01 Aralık 2017, Cuma

3 yılda 1 ay arası

Bir önceki yazımda Globalizm ve Çerkes kültürünü anlatıyordum ve henüz bitmemişti. Nasıl bitsin zaten. Böyle bir konuya başlamakta kolay değil, bitirmek de. İkisi de bizim için, en az şu an yaşadığımız kadar gerçek konular. Yazı orada bitmedi ama, en azından bu ay burada devam da etmiyor. Allah izin verirse gelecek ay da Globalizm ve Çerkes kültürü üzerine devam eden yazımdan devam edecek köşem. Aslında yazı bitmiş halde. “Kendimizi hazırlamak” alt başlığıyla başlıyor ama bu ay buradan başka bir konuyu yazmak istedim. 3 yılda 1 ay; köşemde küçük bir ara vermek istedim.
Bundan yaklaşık 3 yıl önce Jıneps’te köşe yazma yoluna girdim ve 2015’in Ocak ayından sonra da hep sizlerle adına “ilkbahar” dediğimiz bu köşede buluşmaya gayret ettim. Bu köşede yazdıklarım için bana kızanlar oldu, tebrik edenler oldu. Ben gazetenin bir tarafında, siz diğer tarafında; tartıştık, kavga ettik ama, gazetede bu ay yayınlacak röportajda Nazlı nenenin dediği gibi; hepimizin kıymetlisi olan halkımızı düşünerek birbirimizle yaptığımız bu tartışmalar ve kavgalar orada kaldı.
Gazetenin “İlkbahar” köşesi benim. Kullandığımız takvimde de yılın son ayı kış mevsimine denk geliyor. Hayal gücümüz hariç; gazetenin ilkbahar köşesi ile yaşadığımız kış mevsiminin hiçbir bağı yok ama dediğim gibi hayal gücümüz hariç. Benim hayatta sahip olduğum en büyük güç de hayal gücü olduğuna göre, yaşadığımız kış mevsimine direnen binlerce ilkbahar köşesinden, bu gazetedeki bir köşe olarak size müjdeyi veriyorum! Her kış, kalbinde bir bahar taşır. Ben de gelecek yıl, bu kışın kalbinde taşıdığı bir bahar olarak; ilkbaharlık yapmaya devam edeceğim size! Gazetemizin tabiatında halkımızın doğasına cemre olarak düşüp, kimliğimizin toprağına can verecek, çiçekler açacağız! Şartlar ne kadar kötü olursa olsun, bu dünyada Çerkesler için çiçekten ormanlar açacağız..
***
Jıneps Gazetesi ilk basılmaya başladığında ben henüz 17 yaşındaydım, halkım için bir gelecek kaygısı taşımak uzak dursun, kendi geleceğimle ilgili henüz bir kaygı içerisinde değildim. Ama gazetemiz vardı, bir kaygı taşıyordu. Kaygısı olmayan insan yazmaz. Ben yazmıyordum... Ama gazete yazıyordu!.. Hepimizin adına bir kimlik kaygısı taşıyordu. Bugün ben gelecek kaygısı taşıyorum, gazetede yazıyorum; hepinizin adına bir kimlik kaygısı taşıyorum. Birçok gencecik insanımız bugün yazmıyor, ama gazete yazıyor ya yarın da bu gazetede birçok genç bir kaygı taşıyarak yazacak. 
Gazete bizim bayrağımız. Önceki koşanların yorulduğu yerden tutuyoruz, yorulduğumuz yerde bizden bayrağı almak için bekleyenlere koşuyoruz... 
Kaygılıyız dostlar! 
Halkımızın henüz doğmamış çocukları için, henüz gelecek kaygısı taşımayan gençlerimiz için, kadınlarımız için, ihtiyarlarımız için, vatanımız için, milletimizin için, dilimiz ve kültürümüz için kaygılıyız. 
Koşuyoruz!
Bayrağı aldığımız yerden, bayrağı vereceğimiz yere doğru şahsi hiçbir çıkar ve kazanç gözetmeksizin; hepimiz için koşuyoruz!
Köy köy geziyoruz; yaşlılarımızla, gençlerimizle, kadınlarımızla konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Dünden bugüne olanlara bakıp, yarını görmeye çalışıyoruz. Ne istediğinizi soruyoruz, ne isteyeceğimizi arıyoruz... Vatandan ve diasporadan haber derliyoruz, bizim için iyi olduğuna inandığımız şeyleri söylüyoruz buradan. Hata bile yapsak inanın tüm hataları da sizin için yapıyoruz..
Koşuyoruz dostlar! 
Benden önce koşanlara, bayrağı bana verenlere, bayrağı almak için bekleyenlere; gençlerimize, kadınlarımıza, yaşlılarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum; 2018’in hepimize huzur, sağlık ve barış getirmesini diliyorum. 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner