Image

Alaattin Bayram
Sözcüklerin dili
[email protected]
Tüm Yazıları

01 Mart 2020, Pazar

Aidiyet ve dil

 

       Her toplumun tarihinde olduğu gibi Adigelerin tarihinde de iniş çıkıların olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Adige tarihinde kardeş boyların varlığı kadar Adige dili farklı ağızların da çok olması, Adige toplumunun kendinden başkasının varlığını kabüle dayanır. Bu toplumsal arka plan modern zamanların demokratik kültür anlayışına da temellik teşkil eder. Bunun içindir ki Adigelerde boy bereketi kadar, dilde de aksan bereketi vardır. Tolumlar bu tarz durumları, güç kaybettiği zamanlar da illetli yapı, güç kazandığı zamanlar da ise bereketli yapı olarak görür.

       Günümüz Adige dili iki temel dialect (diyalekt, lehçe), ondan fazla accent (aksan, ağız, şive) ayrılır. Ancak dilbilimin önemli ünitelerinden biri olan dil - diyalekt - aksan ilişkisini yeterince bilmediğimiz için Adige dilinin dialect (diyalekt, lehçe) ya da accent (aksan, ağız, şive) isimlendirirken adeta onların her birini ayrı ayrı dillermiş gibi adlandırıyoruz ve kullanıyoruz. Bunun yapılmaması gereken önemli bir hata olduğu kanısındayım. Bu vesileyle önce TDK sözlüğünü baz alarak dil, dialect (diyalekt, lehçe) ya da accent (aksan, ağız, şive) terimlerini kısaca ele alalım.

       TDK Sözlüğü şöyle diyor:

       Dil: İsim. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban:

       “Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu.” - Sait Faik Abasıyanık

       Lehçe: Arapça isim, dil bilimi:

       1. İsim. Bir dilin tarihsel, bölgesel ve siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu, diyalekt.

       2. İsim. Konuşma tarzı. “Onun lehçesine aşina olanlara göre gayet derin hikmet, pek ince manalar taşırdı.” - Yakup Kadri Karaosmanoğlu (şi:ve), Farsça şīve, isim, dil bilimi: Söyleyiş özelliği: “Bunu Arapça değil, peltek bir Kafkas şivesiyle, Türkçe söyledi.” - Refik Halit Karay

       Ağız: isim, dil bilimi: Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili.

       Dil, bir milleti millet yapan en önemli ilk ve son temel ögedir. Millet olmak dille başlar ve dilin bitmesiyle millet ve millete aidiyeti de son bulur. Her toplum, binlerce yıl süren zaman dilimlerinde sesleri, seslerle de kelimeleri oluşturur; kendine özgü kurallara bağlı cümleler kurar, duygu ve düşüncelerini onunla ifade eder. Onda milletin aklı, fikri, beyni, ruh dünyası, hayat felsefesi, inanç dünyası mevcuttur. Dil ve din (her türlü inanç) insanların mezara kadar taşıdıkları tek hazineleridir. Evlerimizi, ülkelerimizi, elbiselerimizi, her türlü mal varlığımızı değiştirebiliriz ya da kaybedebiliriz; onca değişime ve ya kayba rağmen millet olmaktan çıkmayız. Ancak dilimizi kaybettiğimiz zaman milli aidiyetimizi de kaybederiz.

       Tarih özgürlüklerini, kültürlerini, vatanlarını ve dillerini yitirmiş sayısız milletle doludur. Yani tarih aynı zamanda milletler mezarlığıdır. Ancak, dillerini koruyabilen toplumlar, sahip oldukları her şeylerini yitirseler bile ayakta kalabilmişler ve günün birinde tarih sahnesine yeniden çıkabilmişlerdir. İbraniler, Türkler, Adigeler vd bunun canlı örnekleridir. Adigelerin İskit, Hun, Moğol, Tatar, Kazak, Acem, Arap, Rus akınlarına karşı büyük badireler atlatarak günümüze kadar var olabilmeleri dillerinine ve medeniyet algılarına (bze ve Xabze) borçlu olduklarını sanıyorum.

