Image

Selçuk Sol (Sımsım)
Araştırma
[email protected]
Tüm Yazıları

01 Mart 2019, Cuma

ABAZALARIN 19. YÜZYIL POLİTİKALARI

 

 19. yüzyılın ilk yarısında “Küçük Abhazya”1 toplulukları merkezi “Büyük Abhazya”2 ülkesi sınırları ve politikaları kapsamında değildiler. Her bölgenin kendine has siyasi dinamikleri vardı. Esas olarak kendi feodal prenslerinin ve feodal yöneticilerinin idaresinde bir yaşam sürdüren bu topluluklar Ubıhlar3 ve Adigeler4 ile yakın ilişkiler içerisindeydi.

Ahçıpsı5, Pshu6 ve Aibga7 toplulukları özellikle bazı Ubıh ve Adige toplulukları ile yakınlık içerisinde bulunuyor, ortak hareket ediyorlardı. Çüıjaa8 topluluğu ise dönem dönem bu birlikteliğe destek veriyordu.

Bzıp nehri ve civarından başlayarak Hosta ve Matsesta nehirlerine; kuzeybatıda ise Soçipsta vadisine komşu bölgede yaşayan Sadzlar9 bu birlikteliğin içinde bulunmuş ama bazen de aksi yönde hareket etmişlerdir.

 Abhaz Krallığı ile Ubıhlar arasındaki stratejik bir bölgede yaşamlarını sürdüren Sadz topluluğu her iki tarafın çekim alanına girmiş, dönemsel olarak kendi prenslerinin tercihleri ile hareket etmişlerdir. Bu tercihleri bütünsel bir Sadz siyasetinden daha ziyade kendi içinde farklı siyasetleri olan “Geçba, Arıdba ve Atsanba prensliklerinin”10 politikaları belirliyordu.

Sadzlar, 1808 ile 1830 yılları arasında akrabalıklarının da olduğu Aslanbey Çaçba’ya11 birçok defa destek vermişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin de Sadz bölgesi üzerinde ciddi ağırlığı ve etkisi olmuştur. Osmanlının bölgede hâkimiyetinin olduğu dönemlerde12 bazen ‘’Büyük Abhazya’’ Osmanlı Devleti tarafından atanan Sadz prensleri aracılığıyla yönetilmiştir.

Ruslar, 1829 yılı itibarıyla bölgedeki güçlerinin de artmasıyla Sadzların üzerinde birçok defa Çaçba Mikhail’i (Hamitbey)13 görevlendirip onları etkileme yolunu seçerken Ubıhlar da Ahçıpsı ve Aibgaların desteğiyle Sadzlar üzerinde etki kurmaya çalışmışlardır.

Dal-Tzabal14 toplulukları da kendi idarecileri olan Marşanların etkisinde bir yaşam sürdürüp siyasi anlamda genelde 1830’lu yıllara kadar kendi bağımsız çizgilerinden taviz vermemişlerdir. Bölgenin askeri açıdan önemi, Dal ve Tzabal prenslerinin hepsinin kontrol edilememeleri, Çarlık hükümetinin bölge üzerinde planlar gerçekleştirmesine sebep olmuştur.

Marşan prensleri ile Çaçba prensleri arasındaki toprak itilafları da dış güçler tarafından kullanılmıştır. Özellikle 1835 yılı itibarıyla hâkimiyeti artırmaya çalışan Ruslar bölgede askeri harekâtlar düzenlemişlerdir. Boyun eğmeyen halkı boyun eğdirmek ve bölgede Çar hükümetinin desteklediği Mikhail (Hamitbey) otoritesini sağlamlaştırmak asıl hedef haline gelmiştir.

Yapılan dış müdahaleler Marşanların da kendi içlerinde bölünmesine ve kan davalarını oluşmasına vesile olmuştur.

Prensler arası iktidar mücadeleleri, toprak itilafları, otorite sağlama çabaları ve bölgenin büyük devletleri olan Osmanlı ve Rusya’nın bu topluluklar üzerindeki etkisi bölgenin siyasetinde önemli rol oynamaktaydı.

Bu toplulukların etraflarındaki güç odaklarının yönlendirmelerinin etkisinde bazen devamlı bazen de geçici olarak kaldıkları belgeler ile ispatlıdır. Bazen Ruslara bağlılık yemini ediyor ama çok geçmeden bölgedeki dengelerin değişmesiyle tersi yönde hareket edebiliyorlardı.

Çaçba Hanedanlığı prenslerinin yönetiminde idaresi sürdürülen Samırzakan15 bölgesi ise güçlü Keleşbey döneminde merkezi krallığa bağlılık gösterirken, dönem dönem de merkezi otoritenin zayıflamasıyla prenslerin ayrı bir siyaset izlediklerini görebiliyoruz.

