Image

Dr. Hajbeviko Fatma Yılmaz
WUZİNŞEW
dr.fatmaylmz@gmail.com
Tüm Yazıları

01 Ağustos 2019, Perşembe

Alerjik hastalıklar (3)

     Yeniden merhaba! Geçen aylarda genel olarak alerjiden ve alerjik hastalıklardan bahsetmiştik. Artık yazı dizisi (kısa yazamamak da bir sorun bence) haline gelen alerji konusunun bu ayki altbaşlığı “alerjik hastalıklar” olsun. Peki nedir bu alerjik hastalıklar? Atopik olarak tanımlanan genetik yatkınlığı olan bireylerde, “alerjen“  maddelerin bağışıklık sistemimizi uyarması ve aşırı yanıt oluşturması sonucu gelişen rahatsızlıklardır. Belirtiler, alerjenin etkili olduğu organa göre çeşitlilik gösterir. Örneğin etkilenen organ gözse “konjonktivit”, deriyse “ürtiker” vs. Bazen alerjen birden fazla sistemi etkileyebilir: Besin alerjisinde bağırsak enfeksiyonlarının yanı sıra atopik dermatit (egzama) gibi ciltte de reaksiyon görülebilir. Anaflaktik reaksiyonda birçok organ etkilenir.

     Alerjik hastalıkları etkiledikleri sistemlere göre kısaca tanıyalım:

     Solunum sisteminde alerjik reaksiyon; burunda alerjik rinit (nezle), akciğerlerde hava yollarında astım gelişimine neden olur. Ancak her ikisi tek hastalık olarak kabul edilir ve birlikte tedavi edilir. Zira alerjik rinitli hastalarda astım sık gelişir ve rinit varlığında astımın kontrolü zorlaşır.

     Alerjik rinit, bahar nezlesinden astıma kadar geniş bir spektrumda rahatsızlığa neden olur. Ev tozu akarları ve evcil hayvanlara bağlı yıl boyu sürebilir veya ağaç polenlerinin yoğun olduğu bahar aylarında dönemsel olarak (mevsimsel alerjik rinit-saman nezlesi) görülür. Mevsimsel alerjiler, yerleşim yeri ve alerjene göre farklılık gösterir. Genel olarak ağaçlar yaz başından ortasına kadar, çimenler ilkbahar sonu-yaz başı, otlar yaz sonu-sonbahar başı etkili olur. Polenler havaya karıştığı için gözler ve solunum yolu daha çok etkilenir, ancak çapraz reaksiyonlara da dikkat etmek gerekir. “Oral alerji sendromu veya polen-besin alerjisi” olarak isimlendirilen bu reaksiyonların nedeni, polen alerjenleri ve bazı gıdalardaki proteinlerin yapısal benzerliğidir. Polenlere alerjisi olan bireylerin %40’ında bazı taze sebze ve meyvelere karşı da alerji gelişir. Örneğin huş ağacı polenlerine alerjik olan kişilerin yaklaşık üçte biri elma, armut, vişne, kiraz gibi çekirdekli meyveleri yerken ağız içi ve dudaklarda kaşıntı, şişlik, karın ağrısı, bulantı gibi şikâyetleri olabilir. Polen alerjili kişiler bala duyarlı hale gelebilir, bal tüketimi bu bireylerde ürtiker, bulantı, karın ağrısı, ishale yol açabilir.

 Dikkat!!! Alerjik nezle, tedavi edilmediği takdirde astıma, sinüzite hatta çocuklarda yüzde şekil bozukluğuna neden olabilir.

      Alerjik rinitin burun akıntısı-tıkanıklığı, hapşırık, burun-boğaz-göz ve kulaklarda kaşıntı, gözlerde sulanma gibi belirtileri vardır. Alerjik riniti olan hastalar alerjenler dışında, sigara dumanı, keskin koku, aşırı sıcak ve nemli ortam gibi tetikleyici faktörlere maruz kaldıklarında da benzer şikâyetler gelişebilir.

     Alerjik rinitte hastanın öyküsü, tanı konması, alerjenlerin belirlenmesi açısından çok önemlidir. Tetikleyici unsurlar belirlenmişse, bunlardan korunmak tedavinin ilk ve en önemli basamağını oluşturur. İlaç tedavisi olarak antihistaminikler (ağızdan ve sprey şeklinde alerjiye karşı kullanılan ilaç grubu), kortizonlu spreyler ve tuzlu su kullanılır. Bu hastalarda mevsim öncesi tedavi başlanarak semptomlar önlenebilir veya hafifletilebilir. İmmünoterapi (aşı tedavisi), hastalığın tedavisinde ve astım gibi ileride gelişebilecek hastalıkların önlenmesinde etkilidir. İğne korkusu olanlar için sevindirici haber! Enjeksiyonun yanı sıra günümüzde ağızdan uygulanabilen aşılar da mevcuttur. Ancak etkili tedavi süreci 3-5 yıldır ve mutlaka bir immünoloji uzmanı denetiminde yapılmalıdır.

      Astım, çocuk ve yetişkinlerde, akciğerdeki hava yollarının daralmasıyla gelişir. Alerjenler ve tetikleyici unsurlara maruz kalan hastalarda iltihaplanma, yapışkan salgı üretiminde artış olur, akciğerlere giden hava yollarındaki kaslar kasılarak hava yolunu daraltır. Bu da nefes alıp vermeyi zorlaştırır. Hastalar öksürük krizleri, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissinden yakınır. Şikâyetler mevsimsel değişiklik gösteriyorsa, nöbet şeklinde oluyor ve tekrarlıyorsa, kendiliğinden veya ilaçla düzeliyorsa, egzersiz sonrası hırıltılı solunum varsa astımı işaret ediyor olabilir, lütfen bir alerji-immünoloji veya göğüs hastalıkları uzmanına başvurun.

