıyan raporda Türkiye’ye de ciddi eleştiriler yöneltildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, dünya genelindeki ülkelerin insan hakları karnesini incelediği yıllık raporunu açıkladı.

200 ülke için ayrı ayrı hazırlanan raporda Türkiye’ye 64 sayfa ayrıldı. Bakanlığın “2017 İnsan Hakları Uygulamaları Ülke Raporları” başlığını taşıyan raporda Türkiye’ye de ciddi eleştiriler yöneltildi.

 

16 Nisan Anayasa Referandumu

Raporun 64 sayfalık Türkiye bölümü, “Türkiye, çok partili bir parlamenter sistem ve bir cumhurbaşkanına sahip bir anayasal cumhuriyet” ifadesiyle başlıyor.

Raporda, ülkedeki en son genel seçimlerin 2015’te yapıldığı ve AGİT gözlemcilerinin bu seçimlerle ilgili olarak, “Medyanın haber takibindeki kısıtlamalar ve adayların serbestçe kampanya yürütebilme kabiliyetlerini sınırlayan bir kampanya ortamının varlığı hakkında” kaygı dile getirdiğine dikkat çekildi.

Raporda ayrıca Nisan ayındaki anayasa referandumu ve referandumda oylanan, başkanlık sistemine geçilmesi dahil anayasa değişikliklerinin az farkla kabul edildiği de hatırlatıldı.

 

OHAL

Türkiye’nin yıl içerisinde ciddi boyutta siyasi zorluklar yaşadığına işaret edilen raporda, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra yürürlüğe konulan ve sürekli yenilenen OHAL’in, toplum ve kurumlar üzerinde geniş kapsamlı etkilerinin olduğu, çok sayıda temel özgürlükleri kısıtladığı kaydedildi.

 

KHK’lar

Raporda, 2017 yılı sonu itibariyle 100 binin üzerinde devlet memurunun kalıcı ya da geçici olarak görevden alındığı, 50 binin üzerinde vatandaşın tutuklandığı ya da hapse atıldığı ve 1500’ün üzerinde sivil toplum kuruluşunun kapatıldığı belirtildi. Buna gerekçe olarak, terörizmle ilgili suçlamaların, özellikle de hükümetin 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olmakla suçladığı Fethullah Gülen ve hareketiyle bağlantılı oldukları iddialarının gösterildiği ifade edildi.

 

İşkence İddiaları

Bakanlığın raporunda, Türkiye’deki en ciddi insan hakları sorunları arasında, “Gözaltındaki tutuklulara işkence iddiaları, faili meçhul vakalar, meclis üyeleri ve Türkiye’deki Amerikan diplomatik misyonlarının iki yerel çalışanı dahil on binlerce kişinin terör gruplarıyla bağlantı iddiaları ya da barışçıl meşru beyanatlarından dolayı OHAL altında keyfi tutuklanmaları ve gözaltına alınmaları, yürütmenin yargı bağımsızlığına müdahalesi ve bunun adil yargılanma hakkı ve yargı sürecini etkilemesi, çok sayıda seçilmiş yetkili dahil siyasi mahkumlar, çok sayıda gazetecinin hapse atılması, medya kurumlarının kapatılması, hükümetin politikaları ya da yetkilileri eleştirmenin suç kapsamına alınması dahil ifade ve medya özgürlüğüne yönelik ağır kısıtlamalar, internet siteleri ve içeriklerinin engellenmesi, toplanma ve dernek kurma özgürlüklerine yönelik ciddi kısıtlamalar, hareket özgürlüğüne müdahale ve LGBTI bireyler ve diğer azınlıklara karşı şiddet vakaları” gösterildi.

 

‘Gözaltında Şüpheli Ölüm’

Raporda, insan hakları gruplarının gözaltında çok sayıda şüpheli ölüm vakasını belgelediğine de işaret edilerek, örnekler sıralandı. Ayrıca yıl içerisinde bazı doğrulanmamış kaybolma haberlerinin geldiği, bunların bazıları hakkında insan hakları gruplarının siyasi güdümlü iddiasında bulundukları belirtildi.

Muhalif politikacılar ve saygın insan hakları gruplarının, Gülen’le bağlantılı oldukları iddia edilen ya da hükümete muhalefet eden bireylere ilişkin en az 11 kaçırma ya da kaybolma vakasının olduğunu öne sürdüğü de raporda kaydedildi.

Türkiye’de Anayasa ve yasaların işkence ve diğer insanlık dışı muameleleri yasaklamasına rağmen, bazı hükümet yetkililerinin bu yöntemlere başvurduğu yönünde haberlerin bulunduğuna değinilen raporda, insan hakları gruplarının, polis gözaltıları sırasında işkence ve kötü muamele vakalarının arttığı iddiasına yer verildi. Bazı güvenilir raporlara göre, bazı doktorların işkence iddiasını içeren tıbbi raporlara imza atmaktan korktuğu, bu nedenle de kurbanların işkence iddialarını kanıtlayan belgeleri edinemediği aktarıldı.

 

Yargı Bağımsızlığı

Raporda, yasaların yargı bağımsızlığını öngörmesine rağmen, Türkiye’de yargının başta yürütme organı tarafından olmak üzere etkiye maruz kalmaya devam ettiği şeklindeki eleştirilere atıf yapıldı. ABD Dışişleri raporunda, referandumda kabul edilen anayasal değişikliklerin yargının bağımsızlığını daha da zayıflattığı tespitine yer verildi.

 

‘İfade ve İnternet Özgürlükleri Giderek Kısıtlanıyor’

Anayasa ve yasalar belirli sınırlamalarla ifade özgürlüğünü içerse de, hükümetin yıl boyunca basına yönelik de ifade özgürlüğünü kısıtladığına değinilen raporda, hükümetin gazetecilere yönelik baskıları, adli kovuşturma ve tutuklama vakaları nedeniyle ifade özgürlüğünün engellendiği ve oto-sansürün yaygınlaştığı şeklindeki gözlemlere atıf yapıldı. Gazeteciler ve azınlıklar dahil yüzlerce kişinin, cumhurbaşkanı, başbakan ya da devlet kurumlarına hakaretten dolayı adli kovuşturmaya maruz kaldığına dikkat çekildi.