Bu bölgede ezelden beri Dadiani16 ve Abhaz hükümdarları arasında anlaşmazlık konusu olmuştur. 16., 17. ve 18. yüzyıllarda toprakları bazen genişleyen bazen de daralan Abhazya Krallığı yönetimi dâhilindeki Samırzakan bölgesi uzun bir zaman Megrellerin etki sahasında kalmıştır.

Kuzey Kafkasya’da yaşamlarını sürdüren Aşuva ve Aşkaruva toplulukları ise özellikle 18. yüzyılın sonu itibarıyla Rus Devletinin güneye inme politikalarına maruz kalmıştır.

1792 yılında Kafkasya müstahkem hattı17 inşası Kuban nehri etrafında başlamasıyla Kuban nehri eteklerine ulaşan Ruslar kuzeyde varlıklarını sürdüren Abazin18 topluluklarını tehdit etmeye başladı.

Bu olay Rusların dağlıların topraklarında derinliğine planlı bir şekilde ilerlemesinin habercisi olmuştur.

Güneyde gelişen olayların uzağında bu bölgedeki topluluklar Rus ilerlemesine dönem dönem dağınık olarak direniş göstermiş ve buna bağlı olarak birçok defa iç göçler gerçekleştirerek yerleşik düzenlerinde değişikliklere gitmişlerdir.

Genelde yakın komşuları olan Adige toplulukları ile aynı kaderi paylaşmış, Rus yayılmacılığı ile mücadele halinde olmuşlardır.

Merkezi “Büyük Abhazya” Politikaları

Rusya ve Osmanlı gibi dönemin büyük devletlerinin 19. yüzyılda sürdürdükleri politikalar arasına sıkışmış, büyük güçlerin hâkimiyet savaşlarında kendi varlığını sürdürmeye çalışan, Bzıp nehri ile İngur nehri arasındaki topraklara hükmeden Çaçba (Şervaşidze) hanedanlığı idaresindeki Abhaz Krallığının (Büyük Abhazya) politikaları ve hâkimiyetindeki bölgelerde 19. yüzyıl başı itibarıyla ve devam eden süreçte değişiklikler gözlemlemekteyiz.

Abhazya hükümdarı Keleşbey Çaçba (Şervaşidze) ilk iktidara gelişiyle denge politikası güden, siyasi çıkarları gereği hem Rus, hem de Osmanlı politikaları arasında manevra yapmaya çalışan, kendi hanedanlık üyeleri ve güçlü feodal aileler arasında otorite kurmaya çalışan bir siyasi yol izliyordu.

Merkezi otoritenin olmadığı dönemlerde feodal aileler kendi aralarında güç mücadelelerine giriyor, ülkenin ve bölgenin haritasını da bu politikalar belirliyordu.

Örneğin 18. yüzyıl son çeyreğinde Kral Zurap Çaçba döneminde prensler kendi aralarında bölünmüş bu da ülke topraklarına yansımıştır. Ülke toprakları dörde bölünmüş, Bzıp bölgesi Zurab’a bırakılmış, Anakopya19 ve Kudrı arasındaki toprakların hükümdarı Keleşbey olmuş, Kudrı ile Galızga arasındaki topraklar Zurap’ın bir diğer yeğeni Bekirbey’e verilmiş, Samurzakan’da ise Levan kalmıştır.

19. yüzyılda Dzapş-ipa20, İnal-ipa21, Açba22, Maan23 gibi güçlü aileler ülke politikalarının şekillenmesinde rol oynuyordu. Ailelerin bölgedeki gücü birçok defa Osmanlılar ve Ruslar tarafından da kendi lehlerine olacak şekilde kullanılıyordu.

Bazı feodal aile mensupları ise konjonktürel duruma göre hareket edebiliyorlardı. Buna Kats Maan’ı24 örnek gösterebiliriz. 19. yüzyıl başlarında Keleşbey’in oğulları arasında devam eden çekişmede 1830’lu yıllara kadar Arslanbey’i destekleyen Maan Kats, bu tarihten sonra taraf değiştirerek Mikhail (Hamitbey) ile hareket etmeye başlıyor. Bir dönem Rusların bölgedeki etkin ismi olmaya başarabilen Kats Maan, Kırım harbi25 esnasında da Osmanlılar ile hareket edebiliyor.

18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyıl başlarında Keleşbey’in otoritesini sağlamaya başlaması ile birlikte gücünü de bölgede artıran ve bir dönem Anapa’dan Batum’a kadar Karadeniz’in Kafkasya sahilinin kontrolü altında tutan bir Abhazya Krallığı izliyoruz.

Bir müddet sonra tam bağımsızlık yönünde atılan adımların ve bu doğrultuda izlenen siyasetin faturası ağır oluyor ve güçlü bir devlet yapısı oluşturmaya çalışan Keleşbey Çaçba büyük güçlerin arka planında hissedildiği bir entrika sonucunda öldürülüyor26.

