Image
Aralık 2017

“Kimlik bilinci, Bze ve Xabze”

Ketenciler’de Çerkes Kültür Derneği yöneticileri Hüseyin Candemir, Tarık Efe ve Önder Yalçın’ın yanı sıra Ekoköy Derneği yöneticilerinden kadın girişi

Köylerimiz

Yayın Kurulu olarak her ay bir köyümüze gitmek, söyleşi yapmak ve okuyucularımızla paylaşmak hep hayalimizdi. Pratik zorluklar nedeniyle bunu başaramadık. İnternet ortamında bulabildiğimiz hazır köy tanıtımlarını verdik, nazımız geçenlerden kendi köy tanıtımlarını yapmalarını rica ettik. 
Ocak-2017 sayımızda Köprübaşı köyüne (Düzce) giderek, asıl yapmak istediğimizi başlatmak için bir adım attık ancak sonraki ay devamını getiremedik. 
Şimdi ilk aşamada yakın köylerden başlayarak yeni bir adım atıyoruz. Yerel idare yasası ile köy iken Kocaeli ili Kartepe ilçesi mahallesi olan Ketenciler’e gittik. 
Söyleşi teklimizi kabul eden Çerkes Kültür Derneği yöneticileri Hüseyin Candemir, Tarık Efe ve Önder Yalçın’a, Ekoköy Derneği yöneticilerinden kadın girişimci Nimet Tekin’e, görüşme ve buluşma organizasyonu yapan Alaattin Tekin’e teşekkür ediyoruz.
Nazlı nenej ve Ziya teteje saygılarımızı iletiyoruz. 
Bütün köylerimize gidebilsek ve yerinde söyleşiler yapabilsek. Profesyonel kadrosu olmayan bir gazetenin bunu yapabilmesi kolay değil. Elbette gayret edeceğiz, şartlarımızı zorlayacağız. Okurlarımızdan, okurlarımızın bu mesajı ulaştıracağı insanlarımızdan, köylerinin tanıtımı konusunda bize destek olmalarını rica ediyoruz. 
 
Jıneps Yayın Kurulu 
 
****
 
Köyün adı 
-Jıneps: Köyün adı, Ketenciler, nereden geliyor?
-Hüseyin Candemir: Bizim komşu Bjeduğ Davut amcanın anlattığına göre bu köy kurulurken yamaçta iki tane keten tarlası varmış. İki keten tarlasının arasındaki köy diye diye işte Ketenciler diye bilinmiş.
 
-J: Köyün Adigabze adı var mı?
-H.C: Haçemızhable. Haçemızler, köyün kuruluşundaki en etkin aile. İlk gelen onlar olmuş. Köprübaşı (Düzce) ile bu köy aynı bölgeden (Kafkasya’da) gelmeler. Biz bunu yaşayarak, ismi kullanırken duymadık. Büyüklerimizden duyduk.
 
-J: Yerleşim yerini kesinleştirmek için dışarıya et asıp kontrol etmişler. Böyle bir şey var mı? 
-H.C: Benim duyduğum, bu bölgeye geldiklerinde ilk önce bir hayvan kesip etini bir yere asmışlar. Et kuruyor mu çürüyor mu diye kontrol etmişler. Duydum ama doğru mudur bilmiyorum.
***

“Hedefimiz: Kimlik bilinci, Bze ve Xabze”