     Göz nezlesi, açık havadaki polen-duman, yüzme havuzlarındaki klor, kozmetik malzemelere bağlı gelişir. Gözlerde kaşıntı, kum varmış gibi batma hissi, sulanma, gözkapağında şişlik gibi belirtileri olur. Hastalığın yayılmasını önlemek için elleri sık sık yıkamak ve gözleri kaşımamak önemlidir.

      Ürtiker (kurdeşen), farklı büyüklükte kabarık-kaşıntılı alerjik deri döküntüsüdür. Genelde 1-2 gün içinde kendiliğinden kaybolur. 6 hafta veya daha uzun sürdüğünde “kronik ürtiker” kabul edilir ve incelenmesi gerekir. Sıklıkla süt-yumurta-çilek gibi gıda ve penisilin türevi ilaçlara bağlı gelişir. Bazı inatçı ürtiker vakalarında hiçbir neden saptanamayabilir. Tedavide tetikleyici faktörler ve stresten kaçınmak, ilaç kullanımı önerilir.

     Anjiyoödem, kabarcıklar ve ödemin, derinin daha alt tabakalarına kadar ulaştığı bir ürtiker çeşididir. Kaşıntıdan çok, ağrı ve yanma şeklinde kendini gösterir. En sık dudaklar, gözkapakları, el ve ayaklarda görülür.

     Atopik dermatit (egzama), genetik-çevresel birçok faktöre bağlı gelişen kronik bir cilt hastalığıdır. Cildin bariyer fonksiyonunun bozulması, su tutma özelliğinin kaybolmasına, ciltte kuruluk ve kaşıntıya neden olur. Cilt kuruluğu en önemli sorundur. Bariyer özelliğinin bozulması, alerjenlerin ve diğer enfeksiyon kaynaklarının cildi kolayca geçmesine, hastalığın şiddetlenmesine ve başka enfeksiyonlara neden olur. Aşırı sıcak-nem, alerji ve stres kaşıntı ve döküntüyü artırabilir. Kronik bir hastalıktır, tam tedavisi mümkün değildir. Ancak ciltteki alerjik reaksiyonu hafifletmeye yönelik önlemler, nemlendirme, ilaç tedavisiyle semptomlar hafifletilebilir. Genellikle kortizonlu kremler önerilir (Kortizonlu kremi doktorunuzun tavsiyesine göre kullanmaya özen gösterin, gereksiz kullanım ciltte incelme, renkte açılma, ciltaltı damarlarda genişleme-kanama gibi yan etkilere neden olabilir). Kortizonlu kremler, banyodan hemen sonra, nemlendiricilerden önce, yalnızca egzamanın olduğu bölgeye uygulanmalıdır. Bununla birlikte kimyasal tahriş edici maddelerden (deterjan, parfüm, bazı kumaşlar) kaçınmak gerekir.

     Egzamadan korunmak için şunlara dikkat edebilirsiniz:

      * Yeni satın aldığınız kıyafetleri giymeden önce mutlaka yıkayın veya ütüleyin (formaldehit gibi tahriş edici kimyasallar yeni kıyafetlerde bulunabilir).

      * Kıyafet seçerken pamuk ve pamuk karışımı kumaşları tercih edin, etiketleri kesin. * Çamaşır deterjanı, şampuan ve sabunda cildinize en uygun olanları kullanın.

      * Güneş yanıklarından korunun, yüksek korumalı kremler kullanın.

      * Yüzdükten sonra mutlaka duş alın ve cildinizi nemlendirin.

      * Besin alerjisinin egzamayı tetiklediğini bilin, alerjen besinlerden uzak durun.

      * Mümkün olduğunca enfeksiyonlardan korunun, stres oluşturan faktörleri uzaklaştırın.

     Kontakt dermatit, nikel, kobalt, potasyum dikromat, saç boyasındaki kimyasallar, kozmetik ürünler, parfümlere bağlı gelişen, yavaş bir alerjik reaksiyondur. Klinik belirtiler alerjen temasından saatler veya günler sonra gelişir. Alerjenler cilt içerisine yavaş yavaş girerek bağışıklık hücrelerini bölgeye çeker ve alerjik reaksiyona neden olurlar. Cilt yapısı sorunlu olan atopik dermatit hastaları, astım ve diğer alerjik hastalıkları olanlar kontakt dermatit gelişimine daha duyarlıdır. Döküntüler temas yeri dışında da görülebilir, ancak hayatı tehdit edici reaksiyon gelişmez. Antihistaminik kullanımı halk arasında yaygın olmasına ragmen tedavide çok etkili değildir, hatta antihistaminik kremler kontakt dermatit oluşturabilmektedir. Bu nedenle mutlaka doktorunuzun tavsiye ettiği kremleri kullanmalısınız. Tedavide nemlendiricler, kortizonlu kremler ve ultraviyole ışın önerilmektedir.

     Bu ayki yazımızdan akıl notları şu 4 madde olsun:

     Alerjik hastalığa sahipseniz;

      1. Şikâyetlerinizin nerede, ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını iyi bilin.

      2. Alerjenlerden mümkün olduğunca uzak durun.

      3. Doktorunuzun önerdiği tedaviye (ilaç) harfiyen uyun.

      4. Hastalığınızın semptomlarını azaltmaya yönelik önlemleri alın (aşı, cildi nemlendirme gibi). Bir sonraki yazımızda alerjik hastalık konusuna devam edip acil tedavi gerektiren durumlardan bahsedeceğiz. O zamana dek sağlıcakla kalın, sizde alerjik reaksiyon geliştiren alerjenlerden (nesne, durum veya kişi) uzak durun!!!

(Devam edecek)

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.