 Öldürülmesinin ardından ülkeyi uzun bir süre etkileyecek oğulları arasındaki taht mücadelesi başlıyor. Kendi başlarına gücü ellerinde bulunduramayacaklarını bilen hanedanlık üyeleri gönüllü değilseler de birçok defa siyasi tercihlerini zoraki sebeplerden ötürü yapmak durumunda kalıyorlar.

Aslanbey ile Seferbey27 arasında 1808 yılı itibarıyla başlayan mücadele, aslında Aslanbey’i destekleyen Osmanlı ile Seferbey’i destekleyen Rusya’nın mücadelesine dönüşüyor.

Seferbey iktidarında Keleşbeş dönemindeki güçlü merkezi yönetim gittikçe zayıflamış, Abhazya Bzıp bölgesinin belirli kesiminin haricinde prenslerden hiç kimse itaat etmemiştir.

1812 yılında Osmanlı- Rus Savaşları sonrası varılan antlaşmaya28 göre Bzıp ve Rioni (Poti) nehirleri arasındaki Karadeniz kıyıları Ruslara bırakılır ve Abhazya‘nın Rusya’ya bağlanması Osmanlı tarafından da kabul edilir. Bu tarihten sonra Abhazya’daki sosyal ve ekonomik değişim ve gelişmeler Rusya ile paralellik içinde gerçekleşir.

 Bu yıllarda sadece askeri stratejik noktalarda sağlamlaşmaya çalışan Çar Hükümeti yerli yaşam tarzına fiilen müdahalede bulunmamıştır.

Çar Hükümetinin sağladığı tüm haklara sahip olan Georgiy (Seferbey) Abhazya’nın resmi hükümdarı olmasına rağmen ülkenin iç politikasında etkili olamıyordu. Georgiy’nin defalarca talepte bulunmasına karşı Rusya’nın askeri komutanlığı isyancıları yatıştırmak için Abhazya’nın içlerine doğru harekete geçmiyordu.

Seferbey iktidarı döneminde Tzabal’ın Marşan prensleri ise Rusya’ya boyun eğmeyi reddetmiş ve Seferbey’in hükümdarlığını kabul etmemiştir

Özellikle 1815 yılından sonra Osmanlı için Aslanbey’in önemi artmıştır. Babıâli Hükümeti bölge ile ilgili planlarını Aslanbey üzerine yapmıştır. Osmanlı Devletinden gereken yardımı alan Alsanbey’in baskıları Seferbey ve Rus komutası için ciddi tehlike arz etmeye başlamıştır. Buna bağlı olarak Seferbey’in Rus komutasından yardım talepleri sıklaşmıştır.

Bu dönemde Osmanlı Devleti’nin aktif olarak desteklediği Aslanbey 1812, 1813, 1815, 1818 ve 1821 yıllarında Abhazya’da tahtı geri almak amacıyla askeri harekâtlara yönelip halkı Rusları destekleyen hanedanlık üyelerine karşı isyana teşvik ediyor ama her seferinde başarısız oluyordu. Başarısız olmasındaki ana etken Rusların karşı müdahaleleri idi.

1821 yılına kadar Rusların desteği ile tahtta kalmayı başaran Seferbey’in 1821 yılında ölmesinin ardından kardeşi Hasanbey29 iktidarı elde etme teşebbüsünde bulunuyor ama Rusların müdahalesi ile başarısız olup Sibirya’ya sürgün ediliyor. Ancak 1828 yılında Abhazya’ya geri dönmesine izni veriliyor.

7 Şubat 1821’de hükümdar Georgiy’nin (Seferbey) ölümünden sonra Abhazya’da “huzursuzluk ve hiddet” patlak vermiştir. Petersburg’ta bulunan merhum Seferbey’in oğlu Dmitriy (Omarbey) albay rütbesini alarak Abhazya’nın hükümdarı olarak atanmıştır.

Küçüklüğünden beri Rusya’da bulunan ve Abhaz dilini bilmeyen genç Dmitriy Şervaşidze (Çaçba) Abhazya’da babasına kıyasla daha az otoriteye sahipti. Halk ve feodal sınıfı tarafından anlaşılmayan genç prens neredeyse tüm zamanını Sohum kalesinde geçirmiştir. Yaklaşık bir yıl sonra prens Dmitriy 16 Ekim 1822’de köylü Urus Lakoba30 tarafından zehirlenmiştir.

 Dmitriy’nin ölümünden sonra Çar, 14 Şubat 1823’de Dimitriy’in kardeşi Mikhail’i (Hamitbey) Abhazya hükümdarı olarak atamıştır.