-J: Söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için yayın kurulu adına teşekkür ediyoruz. Ketenciler köyü Çerkes Kültür Derneği kuruluşu ile başlayalım mı?
-Hüseyin Candemir: 1993 yılında kuruldu bu dernek. Ben o zaman köy dışında çalışıyordum. İlkokulu bitirince köyden ayrılmıştık. 40-50 sene dışarıda kaldım, öğretmendim. Emekli olunca, hanımda bu köydendi, “Hadi gel köyümüze geri dönelim” dedik ve döndük. Ama hanım fazla yaşamadı, bizi bıraktı gitti. 
93’te kurulan bu dernek bir iki dönem faal ve güzel işler yapmış, son 10-15 yıldır ise atıl duruyordu, kâğıt üzerinde varlığı olan bir dernekti. Gençler bir araya geldiler, hizmet kervanını yine bir donatalım dediler. Beni de aralarında görmek istediklerini söylediler, bir araya geldik. 
Nasıl yapalım, nasıl edelim derken önce Kafkas Derneğinin adını Çerkes Kültür Derneği (ÇKD) olarak değiştirdik. Yanına bir dernek daha kurmayı düşündük, “Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği”. Köyümüzde Çerkes olmayanlar da yaşıyor, onların da çalışmalara katılması için düşündük bunu, gönüllü olarak katılacaklarla o derneği de faal hale getireceğiz. OHAL nedeniyle askıda kaldı kuruluşu. ÇKD yalnızca Çerkes kültürüyle ilgilenecek.
“Ne yapacağızı, nasıl yapacağımızı” konuşurken bazı problemler tespit ettik. 
“Çerkeslerin en büyük problemi aidiyet” diye başladık. Türkiye için düşünüyor ve söylüyoruz. Aidiyet problemi çok önemli. Çerkeslik bilincini, insanların mensup oldukları kimlik bilincini bir oluşturmamız lazım.
Hayatımda bazı deneyimlerim oldu. Bir Gürcü arkadaşım var örneğin, 30-40 senelik arkadaşım, bir masada oturuyor, sohbet ediyoruz. “Ahmet abi, sen millet olarak nesin?” diye sordum. “Önce Türküm, sonra Gürcüyüm” dedi. “Gürcistan’a gitsen, şu anda bağımsız bir devlet, orada bunu söylesen seni döverler” diye takıldım. “Yok ya hoca, hakikaten öyle mi?” dedi. Hiç düşünmemiş. Sonra bir Abaza arkadaşıma aynı soruyu sordum, aynı cevabı aldım. Bizim Adigelere de sordum, aynı... Demek ki Türkiye’de aidiyet problemi var. Asimilasyon dediğimiz hadise sessizce ve yavaşça devam ediyor. O halde biz ilk olarak aidiyet konusuna önem verelim diye düşündük.
İkinci olarak; aidiyet yetmez, “bze”, yani anadil unutulur ise aidiyet de unutulur dedik. Bir arkadaşım vardı,“Dedem Çerkes” derdi. “Babam Çerkes” demezdi. Neden? Çünkü babasının böyle bir derdi yoktu. Dedesi onunla ilgilenirken “Biz Çerkesiz” derdi. Demek ki onun kafasında bir dert vardı.Yani Türkiye’de bir aidiyet meselesi var bir de dil meselemiz var. Günlük hayatımızda Adigece bilen iki kişi karşılaşıyoruz, Türkçe konuşuyoruz. Arkadaş etmeyin eylemeyin, hiç olmadı bari biz Adigece konuşalım. Evlerde anadilini bilen bir kişi kaldı. Evin hanımı ya Çerkes değildir ya başka bir lisan biliyordur. Dolayısıyla kullanılmayan bir dil haline geldi Adigece. Bu tespitle bir kurs açtık, şu anda 30’u aşkın katılımla her pazar günü 13:00’te başlayıp, akşam 20:00’lere kadar devam ediyor. Gönüllüler katılıyor. Daha gençleri de katmaya çalışacağız. Hocamız Ragıp Mete.
Önemli bulduğumuz üçüncü konu da; bir toplumu özel yapan onun örf ve adetleridir, gelenekleridir. Onlar da kaybolmaya başladı. Üçüncü mesele Xabze dedik. Tekrar yaşanır hale getirmemiz lazım.
Bakanlar Kurulu gibi çalışıyoruz, her yönetim kurulu üyesinin ayrı bir bakanlığı var. Mesela Dışişleri Bakanımız Tarık Efe kardeşimiz. Hem derneğimizin hem köyümüzün dış bağlantılarını sağlayacak. Faaliyet alanını konuştuktan sonra, ‘şu-şu konularda çalışacaksın, önümüzdeki yaz aylarında da anavatana bir gezi düzenleyeceksin’ dedik. Yani ufkumuzu geniş tutacağız. Çevre derneklerle, köylerle irtibat kuracağız. Mesela Köprübaşı köyüne (Düzce) gideceğiz. Her köye gideceğiz, onlarla fikir alışverişi yapıp güç birliği, fikir birliği oluşturmak, bir müşterek sağlamak için ziyaret edeceğiz.
Önder Yalçın kardeşimizin görevi folklor ve müzik. Bu konuda kabiliyetlidir, ayrıca severek uğraşıyor.
Kenan Efe arkadaşımızın görevi Xabze. O konuda literatür bulmak, araştırma yapmak onları insanlarımıza mal etmek... Bir müddet sonra bu konuların konuşulduğu toplantılar yapmak. Adige Xabzeyi konuşulur, uygulanır hale getirmek, “böyle bir dert de var” denecek hale getirmek.Adigece bir Xabze kitabımız var. Seçtiğimiz kısımları Türkçe’ye çevirip yaşanır hale getirmek için bir gayretin içerisinde olacağız. 
 