       Ne var ki bugün Adigeler (Çerkesler) tarihi bir eşiğin kenarındadırlar: ‘Devam mı, tamam mı? Bugün hiç bir Adige’nin buna ‘tamam’ deme yetkisi ve hakkı yoktur. Günümüzde, Adige dilini kullanmasını bilenlerimiz ile bilmeyenlerimizin oranı sayısal olarak eşit olsa bile, süreç bilenlerin aleyhine işlediği bir gerçektir. Bazı olumlu gelişmeler erken gelen bahar havası gibi aldatıcı olabilir. Dili bilen ve bilmeyen herkes el birliği yaparak yalancı bahar görüntüsünü sabırla işleyip geleceğimizi gerçek bahara çevirmemiz gerekmektedir. Burada toplum bireylerimizin daima bir araya gelmeleri önem arz etmektedir. Üzülerek söylemeliyim ki günümüzde, birçoklarımız, 70’lerin siyasi ayrımlarını üzerlerinden atamadıkları gibi bu ayrımdan zevk alarak toplumumuzun içerisinde mütemadiyen ayrık otlarını sulamaktadırlar; çoklarımız bunun farkında olmasalar bile. Bu, behemahal makül bir düzeye indirilmelidir. Aslında, bunların toplumumuz adına özellikle de dilimiz adına yapacakları çok şeyler vardır diye düşünüyorum. Yeter ki enerjilerini bu yolda harcasınlar.

       Adige dili birçok farklı özellikleri yanında ses, kelime, ağız zengini bir dildir. Bir dilin kelimelerini ufak değişiklikler gösterecek şekilde söylemek o dilin ağız yapısındaki farklılığını gösteriri. Örneğin Abzax, Bjedığu, Ç’enguy, Hatıkhoy, Natıkhuay, Yecerıkhuay, Maxhoş, Mamxığ, Jane, Şapsıa Batı Kafkasya Adigelerinin ve Kabardey, Besleney Doğu Kafkasya Adigeler’inin tamamının anadili Adiğabze’dir (Adige dili / Çerkesçe). Aralarında küçük telaffuz farklılıkları ağızdır. Kimse bunları farklı dillermiş gibi algılamamalı, kullanmamalıdır. Hatıkhoyca konuşuyorum... Şapsığca biliyorum... Abzaxca anadilim, Bizim Kabardeyce’de... vb ifadeler kökünden yanlıştır. Bunların tamamı Adiğabze’dir (Adige dili / Çerkesçe). Öyleyse Hatıkhoy Guşeeç’e (Hatıkhoy konuşma tarzı), Şapsığ Guşıaç’e, Kabardey guşeaç’e vb ifadeler doğru ifadelerdir. Örnekleri konuşma tarzı (ağız) için çoğaltalım.

       Guşıaç’e (Ç’enguy), guşeaç’e (Hayıkhoy)

       Mage: Şağsığ, Besleney. Mace: Diğer batı Adigeleri.

       Meguşae: Bejeduğ, Hatıkhoy. Meguşıe: Ç’enguy ve diğer batı Adigeleri.

       Sigur: Bjeduğ, Hatıkhoy, Kabardey. Sıgu: Ç’enguy, diğer batı Adigeleri.

       Bazı dilbilim insanlarınca ağız, şive ayrımını yapmaksızın her ikisini başlık accent (aksan) olarak tek başlık altında değerlendirmektedirler ki bence de doğru olanı budur. Eğer Adige dilini ağız - şive ayrımıyla ele aldığımız zaman Adigey ve Kabardey konuşma şekillerindeki farlılıkları şive olarak örneklemek gerekmektedir. Buna 3. şahıslardaki ek farklılığı, Kabardey aksanındaki geçmiş zaman ekindeki ses değişimi, kelime ve bazı kip ekleri sonuna getirilen Ş ya da Cılaxhsteney aksanındaki aynı görevde Ş yerine kullanılan S sesinin kullanımı ve bazı kelime köklerindeki ses farklılıkları bütün olarak ele alındığında konuyu şive farkı olarak değerlendirmek de mümkündür.

       Adige dilinde Batı - Doğu dil farklılığını şive olarak ele aldığımız zaman Doğu Adige (Kabardey) kendi içerisinde en belirgin şekliyle Baksan ve Besleney olmak üzere iki ana kola ayrılır.

       Aş quağe: Oraya gitti. (Batı)

       Abı quâş: Oraya gitti. (Doğu-Baksan)

       Abı quâs: Oraya gitti. Doğu (Cılaxhsteney)

       Sş’ekhım: Bilmiyorum. (Baksan)

       Sş’e’ım: Bilmiyorum. (Cılaxhsteney)

       Sş’erep: Bilmiyorum. Ç’enguy. Ch’erep: Bilmiyorum. Hatıkhoy, Şapsığ.

       Çıpxhu: Kız kardeşim. Hatıkhoy, Şapsığ, Bjeduğ (Bir kısmı)

       Sşıpxhu: Kız kardeşim. Çoğu batı aksanı.

       Sişıpxhu: Kız kardeşim. Hatıkhoy, Şapsığ.

       Sişıpxhuş: Kız katdeşim. Baksan Kabardey

       Sişıpxhus: Kız kardeşim. Cılaxhsteney.

 

       Adige dili Wubıx konuşma tarzı ise accent (aksan) belki de dialect (lehçe) düzeyde değerlendirilebilir. Bu konuda kesin söz söyleyebilmek için Wubıx konuşma tarzının tamamına hakim olabilmek gerekir. Bendeki bilgilere göre Wubıx guşıaç’er (Wubıx aksanı) lehçeden çok aksan düzeyindedir.

       Saşa: Erkek kardeşim. Wubıx

       Sşı: Erkek kardeşim. Adigey.

       Siş: Erkek kardeşim. Hatıkhoy, Bejeduğ ve Şapsığlarların kimileri.

       Çı:Erkek kardeş. Hatıkhoy, Cıgıt.

       Çok daha belirgin örnekler elimizde vardır. Hatta Abaza dilin de bile kelimeler bazında hatırı sayılır benzerlikler mevcuttur. Adige ve Abaza dilleri, bir dilin iki ayrı diyalektleri olarak ele alıp detaylı çalışmaların yapılması da artık bir zorunluluktur. Bu şuanki yazımızın dışında kalan ayrı ama önemli bir konudur.

       Bizim vurgulamak istediğimiz konu Adige dilindeki farklılık ya da benzerliklerin incelenmesinden öte bu farklılıkların ayrı diller olmadığını, farlılık sandığımız dil nüansların, bir dilin aksan ya da lehçe farklılıklarından öte bir şey olmadığına dikkat çekmektir. Dilerde filiz veren bu tarz özelliklerin olmamış olsaydı, dünyada bir tek dilden başka bir dil olmazdı. Ne var ki bu gerçekliğe tamamen kendimizi yaslayıp mikro dilcilik ya da micro kabilecilik yapamayız.

       Unutmamak gerekir ki ne batı Adige topraklarında konuşulan Adige dili ağızları ne de doğu Adige topraklarında konuşulan Adige dili ağızlarının hiç birisi, kendi yerel adlarıyla Adige dilinden ayrı birer dil değildirler. Örneğin Ç’enguy, Kabardey, Besleney, Hatıkhoy, Şapsığ, Abzax, Wubıx vb ağız ya da şiveler birer ayrı dil olmadıkları için bunları farklı bir dil gibi algılamak, öyle kullanmak, yeni kuşaklara bu şekilde sunmak oldukça büyük bir hatadır. Üstelik böylesi tavırlar milli bütünlüğü bozduğu gibi, toplumu küçültür, toplumun gücünü yok eder ve milleti kabile boyutuna indirger. Çünkü yukarıda andığımız tüm ağız ve şivelerin her birisi Adige dilinin ağızları olduğu gibi her bir topluluk da Adige büyük ulusun sadece ve sadece kardeş boylarıdır, evlatlarıdır. Bugün Adigey’in, Kabardey’in farklı cumhuriyetlere sahip olması, insanlarımızın Adige dilinin farklı aksanlarını kullanması bu kadim Adige dilinin, bu kadim milletin, Adige milleti olma bütünlüğünü bozamaz, bozmamalıdır. Millet birliği dil birliğinden geçer. Dil birliği ise farklı aksanları birer dil olarak görmekten değil, bunların tamamını Adiğabze (Adige dili / Çerkesçe) olarak görmekten geçer. Ayrıca, bugün elzem olan, farklı coğrayfalarda ve cumhuriyetlerde yaşayan Adige halkının tamamını ayrı milletler olarak görmekten değil, bunların tamamını Adige millet olarak görmektir. Öncelikle bu asli bakışın tüm Adigeler tarafından içselleştirilmesi ve yine onlar tarafından işlevlik kazandırılması gerekmektedir.

       Adigeler bugün öncelikler anadillerini olması gereken yere getirmek zorundadırlar. Ondan sonra istedikleri kadar dil öğrenebilirler. Anadiliyle doğmayan her insan başkasının hanesine yazılmış demektir. Bu asla ve asla microculuk değildir, başkalarına düşmanlık değildir, ayrımcılık hiç mi hiç değildir. Sadece Adige diline sahip çıkmaktır. Bugün bizler bunu yapmadan başkalarının Adiğabze öğrenmelerini beklemek çok da şık olmasa gerek.

       Unutmayınız ki Adiğabze kaybolursa Adige kaybolur, Adigey1 kaybolur.

 

       1Adigelerin Kafkasya’daki tarihi toprakları

 

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.