Abhazya’daki iç siyasi durum prens Mikhail’in hükümdarlığının başlangıç döneminde de devam etmiştir. Merkezi yönetimin zayıflığı prens gruplarının kendi aralarında savaşına, hükümdara karşı muhalefetin oluşmasına, feodaller arası ihtirasların karşılanması için komşuların dağlık halkları teşvik etmelerine sebep olmuştur. Reşit olmayan Mikhail’in ilk yıllarında yönetimi bu yüzden çok zayıftı. 1824’de tüm Abhazya’yı kapsayan ve üç yıl devam eden yeni bir ayaklanma patlak vermiştir. Hükümdar ülke sınırlarını terk etmek zorunda kalmış ve ancak 1830’da Bambora (Gudauta yakınları), Pitsunda ve Gagra’da sahil istihkâm hattının inşası için gönderilen “Abhaz Çıkarması” müfrezesi ile geri dönebilmiştir.

 Devam Eden Süreç

1828-1829 Osmanlı-Rus harbinden sonra, imzalanan Edirne anlaşmasıyla31 Osmanlı Kafkas sahillerinde çok önemli pozisyonlarını kaybetmiştir. Kuban nehrinden Nikolay limanına kadar tüm Karadeniz kıyı kontrolü Ruslara bırakılmıştır.

Ruslar için Kafkasya’nın askeri politikasında Abhazya çok önemli bir rol oynamaktadır. Çar Hükümetinin 1829 Edirne antlaşmasından sonra inşaatına başladığı “Karadeniz sahil hattı” Rus devleti açısından hayati bir öneme sahiptir.

1830 yılının başlarında Kont Paskevich’in hazırladığı ve Çar I. Nikolay’ın onayladığı “Abhaz Çıkarması” veya diğer adıyla ‘’Abhazya Seferi’’ planının nihai amacı Poti’den Anapa’ya kadar olan karayolu bağlantısının tespit edilip devamının yapılmasıydı. Aynı yılda deniz sahillerinde Bambora, Pitsunda noktaları kurulmuştur.

Gagra dar boğazı ve Abhazya’ya giriş kapısı olan yeri, Paskeviç’in ifadesine göre “Kafkas Termopilleri” Abhaz Prensliğinin ilk olarak Sadz ve Ubıhlardan koparmayı amaçlamaktaydı.

“Kafkas Termopilleri” olarak tanımlanan kanyonlardaki Gagra istihkâmı, Sadz ve Ubıhların Abhaz Prensliği sınırları yolunda engel olmuştur. Bu dönemden itibaren ayrıca Rusya’nın ülke içinde ilerlemesini ve zaferini sağlayacak yol inşaatına ve Abhazya topografyasının incelemesine başlanmıştır.

Abhazya sahilinde 1834-1835 yıllarında bu bölgedeki kaleleri birbirine bağlayan askeri kara yolu inşa edilmiştir. 1837 yılında ise istinat kaleleri Sohum tarafında ve Kafkas hattının sağ kanadında inşa edilmiştir. 1837-1839 yıllarında, Çar I. Nikolay’ın emriyle Anapa’ya kadar, birçok kale daha inşa edilmiştir.

1836 yılında Abhazya sahili boyunca Gagra’ya kadar uzanan ve Hobi ve Zugdidi üzerinden Kutaisi’den İlori’ye uzanan Askeri İmeterya yoluyla karayolu bağlantısı sağlanmıştır. Karayolu üç bölüme ayrılmıştı. Kuban nehri ağzından St. Nikolay kalesine (Şevketli), yani Türk sınırına kadar 500 km. uzunluğunda olup, 17 karakol noktası kurulmuştur. Abhazya toprakları üçüncü bölüme ait olup;

Gagra, Pitsunda, Bambora, Mramba (Tzabal yakınlarında) istihkâmları, Sohum kalesi, Dranda, Kvitaul (Kutol), İlori askeri noktaları Karadeniz sahil şeridinin üçüncü birimini oluşturmuştur.

Çarlığın askeri varlığının Abhazya’da güçlenmesiyle Lıhnı’ya32 yerleşen hükümdar Mikhail Şervaşidze’nin (Çaçba) konumu da sağlamlaşmıştır.

Abhazya’daki etkisini daha fazla pekiştirme amacıyla Çar Hükümeti hükümdarlık yönetiminin otoritesini yenilemek için yeni adımlar atmaya başlamıştır. Bu bağlamda 1837 yılında General Rozen itaat etmeyen dağlılara karşı Tzabal’a ilk çıkarmasını yapmıştır.

1841 yılında Gurya’da köylü isyanı başladı ve bu hareket, Gürcistan’da 19. yüzyılın birinci yarısında görülen en büyük köylü hareketiydi. Bu isyan dolaylı yolla da olsa Batı Kafkasya’yı da etkilemiştir.

General Golovin, 07.09.1841 tarihli raporunda Prens Çemışev’e şunları yazıyordu: “Samırzakan ve Abhazya’da, Ciget (Sadz) ve Ubıh arazilerinde dağlı halk arasında Gurya isyanı konusunda bizim için çok kötü sayılabilecek kamuoyu oluşmuştur ve bu durum bize itaat etmiş aşiretlerin de akıllarını karıştırmaktadır.”

 Aralık 1840 ve Ocak 1841’de Albay N. N. Muraviev’in cezalandırma müfrezesi Tzebelda’ya (Tzabal) ve özellikle Dal’a (Lata) saldırmıştır. Çetin dirence rağmen Dallılar boyun eğmeye zorlanmış ve Tzabal’a sürgün edilmiş, evleri ve kış erzakları ise ateşe verilmiştir.

1848 yılında Muhammed Emin33 kuzeyde Aşkaruva toplulukları olan Başılbiy ve Barakaylar arasında temaslarda bulunuyor, daha sonra da güneyde Ubıhlar ile irtibata geçtikten sonra farklı tarihlerde Sadzlar, Çüıjaalar ve Ahçıpsılar arasında geniş propaganda çalışmalarını yürütüyor, Tzebelda ve Dal Abreklerinin lideri Eşsou Marşanya ile temas kuruyordu. M. Emin, faaliyetlerinde bazı topluluklar üzerinde etkili olmuş, bazılarında istediği desteği bulamamıştır. M. Emin’in temasları Mikhail’i de endişelendirmiş, tedbir almasına sebep olmuştur.

Kırım savaşı34 yıllarında (1853-1856) Ekim 1855’de Türk komutanı Ömer Paşa35 komutanlığındaki Osmanlı donanması Sohum’a çıkarma yaparak Abhazya’yı ele geçirmiştir.

1856’da Kırım savaşı sona ermiştir. Rusya ile savaşta mağlup olan Osmanlı Abhazya topraklarını terk etmek zorunda kalmıştır.

Rusya’nın Kırım savaşını kaybetmesinden sonra Kafkasya’daki Çar yönetimi Mikhail’i Ömer Paşa’ya destek vermekle suçlamıştır. Bununla birlikte vali Abhaz Prensliğinin lağvedilmesine ilişkin konuyu gündeme getirmiş, fakat Çar bu öneriyi belirli süreliğine dikkate almamıştır.

Abhazya’nın özgün “özerkliği” (özyönetimi) Kafkasya’da diğerlerinden daha uzun süre varlığını korumuştur. 19. yy 50’li yıllarında General Uslar şu kanaate varmıştır: “Genel Kafkas askeri politika sisteminde Abhazya önemli rol oynamaktadır. Tzebelda (Tzabal) ile birlikte ülke uzun sınır hattı boyunca boyun eğmeyen dağlıların topraklarıyla birleşmekte ve Kafkasya’nın zor erişilen kesimlerine dayanmaktadır. Abhazya Kafkasya’nın batı kesimi için kale ve Çerkesya’ya yayılmamızda kılavuzumuz olmalıdır”.

Kırım savaşı ve ardından Ağustos 1859’da Doğu Kafkasya’nın Ruslar tarafından fethedilmesi, Dağıstan köyü Gunib’de Şamil’in esir alınmasından sonra Rusların askeri operasyonları batı Kafkasya’da yoğunlaşmıştır.

 Şamil’in sonu Batı Kafkasya’daki dağlıların durumunu oldukça zorlaştırmıştır. Karadeniz sahilleri ile dağlar arasında Rus ordularınca kıstırılmış durumda kalmışlardır. Kuşatmaya rağmen Adigeler, Ubıhlar ve Batı Abhazya kavimleri Sadz, Ahçıpsı, Pshu, Aibga ve Çüıjaalar’ın Rus ordusuyla orantısız savaşı beş yıl daha sürmüştür.

Haziran 1861’de Ubıhların inisiyatifiyle Soçi yakınlarında “Büyük ve Özgür Meclis” (Parlamento) kurulmuştur. Ubıhlar, Şapsığlar, Abdzahlar, Ahçıpsı, Aibga ve sahil Sadzları dağlık kavimleri “tek bir dev gövde” olarak birleşmeye çalışmıştır.

 Eşzamanlı olarak Rusya İmparatorluğuna karşı ayaklanma planlayan Polonyalı devrimciler de Batı Kafkasya’daki kurtuluş mücadelesinde aktif rol oynamıştır.

Mayıs 1864’te Rusya, Kafkas savaşını Mzımta nehrinin yukarısındaki Krasnaya Polyana (Gubaa-dü) zafer geçidiyle sonlandırmıştır.

Haziran’da Çar hükümeti Abhaz Prensliğini lağvetmiş ve geçici “askeri halk yönetimini” uygulamaya koymuştur. Abhazya’nın adı Rusya İmparatorluğu’nun Sohum askeri garnizonu olarak değiştirilmiştir.

Açıklamalar:

1.“Küçük Abhazya” tanımlaması iki bölge için kullanılmaktaydı. Sadz, Ahçıpsı, Pshu, Aibga, Çüıjaa gibi toplulukların toprakları için bu ifade birçok belgede kullanılıyorken, Aşuva ve Aşkaruva toplulukların yaşadıkları bölge içinde bu tanımlama sıklıkla belgelerde yer alıyordu.

 2.“Büyük Abhazya” tanımlaması 19. yüzyılda Bzıp nehri ile İngur nehri arasındaki toprakları ifade etmekteydi. Büyük Abhazya Krallığı’nın hanedanlığı Çaçba sülalesi idaresindeydi.

3.Abhaz-Abazin ve Adige halklarıyla aynı ortak kökten geldiği bilinen “Ubıhlar” 19. yüzyılda Kafkasya’da Şakhe (Sahe), Şaçe (Soçi) ve Hosta nehirleri ile bunların arasında akan diğer küçük çayların bulunduğu yörede yerleşik yaşıyorlardı. Ubıh toprakları üç bölüme ve üç topluluğa ayrılıyordu. Bunlar; “Şaşe”, “Vubıkh”, ve “Vordane” topluluklarıydı. Ubıhların doğu sınırlarında; Sadz, Çüıjaa ve Ahçıpsa grupları, kuzeydoğusunda Abzehler, batı ve kuzeyde ise Şapsığ ve Hakuç grupları yerleşikti. 19. yüzyılda Abhazlar, Ubıhları oturdukları bölgenin ve topluluğun adıyla adlandırıyorlardı. Abhazlar aynı zamanda Sadzlar ile komşu ve etnik sınırı olmayan iç içe yaşayan bölgedeki halklara “A-zukh” ya da “Azakhua” diyorlardı. Abhazlar, Ubıh ismini 19. yüzyılda kullanmazlardı. “Ubıh” ismi Adigeler tarafından onlara verilen isimdir. Onlar kendilerine “Duıkhı”, “T’uakhe” veya “Tuahı” diyorlardı. Ubıhların doğu sınırlarında yaşayan Saçe topluluğu Sadz, Ahçıpsı ve Çüıjaa toplulukları ile komşuydu. Bölgedeki halklar ortak bir yaşam formunu paylaşıyorlardı ve bölgenin çok dilli olduğu ifade ediliyordu. Bölgede iki hata yerine göre bazı yerlerde üç dil konuşuluyordu. Kafkas-Rus savaşlarının bitmesiyle Ubıhların tamamı Kafkasya’dan sürülmüştür. Günümüzde Ubıh dilini konuşan kalmamıştır. Ubıhların “Şaçe” topluğundan birçok aileyi Sadz ve Ahçıpsı ailelerinin içinde görebiliyoruz. Bugün Türkiye’de uygulanmasına devam edilen bir araştırmada Ubıh ile Abhaz-Abazin ortak sülaleleri arasında seksenin üzerinde ortak aile tespit edilmiştir. Araştırma devam etmektedir. Bugün bilinen birçok Abhaz-Abazin ailesinin kökeni Ubıh iken, aynı zamanda Ubıh olarak bilinen birçok ailenin kökeni de Abhaz-Abazin halkına dayanmaktadır.

4.“Adigeler”, Abhaz-Abazin ve Ubıh halklarıyla aynı kökten gelen Kafkasya’nın en eski otokton halklarındandır. 14. yüzyıl haritalarında kuzeyde Don sınırı (18. yüzyılda sınır savaşlar nedeniyle Kuban nehrine kadar geriliyor), doğuda Dağıstan ve Çeçenistan, batıda Karadeniz (Ubıh, Sadz, Ahçıpsı, Aibga, Çuıjaa, vs), Azak Denizi ve Kırım, güneydoğuda ise Osetya ve Gürcistan ile sınırları vardı. Adigeler, bu coğrafya da kendi bünyelerindeki yirmiden fazla etnografik gruptan (kabile, boy, vb.) oluşmaktaydı. Günümüzde Kafkasya’da Adigey Cumhuriyeti, Karaçay Çerkes Cumhuriyeti, kıyı boyu Şapsığ ve Kabardey Balkar Cumhuriyeti topraklarında Adige halkı yaşamaktadır. 19. yüzyıl ve öncesindeki Kafkas-Rus savaşlarında yirmiden fazla olarak bilinen Adigelerin etnografik grupları savaş nedeniyle günümüzde on ile on beş civarına kadar düşmüştür. Bazıları yok olmuş, bazıları artık sadece sülale olarak bilinmektedir. Bunlardan günümüzde tespit edilebilenler şunlardır; Natukhay, Şapsığ, Abdzax, Bjedugh, Çemguy (Ruslar bu boya Temirgoy diyor), Hatukay,   Mekhosh, Besleney,  Kabardey,  Jane (sülaleye dönüşmüştürsd), Adımey (sd), Xechaç (sd),  Mamxıgh  (sd), Hakuç  (sd), Yecerukay  (sd). 19. yüzyılda gerçekleşen Kafkas-Rus savaşları neticesinde Adige halkının yüzde sekseni vatanlarından sürülmüştür. Günümüzde Kafkasya’nın haricinde Türkiye, Suriye, İsrail, Ürdün, Irak, Avrupa ve Amerika’da yaşamlarını sürdürmektedirler. Adige kelimesi ile eş anlamlı “Çerkes” tanımlamasını kullanan birçok araştırmacı, yazar ve grup mevcuttur. Bu kavramı sadece Adigelere indirgemeyen birçok yazar, grup ve araştırmacı da mevcuttur.