-J: Üç ana hedef var. Aidiyet –Kimlik Bilinci, Bze ve Xabze. 
-H.C.: Bu üç hedefin dışındakiler de önemli ama bunlara göre şimdilik detay kalıyor. Onları besleyen şeyler de olacak. Mesela Çerkes mutfağı ve kıyafetler konusu. Bu görev Yönetim Kurulu üyemiz Birgül Özkanlı’ya verildi. Çerkes mutfağını sorsalar, neler biliyorsun diye, hepimiz ‘şıpsı-pasta’ biliriz. Ama aslında birçok Çerkes yemeği var. Arkadaşımızla konuştuk, Çerkes yemeklerimizi yapmaya başlayalım ve yavaş yavaş yaygınlaştıralım.
Sonra milli kıyafetlerimiz. Şu anda Türkiye’deki Çerkeslerin kalpak dışında -o da törenlere has kullanılıyor, günlük hayatta kullanılmıyor- milli kıyafetimiz yok. Güzel bir gömlek veya başka bir şey, ama bizim motiflerimizi taşısın. Fişeklik çok klasik bir şey, ama bizi anlatıyor, bayrağımızın şeklini taşıyan veya sülale armaları, Çerkes motifleri taşıyan giyim eşyaları yapalım ve günlük hayatımızda kullanalım. Bunu giydiğimizde “Çerkesim” diyerek sevgiyle taşıyalım. Gelecekte Adigeler kendi milli kıyafetleriyle gezebilir, hatta “bana da yok mu” diye siparişler alınacak bir sektör haline de getirilebilir. 
-Önder Yalçın: Milli kıyafetlerimizi folklorik olarak düşünmüyoruz. Folklorda geleneksel kıyafetlerimiz giyiliyor ama bizim günlük kullanmamız lazım. Öyle bir şey yapalım ki günlük hayatımızda çok rahat kullanalım ve de severek kullanalım, örnek olsun istiyoruz, yapacağız muhakkak. 
Bir arkadaşımız spor konusunu organize edecek. Köyde 7’den 70’e herkes sporla ilgilensin istiyoruz. Yaşlı insanlarla yürüyüş grupları oluşturacağız, belirli ve programlı bir yürüyüş yapacağız. 7-12 yaş grubuna atletizm yaptıracağız. Onları yönlendirmeye çalışacağız. Kenyalılar devamlı koşar mesela. Ketenciler’den neden iki kızımız - oğlumuz atlet olmasın? Hatta neden dünya çapında olmasın?
 
-J: Spor sorumlusu kim?
-H.C.: Spor Bakanımız Serkan Karaten (Къартэнкъо). Güreşçi bir arkadaş. Çerkeslerin güreşe yatkınlığı vardır. Türkiye adına nam yapmış güreş yapan Çerkesleri bir saymaya başlarsak liste uzar. Köyde yaşayanları spor yapar hale getirmemiz lazım.
Hayaller ulaşılmayacak yerde olsun ki, sürekli peşinde gidesin. Hayallere çabuk ulaşırsan gidemezsin. Asgari ücret yeter dersen kazanamazsın, yetmez diyeceksin ki daha fazla kazanasın. 
 
-J: Başka bakanlıklar var mı?
-H.C.: Bünyamin Turan arkadaşımız, tarih hocasıdır kendisi, dil kursumuzun da sorumlusu. Köyümüzün tarihçesiyle beraber Çerkes tarihinin de bilinir hale gelmesini istiyoruz. Ankara’da öğrenciyken İsmail Berkok’un Tarihte Kafkasya kitabını üç günde okumuştum. Çerkes tarihini öğrenmem lazımdı ve öyle bir kitapla ilk defa karşılaşmıştım. Dolayısı ile Bünyamin’in görevi de Çerkes tarihi. Kaynaklar araştıracak ve aktaracak.
 
Devamını gazete websitesi üzerindeki PDF gazeteden okumak için lütfen Jıneps'e abone olunuz.

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner