Image

Selçuk Sol (Sımsım)
Araştırma
[email protected]
Tüm Yazıları

01 Ocak 2020, Çarşamba

Abhazya-Gürcistan Savaşında Kültürel Soykırım

       1992-1993 Abhazya-Gürcistan savaşında işgal edilen yerlerde etnik temizliğin yanı sıra, kültürel soykırım politikası da uygulanıyordu. Abhazya’nın tarih ve kültür abideleri imha edildi. Bu yasadışı eylemin vahşi amacı açıkça ortadaydı: Abhaz halkını tarihinden mahrum bırakmak, bu topraklardaki Abhazlar’ın ento-kültürel geleneklerine ait her türlü kanıtı yok etmek.

        İşgal ile birlikte Gürcistan Devlet Şurası Ordusu’nun uyguladığı kültürel soykırım politikaları ile ilgili Abhazya Cumhuriyet (AC) Savcılığı soruşturma grubunun tertiplediği “hazırlık dosyalarından” bir örnek:

        “18 Ağustos 1992’de, Gürcistan Devlet Şurası birliklerinin Sohum’u işgal etmesinin hemen akabinde Abhazya D. Guliya Dil, Edebiyat ve Tarih Enstitüsü binasının tüm odalarının kapıları kırıldı, kasalar açıldı, dokümanlar ve kitaplar yerlere atıldı, duvarlar ise otomatik silah kurşunlarından hasar gördü. Enstitü çalışanları gündüz nöbeti düzenlediler, fakat gece giriş kapıları birileri tarafından kırıldı, alt katın pencere kafesleri ilk günlerde söküldü.” 1

       Gürcistanlı işgalciler ayrıca Abhazya Devlet Kütüphanesi’ni (ADK), Abhazya Devlet Müzesi’ni (ADM) ve Abhazya Yazarlar Birliği (AYB) binasını da yağmaladılar.

       ADK’nin müdürü N. Naçkebiya yaşananları şöyle anlatıyor: “19 Ağustos 1992’de Gürcü muhafızlar Tarhnişvili sokağı tarafındaki kapıdan kütüphane binasına girdiler. Soyguncular kütüphaneden XIX. yy’a ait eşsiz kitaplar, ender ansiklopediler, abonelikler, sözlükler, sanat albümleri, daktilolar, kitap dolapları, masalar, koltuklar, kilimler ve daha birçok şeyi götürdü. Kütüphane yönetimi durumu polis karakoluna bildirdi ve bina ile kütüphane güvenliğinin sağlanması konusunda yardım istedi. Fakat ne yazık ki, bilgilendirilen kurumlar soygun ve yağmayı önlemek için hiçbir tedbir almadı. Kütüphane sürekli soyguna maruz kaldı, kapılar ve pencereler yeniden kırıldı, kütüphane mülkiyetindeki değerli her şey çıkartılmaya devam etti. 28 Ağustos gece saat 23:00’de kütüphaneye giren bilinmeyen kişiler yangın çıkarttı. Binanın penceresinden alevi fark eden kütüphane yakınında yaşayanlar itfaiyeyi çağırmış. Kısa sürede gelen itfaiye ekibi birkaç saat sonra yangını söndürmüş. Yangın sonucunda Abhazca, Ermenice, Gürcüce, Rusça kitaplardan, yabancı literatür ve bilimsel literatürden oluşan 70 bin adetlik abonelik bölümünün eşsiz fonu kül oldu. Ayrıca Sohum Merkez Kütüphanesi de soyuldu.”2

        Sohum Fizik-Teknik Enstitüsü, Deneysel Patoloji ve Terapi Merkezi talan edildi; tüm belgeleri, kütüphanesi, arşivi, etnografik, arkeolojik ve antropolojik koleksiyonları, Bilimsel-Pedagojik ve Metodolojik Kütüphane ve Arşivi ile birlikte Abhazya Öğretmen Meslek İçi Eğitim Enstitüsü’nün idari binası küle dönüştü. Abhazya Devlet Drama Tiyatrosu, Rus Drama Tiyatrosu, sinemalar, dergi yayınevleri, Besteciler Sanat Merkezi, N.A. Lakoba Müzesi, Devlet Sanat Galerisi, “Yasoçka” Voronov Anıt Müzesi, Kültür-Eğitim Meslek Lisesi, müzik okulları, Abhaz Devlet Üniversitesi ve Sohum Öğretmen Geliştirme Enstitüsü de talan ve yağmalamaya maruz kaldı.

       İşgal bölgesinde (Sohum, Oçamçıra, Gagra) okul öncesi ve okulların bulunduğu onlarca bina yağmalandı, kundaklandı, karargâh ve depolara dönüştürüldü.

       Bunun yanı sıra birçok şehir ve kasabada, kurum ve kişisel kütüphaneler yağmalama ve yakma sonucu, hem Abhazca, Ermenice, Gürcüce, Rusça ve diğer eski SSCB halkları dillerinde; hem de XVIII.XIX. yüzyıllarda Londra, Roma, Paris, Berlin ve diğer yerlerde neşredilen batı ülkelerinin dillerindeki eşsiz ve antika yayınlar dâhil olmak üzere yüz binlerce kitap yok oldu.

        Abhazya’nın kültür adamları, yazarları, şairleri, sanatçıları, ressamları, bestecileri, müzisyenleri kovuşturma ve saldırılara maruz kaldı; ünlü yazar ve Abhazya toplum adamı Aleksey Gogua ölümle tehdit edildi; ünlü yazar Cuma Ahuba esir alındı, halen kayıp kişiler listesinde bulunan ünlü şair Taif Açba evinden kaçırıldı, Abhazya halk sanatçısı Eteri Kogonia ölümcül şekilde yaralandı.

       Abhazya’nın ulusal değerleri D. Gulya, G. Gulya, S. Çanba, İ. Kogonya, A. Çoçua ve E. Eşba’nın anıtları kırıldı, saygısızlık edildi. 22 Ekim 1992’de gündüz saat 16.00’da Gürcistanlı askerler eşzamanlı olarak Sohum’da iki binayı, Abhazya Devlet Arşivi (ADA) ve Abhazya Sosyal Bilimler Enstitüsü’nü (ASBE) ateşe verdi. Birkaç saat içerisinde her iki bina da küle döndü.

       ASBE’nin ateşe verilmesi olayını Abhazya D. Gulya Dil, Edebiyat ve Tarih Enstitüsü kütüphanesinin müdürü E. Marganya şöyle anlattı: “22 Ekim 1992’de enstitümüz Gürcü muhafızlar tarafından kundaklandı. Kundaklamada, babası Sohum’da sağlık memuru olarak çalışan ve sıkça okuyucu olarak kütüphanemize gelen D. Çurgulya da yer aldı. Abhazya Enstitüsü’nün kütüphanesi, fonları* açısından, Abhazya’nın yanı sıra tüm Kafkasya bölgesinde emsalsizdi. Özelikle Abhaz bilimi fonları eşsizdi. Örneğin gezgin bilim adamlarının tüm yayınları; Dubois de Monpere Atlası (Paris 1837), Chardin’in Kafkasya Seyahati (yayın XX. yy. başı), N. Y. Marr’ın Abhazlar’ın dili ve tarihi üzerine kitapları, Ordinaryüs Berger yönetimindeki çok ciltli Kafkasya Arkeografik komisyon tutanakları (XIX. yy.), Granat, Brochaus ve Efron ansiklopedileri, çok ciltli “Kafkasya arkeolojisi belgeleri” serisi (kontes P. S. Uvarova), çok ciltli “Kafkasya takvimi”, “Kafkasya dağlıları ile ilgili bilgiler” kitabı, Abhazya Enstitüsü’nün kurulduğu andan itibaren tüm yayınları, Abhazya Bölge Tarihi Araştırma Enstitüsü’ne ait haberler, Abhazya Enstitüsü’nün “Haberleri” ve “Eserleri”, arkeoloji, etnografya, dil, ekonomi bölümlerinin çalışmaları; 47 ciltlik “Kafkasya bölgeleri ve kavimleri kitabı”, emsalsiz “Rusya Armaları” yayını, sayısız sözlükler, Kuzey Kafkasya halkları, SSCB halkları, Avrupa halkları sözlükleri, arkeoloji, etnografya, tarih, edebiyat, sosyoloji, müzik bilimi, felsefe vs. üzerine toplam 150 bin yayın olmak üzere eşsiz literatür, Enstitü’nün 50 yılı aşkın tarihi boyunca çalışanlarının, ayrıca diğer bilimsel araştırma merkezlerinden Abhaz bilimi ve Kafkasya bilimi ile uğraşan araştırmacıların tüm kitapları, makaleleri ve kartoteksler yok oldu. Latin, Gürcü ve Rus alfabesiyle Abhaz dilinde yayınlanan tüm literatür kül oldu. Gürcüce yaklaşık 4 bin kitap, XIX-XX. yy. başında Fransızca, İngilizce, Almanca ve Türkçe yayınlanan 987 kitap yok oldu. Bu kitaplar çoğunlukla XX. yy. başında Sohum’da yaşayan Rus hamisi N.N. Smetsky’e aitti. Kitaplarla birlikte çok zengin gazete fonu, 1917 -Ağustos 1992 arasında Abhazya’da yayınlanan gazeteler, dergi fonu, devrim öncesi ve Sovyet dönemine ait bilimsel, popüler, edebiyat, sanat, sosyo-siyasi yayınlar yandı. Antika kitap fonları yeri doldurulamayacak bir kayıp oluşturmaktadır…”3

       Yine aynı olayla ilgili ADM’nin arkeoloji bölümü müdürü N. Şenkao ise şöyle demektedir: “22 Ekim’de beni müzeye çağırdılar. Yolda Dr. L. Şervaşidze ile karşılaştım, birlikte Abhazya D. Gulya Dil, Edebiyat ve Tarih Enstitüsü’ne yöneldik. Alevlerin sardığı enstitüyü muhafızlar çembere almış, otomatik silahla yangını söndürmeye çalışan insanları dağıtıyorlardı. Şervaşidze ile birlikte çemberi geçmeye çalıştık. Onu bıraktılar, Abhaz olduğum için beni tutukladılar. Yanan enstitü korkunç bir manzara oluşturuyordu. Daha sonra Şevardnadze “demokrasisinin” dehşetinden geçtim. Beni dövdüler, sonra evimi göstermeye zorladılar, gözümün önünde evimi yağmalayıp kırıp döktüler, otomatik silahla ayağıma ateş ettiler, karakola götürerek tekrar dövdüler, kurşuna dizmekle tehdit ettiler, dişlerimi kırdılar. Günlerce sağlık yardımı olmadan tutuklu kaldım. Orada Abhazlar, Ruslar, Ermeniler, Yunanlar, Yahudiler’e uygulanan vahşi işkencelere tanık oldum. Ortaçağ yöntemiyle işkence edilenlerin inlemelerini, çürüyen insan eti kokusunu hayatımın sonuna kadar unutmayacağım. Fakat kültürün yok olmasını gördüğümdeki ilk dehşet ve duygu her şeyden daha çok etkileyici ve yürek sızlatıcıydı. Enstitü’nün her odasında, kütüphanede, arşivde sayısız paha biçilmez değer yok oldu. Çok iyi bildiğim için özellikle benim bizzat katılımım ile 1976-1991 yılları arası Abhazya Enstitüsü ve ADM tarafından yürütülen Tzebelda keşfinin odasında kaybedilenlerden bahsetmek istiyorum.

       Yangın başladığında odada bulunanlar:

        a) Batı Kafkasya’da araştırılan Tsibilium Kalesi’nin yakınındaki antik-erken ortaçağ mezarlığından 36 koli malzeme (10 bin üzerinde eşya), iki yüzün üzerinde MS. II.-VII. yy.’a ait restore edilen ve korunmuş çeşitli seramik eşya; çeşitli aletler (baltalar, kılıçlar, Karadeniz bölgesindeki Şam çeliğinden çakılar, mızrak, hançer ve ok uçları, kalkanlar, bıçaklar); MS. I. yy.’a ait at dizgin takımları; I.-VI. yy.’a ait onlarca eşsiz (çoğunluğu korunmuş veya restore edilmiş) Suriye, Mısır, Batı Avrupa cam eşyaları; Abhazya’da basılan dünyada tek VI. Mithridates Eupator’un gümüş sikkeler dâhil olmak üzere 30’un üzerinde Roma ve Bizans gümüş ve madeni sikke; altın, gümüş, bronz ve metalden akik taşlarıyla süslemeli ve kabartmalı yüzlerce süs eşyası ve elbise aksesuarları (tokalar, küpeler, broşlar, bilezikler, taraklar, yüzükler vs); Erken Hıristiyanlık dönemine ait mühürler; Asya, Afrika ve Avrupa atölyelerinden 10 bin üzerinde çeşitli akik, kehribar, cam, kristal, Mısır macunundan, metal (altın, gümüş, bronz) boncuklar…

       b) Tsibilium ve Şapki Bizans, Apsilya kalelerinin kazılarından 40 koli üzerinde (15 binden fazla eşya ve kalıntılar) Tunç Çağı’ndan geç Ortaçağ’a kadar katmanları tanımlayan kilden, taş, bronz, demir, gümüş, yarı değerli taşlardan, camdan eşya, mimari parçalar, bakır haçlar, VI. yüzyıla ait Yunan yazıları, Abhazya dağlarında “Yüce İsa aşkına” Aya Yorgi manastırının inşa edildiğini kanıtlayan XIV. yüzyıla ait Gürcüce yazılar, Türk puroları vs;

       c) XIV.-XVII. yüzyıllara ait tapınak ve mezarlık kazılarından 15 koli üzerinde malzeme (5 bine yakın eşya), çeşitli yerli ve ithal seramik (birçok eşya ilk defa Karadeniz bölgesinde bulunmuştur), Venedik camından emsalsiz eşya (50’den fazla), silah (kılıçlar, ok uçları, bıçaklar) ve demir aletler (çapalar, baltalar, makaslar, taş işleme aletleri vs.), gümüş ve bakır süs eşyası ve elbise aksesuarları (tokalar, küpeler, kemer uçları, yüzükler, düğmeler, Doğu ve Batı Avrupa kumaş parçaları vs.), Trabzon ve Osmanlı gümüş sikkeleri, Müslüman mezar taşı vs;

       d) Onlarca seramik ve cam Venedik kabı, silah, demir, bakır, gümüş ve altın süs eşyası ve elbise aksesuarları, çarmıhta İsa görüntülü bakır haçtan oluşan XIV.-XVII. yüzyıllara ait Voronovsk tapınağı ve mezarlığından en az 10 koli eşya;

        e) Tzebelda ve Abhazya’daki sayısız anıttan toplanan çeşitli arkeolojik malzeme, Sohum çevresinden MÖ. VI.-III. yüzyıllara ait mezar kalıntıları, neolit (Tzebelda) ve erken ortaçağ (Atsan-Guara) yerleşimlerinden malzemeler, Napra sunağından eşyalar (300 üzerinde ok uçları, adak kapları, gümüş sikkeler ve diğer eşsiz malzeme), zengin inşaat seramiği koleksiyonu (Apsiller’in ilk piskoposu Tsibiliumlu Konstantin mührü bulunan kiremit ve tuğlalar, Tsibilium, Şapkı ve Gerza-ula’dan su boruları, Mramba’dan yüz tuğlaları, Dranda’dan amforlar vd);

        f) 1976-1991 yıllarına ait Tzebelda kazıları ve Abhazya geneli ile Soçi bölgesindeki keşiflerin dokümanları, birçoğu yayınlanmamış saha günlükleri, 100 metrelik çizimler, planlar, ölçümler, krokiler, yüzlerce resim tabloları, el yazılı yıllık raporlar ve araştırma planları (yaklaşık 100 el yazısı sayfası), araştırma süreci ve sonuçlarının kaydedildiği 2000’in üzerinde renkli kazı slaytı ve malzemeleri, yüzlerce siyah-beyaz fotoğraf, arkeolog L.N. Soloviev (6 el yaz. sayfa), 1982-1988 yıllarındaki (12 el yaz. sayfa) ve 1986-1991 yıllarındaki (20 el yaz. sayfa) Tzebelda kazıları hakkında yayınlanmayan kitapların el yazısı, 30 el yazısı sayfanın üzerinde (benim Y. Voronv ile) ortak “Apsiller’in mezarları (Tsibilium mezarlığı)” monografisinin el yazması (içerdiği bilgilerden dolayı uzmanlar tarafından ayrıca Avrupa arkeolojisi için çok değerli kabul edildiğinden Mayıs 1992’de Paris’te yayınlanması teklif edilmiştir);

       g) 1989 yılında “Yasoçka” müzesinden (Tzebelda) çıkartılan arkeoloji yayınları ve çeşitli literatürden oluşan yaklaşık 200 kitap; çok çeşitli Gürcü dili dâhil olmak üzere evrensel proto-dilini yeniden yapılandırma çalışmaları sürecinde S. Voronova tarafından toplanan karşılaştırmalı dil bilimi üzerine 100’ü aşkın defter; arkeolog Y. Voronov ve meslektaşlarının 30 yıllık antik Kafkasya araştırmalarını gösteren 200 üzerinde fotoğraf; Gürcüler dâhil (D. Bakradze, İ. Gzelişvili, A. Apakidze, O. Djaparidze, L. Tsereteli, V. Lekvinadze, G. Dundua, A. Kalandadze ve diğerleri) Abhazya arkeolojisini inceleyen arkeologların 50’ye yakın fotoğraf ve biyografisi.”4

       ADA’nın ateşe verilmesi olayı ile ilgili AC Savcılığı soruşturma grubunun “hazırlık dosyalarından” bir başka örnek:

       “Enstitü binası ile eşzamanlı olarak AC Merkez Devlet Arşivi binası da kundaklandı. Oraya giden itfaiye ekibi tehdit nedeniyle yangına yaklaşamadı. İtfaiyecileri tehdit etmekle kalmayıp, korkutmak için otomatik silahla ateş eden muhafızlar yangını söndürmeyi engelledi. Arşiv binasındaki yangın başlangıçta Leselidze Sokağı’ndaki komşu evlerden koşarak gelen vatandaşlar tarafından söndürüldü, fakat iki araçla gelen muhafızlar benzin dökerek tekrar yaktı ve tabancalarla ateş ederek herkesi dağıttı. İtfaiye aracına yangına müdahale izni vermeyip, bina tamamen yanana kadar orada beklediler. Bina yandıktan sonra eylemlerini kutlar gibi havaya ateş açtılar. Muhafızlar gecenin geç saatlerine kadar arşivin yanında kaldı, söndürülemeyeceğinden emin olduktan sonra ancak gittiler.”5

       ADA’daki yangının tanığı olan ADM çalışanı V. Argun daha sonra gördüklerini şöyle yazdı:

       “Ekim sonunda binanın yandığı o gün caddede duruyordum ve yangın konuşmalarını duydum. Komşularla birlikte acele ADA’ya yöneldik ve binayı söndürmekte olan insanlara katıldık. Alev birinci kattaydı. Söndürmeye toplam 10-12 kişi katıldı. Hatırlıyorum, aralarında on beş yaşlarında Rus delikanlı ve arşivin bekçisi vardı. İşimizi, arşivin avlusunda binaya beş metre mesafede bulunan su havuzu kolaylaştırmıştı. Kısa süre sonra yangın söndürüldü. Ardından Devlet Arşivi’nin yanına binek araçla asker üniformalı üç kişi geldi ve tabancalarla ateş ederek herkesi dağıtmaya başladı. Ben Leselidze ile Kirov Sokakları’nın köşesine kadar çekildim, orada durdum ve ADA binasının kapısına bir teneke götürdüklerini gördüm. Görünüşe göre benzindi. Çünkü birkaç saniye içerisinde binada şiddetli bir alev parladı. Polisi aramaya karar verdim. Fakat benden önce biri itfaiyeyi aramış olacak ki birkaç dakika içerisinde itfaiye aracı geldi. Fakat itfaiyeciler yangını söndürmeye girişemediler, her halde tabancalı üçlü müdahale etmemelerini tavsiye etmişti.”6

        ADA ve ASBE’nin ateşe verilmesinin ertesi günü Gürcistan haber ajansları olayı “23 Ekim’e bağlayan gecede Abhazlar Sohum’u kesintisiz top atışına tuttu, bunun sonucunda ADA ve ASBE binaları yandı” şeklinde duyurdu. Belirtilen binaların “23 Ekim’e bağlayan gece” değil, 22 Ekim’de saat 15.00’te yanmaya başladığının dikkate alınması bile Gürcistanlı yetkililerin Abhazya’yı kendi bilim merkezlerini yok etmekle suçlama girişimlerinin boşa çıkması için yeterlidir. Bu vandallık sonucunda Abhazya tarihi ve kültürü ile ilgili eşsiz dokümanlar, belgeler tamamen yok oldu. Gürcü tarafının bu tür eylemleri tüm dünyaya Gürcistan yönetiminin özünde saldırı ve soykırım olan politikasını bir kez daha gösterdi.

       Bu vahşi eylemden iki gün sonra Gürcistan Parlamentosu’nun oturumunda E. Şevardnadze ve yabancı konukların huzurunda Prof. L. Aleksidze şöyle demiştir: “Abhazlar’ın sersemliği öyle bir noktaya gelmiş ki, kesilmiş Gürcü kafalarıyla futbol oynamanın yanı sıra, Gürcüler’i suçlamak için kendi bilim kurumlarını da yakıyorlar.” Ve “Şükür ki Abhazlar’ın bu vandallığını zamanında UNESCO dâhil dünyanın bilim merkezlerine bildirdik”7 diye de eklemiştir.

       AC Savcılığı soruşturması neticesinde, ADA’nin kundaklamasını, T. Nadareyşvili’nin özel güvenliğinde hizmette bulunan D. Çurgulya ve B. Mamukelaşvili’nin yönettikleri tespit edildi. Soruşturma belgeleriyle Abhaz Enstitüsü ve Devlet Arşivi’nin kundaklamalarının, T. Nadareyşvili, İçişleri Bakanı G. Lominadze, yardımcısı A. Lominaşvili tarafından organize edildiği belirlendi.8

       Savaş sonrası, 1995’te AC Savcılığı, 1993 yılında savaş propagandası yapma ve etnik çatışmayı kışkırtma suçuyla ceza davası açılan T. Nadareyşvili hakkında tutuklama emri çıkarttı.9

       Sohum’da, söz konusu ve diğer kütüphanelerin imha edilmesi ile Abhazya bilim ve kültürü uzun yıllar gelişmiş kitap fonundan mahrum bırakıldı.”10

       Abhazya’nın ve eski birliğin çeşitli yüksekokullarının onlarca mezunu ve lisansüstü öğrencileri, genç uzmanlar ellerine silah almak zorunda bırakıldı. Abhaz-Ermeni ilişkileri tarihi uzmanı Vitaliy Butba ve matematikçi, Moskova Devlet Üniversitesi lisansüstü öğrencisi Mavrik Naçkebia 1993 yılının Mart saldırısından geri dönemediler. Arkeologlar M. Khvartskia ve Laşa Kogonia, fizikçi Adgur İnal-ipa kahramanca şehit oldular.

       Rus yazar A. Bitov, Gürcü meslektaşı Ç. Amiredjibi’ye yazdığı açık mektubunda, Gürcü aydınlarının sessiz kalmalarına ve Abhaz kültürüne uygulanan soykırımı kınamamasına şaşkınlığını dile getirmiştir. Mektupta şöyle deniliyordu:

      “Abhaz halkının kültür merkezleri: üniversite, kütüphane, arşivler, sanat birlikleri yok edildi. Gürcü aydınların bundan bihaber olması mümkün değil. Sessizliğiniz hiçbir şekilde, kaldı ki yanılgıya düşürülen dünya kamuoyu tarafından da haklı çıkartılamaz.”11

       2012 yılında yeniden kalkınmakta olan Abhazya Enstitüsü’nün Müdürü V. Avidzba kundaklanma sebepleri sorusunu cevaplarken şöyle demiştir:

       “Konu şu ki, Abhazya Enstitüsü çalışanları sadece araştırma işlerini yürütmüyordu, ayrıca belirli siyasi görüşlere sahiptiler. O dönem müdür olan birinci Devlet Başkanımız V. Ardzınba’yı hatırlamamız yeterlidir. Bunu sırf ona inat yapmış bile olabilirler. Fakat, arşivin yakılmasının en başlıca amacı galiba Abhazlar’ın dünya tarihine bıraktığı izleri yok etmekti. Kısmen de başardılar; yenilenmesi imkânsız olan bazı şeyler vardır, folklor el yazmaları, Abhazya tarihi ve kültürünün yanı sıra genel Kafkasya tarihi üzerine ünlü bilim adamlarının el yazmaları. Şu anda sayım bile yapamıyoruz, çünkü kartoteksler (dizin kartı) de yandı. G.A. Dzidzarya, Ş.D. İnal-ipa ve tüm diğer bilim adamlarının topladığı her şey oradaydı. Kaldı ki işgal sırasında Sohum’da kalan bazı bilim adamları, el yazmalarını daha güvenli olacağı düşüncesiyle enstitüye götürmüşlerdi.”12

       26 Kasım’da Abhazya aydınlarının UNESCO’ya mektubunda şöyle deniliyordu: “Abhazya’nın kutsal milli kültür merkezlerinin barbarca yok edilmesi, belki de işgalcilerle acımasız çatışmamızda uğradığımız en trajik ve yeri doldurulamayacak kayıptır. Abhaz halkını manevi, etnik olarak kimliksizleştirmek, tarihinden, etno-kültürel özgünlüğünden ve şuurundan mahrum bırakmak için yüzyıllara dayanan tarihimizin paha biçilmez eserleri sonsuzluğa gönderildi, eşsiz değerler, arşiv ve kitap fonları imha edildi.”13

       Abhaz akademisyenlerin, dünya halkları bilim insanlarına ve aydınlarına seslenişi

       “Üç aydır Abhazya topraklarında zulmeden Gürcistanlı işgalciler yeni bir vahşet gerçekleştirdi. 23 Ekim’de işgal edilen Sohum’da ADA ve Abhaz D.İ. Gulia Dil, Edebiyat ve Tarih Enstitüsü binaları kundaklanmış ve yağmalanmıştır. Yangın, eşsiz belgeler, el yazıları, kitapları yok etmiştir.

       Büyük bir acı ve üzüntüyle Abhaz kültürüne korkunç ve telafisi olmayan zarar verildiğini belirtmek zorundayız. Halkımızın milli zenginliği katledildi. Asırlara dayalı tarih yolculuğumuzun paha biçilmez kutsal emanetlerini kaybettik, ülkemizin tarih ve kültürü ile ilgili satır satır belge toplayan sayısız bilim adamı ve araştırmacı kuşağının eserleri yok oldu. Bu 20. yüzyılda Abhazya’nın üzerine çöken en trajik darbelerden biri, Gürcü işgalcilerle savaşta yaşanan en acı kayıptır.

       Arşiv ve Enstitü binalarının kundaklanması tesadüf değildir. İşgalin iki buçuk ayı içerisinde Gürcistan birlikleri büyük bir hırsla Abhazya’nın diğer Milli Kültür ve Araştırma Merkezleri’ni imha etmiştir. ADM, Abhazya Devlet Üniversitesi, Abhazya Sanat Birlikleri Merkezi, D.İ. Gulia Müze Evi, N.A. Lakoba Müze Evi, Sohum Deneysel Patoloji ve Tedavi Enstitüsü, Moskova Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü Sohum Bölümü “Atoll” vd. barbarca yağmalanmıştır.