5. “Ahçıpsı” topluluğu Mzımta nehri üst taraflarında yaşamaktaydı. Günümüzde Krasnaya-Polyana olarak bilinen gerçek Abazaca ismi “Gubaa-dü” olan yerler ve civarlarında Ahçıpsı halkı yaşamaktaydı. Büyük Madavey grubunu Aibga ve Çuıjaalar ile birlikte oluşturmaktaydı. 19. yüzyılda bazı Ubıh ve Adige toplulukları ile politik ve askeri birliktelikleri vardı.

 6.“Pshu” etnografik topluluğu yukarı Bzıp nehri vadisinin, nehrin her iki tarafında ve sağ tarafından ona karışan Bevsa nehri boyunca yaşıyorlardı. Küçük Madavey olarak adlandırılmaktadırlar. 19. yüzyılda genelde politik ve askeri olarak Büyük Madavey grubu üyeleri ile ortak hareket ediyorlardı.

7.“Aibga” topluluğu, Psow ile Bzıp nehirleri arasında yaşamaktaydı. Ahçıpsı ve Çuıjaalar ile birlikte büyük Madavey’i oluşturuyorlardı. Aynı Ahçıpsı grubu gibi 19. yüzyılda Ubıhlar ile politik ve askeri dayanışma içindeydiler.

8.“Çuıjaa” topluluğu Mzımta nehri üst sol kanadı ile Matsesta nehri arasında yaşamaktaydı. Ahçıpsı ve Aibga grupları ile beraber Büyük Madavey tanımlamasının içinde yer alır. Kafkasya’da Çuıjaa grubu kalmamıştır. Türkiye’de Bilecik civarında üç köyde yaşamaktadırlar.

 9.Sadzların güneydoğu sınırı Bzıp nehri üzerinden ya da ona çok yakın yerlerden başlarken, batı sınırları ise Matsesta nehri ve Soçi civarından başlıyordu. Matsesta nehri, Hosta nehri ve Soçi civarı bölgeler Ubıhlar ile doğal sınırlarını oluştururken; Bzıp nehri, “Büyük Abhazya” ile Sadzlar arasındaki doğal sınırı teşkil etmekteydi”.

10.Sadz (Ciget) topluluğu prensleri kabul edilen Geçba, Arıdba ve Atsanbalardır. Bu sülaleler küçük bölgelere de isimlerini vermişlerdir.

11.Keleşbey Çaçba’nın oğullarından biridir. Rus ve Megrel kaynaklarında Keleşbey’i öldüren baba katili olarak geçmektedir. Araştırmacılar Keleşbey hadisesinde masum olduğunu dair ipuçları göstermektedirler. 1809 yılında Ruslara itaat etme talebi red edilen Arslanbey sonraki dönemde Osmanlı siyasetinin önemli figürü haline gelir. 1810 ile 1830 yılları arasında iktidarı tekrar alabilmek için birçok defa isyan girişiminde bulunur. Yaşadığı dönemde halk desteği yüksek olan Arslanbey Keleşbey’in Seferbey haricindeki çocukları tarafından da desteklenmiştir.

12.15. yüzyılın sonundan itibaren Abhazya’da Osmanlının üç yüz yıllık hâkimiyeti vardır. Türkler Abhazya sahillerindeki hâkimiyetini ancak Sohum’u ele geçirdikleri 1578 yılında sağlamlaştırmıştır. İlk dönemlerde etkisini ve İslam inancını yaygınlaştıran Osmanlı, ülkenin iç yönetimine fazla müdahalede bulunmamıştır. 18. yüzyılda artan Rus tehlikesi karşısında Kafkasya’daki halklar üzerinde etkin siyaset yapmaya başlamıştır.

13.Mikhail (Hamitbey) Seferbey’in oğludur. Kardeşi Dmitriy’nin (Omarbey) ölümünden sonra Çar,

14. Şubat 1823’de Abhazya hükümdarı olarak kendisini atamıştır. 14Abhazya’da Kudrı (Kodor) nehri ve vadisi boyunca, Kafkas dağlarının güneybatı kısmında Tzabal isimli etnografik topluluk yerleşikti. Ruslar, Tzabal’a Tzebelda diyordu. Birçok belgede Tzabal grubu ile beraber “Dal” grubundan bahsedilmektedir. Halk arasında Yukarı Tzabal olarak da bilinen “Dal” bugünkü Lata ve civarındaki bölgeyi kapsamaktaydı.

15.Abhazya’nın Okhurey nehri ile İngur nehri arasında kalan bu bölgeye Samırzakan bölgesi denilmektedir.

16.Güney Kafkasya yerli halklarından otokton Megrel Hanedanlığı.

17.Rus yayılmaları döneminde, işgal altına alınan bölgeler sınırlarında kurulan askeri düzenleme. Kordon hattı olarak da bilinir.

18.“Abazin”, Rusların Karaçay Çerkes Cumhuriyeti’nde yaşayan Aşuva ve Aşkharuva Abazalara verdiği ortak isimdir.

19.Günümüzde Abhazya ülkesinin şehirlerinden biri olan Afon’un eski yerel adı.

20.18. ve 19. yüzyıllarda Abhazya siyasetinde etkin rol alan Eşira bölgesi kökenli Apsua sülalesi.

21.19. yüzyılda Bzıp bölgesi asilzade sülalesidir. Apsua kökenli sülalenin Adige olduğu ile ilgili araştırmalar mevcuttur.

22.Apsualar’ın en eski hanedanlık sülalesidir. 19. yüzyılda Abhazya’nın siyasi hayatında aktif rol almışlardır.

23.Bzıp bölgesi asilzade sülalelerinden Apsua kökenli bir sülaledir.

24.Kats Maan 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyılın tüm birinci yarısında Abhaz tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Abhazya’nın genç hükümdarı prens Mikhail’in vasisi, engin deneyimli mürşidi olan, hem genç hükümdarın kişiliğinin oluşması, hem de Abhazya’nın içinde bulunduğu tüm karmaşık ve sıkça çelişkili durum üzerinde aktif etkisi olan ünlü Abhaz asilzadesi Kats, eski Abhaz Maan (Marganya) sülalesindendir.

 25.4 Ekim 1853- 30 Mart 1856 tarihleri arasındaki Osmanlı-Rus savaşıdır. Birleşik Krallık, Fransa ve Piyemonte-Sardinya’nın Osmanlı tarafında savaşa dahil olmasıyla, Avrupalı devletlerin Rusya’yı Avrupa ve Akdeniz dışında tutmak amacıyla verdiği bir savaş haline almıştır.

26.1808 yılının 2 Mayıs gecesinde Sohum-Kale’deki sarayının girişinde birkaç kurşunla ağır yaralanmış ve kılıçtan geçirilmiştir. Ölümü ile ilgili Rus ve Megrel kaynaklarında Arslanbey suçlu gösterilmiştir. Günümüzdeki bazı araştırmacılar ölümünde Seferbey ve onun destekleyen Dadianlar’ı ve dolaylı olarak da Ruslar’ı zanlı göstermektedir.

27.Keleşbey’in ikinci eşi Ley-pha’dan olan oğludur.

28.Bükreş Antlaşması; 28 Mayıs  1812 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya İmparatorluğu arasında bugünkü  Romanya’nın Bükreş  şehrinde imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.  1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’nı sona erdirmiştir.

29.Keleşbey’in oğullarından biridir.

30.Dimitriy Çaçba 1822 yılının Ekim ayında 15’ini 16’sına bağlayan gece zehirlenmiştir. Kimin yaptığı bilinmiyor, fakat bazı şüpheler köylü Urus Lakoba’nın yaptığına işaret etmiştir. 23 Ağustos tarihli Gorçakov’un raporundaki kanaatine dayanarak 8 Eylül 1823’de Urus Lakoba’nın Soğuksu’da, hükümdarın sarayının önünde asılmasına onay verilmiştir.

31.14 Eylül 1829 yılında Osmanlı ile Rusya arasında yapılan anlaşma.

32.Günümüzde Abhazya’nın Gudauta şehri sınırlarında yer alan tarihi Apsua köyünün adıdır. Abhaz Hanedanlığı eski sarayı burada bulunuyordu. Diğer bir adı Soğuksu’dur.

 33.Şeyh Şamil’in naiplerinden biri olan M. Emin 1848 yılı itibarıyla Adige, Ubıh ve Abaza toplulukları arasında propaganda ve örgütleme çalışmaları yapmıştır.

 34.4 Ekim 1853- 30 Mart 1856 tarihleri arasındaki Osmanlı-Rus savaşıdır. Birleşik Krallık, Fransa ve Piyemonte-Sardinya’nın Osmanlı tarafında savaşa dahil olmasıyla, Avrupalı devletlerin Rusya’yı Avrupa ve Akdeniz dışında tutmak amacıyla verdiği bir savaş haline almıştır.

35.Kırım savaşı esnasında Abhazya’ya çıkarma yapan Osmanlı ordusunun komutanı.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.