        Abhazya Enstitüsü’nün Arşiv ve Kütüphanesi ile ADA Fonu’nun önceden planlanmış ve hazırlanmış imha eylemi Şevardnadze’nin kanlı rejiminin yasadışı, şovenist, faşist ideoloji ve uygulamasını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

       Halkımızla silah gücüyle savaşan işgalciler, onun yüksek maneviyatını kırmaya, milli şuuru yok etmeye çalışmaktadır. Abhaz milli kültürünün önemli iki bilim merkezini imha ederek asırlara dayanan Abhaz tarihini yok etmeye, Abhazları tarihinden mahrum bırakmaya, geçmişini unutturmaya çalışmışlardır. Üniter Gürcistan ile delice imparatorluk hayalleriyle işgalciler, Abhaz milli kültürünün tüm anıtlarını yeryüzünden silmek, tüm dünyanın önünde “Gürcistan’da tek avuç bile Gürcü olmayan toprak yoktur” yalanını tekrarlamak için “Abhazya” ibaresini dünya tarihinden yok etmek istemişlerdir.

       Fakat hukuk dışı planlar hayata geçemeyecektir. Hiç kimsenin bizi ne tarihimizden, ne toprağımızdan mahrum bırakmaya gücü yetmez. İşgalciler kovulduktan ve Abhazya yine özgürlüğüne kavuştuktan sonra Abhaz bilim adamları halkımızın geleceği için kaybedilen mirası mümkün mertebe canlandırmak için zorlu çalışmalara başlayacaktır. Gürcistan’ın şimdiki liderleri de, Abhaz topraklarında işledikleri tüm zulüm ve suçlardan dolayı tarih önünde hesap vereceklerdir.

       Dr. V. G. ARDZINBA

       Dr. B. E. SAGARİA

       O. N. DAMENİA

       Dr. Ş. K. ARİSTAVA

       N. V. ARŞBA”14

 

      *Fon: Belgelerin bütününün olduğu alana verilen isim

       Kısaltmalar:

       AC Abhazya Cumhuriyeti

       ADK: Abhazya Devlet Kütüphanesi

       ADM: Abhazya Devlet Müzesi

       ASBE: Abhazya Sosyal Bilimler Enstitüsü

       ADA: Abhazya Devlet Arşivi

       1 1992-1993 yıllarında Abhazya’yı işgal döneminde Gürcistan yetkilileri ve silahlı birlikleri tarafından işlenen toplu cinayetler, soykırım, diğer ağır suçlarla ilgili ceza davalarının hazırlık dosyaları // www.eurasiatimes.org/index.php?page=researcers&article_id

       2  http://psou.narod.ru/history/wb/wb_70.html

       3 http://psou.narod.ru/history/wb/wb_70.html

       4 http://psou.narod.ru/history/wb/wb_70.html

       5 E.K. Acincal, 20. Yüzyıl Sonunun Vandalları, Sohum-2015, s.2

       6 V.H. Argun. Devlet Arşivi nasıl yandı//”Abhazya Cumhuriyeti” gazetesi, № 15, 19 Mart 1993

       7 E.K. Acincal, 20. Yüzyıl Sonunun Vandalları, Sohum-2015

       8 A.F. Avidzba Vatan Savaşı (1992-1993) Abhazya’nın Askeri-Siyasi Tarihi. Sohum 2013. Cilt-2, s.546

       9 “Abhazya Cumhuriyeti” Gazetesi, № 61, 4-9 Ağustos 1995

      10 http://psou.narod.ru/history/wb/wb_70.html

      11 A.F. Avidzba Vatan Savaşı (1992-1993) Abhazya’nın Askeri-Siyasi Tarihi, Sohum-2013. Cilt-2, s.533

      12 http://apsnyteka.org/90-borba_za_istor_pamit.html

      13 A.F. Avidzba Vatan Savaşı (1992-1993) Abhazya’nın Askeri-Siyasi Tarihi. Sohum 2013. Cilt-2, s.544

      14 A. Avidzba & V. Çamagua, “Abhazya Cumhuriyeti” Gazetesi 14 Ağustos 1992 – 30 Eylül 1993. Sohum 2017, s.111-112

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.